"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 271-Beklenen Gün Gelir


Vahşi Bataklık kıtası üzerinde sessizliğin hâkim olduğu günler çok kısa sürmüştü, Makineler İmparatorluğu ve Işığın Toprakları’nın yönettiği yerlerden karaya çıkan birlikler hızla bir araya geliyordu.

Daha düne kadar birbirlerinin boğazını sıkmak için pusuda bekleyen güçler, geçmişten gelen düşmana karşı tek yumruk olmuşlardı.

“Saldırının komutanlığına beni seçtiğiniz için, hepinize teşekkür ederim!”

Parlak askeri kıyafetlerinin yaydığı ciddi havayı perçinleyen tok sesiyle konuşan adamın kelimeleri büyük bez çadırın içinde bir tur dolaştıktan sonra, herkesin beklenti dolu bakışları onun üzerine çevrilecekti.

“Dragan, düşmanımızın yeteneklerini ilk elden izleme fırsatın oldu bize biraz bilgi verir misin?”

Dört medeniyetin güçlerine önderlik edecek olan kişi, daha önce kıtanın üzerinde bir araya gelmiş dört elçiden biri olan Dragan’ dı.

Ondan bilgi isterken ipek kıyafetlerinin içinde kuğu gibi süzülen kadın ise Işığın Toprakları adına beş yüz bin kişilik kuvvete liderlik eden komutandan başkası değildi.

“Maria de León Bello y Delgado, tüm detayları sizlere bir rapor halinde sunacağım ancak bundan önce emin olmam gereken bir konu var!”

Dragan, konuşmasının bu kısmında bakışlarını etrafında toplandıkları basit ahşap masanın diğer ucunda duran adama çevirdi, omuzuna düşen saçları ile aynı renge sahip keçi sakalını hınzır bir gülüşün eşliğinde kaşıyan bu kişi Cehennem Diyarı adına burada bulunan komutandan başkası değildi.

“Düşman ile savaşmayı bırakıp, birbirimize mi saldıracağımızı düşünüyorsun yoksa paralı asker?”

Severo adı ile tanınan şahsın karakteri en az çarpıcı dış görünüşü kadar meşhurdu, kendi adını dahi söylese insanlar onun doğru mu yoksa yalan mı konuştuğu konusunda tedirginlik içinde kalırlardı.

“Kara Zambak Klanı’nın ikinci adamı olman burada para etmez, yen ufak hatanda Kraliyet Ailesi tarafından cezalandırılman için elimden ne geliyorsa yapacağıma emin olabilirsin!”

Dragan otoritesini tanımayan tavırlarla karşılaştığında dişini göstermekten çekinmemişti, dört medeniyetin ortak kararıyla başa geçmişken küçük bir klanın şımarık veliahttı ile uğraşmak istemiyordu.

“Dünya küçük paralı asker, buradaki işimiz bittiği zaman beklenmedik bir buluşma yaşayacağımıza inanıyorum!”

Geri adım atmaya niyeti yoktu Severo’nun, yılların kurt askeri Dragan için ise bu tehdit her gün gördüğü birine nasılsın demek kadar doğal gelmişti, biri onu korkutmak istiyorsa hayal gücünü zorlamalıydı.

“Komutan, yeni savaş makinelerimizin sayıları ve özellikleri size teslim edilen dosyalarda mevcuttur, saldırı planı hazırlarken bunları göz önünde bulundurmanızı rica edeceğim!”

Ezeli düşman olan iki müttefik arasında kalan komutanın imdadına, Makineler İmparatorluğu adına burada bulunan genç adam yetişecekti.

Altın sarısı saçlarını kulaklarının hemen altından kestirmiş olan bu kişi, gök mavisi gözleri ile tarafları incelerken insana adeta mekanik bir alet tarafından gözetleniyormuş hissi veriyordu.

“Her medeniyet kendi ucubesini buraya gönderdiğine göre epey eğleneceğiz demek ki, sıkıcı taktik konuşmalarını yardımcımla halledersiniz!”

Siyah pelerini havada savrulurken çadırı terk eden Severo, şımarıklıkla küstahlığı birbirine karıştıran bir çocuğu andırıyordu, yeterli ilgiyi görmediğini düşünerek terbiyesizleşmesinin tek nedeni klan lideri olan babasının bugüne kadar o ne istediyse yerine getirmesiydi.

Tabiatının farkında olan diğer üç kişi için bu bir kayıp değil, aksine rahatlıkla plan yapmalarını sağlayacak güzel bir fırsat olmuştu. Ellerindeki tüm kartları masaya yatırdıklarında tablo hayranlık uyandırıcı olmaktan çok da uzak değildi, iki buçuk milyonluk bir insan kuvvetine ek olarak, beş yüz bin adet mekanik alet vardı ellerinde.

Yaptıkları hesaplamalara göre düzenin oluşturulup hedeflerine yürümeleri için gereken süre sadece bir haftaydı, üç komutan bir araya gelerek kararı vermişti, nihai savaş bundan on gün sonra Ana Druid Yerleşkesi’ nin olduğu yerde başlayacaktı.

Vatanlarının üzerinde gerçekleşenlerden bir haber olan druid topluluğunda ise sevinç dalgası, yerini kaygıların hüküm sürdüğü endişe rüzgârlarına bırakmıştı.

Yalnızca üç kişi bu durumdan etkilenmemiş, Kutsal Ağacın içinde sakince oturarak neler yapabileceklerini tartışıyorlardı.

“Mirasımı tamamlamam için son bir adım atmam lazım ve bunun ne kadar zaman süreceğini bilemiyorum!”

Ainle, piramidin üstünde buluşarak varisi olduğu tanrıçanın ona bıraktığı her şeyi almak istiyordu, savaş kapılarına gelmişken böylesine önemli hamlelerde bulunmak tehlikeli gibi görünse de, gidişatı değiştirmek için buna mecburdular.

“Seni anlıyorum, yapma gereken neyse onu yapmalısın!”

Nafız fikrine destek verince genç druid derin bir nefes aldı, belki dışarıdaki endişeli kalabalık iki orku tanımıyordu ancak o önündeki yeşil canlıların nelere kadir olduğu konusunda gayet netti.

“Soydaşlarıma söyler misiniz, kendilerine inanmaktan vazgeçmesinler!”

Kır saçlı ork, son sözünün ardından sessizce meditasyona başlayan Ainle’ ye bakarken içinde tarifsiz bir mutluluk hissetti, farkında olmasa da bu, kendi değişimlerini gerçekleştirmeye çok yaklaşmış iki kişinin birbirlerini sessizce onaylamasından başka bir şey değildi.

“Hadi çıkalım Alyon, bir bakalım elimizde neler var!”

Nafız arkadaşının omuzuna vurduktan sonra sakin ancak ritmik adımlarla dev ağacın dışına doğru yürüdü, Ork Stepleri üzerinden geri gelen druid savaşçıları onu gördükleri gibi bir anda ciddileşeceklerdi, beraber yaşadıklarının buz dağının sadece ucu olduğunu anlayınca aslında nasıl biri ile yüzleştiklerinin farkına varmışlardı.

“Efendim, emirlerinizi bekliyoruz!”

Druidler, geçtikleri yoğun eğitim ve girdikleri iki zindanın üzerlerinde bıraktığı etkilerle beraber korkunun pençelerinden sıyrılmış, kendilerini bekleyen mücadele için neler yapabileceklerini düşünmeye başlamışlardı.

“Özel bir şey yapmanıza gerek yok, size öğretilen şekilde savaşacaksınız!”

Sayıları ancak bini bulan druidler, yüzer kişilik on birlikten oluşan düzenlerini yerleşkeye geldikleri andan itibaren belli etmişlerdi.

Her birlik kendilerine hazırlanmış olan yerde kalıyor, yemek, barınma ve eğitim ihtiyaçlarını karşılamak adına makine düzeninde çalışıyordu.

Hayatlarını yerleşkenin içerisinde sürdürmüş olan yaşlılar sadece yaklaşan savaşın korkusunu hissetse de, bu yeni durum genç druidler üzerinde bambaşka hislerin oluşmasını sağlamıştı.

Bazen, yapılması gereken bir iş için ortaya çıkan güç hayvanlarını gördükleri anlarda yeri göğü inletecek çığlıklar atıyor, yüzbaşı rütbesini almış druid savaşçılarının hareketlerini taklit ederek kendi içlerinde bir askeri hiyerarşi oluşturuyorlardı.

Günler geçtikçe Ana Druid Yerleşkesi üzerinde gerçekleşen tek değişiklik, daha önce eski kalkanın yerine tüm alanı kaplayan yeşil renkteki yeni oluşumun yavaşça küçülüp, bir süre sonra sadece Ulu Ağacı çevreleyecek kadar ufalması olacaktı.

İyice tedirgin olan büyükler korkularını sessizce içlerine atmak zorundaydılar, ne olursa olsun cesurca savaşmak adına hazırlanan gençlerin moralini bozmaya hakları olmadığını düşünüyorlardı.

Korkunun da eceli faydası yoktu zaten, sabahın ilk saatlerinde kulaklara ilişen sesler, beklenen zamanın geldiğini müjdelemişti hayatta kalmış olan tüm druidlere.

Göz alabildiğince düşman vardı karşılarında, tüm dünya bir avuç druidin üstüne yürümek için yan yana gelmişti sanki.

“Efendim, düşman görüş alanımıza girmiş bulunmakta. Tahminimizce iki milyonun üstünde savaşçı ve neredeyse yarım milyonluk mekanik alet gücüne sahipler!”

Alyon, sanki bu durumu tahmin etmişçesine tüm geceyi ayakta geçirecekti, kır saçlı orkun keskinleşen savaşçı sezgileri tehlikenin gittikçe yaklaştığı konusunda uyarmıştı onu.

“Ne diyorsun Nafız, en sonunda geldiler!”

Ufuk çizgisinin hemen önünde belirmiş düşmanları izleyen arkadaşının dalıp gittiğini gören Alyon, sessizce ama ciddi bir tonda konuşmuştu.

“Geldikleri gibi giderler!”

Bilmediği bir şey vardı kır saçlı ork savaşçısının, arkadaşı bedenen buradaydı lakin aklında eski hayatında hayranlıkla anımsadığı bir sahne dönüp duruyordu.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Biz de onlara yaklaşıyoruz…

Sultan Alpaslan

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1149

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1029

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 618

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 311

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13284 Üye Sayısı
  • 395 Seri Sayısı
  • 18131 Bölüm Sayısı


creator
manga tr