Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 289-Severo'nun Hamlesi


Ork Stepleri Ordusu komutanlarının en ufak zayıflık göstermediği anlarda, savaş alanında bambaşka dinamikler harekete geçmişti. Sayı olarak devede kulak dahi olamayacak bin druid savaşçısı, yeni kavuştukları güçlerini denemeye başlamışlardı.

“Üç başlı yaratığı ve çevresindekileri koruyun!”

“Elit On üyelerine destek verin!”

Orklar, Alyon’ un yeni soy gücü seviyesi nedeniyle durumu eşitleyerek öne geçmişlerdi ancak druidlerin sağladığı koruma onları bambaşka bir seviyeye çıkaracaktı.

“Vurun savaşçılarım, ölen kardeşlerimiz için vurun!”

Çekiçdöven’ de bu değişim rüzgârından nasibini alanlardandı, soy gücünü kullanamamak için kendisini zor tutuyordu.

“Damat, ordunun idaresini astlarından birine bırak. Karının senin yardımına ihtiyacı var gibi duruyor!”

Kulaklarında çınlayan ses tam zamanında yetişmişti, gözü sürekli ailesinin üzerinde olan komutan yıldırım gibi ilerlemeye başlayacaktı.

“Katliamın Kalbi!”

Çekiçdöven savaş tecrübesi ve elindeki hazine değerindeki kılıç nedeniyle druidlerin korumasını istememişti ancak şimdi etrafında koyu yeşil enerjiden oluşmuş bir katman vardı.

“Soy gücünüzü kullanın komutanım!”

Tekniğin sahibi Ainle’nin ruh ağacının yapraklarıyla kutsanmış bir druid idi, Ork Stepleri üzerinde eğitim gördüğü süre içerisindei Çekiçdöven’ in soy gücü olduğunu öğrenmişti.

Eski savaşçısının sözünü ikiletmeyecekti ork komutanı, her seferinde ölen babasını hatırlatarak yüreğini parçalayan soy gücünü kullanacaktı.

“Savaşçının Öfkesi!”

Karısı savaş alanının neredeyse diğer ucundaydı, Çekiçdöven oraya ulaşmak için en kısa yolu seçecekti. Elinde azametli kılıcı, üzerinde soy gücüyle birleşmiş Katliamın Kalbi kalkanıyla beraber, önüne çıkan düşmanları keserek ilerliyordu.

“Işığın Tahribatı”

Savaşın momentumunu kaybeden Dört Medeniyet Ordusu içerisinde kopuşlar hızlanmıştı, bunu gören Maria de León tüm savaş alanını etkileyecek bir saldırının eşiğindeydi.

“Kralın Gölgesi!”

“İşleri ağırdan almamı zayıflık olarak algıladınız galiba hanımefendi, rakibiniz benim!”

Bu niyetini sezen Kitapkurdu, en az onun ki kadar büyük bir tekniği kullanacaktı, mor bulutlar yeryüzüne inmeye çalışan ışıkların önüne set çekiyordu.

“Çık ortaya, Kutsal Şahin!”

Etkileyici güzelliğe sahip kadın elinde beliren büyü kristalini andıran taşı havaya savurarak bağırdı, çağrıya kulak veriyormuş gibi titreyen taş ise bir saniye sonra şiddetli bir sesle beraber patlayacaktı.

Maria de León’ un üzerinde kanat açıklığı onlarca metreyi bulan sivri gagalı, her biri yetişkin ork büyüklüğünde sivri tırnaklı, altın rengi bir şahin vardı.

“Düşman orada, parçala Kutsal Şahin!”

“Sözleşmeli bir vahşi yaratık, atamın hafızaları olmasa ne olduğunu bilmemin imkânı yoktu!”

Ainle, yanı başındaki Nafız’a bakarak konuşuyordu, yaşadığı onca olaydan sonra dişi orkun bunu bilmemesinin imkânı olmadığının farkındaydı.

“Göklerde süzülerek avına saldıran bir şahin, tam da Işığın Toprakları’nın kibrine uygun bir seçim!”

İkili neler olduğunu görse de yerde savaşan milyonlarca kişi henüz dev kuşun farkına varmamıştı ta ki keskin bir çığlık hepsini felç edip yerlerine çivileyene kadar.

“Bu da ne böyle?”

“Düşmanın bir oyunu olsa gerek!”

Orklar kendi güçlerinin farkındaydı, gizli bir kozları olsa dahi yaratığın saldırıya geçtiği yöne bakılırsa onlara ait değildi bu canlı.

“Hepiniz geberdiniz, Maria de León sözleşmeli yaratığını kullanıyor!”

Onların aksine Işığın Toprakları Müritleri her şeyin farkındaydı, tek başına tüm savaşı değiştirecek bir kartın açılmasının sevincini yaşıyorlardı.

Etraf toz dumandı, tek kanadıyla güneşi kapatacak kadar büyük olan Kutsal Şahin ile yüzleşmek zorunda olan Kitapkurdu ise bir adım atmadan olduğu yerde bekliyordu.

“Av zamanı, Kral Kobra!”

Sözcükler cılız orkun ağzından tane tane döküldüğünde, tam arkasındaki mor sisten oluşan fenomen patlayarak dağıldı, şimdi aynı yerde çılgınca parlayan iki altın göz vardı.

Alyon’ un oğlu güç hayvanını çağırmıştı, en az Maria de León’ un Kutsal Şahin’i kadar büyük bir Kobra Yılanı ok gibi ileri fırlıyordu.

Yeni gelişme gökte süren savaşın şiddetini bambaşka bir boyuta taşımıştı, iki süper gücün yardımcıları da birbirlerine girmişti.

“Öğrencin her şeye hazırlıklı gelmiş ama düşmanın hayvanının kalıtımsal bir avantajı olacaktır!”

Ainle herkes gibi gökyüzündeki mücadeleyi izlerken, ikilinin yardımcıları arasındaki eşitsizlikten dem vuruyordu.

“Normal şartlarda sözlerine hak verebilirdim, eğer Kitapkurdu’ nu tanımasaydım.”

Nafız’ın, baştan aşağı altın zırhla gökyüzünde süzülen orka güveni tamdı, o bu hamleyle karşılık vermeyi seçtiyse illa ki bir bildiği olmalıydı.

“Kutsal Şahin, şu yılanı parçala!”

Göklerde süzülerek avını arayan asil şahinin, toprak boyunca sürünerek ilerlemek zorunda olan bir yılanı alt edeceğine emindi güzel kadın. Efendisinin emrini alan sözleşmeli yaratık da hızını gitgide arttırıyordu, iki dev dişiyle kendisini ısırmaya çalışan düşmanının boynuna doğru hamlesini yapacaktı.

“Kral Kobra, Sis Perdesi!”

Dev yılan, Kitapkurdu’nun sözlerini duyar duymaz ağzını sonuna kadar açıp tüm gövdesini kaplayacak kadar büyük bir sis kütlesini serbest bırakıyordu. Yaklaşan şahin bu değişimden sonra hızını azaltarak yükselmeye başlayacaktı fakat nafile, kanadının ucu çoktan yavaşça genişleyen mor alana temas etmişti.

“Kutsal Şahin!”

Maria de León sözleşmeli yaratığının kanadında oluşan değişimi gördüğünde telaşla haykırdı, içinden geçmek zorunda kaldıkları sisin normal olmadığını sezmişti.

Zehrini genellikle dişleriyle düşmana zerk eden Kral Kobra’nın, yarattığı mor alanda aynı şekilde ağır zehir içeriyordu. Kanadındaki bazı tüyleri dökmek zorunda kalan Kutsal Şahin’in hareketinin nedeni buydu.

“Sana demedim mi, zehir gibi çocuktur Kitapkurdu!”

Bir yanda yardımcı hayvanları savaşırken, diğer yanda iki düşmanda durmaksızın saldırı gerçekleştiriyordu. Uzun süredir bir savunma, bir de saldırı tekniği kullanan ikilinin durmaya niyeti yoktu, gökteki epik sahnede müthiş bir oyun sergiliyorlardı.

“Oğlunun da babasından aşağı kalır yanı yok, baksana rakibiyle kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor!”

Gerçekten de, yarı ork her vuruşta biraz daha zayıflayan Severo karşısında, ürkek ve tedirgin tavrını bozmayıp onu peşinden koşturuyordu. Gücünün ne özeliğini ne de kudretini açığa vurmamıştı, tek yaptığı dengesini kaybetmiş düşmanını kendi kurduğu bataklığın içine yavaşça batırmaktı.

“Siz, klan dediğiniz yerde hiç mi savaş eğitimi almıyorsunuz, yoksa baban dövüşçü klanı diye ayakçı mı yetiştiriyor!”

“Yettin be!”

Severo elinde bir anda beliren parşömeni havaya attığında öfkeyle bağırdı. Daha sonra ağzından çıkardığı minik gri boncuğu parmaklarının arasına alıp ezerek kâğıt parçasının üstüne bazı desenler çizecekti.

“Ruh özümü harcamam gerekse de bu işi bitireceğim, ardından tüm aileni damıtıp kaybımı kapatabilirim!”

Gözündeki kılcal damarları patlayan Kara Zambakların İki Numarasının gözünü kan bürümüştü, orklar içinde kimse bilmese de Nafız az önce parçalanan küçük gri boncuğun ne olduğunu gayet iyi biliyordu.

“Ruhunun %10’unu harcadı, bu kadar ağır bedel ödemesi gereken şey ne acaba!”

Nafız merak içindeydi lakin çok geçmeden sorusuna cevap alabilecekti, parşömenden çıkan gri dumanlar Severo’nun etrafında yavaşça insan siluetleri oluşturmaya başlamıştı.

“Bunlar ailemin binlerce yıl boyunca ruhunu ele geçirdiği yüce savaşçılar, bugün benim için savaşacaklar!”

Yarı ork sakince rakibini izlerken, altı savaşçı beden bulmayı tamamlıyordu, önceki bir milyon ruhun aksine bunlar tamamen insan formuna geri dönebilmişti.

“Demek ruh özü bunun içindi! Karşısındaki orkun ruh saldırılarını engelleyebildiğini bilen Severo yandaşlarının ete kemiğe bürünmesi için harcadı kıymetli kaynağını.”

Ainle, savaş alanının bir başka köşesindeki durumu incelediğinde, Nafız’da merakını gidermişti. İçinde kötü bir his belirmesini engellemeyen dişi ork, gözlerini o noktaya kilitleyecekti.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Hayatta iki türlü trajedi vardır: biri istediğini elde edememek, diğeriyse istediğini elde etmektir.

Oscar Wilde

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 665

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15638 Üye Sayısı
  • 514 Seri Sayısı
  • 21133 Bölüm Sayısı


creator
manga tr