"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 274-Geçmişten Gelen Misafirler


“Leonardo!”

Savaş alanındaki yüzbinlerce kişi onu tanımasa da, Yüksek Mimar köstebeğin tepesinde oturan adamın adını gayet iyi biliyordu.

“Hank, benim icat ettiğim şeylerle dostlarıma zarar verebileceğini mi sanıyorsun!”

Üstat üzerine doğru gelen devasa mekanik alet kalabalığına bakarken gözünü dahi kırpmıyordu, elini yavaşça altındaki dev köstebeğin başına koyarak sakine fısıldadı.

“Dağıl!”

Aynı anda, tiz bir ses perde gibi kapladı saldırıya geçmiş olan mekanik aletleri, önce yavaşlayacaklardı, ta ki parçalara ayrılıp etrafa saçılana kadar bu böyle sürecekti.

“Sen, sen bunu nasıl yaptın!”

“Çok şaşırtıcı değil mi, yıllarca sayısız savaş makinesi tasarlayan benim içimdeki güç hayvanımın aslında tüm hayatımı reddeden bir canlı olması! Bilimin hiçbir zaman yakalayamayacağı ironide bu işte velet, bilinmezin getireceği o sürpriz sonuç!”

Yüksek Mimar, saçları kırış kırış olan yaşlı adama ne kadar kızarsa kızsın söylediklerini çürütecek bir tez bulamıyordu, savaş alanındaki tüm mekanik aletler onun icadıydı ve şimdi yine kendisine ait bir güçle hepsini etkisiz hale getirebiliyordu.

“Çok kibirli olma Leonardo, yaptığın şeyin bir menzili olduğunu göremediğimi mi sandın? Çok merak ediyorum, emrimdeki iki yüz elli bin mekanik aletin durmaksızın yapacağı atışlara ne kadar dayanabileceksiniz!”

Hank, Druid Kurtuluş Ordusu’nun arkasına saklandığı yüz metrelik alanın sınırına kadar gelse de, Üstad’ın güç hayvanının yeteneğinin menzilinin kendi emrindeki mekanik aletlere kadar yetişemeyeceğini görmüştü.

“Hep böyleydin derken yalan söylemiyordum, bariz olanı belirtmek konusunda zerre çekincen yoktu. Bugün senin de ufkun epey açılacak tarihin en genç yüksek mimarı, buraya ailenin pisliğini temizlemeye gelmiş olsan da, geri dönebilecek misin inan ben bile bilemiyorum!”

“Seni kısa zaman önce yollarımızın kesiştiği küçük dostumla tanıştırmak isterim, ben ona Santi diyorum Raffaello Santi!”

Basit abadan cübbesinin ardından küçük bir çocuk yavaşça kafasını çıkardığında tüm savaş alanı sessizliğe bürünecekti, kollarını açıkta bırakan tulumu dizine kadar ulaşıyordu ancak görünüşünde çok tuhaf bir şey vardı çocuğun.

“Küçük dostum paralı askerlerin uç karakolundaki işkence evinden sağ kurtulan talihlilerden biri, ne yazık ki kolları ve bacakları bazı vicdansızlar tarafından kesilmiş. Onun sıkıntısını gidermek için çalışmaya başladığımda çok ilgi çekici olaylar gerçekleşti, ufaklığında benimki gibi bir güç hayvanı olduğunu keşfettim.”

“Protez yapmak amacıyla yanımda getirdiğim malzemeler kaşla göz arasında onun yeni kolları ve bacakları olmuştu, üstelik sanki doğduğundan beri bu şekilde yaşıyormuşçasına yeni uzuvlarını kullanabiliyordu. Senin bakış açına göre bana inanmanın zor olduğuna eminim, izin verirsen ufaklığın yeteneğine herkesin şahit olmasını istiyorum!”

Leonardo konuşmasını bitirdiğinde küçük çocuk çevik hareketlerle dev köstebeğin üstünden atladı, önce hurda haline gelmiş yüz binlerce mekanik aletlerin üzerinde bakışlarını sakince gezdirecekti, nihayet harekete geçtiğinde ise sadece düşmanlar değil Druid Kurtuluş Ordusunun her bir üyesinin de gözleri yuvalarından dışarı çıkmıştı.

İleri doğru uzattığı avuçlarının içinden binlerce minik örümcek fırlamaya başlamıştı, boyutları normal bir insanın başparmağı kadar olan canlıların adeta sonu gelmeyecek gibi görünüyordu.

Eğer biri dikkatlice bakarsa, örümceklerin metalik yapıya sahip olduğunu rahatlıkla görebilirdi, hurda haline gelmiş metalik aletlere doğru giden haşere sürüsüne benziyorlardı.

“Benim aksime küçük dostumun içsel yeteneği yaratma üzerine, belki insanlar uzuvlarını keserek onu bitirdiklerini düşündüler ancak Raffaello’nun yüreği bundan çok daha fazlasına sahipti!”

Dev köstebeğin sırtında olan biteni izleyen dağınık saçlı adam, konuşurken Yüksek Mimar’ın gözlerinin içine bakmaktan imtina etmemişti, her kelimesini sanki onun kafasına vururcasına söylüyordu.

Bu güveni boşuna değildi Leonardo’nun, kanatlarının altına aldığı çocuğun yeteneği tüm mantık kurallarına meydan okuyacak kadar mükemmeldi.

Ellerinden çıkan her mekanik örümcek bir hurda yığınına giderek onun yeniden şekillenmesini sağlıyordu, çok değil birkaç dakika sonra, dört medeniyetin güçlerinin karşısında iki yüz elli bin kişilik bir mekanik örümcek ordusu vardı.

“Bize karşı mekanik alet kullanabileceğinizi sanıyorsanız hodri meydan, kendi zehrinizi tatma zamanınız geldi!”

Yarım saat önce kendilerine ait olan, dünyanın diğer ucunda bulunan Makineler İmparatorluğu kıtasından buraya kadar getirdikleri mekanik aletler, an itibari ile son hızlarıyla üzerlerine doğru geliyordu.

“Tüm mekanik aletleri ateşleyin, ön saflar savunma pozisyonu alsın!”

Rüzgârın hızla terse dönmesi Dragan cephesinde iç sıkıntıların erkenden ortaya çıkmasını sağlamıştı, düşmanları neredeyse hiç çaba sarf etmeden tüm ataklarına cevap vermekle kalmayıp, önemli sayılacak hasarlar veriyordu.

Druid Kurtuluş Ordusu’nun beklemekten başka seçeneği yoktu, kendi saflarına kattıkları mekanik aletlerin düşmanlarına karşı yürüttüğü savaşı izlemeye koyulmuşlardı.

“Kim derdi ki, ölümün kıyısında yürüyen o zavallı çocuğun bir gün bu çapta bir savaşın seyrini değiştirebilecek hale geleceğini!”

Diğerlerinin aksine üstat ve küçük çocuk arkalarını döndükleri yerde olanlara ilgi duymuyorlardı, amaçları takdir dolu sözlerle onlara seslenen dişi orkun yanına gitmekti sadece.

“Bu güne kadar sizi göremesem de kurtarıcım olduğunuzu hissedebiliyorum, benden umudu kesmediğiniz için çok teşekkür ederim. Tüm hayatım boyunca size sadık kalarak, hizmetimi sunacağıma yemin ederim!”

Druid Yerleşkesi içinde kalmış olan kişiler bilmese de, bin kişilik orduda görev alan herkes metalik uzuvlara sahip ufaklıkla Nafız’ın arasında olanlardan haberdardı. Ölü druidlerin arasından onu çekip alarak neredeyse umutsuz bir durumda iken kurtarmayı başaran kişiye bağlılığını sunmasını izlerken, duygulanmamaları elde değildi.

“Hizmetin ve sadakatin çok kıymetli olsa da bunun için bana bir yemin ile bağlanmana gerek yok, hayatını yaşa, doğru bildiğin şeyleri yap, benim için yeterli olacaktır!”

Belli etmemeye çalışıyordu dişi ork ama küçük çocuğun sözleri içinde kapanmadan duran yaranın yeniden kanamasını sağlayacaktı, bu sözleri söyleyen son kişinin akıbetini hatırladıkça da acısı dinmeyecekti Nafız’ın.

Tam bu sırada tüm savaş alanı göz kamaştırıcı ışıltılar ile kaplandı, belli ki düşman cephesinde bulunan gizli güçlerden biri kendini açığa çıkarmak zorunda kalmıştı.

“Teşekkür ederim, Maria de León!”

Işığın Toprakları adına burada bulunan en yetkili kişi yüksek dereceli bir büyü kullanmak zorunda kalınca, tüm orduların komutanı Dragan mahcup bir şekilde konuştu.

Savaş esnasında kibarlığın lüzumu yok, düşmanımız bazılarının iddia ettiği gibi bir avuç zavallı değil aksine birçok şeyi önceden planlamış akıllı kişiler!”

Raffaello’nun yarattığı mekanik aletler orijinal formlarından birkaç kat daha hızlıydılar, dört medeniyetin oluşturduğu ordu ne olup bittiğini anlayana kadar çoktan ön saflara ulaşıp, çok az bir kayıp vererek saldırmaya başlamışlardı.

Birliklerin dost ateşine yakalanmaması adına uzak saldırı konusunda uzmanlaşmış mekanik aletleri kullanamayan düşman ordunun tek çaresi göğüs göğse savaş olacaktı.

Konu buraya geldiğinde ise ne kadar yetenekli olurlarsa olsunlar insan savaşçılarının büyük kayıplar vermesi işten bile değildi, daha da önemlisi örümcek şeklini almış mekanik aletler yarma harekâtı gerçekleştirerek asıl hedefleri olan düşman mekanik aletlerine ulaşmıştı bile.

Önlerine geçilmezse sadece bununla da kalmayıp tüm düzenin bozulma tehlikesinin kapıya dayanması, Işığın Toprakları adına cephede bulunan zarif kadının büyük çaplı saldırı yapmasına neden olmuştu.

Sayıları iki yüz elli bini bulan hedef karşısında alan özellikli bir büyülü saldırı gerekiyordu, sadece bu da yetmeyecekti, aynı zamanda dost birlikleri etkilerden izole etmek için mükemmel kontrole sahip olunması lazımdı.

Tüm gereksinimleri harfiyen karşılayan Maria de León, büyük bir bedel ödemesinin acısını savaşın başından beri savruk hareketler sergileyen Severo’dan sözleriyle çıkarıyor gibiydi.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Gisgo korkuyorsun, korkma! Orada 85 bin Romalı var ama hiçbirinin adı Gisgo değil.

Hannibal Barca

 

Yazar Notu

Merhaba Sevgili Okur Dostlarım

İki serimizde dolu dizgin ilerlemekte, sizlerden ricam çevrenizdeki fantastik kurgu seven kişilere zevkle okuduğunuzu düşündüğüm serileri tavsiye etmeniz.

Şimdiden Teşekkür Ederim

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1242

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1068

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 886

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 816

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 695

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 650

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 628

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 601

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 549

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 520

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 356

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 185

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15175 Üye Sayısı
  • 475 Seri Sayısı
  • 20082 Bölüm Sayısı


creator
manga tr