"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 293-Ata Tılsımı


Mor bulut ve altın tozları cılız orkun önünde birbirlerine karışıyorlardı, en büyük saldırısı engellenmiş Maria de León ise soluk soluğa olanları izlemekteydi.

Bir süre sonra iki madde yavaşça şekil almaya başladı, dört ayağının üzerinde yükselen altın şeritlere sahip mor bir gövde oluştu. Ardından, önce uzun bir boyun ve yılan kafası belirdi, mor gövdenin üzerindeki altın rengi bu uzvu hızla yenileri takip etti.

Çok değil birkaç nefes sonra, mor gaz ve altın tozlarından oluşan yaratığın gövdesinin üzerinde beş tane yılanbaşı vardı.

“Saldır, Beş Başlı Kral Kobra”

Kitapkurdu hâkimiyetindeki materyallerden yeni bir yaşam yaratmıştı, zayıflamış rakibini bu şekilde yok etmek istiyordu. Boyu ve genişliği on metreyi bulan yaratık, büyük adımlarla Işığın Toprakları güçlerinin komutanına doğru ilerlerdi.

Işığın Kalkanı

Maria de León kalan gücüyle bir koruma kalkanı oluşturdu, önünde beliren engeli gören Beş Başlı Kobra ise bir an bile duraksamadan tüm gücüyle ışıktan oluşan bariyere saldırdı.

Ne yeni yaratığın atakları önceki zehir saldırılarına, ne de güzel kadının ruh gücü savaşa başladığı ankine benziyordu.

Her isabette Işığın Kalkanı delice sallanıyor, izleyenlere ha kırıldı ha kırılacak izlenimini veriyordu. Zaten çok da dayanamadı bu teknik, önce üzerinde kalın bir çatlak belirdi daha sonraysa parçalanarak tuz buz oldu.

Ağzından kanlar saçılan güzel kadın metrelerce geriye savrulacaktı, bu darbe onu fiziksel olduğu kadar ruhen de zor durumda bırakmıştı.

Sonra hiç beklenmeyen bir şey gerçekleşti, Maria de León savaştığı alanı terk ederek çok uzaklardaki bir yere doğru harekete geçti.

Kitapkurdu şaşkındı fakat düşmanının istikametini görünce sadece öfkelendi, Işığın Toprakları’nın müridi oğlunun olduğu yere uçuyordu.

Hemen peşine düştü, onu takip eden Beş Başlı yılanıyla beraber işini bitirecek fırsatı aramaya başladı.

Aynı anlarda Maria de León’ un yöneldiği bölgede savaş gitgide kızışmıştı, Dragan’ın yarattığı gölge bedenlerle çarpışan Elit On tüm yeteneklerini sergiliyordu.

Yarı ork uzun süredir bu görevi onlara bırakıp, kendi yarattığı Severo kopyasıyla beraber Kara Zambakların İki Numarasını baskı altına almıştı.

Mücadelenin başlarında savunmaya dayalı duruş sergileyen ork savaşçısı, iki hançeriyle tam atak moduna girmişti, çevik fiziğini kullanarak birçok yara açmıştı hasmının bedeninde.

“Kara Zambak piçi, ölümün elimden olacak!”

Severo ikiye bir dövüşü idare edemeyecek kadar zayıf değildi ama yarı orkun hançerinin yarattığı kesiklerden sızan gücüne engel olamıyordu.

Ne kadar uğraşırsa uğraşsın, küçük bir miktarın onu terk etmesini engelleyememişti. Kimdi bu ork, sanki klanını cezalandırmak için Cehennemin çukurlarından fırlayarak karşısına gelmişti.

Ruh saldırılarını püskürtebiliyor, yönlendirebiliyor, çalabiliyor, en kötüsü de silahıyla ruh enerjisi kullanan birinin gücünü boşa çıkarabiliyordu. Genç orkun, daha annesi rahme düştüğü andan itibaren Ruh Lanetini deneyimlediğini nasıl bilebilirdi ki Severo, Parthenia Şehir lordu olarak atadıkları Astute’nin eylemleri onun sonunu hazırlamıştı.

Korku içinde etrafına baktığında, babasının büyük emeği ve birçok kaynak tüketerek hazırlanan parşömenin yarattığı bedenler gri tozlara dönüyordu. Tek başına kalmıştı, peşindeki iki kişiye şimdi savaşın ateşiyle temperlenmiş üç ork savaşçısı daha katılacaktı.

Ruh Kafesi

Severo kılıcını şiddetli bir biçimde kendi etrafında savurarak bağırdı, bir saniye içinde etrafında çığlıklar atan ruhların yüzdüğü bir fırtına belirmişti. Yirmi metre çapındaki alanı yoğun sisi kaplayacaktı, klonu ve yarı ork saldırılarını kesmek zorunda kalmışlardı.

Yirmi nefes geçtiğinde sisi dağılmıştı, üzerinde acı çeken ruhların yüzdüğü üç kenarlı bir alan ve içindeki Severo kalmıştı sadece.

Kara Zambak Klanının İki Numarası, düşmanlarını hapsetmek için kullandıkları tekniği kendi üzerinde uygulamak zorunda kalmıştı, bükülmüş beli ve sık soluklanmasına bakılırsa son çaresi buydu.

“Severo!”

Uzun saçlı adam nefesini ayarlarken düşmanları bariyerin hemen dibine kadar gelmişti, bunu bekliyordu ancak gökyüzünden gelen ses sonrası hayretle kafasını yukarı kaldırdı.

“Senin de üzerinde o tılsımdan olduğunu biliyorum. Şu anda kullanmak zorundayız, yoksa ikimizde buradan sağ çıkamayız!”

“Kutsal Bakire, sonuçlarını düşündün mü?”

Severo neyden bahsedildiğini biliyordu ancak bazı çekinceleri var gibiydi.

“Eğer tılsım elindeyse veren kişi de bunun farkındadır, ikimiz beraber kullanırsak sadece buradan sağ çıkmaz, aynı zamanda savaşı da kazanabiliriz!”

Bu çok tatmin edici bir teklifti, Kara Zambakların İki Numarası hayır diyemeyecekti.

“Hadi yapalım, Maria de León!”

Dört Medeniyet Ordusu komutanlarının arasında yüzlerce metre vardı ama ikisi de aynı anda ellerinde beliren kristale sahiptiler.

Bunlardan biri, Kitapkurdu’nun yaratığı tarafından karartılmış göğü aydınlatacak kadar parlak, diğeriyse görenlerin ruhunun çekilmesini saplayacak kadar karanlıktı.

“Ata Tılsımı Açıl!”

Severo kafesinin içinde, güzel kadın da süzüldüğü gökyüzünde aynı sözleri söylemişti, ellerinden kurtulup havalanan kristallerse büyük bir gürültü eşliğinde parlıyorlardı.

Yer gök sallanıyordu, gözleri kör edecek kadar parlak ışıkla, karanlığın derinliklerinden gelen bir gri sis tüm alanı kaplamıştı. Bu durum on nefes sürmüştü, ardından sanki bir şey tarafından emiliyormuşçasına iki komutanın olduğu yere doğru toplanmıştı iki fenomen.

“Demek bu kadar çaresiz kaldınız, ne büyük utanç!”

Üstü başı dağılmış kadının yanında, gökten inmiş tanrı gibi ışıldayan yaşlı bir adam belirmişti, gözleriyle savaş alanını taradıktan sonra burnu havada bir şekilde konuşuyordu.

“Kudretli babam, bu yetersiz kızın seni utandırdı!”

Maria de León avuç içleri ve alnı yere değerken kırılgan bir ses tonuyla konuştu, bu şekilde onları izleyen herkes bir anda beliren kişinin onun babası olduğunu öğrenmişti.

“Altın Tacın üçüncü büyüğü, bu kadar ileri gideceklerini beklemiyordum!”

Kitapkurdu ortaya çıkan kişinin kimliğini biliyordu, hatta neden burada olduğunun dahi farkındaydı. Hemen yerde savaşan yarı orka doğru bağırdı.

“Oğlum geri çekil, düşmanlarımız bir avuç korkak olduklarını ispat ettiler!”

Ata Tılsımı’nın ne olduğunun bilgisi onda mevcuttu, kan bağı olan kişileri korumak için kullanılan bir çeşit büyülü kristaldi. Kişi gücünün en fazla yüzde onunu içine mühürleyerek, ihtiyaç olduğunda sevdiklerini korumak için klonlarını yaratabiliyordu.

Müthiş bir yöntem gibi görünse de, gücünü içine mühürleyen kişi için büyük kayıp anlamına geliyordu. Kullanıldığı andan itibaren güç tüketmeye başlayan klon eğer ölürse, gelişiminin önemli kısmını kaybediyordu yaratıcısı.

“Seni işe yaramaz, doğduğun güne lanet olsun. Anneni dinlemeyip uzun zaman önce ölüme terk etmeliydim seni!”

Gökte beliren adamın yanı sıra, kendini kafese hapseden Severo’nun olduğu yerde de üzerinde kara zambak desenleri olan gri cüppe giymiş biri vardı. Ortaya çıktığı an hem bağırıyor hem de kafesin içinde beraber hapsolduğu uzun saçlı adamı dövüyordu.

“Affet beni baba, güçlerini gizleyerek bizi tuzağa düşürdüler!”

Durmuyordu gri cüppeli adam, gözleriyle etrafı süzerken yere kapaklanmış Severo’yu tekmelemeye devam ediyordu.

“Bir avuç hayvanın karşısında hazırladığım iki parşömeni kullanmakla kalmayıp, bir de kendini bu kafesin içine hapsedecek kadar aciz duruma düşmüşsün. Yıkıl karşımdan deyyus!”

Son tekmesi çok güçlü olmuştu yeni gelen adamın, savrularak ruh kafesinin duvarına çarpan oğlunun tekniği parçalaması bile başlı başına uygulanan kuvvetin ispatıydı.

“Ruh esansımın bir kısmını tüketmemi sağladınız, bugün hepinizin ruhları benimdir!”

Gri cüppeli adamın ayaklarının altındaki toprakta bir büyü çemberi belirmeye başlamıştı, aynı anlarda gökyüzünde de benzer bir görüntü vardı.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ateşi yandıran kavdır. Demiri dövdüren tavdır.

Yaşar Kemal

 

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1219

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1053

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 643

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 599

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 547

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 343

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14818 Üye Sayısı
  • 454 Seri Sayısı
  • 19490 Bölüm Sayısı


creator
manga tr