Korku dağları bekler. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 276-Sayılarla Konuşanlar


Bir kez daha akınlarını durdurmak zorunda kalacaktı dört medeniyetin ortak güçleri, göğü kaplayan ok yağmuru sonrası her yer ölü ve yaralılarla kaplanmıştı.

Bir milyonluk kuvvetin dörtte biri ilk anda telef olacaktı, savunma ekipmanlarını bırakıp sadece saldırıya odaklanmalarının bedelini ağır ödemişlerdi.

Kalanlar içinde yara almadan kurtulan yok gibiydi, kol ve bacaklarından isabet alanlardan bazıları aceleyle okları çıkarmak isteyecekti ama işin rengi asıl o zaman belli olacaktı.

Üzerlerine yağan okların başları çok özeldi, döne döne saplandığı etten zorla çıkarılmak istendiğinde  tüm dokuyu kendisi ile beraber alıp götürüyordu.

Uzuvlarını kaybedenlerden sonra bu yöntemi terk eden savaşçılar, istem dışı geriye doğru hareketlenirken önlerini görmelerini sağlayan güneş yeniden kapanacaktı.

“Dragan, burada neler oluyor!”

“Bilemiyorum, geri cepheden okçu desteği görüyor düşmanlarımız!”

Işığın Topraklarının güzelliği, bir milyon savaşçının Han’ın etkisine kısa sürede olsun dayanmaları için büyük ruh gücü tüketmişti, fedakârlığı gözlerinin önünde katledilirken, savaş alanına indiğinden beri belki de ilk defa sinirleniyordu.

“Senin gözlerin nereye bakıyor paralı asker, havada milyonlarca ok var!”

Severo hem şaşkınlığın vermiş olduğu densizlik, hem de önceki hesapların intikamı için konuya müdahil olmaktan çekinmemişti.

“Dragan, geri çekilme işaretini verin yoksa çok geç olacak!”

Yüksek Mimar işin vahametini kavramakta gecikecek biri değildi, önceliği birilerine üstünlük sağlamak değil elindeki kartların güvenliğiydi.

Ne yazık ki, kelimeler ağzını terk ederken üçüncü parti ok yağmuru yere değmeye başlamıştı, bir milyonluk kuvvet yaşadıkları metal vaftizinden sonra ancak iki yüz bin kişi olarak geri dönebilecekti.

“Bam!, Bam! Bam!”

“Bam!, Bam! Bam!”

Acı çığlıkların yavaşça silindiği savaş alanında an itibari ile uzaklardan gelen ritmik sesler duyulmaya başladı, önce hafif hafif gelen davul vuruşları, her an biraz daha yaklaşıyordu.

Kulaklar zangırdamaya, ayakların bastığı yer hafifçe titremeye başladı, bir milyonluk kuvvetin yarattığı sallantının aksi bu seferki gittikçe artıyordu.

Davul sesleri yükseliyor, sert adımların gürültüsü ile beraber yerin sarsıntısı hissediliyor ve mor bulutlar güneşin egemenliğini inkâr edercesine göğü kaplıyordu.

Neden sonra her şey bir an sessizleşti, tüm gözler Druid Yerleşkesinin ardındaki tepenin üstüne çevrilmişken, tek duyulan kalplerin çılgınca atarken çıkardığı o özel tınıydı.

“Kan Tanrısı Nafız’a selam olsun!”

“Yüce Ork Lordu Alyon’a selam olsun!”

Hep bir ağızdan iki cümle söylenmiş, ardından dizler tüm hürmetiyle yere vurulmuştu. Druid Yerleşkesinin hemen ardında yer gök orktu, güç hayvanları dahi boyunlarını bükmüş iki efsaneye saygılarını sunuyorlardı.

Mahşeri kalabalığın içinden tüm bedeni metal zırhla kaplı bir ork savaşçısı sakin adımlarla öne çıktığında, Alyon’ un gözlerine bir buğu perdesi yavaşça iniyordu.

“Kan Tanrısı Nafız, Yüce Lord Alyon; Beş milyon kuvveti ile Ork Stepleri Ordusu Emrinizdedir!”

O an beş milyonluk kuvvet silahlarını kalkanlarına vurarak liderlerini selamladı, eğer bir doğa bilimci bu sahneyi görebilseydi, şüphesiz olanı doğal afet sınıfına sokmak için bir an olsun tereddüt etmezdi.

Asıl dehşetin ise Ork Stepleri Ordusu tepeden düze indiğinde yaşanacağını kimse bilemezdi, bin kişilik Druid Kurtuluş Ordusunu merkez alarak yayılan yeni ordunun düzeni, Dragan’ın yüzünün boncuk boncuk terlerle ıslanmasına neden olacaktı.

“Kahretsin, yardım geleceğini biliyordum ancak bu kadarı çok fazla!”

Dört Medeniyetin Ortak Ordusunun komutanı hiçbir zaman, orklar için sembol olmuş iki ismin soydaşları tarafından yalnız bırakılacağını düşünemiyordu ancak harekâtın aceleyle yapılamasının yanında Ork Stepleri üzerinde hiçbir casusluk faaliyetinin gerçekleşmemesi, onu sadece tahminlerine mahkûm etmişti.

“Beş milyon dedi değil mi? Blöf yapıyor olmalı, kimse bu çapta bir orduyu bu kadar kısa sürede organize edemez!”

Savaşın başından beri üstün oldukları rakamlar ile hareket eden Severo, oluşan durumu kabul etmemek için kendi kendisi ile kavga halindeydi, onun aksine diğer iki elçi çoktan gerçeği kabul etmiş görünüyordu.

“Kafanı kaldırıp düşmana bakar mısın?”

Yüksek mimar yapısı gereği herkesin içinde sakin kalmayı başarabilen ender insanlardandı, soğukkanlılığını kaybetmiş uzun saçlı adamı yönlendirirken de sesi bir dostu ile konuşurcasına yumuşak çıkacaktı.

“Beş milyonluk kuvvet, adeta göz alıcı bir tablo gibi görünmüyor mu?”

Maria de León, kendi içinde önce milyonluk bölümlere, daha sonra sırasıyla on kişilik takımlara kadar küçülürken değil nizamını kaybetmek, bırakmaları gereken aralığı bir adım dahi saptırmamış dizilime bakarken kendini hayran olmaktan alıkoyamamıştı.

Düşman ordusunda yeni durumun etkileri sindirilmeye çalışılırken, Druid Yerleşkesi içinde bin kişi rüyada yürüyormuşçasına şuursuz, şaşkın tavuklar gibi kendi eksenlerinde dönüp durmaktaydı.

“Kızım!”

Biraz önce, emrindeki dört yüz kişiyle beraber iki yüz elli bin kişilik kuvvetten sağ kalanları gözü kırpmadan öldürüren orkun titreyen sesi druidleri hayal âleminden çekip çıkardığında, çoktan yanlarına gelmiş olan bir grubu fark ettiler.

“Geri çekil aptal, ölmek mi istiyorsun!”

“Çabuk yoldan çekilin!”

Druid Ordusuna önderlik eden iki ork ile adım adım onlara yaklaşan grubun arasında kalan birkaç kişiyi arkadaşları hızlıca yanlarına alacaktı. Buna yapmaya mecburdular, içlerinden bir ses onlara diyordu ki: En ufak yanlışta, yeni gelenlerin bir tanesi bile hepsini yeryüzünden silebilirdi.

Önderliğini Ölümün Rüzgârı’nın yaptığı topluluğun tabi ki böyle bir amacı yoktu lakin onca savaşın izi ve geçtikleri cehennemvari eğitimler sonucunda yaydıkları hava, ister istemez ölümcül oluyordu.

“Baba, seni muhteşem gördüm!”

Severo beş milyonluk kuvvetin hızına şaşırmıştı, eğer savaşın başından beri tüm zaman boyunca gözlemlendikleri bilseydi nasıl hissederdi?

“Usta!”

Simsiyah cübbesinin kol yenlerini savuran cılız figür, hızlıca gelip Nafız’ın önünde eğildiğinde bir el onu omuzundan sıkıca yakaladı, dişi ork bu kişinin hareketini yarıda kesmişti.

“Formalitelere gerek yok Kitapkurdu, seni tekrar görmenin mutluluğu yeter de artar benim için!”

Uzun inziva boyunca beraber olan ikili bir süredir ayrı düşmüştü, aralarındaki ilişkinin getirdiği protokoller başka zamanın konusuydu.

“Sen de duydun mu, o tuhaf kişi dişi orka usta dedi!”

“Yavaş konuş, ben de şaşkınım! Kan Tanrısı Nafız, bu ismi almak için neler yaptı acaba?”

Bin kişilik ordunun mensubu olan druidler onun kim olduğunu çok iyi bilseler de, yerleşkenin içinden hiç çıkmayanlar için yaşananlar büyük sürpriz oluyordu.

“Peki, arkandaki tipin senle ilişkisi ne, eski kıyafetlerini giydiğine göre yakın olmalısınız!”

Kitapkurdu’nun hemen bir adım gerisinde, basit mor savaş kıyafetlerini altın şeritlerle süslemiş biri vardı, çoğunluğu orklardan oluşan grubun içinde birkaç insanda vardı fakat en dikkat çekici olma unvanını kimseye kaptıracak gibi değildi bu kişi.

“Eftelya ve benim çocuğum, ismini almak için o da gelmek istedi!”

Gözlerini kendisine çevirmeyen birkaç kişi varsa şu anda onlarda tüm dikkatlerini zayıf görünüşlü, orta boylu orka vermişti, ilginç yüz hatları olan kişi biraz fazlaca insanı anımsatıyordu.

“Sıfatını annesinden almış, yüzyıllar sonra doğan ilk yarı ork olarak, oldukça şanslı sayılırsın velet!”

Kitapkurdu’nun oğlunu gören Nafız, büyük piramidin içindeyken gittiği yerdeki içki masasına dönmüştü, kendisini yarı ork zanneden maceracı liderinin ne demek istediğini artık çok daha iyi anlıyordu.

“Ölümün Rüzgârı, Kitapkurdu, Vahşiduvar, Kuyag, Elit On, hazır mısınız?”

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Böcek olmayı kabul edenler, ayaklar altında kalıp ezilmekten yakınmamalıdır.

Immanuel Kant

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1252

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1072

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 887

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 817

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 698

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 651

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 636

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 601

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 522

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 367

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 194

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 187

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 99

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15299 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 20424 Bölüm Sayısı


creator
manga tr