"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 277-Gözler


Tarih tekerrürden ibarettir diye boşuna dememişler, büyük savaşta omuz omuza çarpışan yoldaşlar bir iki kişi dışında tam kadro buradaydı.

“Damat nerede?”

Alyon grubun üzerinde gözlerini gezdirken, kızının kocası ve bilincini miras aldığı Alyon’ un yeğeni sayılan Çekiçdöven’i görememişti.

“Bugün sadece savaşmak istiyorum, ordunun komutasını onun almasını istedim!”

Ölümün Rüzgârı babasının kızıydı, tüm sorumluluklarını layığıyla yerine getiriyordu ancak eline baltasını alıp düşmanı biçmek kadar onu mutlu eden başka bir şey yoktu.

“Demek öyle!”

Fevri hareketleri, boyun eğmez tavrı nasılda gelişmişti Alyon’ un kızının, sorumluluğunu layığıyla yapacağına inandığı başkasına devredip kendi tatmini için adım atabiliyordu.

Bu sıralarda, tıpkı Druid Yerleşkesi üzerindeki gibi düşman ordusunun karargâhında da hareketleri dakikalar yaşanıyordu.

İşin renginin değiştiği gerçeğini göz önüne alan dört medeniyetin güçleri, hızlıca strateji değişikliğine gitmek zorunda kalmıştı.

“Düşman orduları son katılan güçlerle beraber sayısal olarak iki katımızdan fazla duruma geçmiş bulunuyor, ger çekilmenin imkânsız olduğu bu durumda neler yapabiliriz?”

Dragan üç milyon kişilik ordunun başına geçmiş olabilirdi lakin kendi medeniyeti hariç diğer müttefiklerin sakladığı gizli kartlardan haberi yoktu.

“Rakamların mutlak gücün karşısında bir önemi yoktur, savaş yeniden başladığında emrimdeki on bin kişilik elit kuvveti ön saflara yollayacağım!”

Severo niyeti bozmuştu, tüm Cehennem Diyarı savaşçılarının içinden klanının onun için özel olarak tahsis ettiği on bin savaşçıyı da ön cepheye sürmekti niyeti.

“Benim de aynı eylemi yapmak dışında bir çarem olduğunu düşünmüyorum!”

Maria de León kozlarından bazılarını kullanmak zorunda kalacağı için keyifsizdi, şu anda müttefik olsalar da Cehennem Diyarı insanlarının önünde güçlerini belli etmek istemiyordu.

“Biliyorsunuz ki, Paralı Askerler olarak beş yüz bini Makineler İmparatorluğu tarafından kiralanmış olan toplamda bir buçuk milyonluk kuvvetimizle savaş alanında yer alıyoruz. Medeniyetim yüz bin altın seviye savaşçıyı sadece bugün için Vahşi Bataklığa gönderdi, ben de birleşik kuvvetlerin komutanı olarak elimdeki tüm gücü kullanacağım!”

Dragan konuştuğunda, cephede aktif olarak savaşabilecek savaşçı sayısının yanında fark yaratacak elit birliklerinde mücadeleye katılacağı belli olmuştu. Cehennem Diyarı ve Işığın Toprakları üzerindeki ikinci sınıf güçlerin gönderdiği yirmi bin savaşçıyla beaber, Paralı Askerlerin yüz bin altın seviye savaşçısı duyanların kulaklarına inanamamalarını sağlayacak kadar dehşet bir güçtü.

Platin savaşçılar kadar nadir olmasalar da Altın seviye savaşçılarda her yerde kolayca bulabileceğiniz tipler değildi, biri onları kiralamak isterse yüksek bedelleri göz önüne almak zorunda kalacaktı.

Şimdi onlardan yüz bin tanesinin aynı anda savaş alanında belireceğini bilmek, dört medeniyetin komutanlarına biraz da olsa güven vermişti.

“ Beni dinleyen böcek misali çoğalan sefil mahlûkatlar!”

Böylesine morallenmişken Cehennem Diyarı birliklerinin komutanı Severo karakteri gereği öne çıkamadan duramayacaktı, amacı düşman ordusunu üstlerine çekmekti.

“Sayıca üstünken de saklanmaya devam mı edeceksiniz, cesaretiniz varsa sizi meydanda bekliyorum!”

Dragan’ da bu sefer karışmadan sadece izlemekle yetindi uzun saçlı adamı, morali bozulan kuvvetleri için böyle motive edici konuşmalara hayır diyecek zaman değildi.

“Bu salak yine ne konuşuyor!”

Alyon avazı çıktığı kadar bağıran Severo’ ya bakmadan konuşacaktı, kendi ordusunu gaza getirebilse de düşman saflarında en ufak etkisi yoktu Cehennem Diyarı temsilcisinin.

“Dede, Kara Zambak Klanı adına buraya gelen kişi mi şu konuşan?”

Sanırım genel konuşmamak gerekiyordu, ork grubunun içinden bir kişi sözlerinin içine derin nefret renkleri katarak soruyordu sorusunu.

“Adı Severo, bahsettiğin klanın liderinin en büyük oğlu!”

Cevap Nafız’dan gelecekti, Kitapkurdu’nun yarı ork oğlunun motivasyonunu tahmin edebiliyordu.

“Ha! ha! Ha! Sonunda beklediğim gün geldi, bu kadar çabuk olacağını hiç düşünmezdim. O benim avım, herkes bunu bilerek dövüşsün!”

Bunca önemli figürün toplandığı yerde ettiği laflar boyunu aşmıştı henüz ismini bile almamış orkun, Alyon ile kan bağı olsa da Nafız’ı biraz olsun tanıyanlar epey tedirgin olacaktı.

“Öyle olsun velet, haklı isteğini kabul edeceğiz!”

Küçük çapta bir gerginliğin oluşmasını bekleyenler şaşkındı, dişi orkun bu tür hareketlere verdiği tepkileri bizzat görmüş olanlar ise ne diyeceklerini bilemiyorlardı.

“Alyon, Han bu topraklara tam olarak hâkim değil ve enerji çekemediği için etkisi yavaş yavaş kalkacaktır. Hazır düşmanımızda heveslenmişken, şu işi er meydanında bitirelim!”

Orkların koruyucusu kendi toprakları üzerinde yenilmezdi, tamamen hâkim olduğu kara parçasının her karışı ile etkileşim halinde olması, bitmeyen enerjisinin yegâne kaynağıydı.

Vahşi Bataklık’ın kaotik ortamında yapabileceklerinin bir sınırı vardı Han’ın, zaman geçtikçe sonuç tarafların birbirine kuracağı üstünlük ile belirlenecekti.

“Dünyanın dört bir yanından toplanarak dostlarımıza eziyet etmek için gelen korkaklar, şunu çok iyi öğreneceksiniz: Orklar ve Druidler, yeniden omuz omuza savaşmaya karar verdiler!”

Severo konuştuğunda arkasındaki ordunun morali yükselmişti ancak sıra Alyon’a geldiğindeyse beş milyonluk kuvvet kafayı yiyecekti.

Kelimenin tam anlamı ile komutanları emirlerindeki birlikleri zor zapt ediyorlardı, orklar, ticaret şehirlerinin askerleri ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelerek Han’a hizmetlerini sunan paralı askerler, savaşın başlamasını dört gözle bekliyorlardı.

“Size, nasıl saldırı yapılacağını gösterme vakti geldi!”

Alyon havadaki elini indirdiğinde, işareti alan Ork Stepleri Ordusu tüm azameti ile saldırıya geçecekti. Üç milyon orkun ayakları toprağı delmek istercesine hırsla bir kalkıp bir iniyordu, dört medeniyetin oluşturduğu ordunun tüm gücü ile karşılık vermekten başka çaresi kalmamıştı.

“İleri!”

Dragan, ne yaparsa yapsın yavaşça eriyen ordusunu savaş alanına sürdüğünde yüzüne tatsız bir ifade gelip konmuştu, uzmanlık alanı taktisyenlikti ve şu verdiği karar belki de seneler boyunca yaptığı en aptalca hareket olacaktı.

İçten içe bunun farkında olmasına rağmen yanındaki üç kişinin elleri boş gelmeyeceğini de biliyordu, böylesi ağır toplar işin içine girince mutlaka bazı sürprizlerle beraber gelirlerdi.

Filler tepişirken çimenler ezilirmiş misali iki ordu ana kampında hesaplar yapılırken, ön saflarda savaşa koşanlar birbirlerine girmişti bile. Bendini yıkarak taşmış iki azgın suyun kucaklaşmasıydı adeta yaşanan, sakınmadan, çekinmeden, tüm hızları ile sarılıyorlardı birbirlerine.

Yeşil su tabiatı gereği biraz daha vahşiydi, gereksiz duygulardan arınmış, sadece ileri doğru akmak istiyordu. Karşısına engeller çıktıkça hırçınlaşıyor, gözünün gördüğü ne varsa önüne katıp sürüklemekten başka çare bilmiyordu.

Önlerine aşılması zor set çıkana kadar da bu şekilde ilerleyecekti ork ordusu, düşmanın ileri sürdüğü zayıf savaşçıları yok ettikten sonra, sıra elit birlikler tarafından desteklenmiş hatta gelmişti.

Amansız ilerleyişlerini kesmek adına kalkanlarını yere saplamış insanların üstüne akın eden orklar ilk defa hızlarını kaybedeceklerdi, bunu fırsat bilen elit birlikler ellerinde ne varsa yağdırıyorlardı.

Enerji yüklü silahlar, büyülü saldırılar, taşınabilir ateşli mekanik aletlerden çıkan materyaller, sadece saldırmayı düşünen yeşil yaratıkları hedef almıştı.

“Efendim!”

Manzarayı gören Elit On’ un bir numarası Alyon’ un yanı başındaydı, süren savaşa katılmak adına izin istediğini anlamak için kâhin olmaya lüzum yoktu.

“Bunca sene yerinizi kimseye kaptırmamışsınız, ne kadar geliştiğinizi gözlerimle görmek istiyorum!”

Ork Stepleri Ordusunun en yetkili ağzı gerekenleri söylediğinde, gece kadar kara zırhların içindeki on ork savaşçısı adım adım savaş meydanına doğru yöneldiler.

Açıkta kalan tek yerleri olan gözlerinde, sakinliğin arkasına saklanmış duygular vardı: kibir, öfke, hırs ve daha niceleri, ortaya çıkmak için sadece küçücük bir ânı kovalıyordu.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Cehennem boş ve bütün şeytanlar burada.

William Shakespeare

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1245

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1069

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 885

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 818

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 695

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 650

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 629

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 601

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 549

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 520

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 357

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 186

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15206 Üye Sayısı
  • 476 Seri Sayısı
  • 20132 Bölüm Sayısı


creator
manga tr