"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 290-Savaş Alanında Buluşma


Kiminde mızrak, kiminde kılıç hatta bir tanesinde ok dahi vardı yeni beliren savaşçıların, duman rengi gözlerinin dışında aynı normal insanlar gibi görünüyorlardı.

“Altı Mahkûm, göreviniz şu orku öldürmek!”

Cevap vermedi Severo’nun seslendiği insanlar, sadece eliyle gösterdiği hedefe doğru hareketleneceklerdi.

“Yardım etmemi ister misin?”

“Benim değil onun dövüşü eğer lazımsa kendisi isteyebilir!”

Ainle etrafı düşmanla çevrelenmiş yarı ork için konuştuğunda, Nafız’ın yanıtı çok kısa oldu. Severo ile uğraşırken hiç renk vermeyen çocuğun elinin altında, bazı kozlarının olması gerektiğini düşünüyordu.

Aynı anlarda, yanına bir grup savaşçının desteğini alan Kara Zambakların İki Numarası’ da boş durmuyordu, ekibine geriden destek vermek yerine onlarla beraber saldırıyordu.

Onun aksine altı savaşçıdan hiçbiri ruh temelli saldırılar kullanmıyordu, yarı ork adım adım geri çekilirken, birçok silahın oluşturduğu bir atak barajıyla uğraşmaktaydı.

“Hadi yine konuşsana, ne oldu nefesin mi kesildi?”

Severo ağzından salyalar saçarak haykırıyordu şu anlarda, deri zırhının üzerinde yara izleri beliren düşmanının halinden zevk aldığı çok açıktı.

“Kollarını, bacaklarını kesebilirsiniz, öldürmeyin yeter!”

Düşmanına işkence etmeden rahat edemeyecek olan uzun saçlı adam, astları haline gelmiş altı savaşçıya durmaksızın emirler yağdırıyor, bir yanda da kılıcına topladığı ruh enerjisini acımasızca savuruyordu.

“Yardım gerekmediğinden emin misin?”

Ainle bir kez daha yenileyecekti sorusunu, görünürde işler hiç iyi bir yere gitmiyordu. Nafız ise sessizliğini bozmadı bunun karşısında, dikkatli gözlerle yarı orkun hareketlerini inceliyordu.

“Kesin, etlerini kemiklerinden ayırın!”

Severo bağırdığında, mızrağını hoyratça sallayan bir savaşçının hedefi ork savaşçısının bel kısmıydı, uzun silahıyla saplama hareketi değil de rakibin dengesini bozmak için süpürme yapmaktı amacı.

Yarı ork önündeki bir arkadaşıyla uğraştığı içinde şanslıydı, arkadan yaklaşarak yapacağı bu hareketle düşmanın işini bitirebileceklerdi.

Mızrak ince deri zırha değmek üzereydi ancak bir anda ortaya çıkan bir el onu yakalayarak engellemeyi başardı. Yarı ork ise sanki uzun süredir bunu bekliyormuş gibi arkaya doğru savruluyordu, elindeki hançerlerinin hedefi silahını yakalatmış olan savaşçıydı.

Yumruğunu savurarak kendini korumak istedi bu kişi ama nafileydi, yarı ork çoktan onun kafasına kilitlenmişti ve silahlarını saplamadan da durmamıştı. İki kül rengi silah düşmanın bedeninden çıkınca kan akmamıştı, yavaşça dağılan adam sessizce gri dumana dönüşüp yok olmuştu.

“Olamaz, imkânsız!”

Sözler Severo’ ya aitti, onu görmeyen birisi bu kelimelerin nedeninin öldürülen savaşçı için olduğunu sanabilirdi ancak uzun saçlı adam şu an başka bir yere bakıyordu.

Yarı orkun beline inecek olan mızrak darbesini engelleyen elin sahibindeydi gözü. Aynı onun gibi, yakaladığı mızrak yavaşça yok olan kişi de kendisine bakmaktaydı.

“Sizi tanıştırmama gerek var mı?”

Sinsice sırıtan yarı ork, hemen yanı başında duran adamı gören düşmanının şaşkın haliyle dalga geçiyordu, hiç beklemediği birini karşısında gören Kara Zambakların İki numarası gerçekten dağılmıştı.

“Bu, bu gerçek değil!”

“Ha ha ha, ölmüş insanları yeniden yaratabilmek mümkün ama yaşayanlarda imkânsız öyle mi?”

Severo gözlerine inanamasa da, yarı orkun sözleri doğruydu. Uzun saçlarından, giydiği zırhın en ince ayrıntısına ve hatta yüzündeki gıcık gülüşe kadar baktığı kişi kendisiydi.

“Bana o kadar çok ruh gücünden verdin ki, seni yeniden yaratmak benim için çocuk oyuncağı oldu!”

Elinde hilal şeklindeki kılıcı ile yanı başında duran adama bakan yarı orkun gözleri, sözlerine nazaran çok soğuktu, biraz önceki sürekli kaçan orka hiç benzemiyordu.

“Gel bakalım Kara Zambakların piçi, senin canını alma vaktim geldi!”

Düşmanının sureti ile sırt sırta veren Kitapkurdu’nun oğlu, savaş duruşunu alıp ayaklarını sıkıca yere sabitledi, bunun tek anlamı vardı artık kaçma faslı bitmişti.

Tüm savaş alanının özeti gibiydi genç orkun durumu, iki karşı cephenin mücadelesi olarak başlayan savaş ortaya çıkan güçlü kişiler nedeniyle geometrik olarak tuhaf bir şekil almıştı. Maria de León ve Kitapkurdu’nun mücadele ettiği alanda başka kimse yoktu, gerek dev hayvanların varlığı gerekse iki kişinin orantısız saldırıları buna yol açıyordu.

Diğer taraftan Ölümün Rüzgârı tarafından kovalanan Dragan sürekli savaşın yoğun olarak sürdüğü alanlarda dolaşmaktaydı, yol üzerine kurduğu tuzaklarla dost düşman herkese zarar verirken bir an olsun düşünmüyordu paralı asker.

Tabii ki simsiyah zırhının içinde neredeyse dokunulmaz olan adamın bilmediği bir şey vardı, karşısındaki kadının eşi tüm hızıyla ona yaklaşmaktaydı. Birkaç nefes sonra zırhının üzerine inen kılıç darbesiyle bunu öğrenecek olsa da, onun için biraz geç olacaktı.

“Çekiçdöven!”

Kadın ork savaşçısı etrafı koyu yeşil bir enerjiyle sarılmış olan kocasını görünce şaşırmıştı ama onu asıl hayrete düşüren hissettiği soy gücüydü.

“Endişe etmene gerek yok, etrafımdaki kalkan sayesinde kendimi kaybetmeden savaşabileceğim!”

Karı koca konuşurken savrulduğu yerden kalkan Dragan, yeni gelen adama korku dolu gözlerle bakıyordu, Kara Delik tarafından korunsa da bu darbeyi hissetmemesi mümkün olmamıştı.

‘Kaçmanın tam sırası’ diye düşündü içinden paralı asker ancak görünmez bir gücün bedenine yaptığı baskı nedeniyle hareketleri belirgin şekilde yavaşlamıştı.

“Neler oluyor!”

Panik içindeydi Dört Medeniyet Ordusunun Baş Kumandanı, delicesine koşmak isteyip aynı zamanda sanki ağır çekimdeymiş gibi hareket etmesinin şokunu yaşıyordu.

“Savaşçının Hiddeti!”

Ölümün Rüzgârı babasından miras aldığı soy gücünü ilk defa etkinleştirecekti, Dragan ile olan savaşının başından beri uygun zamanı kollayan ork kadını harekete geçmişti.

“Metal Orman!”

Hareketleri kısıtlanan paralı asker eline geçirdiği bir diski yere fırlattığında belli belirsiz mırıldanıyordu, onun hareketlerini uzaktan olsa görebilen Leonardo ise yüksek sesle bağıracaktı.

“Herkes kaçsın, paralı askerin yanından uzaklaşın!”

Ne yazık ki orklar henüz ses hızında hareket edecek kadar gelişememişti, tüm iyi niyetine rağmen yüz metrelik çapa sahip alan içindeki herkes, yerden bir anda çıkan dev dikenler tarafından hapsedilmişti.

Sağ kalabilen şanslılar çok azdı, boyları normal insanın üç katına kadar çıkabilen metal dikenler toprağın altından fırladıkları gibi binlerce insan ve orku delik deşik etmişti.

“Ben Dragan burada ölmeyeceğim!”

Paralı asker kozlarından birini oynadığında yavaşça özgüven kazanmaya başlıyordu, ağzında sürekli gevelediği sözlerse iyi talih için söylenmiş bir çeşit dua gibiydiler.

“Şerefsizler, bunu sadece kendilerini savunmak için yaptırdıklarını söylemişlerdi bana!”

Üstat neler olacağını nasıl mı biliyordu? Vahşi Bataklık üzerinde kurmaya çalıştığı ütopya dünyası için verdiği tavizlerden biriydi bu silah. Makineler İmparatorluğu her hangi bir kuşatma esnasında düşman kuvvetlerinin içine atılarak büyük kayıplar verdirecek bu cihazı ona özel olarak sipariş etmişti.

Öfke ile haykırıyordu Leonardo, aynı Metal Orman’ın içinde geniş enli kılıcını tenini delen metal dikenlere aldırmadan sallayan Çekiçdöven gibi.

Savaşçının Öfkesi altındaki ork savaşçısı, karısıyla beraber bu saldırıdan sağ çıkan bir elin parmakları kadar kişiden biriydi ancak soydaşlarının delik deşik olmuş bedenleri onun delirmesini sağlayacaktı.

“Öldüreceğim, seni öldüreceğim!”

Her vuruşta birkaç dikeni yolundan temizleyen Çekiçdöven hızla Dragan’ın olduğu yere doğru ilerliyordu, dev çekiciyle kendisine yardım eden karısıyla beraber alev alev yanıyorlardı.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Seni seviyorum. Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum.

 

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 665

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15638 Üye Sayısı
  • 514 Seri Sayısı
  • 21134 Bölüm Sayısı


creator
manga tr