Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 272-Af ve Ölüm


“Düşman düşman diye günlerdir sayıkladığınız tipler bunlar mı?”

Kara Zambakların iki numarası, yaklaşık bin kişiden oluşan druid kuvvetlerini gördüğü gibi kocaman bir kahkahayı ortaya koyuverdi, sabah rüzgârları ile dalgalanan saçlarının da görsel olarak renk kattığı bu eylem çok uzaklardan, yerleşkeden bile rahatlıkla görülebilmişti.

“Kim bu karı kılıklı Nafız!”

Ork savaşçısı olarak en nefret ettiği durum düşmanı tarafından aşağılanmak olan Alyon, Cehennem Diyarı güçlerinden olduğunu tahmin ettiğin adamın kimliğini öğrenmek için arkadaşına danışıyordu.

“Seninkinin klanının iki numarası, adı Severo, itin önde gideni olur kendisi!”

Seninki diyerek kimin kastedildiğini anlayan kır saçlı orkun tüm siniri uçup gitmiş, yerine pişmanlığın kişiyi yakalayıp savurduğu o bunaltıcı rüzgârların nahoş esintisi kalmıştı.

Yaptıklarının farkındaydı Alyon, geri dönüp düzeltme şansının olmadığı hataları için tek bir çare vardı, yavaş ama büyük adımlarla öne çıkarken aklında bu düşünce dönüyordu devasa orkun.

“Gregoria, çektirdiğim acılar ve yaptığım çirkin eylemler için çok özür dilerim. Beni affetmeyeceğini biliyorum ancak lütfen sözlerime kulak ver; amcanı da alarak burayı terk et, diğerleri ile beraber ölmenizi istemiyorum!”

Sözlerini bitiren Alyon önce diz çöktü, daha sonra ellerini ileri uzatıp başını toprağa dayayacak kadar eğerek, af için Gregoria’nın ayaklarına kapanırcasına yere uzandı.

Genç kadının bir ork tarafından istismar edildiği dedikoduları çoktan herkes tarafından duyulmuştu hatta haber o kadar eskimişti ki, yavaşça hafızalardan silinmeye bile başlamıştı.

Şimdi, tazelenen zihinlerde olayın yankısı birbirinden farklı olacaktı, kimisi gülümsemiş, bazıları ise ağızlarında beliren kötü tadın etkisi ile somurtmuştu ancak hiçbiri Severo gibi ortalığı ayağa kaldıracak kadar terbiyesizleşmemişti.

“Demek o meşhur ork bu, böyle çirkin bir şeyle yatmak nasıl hissettirmiştir acaba?”

Hem gülüyor, hem bağırıyordu Kara Zambakların iki numarası, kendi medeniyetinden hatta babasının liderliğini yaptığı klandan birinin düştüğü durum karşısında ne kadarda anlayışsızdı.

“Dikkat edin efendim!”

Kişnemeyi andıran gülüşleri arasında, hemen arkasında duran korumasının sesi ile irkildi siyah pelerini ile tepişen Severo, alnından süzülen terleri bile silemiyordu şu anlarda zira yüzünün bir karış önündeki kalkanın üzerinde, kan kırmızı bir ok başı açtığı çatlaktan içeri girerek neredeyse burnuna değecek kadar ona yaklaşmıştı.

Olanlara şahit olan iki buçuk milyon kişinin gözleri tek bir noktaya çevrilecekti, sağ elinin başparmağı ile boğazını bir uçtan bir uca çizen Nafız, herkese gereken mesajı veriyordu.

Doğal olan şey, karşınızda üç milyonluk bir kuvveti gördüğünüzde hele ki siz bin kişiden oluşuyorsanız arkanıza bile bakmadan kaçmanız olacaktır fakat şu anda bir ork düşmanının hayatını bağışlarken diğeri direkt saldırıya geçiyordu.

Onca mücadele görmüş, hayatı savaş alanlarında geçmiş Dragan’ da dâhil olmak üzere tüm işgal ordusu ne diyeceklerini bilemez halde, şaşkın bakışlarla olanları izliyorlardı.

“Saldırın, hepsini gebertin!”

Ölümün kapısını çalması sonucu tüm küstahlığı silinen Kara Zambakların İki numaralı adamıydı bağıran, komutası altındaki beş yüz bin kişilik orduya dönerek canına kast eden düşmanı ezmelerini emrediyordu.

“Ne yaptığını sanıyorsun Severo, burada komutan benim! Yapacağın bir hatanın bedelini sadece kendi canınla değil, Kara Zambak Klanı’nın geleceği ile de ödemek zorunda kalırsın!”

Üç milyonluk kuvvetin komutasının verildiği Dragan isminde, dört medeniyet ortaklaşa karar kılmıştı, bunu yok sayacak bir davranışın cezası muhakkak ki herkesin ibret alması adına gerçekten büyük olacaktı.

“Seni gözlerinde fazla büyütmüşler paralı asker, her şey bittiğinde bir avuç eziğe karşı düştüğün aciz durumu tüm detayları ile anlatacağıma emin olabilirsin!”

Ölüm korkusu, toplum önünde yaşadığı aşağılanma ve emirlerinin başkası tarafından sorgulanması, siyahlara bürünmüş adamın dengesini bozmakla kalmayıp, nereye saldıracağını bilemeyen kuduz bir köpek gibi etrafındakileri tehdit etmesine neden olacaktı.

“Emrimi duymadınız mı? Tek bir taneniz bile geride kalırsa, ailelerinin acı çekmeden ölmeyeceğini kişisel olarak garanti ederim!”

Sözün bittiği yere gelmişti Cehennem Diyarı adına orduya katılan savaşçılar, ellerine geçirdikleri silahları ile beraber son hızlarını kullanarak bin kişilik druid ordusunun üzerine yürümelerine kimse bir şey diyemezdi.

Beş yüz bin kişinin aynı anda hareket etmesi, yıkılmış baraj sularının birbirlerinin üstüne binerek çılgınca ilerlemesine benziyordu, onlarla beraber işgal ordusu da ilerlemeyi sürdürse de ölümün kırbacını sırtlarında hisseden insanlarla kıyaslanmaları mümkün dahi değildi.

“Birazdan tek bir parçanız kalmayana dek un ufak olacaksınız ama burada durmayacağım, Ork Stepleri denen yere giderek kendisine Han diyen o piçin de kellesini söküp alacağım!”

Severo hırslı olmasının yanı sıra kinlerini saklayacak tarzda bir adamdı, klanının yükselişinin en kritik anında sürekli kendilerine sorun çıkaran orklara olan nefreti, kurum bağlamış kalbini kasıp kavuruyordu.

İki ordu arasındaki mesafe yedi yüz metreyi bulduğunda Ork Steplerinde askeri eğitim alan druidler paniğe kapılmaya başlayacaktı, gerçekten gözü kara gençlerdi bu kişiler ancak kendisinin beş yüz katı büyüklükte bir düşman kuvvetinin üstüne geldiğini kim görse aynı tepkiyi verirdi şüphesiz.

“Sakin olun, herkes kalkanlarını bırakarak yaylarını eline alsın!

Orkların Yüce Komutanı Alyon bu savaşta da orduların başına geçmekten çekinmemişti, iki ince çizgi gibi kısılan gözleri ile düşmanın gelişini izlerken, dev baltasını sakin hareketlerle eline alıyordu.

Nefesler tutulmuştu, her saniye onlarca metre yaklaşan devasa gücün karşısına geçmiş bin kadar druidin çarpışma anı gittikçe yaklaşıyordu.

Beş yüz metre

Dört yüz metre

Üç yüz metre

İki yüz metre

Devasa kalabalığın içinden ilk savaşçı yüz metre sınırına adım attığında çarpışma göz kırpma mesafesinde demekti ve gerçekten de bir saniye sonra tüm savaş alanını inletecek acı çığlıklar duyulmaya başlanmıştı.

Ne tuhaftır ki birkaç saniye önce vahşi savaş naraları atarak saldıranlarla, şu anda keder içinde inleyenler aynı kişilerdi.

Yüz metrelik mesafenin hemen birkaç adım içerisi sanki görünmez bir sınır ile çizilmiş, bunu geçmeye cüret eden kim olursa olsun saniyeler içinde parçalarına ayrılmaya mahkûmdu.

Hedefine kitlenerek son hızları ile saldıran Cehennem Diyarı savaşçıları gerçekleşenleri görmelerine rağmen zamanında duramıyorlardı, arkalarından gelen kitlenin hızı nedeniyle ister istemez ölüm ile yaşamı belirleyen sınırı aşmak zorunda kalıyorlardı.

“Ne… Neler oluyor!”

Kara Zambakların İkinci Adamı zaferinden öyle emindi ki, yüzüne o en sevdiği zafer maskesini çoktan takmıştı, ağzından çıkanlarla tamamen farklı siması onu olduğundan da aptal bir görüntüye kavuşturuyordu bu anlarda.

“Geri çekilme işareti ver, yoksa tüm Cehennem Diyarı savaşçılarını kaybedeceğiz!”

Dragan tam olarak emin olamasa da aklında beliren düşüncenin ışığında harekete geçmek için öncelik almıştı, komutanlarının zoru ile fütursuzca saldıran savaşçıları kurtarmanın tek yolu buydu.

“Okçular hazır!”

Düşmanın yavaşladığını gören Alyon, eline aldığı yayını gererken aynı şeyi bin druidden oluşan orduya da emretti.

“Atış Serbest!”

Gökyüzünün oklarla dolması uzun sürmeyecekti, tüm güçlerini harcayarak durmayı başarabilen Cehennem Diyarı savaşçılarının başka bir problemi daha vardı artık.

Saldırı için harcadıkları eforun belki de birkaç katını arkalarından gelen arkadaşlarının yarattığı baskıya boyun eğmemek adına sarf etmiş savaşçılar, savunmasız halde yakalandıkları atak karşısında sadece şanslarına güvenebilirlerdi.

Ne yazık ki zayıf olmanın bir gerekliliği de her türlü olasılığı hesap ederek buna göre önlemler almaktı, Alyon’ un liderlik ettiği kuvvetler sadece kendi yaylarına değil, birliklerin arasına sakladıkları bir seferde yüzlerce ok atabilen mekanik aletlere de güveniyorlardı.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İnsaf ve merhamet dilenmekle millet işleri görülemez; millet ve devletin şeref ve bağımsızlığı elde edilemez, insaf ve merhamet dilenmek gibi bir kural yoktur. Türk milleti ve Türkiye’nin çocukları, bunu bir an akıldan çıkarmamalıdır

Mustafa Kemal Atatürk

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1242

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1068

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 886

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 816

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 695

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 650

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 628

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 601

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 549

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 520

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 356

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 185

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15175 Üye Sayısı
  • 475 Seri Sayısı
  • 20082 Bölüm Sayısı


creator
manga tr