Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 268-Tarihe Tanıklık


Üç yüz yaşındaki genç cevabı beklemeden gerekli hazırlıkların yapılmasını emretmişti, sorusunun üzerinden on nefes bile geçmeden büyük masanın üzerinde bir ekran yavaşça belirmeye başlıyordu.

Görüntüleri derleyenler iki ork ve bir druidden oluşan ekibin hareketlerini şehre girdikleri andan itibaren gösterme gereği duymuştu, sessizce yaklaşmaları ve en sonunda evleri yıkarak sembollerden oluşan büyüsel kilide kadar ulaşmaları dahi büyülü ekrana yansıtılmıştı.

“Alyon dedikleri bu olsa gerek, şuna bak nasıl da besili bir tip!”

Expulsus hayvanat bahçesindeki gorilleri izleyen bir çocuk gibi şendi, ona nazaran diğer üçlü özellikle Cehennem Diyarından gelen afet pür dikkat kesilmişti.

“Bu orkun silahında özel olan bir şey var ama buradan izlerken tam olarak ne olduğunu çözemiyorum!”

Kır saçlı orkun silahı sadece şeklinden gelen görkemle bile çok etkiyiciydi, bu nedenle diğer elçiler Asmodeus’ un sözlerinin altındaki gizli anlamı keşfetmekten acizdiler.

“Ben en çok, uzun yıllardır çözülemeyen bu gizemli büyüsel kilidi nasıl aştıklarını merak etmekteyim!”

Yüksek mimar şiddet içeren kısımlardan çok bilinmeyenin çözüldüğü ana odaklanmıştı, genç druidin bağdaş kurarak meditasyona geçmesini pür dikkat izlemekteydi.

“Tamamen açık hedefler, nasıl oldu da müritleriniz onları öldüremedi!”

İhtiyar Hank’ın aksine Dragan, mücadelede konum olarak dezavantajlı durumda bulunan üçlünün nasıl hayat da kaldığını merak etmekteydi, onun bakış açısına göre düşman hattının içindeyken bu kadar pervasız bir biçimde sabit kalmanın tek karşılığı ölümdü.

“Birazdan göreceğiz!”

Kaydın sahibi Expulsus görüntüleri herkesle beraber ilk defa izleyecek olsa da, medeniyetine bağlı müritlerin biraz sonra saldırıya geçeceğine emindi.

“İşte geldiler, bakalım nasıl bir numaraya sahip bu ork savaşçıları!”

Druidin meditasyon pozisyonunda olması nedeniyle saldırılara karşı koymak iki orka kalmıştı, genel düşünce kır saçlı orkun dev baltası ile direneceği yönündeydi ancak başka bir sürpriz olmaksızın bu ihtimalde gerçekçi değildi.

Derken havai fişeği andıran birçok saldırı havada belirdi, bu andan sonra hedeflerine varmaları birkaç saniye sürmeyecekti.

“Olmaz, olamaz, o fahişenin imza tekniğini bir ork kullanıyor olamaz!”

Alyon’ un elindeki baltayı görünce işkillenen seksi güzel, Kan Kubbe tekniğini aktif eden Nafız’ı izlerken kendine hâkim olamayıp çılgınca bağırmaya başlamıştı.

“Asmodeus, ne oluyor!”

Yüksek mimarın iğneli sözleri karşısında dahi soğukkanlılığını korumayı başaran Yedinci Zebaninin aşırı tepkisi, ona olan ilgisini hiç saklamadan belli eden üç yüzlük delikanlıyı hayrete düşürecekti.

“Çok uzun zaman önce gördüğüm bir şeye yeniden tanık oldum, bana kalırsa bu işi çok daha ciddiye almamız gerekiyor!”

Rüzgâr bir anda tersine dönecekti, kendi medeniyetinde üst düzey bir figür olarak değerlendirilen kadının sözlerini yabana atmak mümkün değildi.

“İlginç bir savunma becerisi ama ne kadar dayanacağını çok merak ediyorum, kısa zaman içinde keşişlerde gelince neler olacak acaba!”

Expulsus bunun bir soy gücü olduğunu bilemezdi, Cehennem Diyarı’nın sırlarını ona açıklamak istemeyen Asmodeus da suskunluğunu koruyunca, Işığın Toprakları’nın elçisi beyhude bir umutla görüntüleri izlemeye devam edecekti.

Üç elçi, keşişlerinde aralarına katıldığı güçlerin her an Kan kırmızı renge sahip kalkanı kırmasını beklerken, sadece bir kişi grup sembollerle kaplı kapıdan içeri girene kadar başka bir gelişme olmayacağına emindi.

Henüz tarikatının dahi öğrencisi konumundayken bu tekniğin kudretine kendi gözleri ile şahit olmuştu, göğüs gerebileceği saldırıları düşündüğünde Işığın Toprakları müritlerinin büyüleri sadece bir osuruk kadar etkili olabilirdi.

Nitekim iki ork ve bir druidden oluşan ekip sorunsuzca içeri girince onun önceden etmiş olduğu lafın önemi anlaşıldı, şimdi hızlandırılmış görüntüde kapının dışına yapılan yığınak vardı ama akıllar bunca insanın nasıl öldürüldüğüne odaklanmıştı.

Neyse ki çok sürmeden büyülü sembollerin olduğu duvarda bir kez daha hareketlilik başladı, bu olayın zamanını bilen kayıt düzenleyiciler de çoktan görüntünün akışını normale çevirmişti.

“Oh, bu sefer ne kadar çözüldü büyülü mühür!”

Boz Sırtlanların Elçisinin gözünden kaçmayan bu fark doğal olarak diğerleri tarafından da rahatlıkla anlaşılacaktı, asıl önemli olan olay ise Işığın Toprakları müritlerinin saldırıları yeniden üçlünün üzerine düştüğünde gerçekleşti.

Yeşil renkli kalkan belirdiği an artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı bu dünya üzerinde, dört büyük elçi rüyasında en çok korktuğu yaratığı görmüş küçük bir çocuk gibi titriyordu.

“Savunma yeteneği kullanabilen bir druid var!”

Expulsus, şu basit cümleyi söylemeye çalışırken en az üç kere soluğu kesilerek öksürmek zorunda kaldı, belki medeniyetindeki düşük seviyeli insanlar pek çok şeyin farkında değildi ama o Kutsal Taç Mezhebinin varisi olarak geçmişte neler döndüğünü çok iyi biliyordu.

“Bakın yakın dövüş için saldıran askerler geri püskürtülüyor, bu tarihi metinlerde geçen bir kalkan türü olmalı!”

Zaman, bu sıralar aynı mekânda iki farklı tarzda akıyordu, ekrandaki görüntüler kendi doğal hızındaydı ancak onu izleyen insanlar için her saniye bir ömre bedel yüktü sanki.

“Şimdi de ikinci bir kalkan daha eklendi diğerinin üstüne!”

Asmodeus’ un sesi titriyordu, nefes alıp verme sıklığı artmıştı, bir körük gibi kabarıp sönen göğsü nedeniyle kıyafetleri artık saklamaları gereken yerleri koruma konusunda aciz kalmışlardı.

Normal bir zamanda bu olay masadaki üç erkeğin tüm dikkatlerini onun üzerine çevirmesi ile sonuçlanmalıydı fakat şu anda ekranda öyle şeyler gösteriliyordu ki kimsenin başka bir yere bakacak hali yoktu.

“Bir kalkan yakın dövüş için diğeri ise element temelli uzun mesafe saldırılarını engellemek için kullanılıyor ve iç içe geçtiklerindeyse savunma kabiliyetleri bambaşka bir seviyeye çıkıyor!”

İhtiyar Hank önünde gerçekleşenleri analiz etmek adına tüm algısını sınırlarına kadar zorlamalıydı, bu dünyada büyü bir gerçekti, bilim adamı olarak bu değişkeni göz ardı ederek ilerleyemeyeceklerini çok iyi bilmekteydi yüksek mimar.

“Savunma güçleri ile buradan rahatlıkla çıkabilirler bunu anlayabildim, aklıma takılan bunca insanı nasıl yok etmeyi başardı bu üç kişi!”

Şüphesiz Dragan elçiler içinde savaş gücü olarak en zayıfıydı lakin konu savaş alanlarındaki tecrübeye gelince, mezhebinin kanatları altında büyüyüp serpilen üç yüzlük delikanlı bile eline su dökemezdi.

Şimdi bu paralı asker yaptığı çıkarım ile hedefin kaçıp gitmesinin iş bile olmadığını görmüş, bu şartlar altında üç kişiden oluşan ekibin saldırı başlatacağını ise hiç düşünmemişti, etrafındaki enerji alanını soy gücüyle birleştiren Alyon birkaç on saniye sonra katliama başlayana kadar da fikri değişmeyecekti.

“Yok artık!”

Ayaklarının dibinde tapınan güzellikleri çoktan yanından uzaklaştırmış olan adamın tepkisi ile Alyon’ un düşmana indirdiği darbe tam olarak aynı zamanda gelecekti, sanki dev balta uçan geminin içindeki herkesin kafasına inmişti.

“Tek kişinin gayretiyle herkesi öldürmek mümkün değil, illa ki kaçabilen birileri olmalıydı!”

İki farklı insan, iki farklı bakış açısı vardı ortada, Expulsus yüz yıllarca almış olduğu büyü eğitimi sonucunda soy gücü ve enerji kalkanının birbirine geçerek güçlendiğini görüyordu, bir paralı asker olan Dragan ise Alyon’ un yıkım gücünün yaşanmış olan toplu imha için yeterli gelemeyeceği düşüncesindeydi.

“Maze, Druid Yerleşkesini çevreleyen birliklere derhal geri çekilmelerini emret! Vahşi Bataklık üzerindeki tüm kuvvetlerimizi geri çekiyoruz!”

Üç elçi duydukları karşısında küçük dillerini yutmak üzereydi, Şehvet İblisi Asmodeus arkasında bekleyen astlarına dönerek medeniyetlerine ait birliklerin adeta bu kıtadan kaçmalarını emretmişti.

Kadının sesindeki ağır korku tınılarına odaklanmış elçiler neler olduğunu anlayamamıştı ancak aynı anlarda, savaşın görüntülerinin izlendiği ekranda Nafız’ın bilekliklerinden dev hançerlerini çıkararak düşmanın içine daldığı sahne oynuyordu.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Istırap en güçlü ruhları ortaya çıkarır; en büyük karakterler kurumuş yaralarla doludur.

Halil Cibran

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1213

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1050

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 871

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 809

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 687

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 641

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 624

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 545

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 517

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 341

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 95

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14712 Üye Sayısı
  • 448 Seri Sayısı
  • 19360 Bölüm Sayısı


creator
manga tr