Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 267-Dört Elçi


Orklar ve Druidler o kadar uzun süredir göz ardı edilmekteydi ki, Ork Stepleri üzerindeki yaşananlar olsun, iki orkun Vahşi Bataklık kıtasına girerek olay çıkarması olsun, diğer medeniyetlerin dikkatini çekmeye yetmemişti.

Paralı Askerlerin hâkimiyetindeki bölgenin adeta talan edilmesi sonrası herkesin üzerinde birleştiği görüş, en zayıf medeniyet olarak görülen toplumun güçsüzlüğünün bu sonuca yol açtığıydı.

Önlem almak şöyle dursun, sıkıcı hayatlarını neşelendirmek için böyle bir olayı kullanan diğerleri epeyce eğlenmişlerdi, bu tavırları Cehennem Diyarı topraklarında çıkan karışıklıktan sonra dahi değişmeyecekti.

Yüz sene önceki tuhaf olay nedeniyle bir anda büyük güç kaybeden bu medeniyet, daha önce yağmalanan Paralı Askerler ile gizli müttefiklerdi ve onların düştüğü aciz durum özellikle Işığın Toprakları cephesinde sevinçle karşılanıyordu.

Nafız ve Alyon bu kadarı ile yetinseydi belki de kalan iki medeniyet kıllarını dahi kıpırdatmayacaktı, Cehennem Diyarı ve Paralı Askerler onlardan güçsüz olsa da büyük çaplı bir savaş başlatmak için iyi seçimler değillerdi, hâlbuki istedikleri an ezebilecekleri orkların kıtada onların yerini alması işlerine gelirdi.

Ne yazık ki evdeki hesap çarşıya uymayacaktı, önce Makineler İmparatorluğu’nun kurduğu sahte ütopyayı yerle bir eden ikili, bir hışımla girdikleri Işığın Topraklarında Ainle’nin yaşadığı değişimin önderliğinde toplu katliam gerçekleştirmişti.

Bu noktadan sonra büyük güçler olarak addedilen dört medeniyetin elçileri, tüm farklılıkları göz ardı ederek gökyüzünde süzülen bir geminin geniş güvertesinde bir araya gelecekti.

Uzun direkler üzerine çekilen yelkenlerinin havayla dolduğu, altında bulunan dört adet büyü motoru sayesinde yükselme ve alçalma manevralarını gerçekleştiren Makineler İmparatorluğu’nun medarı ifitiharıydı bu mekanik alet.

İşte bu şekil olarak eski Ceneviz gemilerini andıran taşıtın güvertesinde, büyük kare bir masanın etrafında toplanmış birbirinden tamamen farklı görünen dört güç odağının önünde tek bir konu vardı, ansızın ortaya çıkarak en kritik anda tüm dengeleri değiştiren iki ork.

“Kıçında yaprak elinde mızrak gezinen iki baldırı çıplak orkun bizi düşürdüğü duruma bakar mısınız? Üç yüz senelik ömrümde, bundan daha küçük düşürücü bir durumun içinde bulunmamıştım!”

Sapına kadar kibir ile dolu olmasına rağmen ilahi bir tınıyı anımsatan ses güverteyi doldurduğunda, ister istemez herkesin dikkati konuşan kişinin üzerinde toplanacaktı.

Her biri birbirinden daha ışıltı binlerce taşla süslenmiş bir tahtı andıran koltuğunda oturan kömür karası saçlara sahip bir gençti kelimelerin sahibi, dizinin dibinde ise görenlerin bir anlığına da olsa zaman kavramını kaybetmesini sağlayacak kadar etkileyici olan iki güzellik, ibadet edermişçesine gözlerinin içine bakıyordu bu kişinin.

Bu bakışlarda aşk, sevgi veya hayranlık yoktu, kendinden çok daha yüce olana şartsız teslimiyetin getirdiği bilinçsiz bir huzur vardı.

Kendisinin üç yüz yaşında olduğunu deklare eden bu gençliğin dış görünüşü onu yalanlasa da, masadaki diğerleri bunun gerçek olduğunu gayet iyi biliyorlardı.

Ne de olsa Altın Taç Mezhebi Başpiskoposunun oğlunu tanımayan çok az kişi vardı bu dünya üzerinde, şimdi kendi beceriksizliklerini kapatmak adına bizzat buraya gelmek zorunda kalmıştı.

“Yüce Expulsus, ışığınız her zamanki gibi göz kamaştırıyor, karanlık gecelerime güneş gibi doğdunuz!”

Üç yüz yaşındaki gençliğin tam karşısında, giydiği deri kıyafetleri bedeninin sadece en mahrem yerlerini kapatırken kalan tüm güzelliğini cesurca sergileyen kızıl saçlı bir afet oturmaktaydı.

Kara Zambakların beceriksizliğinin üzerine Cehennem Diyarı’ da bu toplantıya en güçlü figürlerinden birini elçi olarak göndermek zorunda kalmıştı, işte bugün onları temsil eden kişi müthiş vücut hatlarına sahip olan Yedinci Zebaniydi.

Birbirlerinin doğal düşmanı olan iki medeniyet, herhangi bir çatışma çıkmaması için yan yana değil de toplantı için buluşulan masanın iki ucuna yerleştirilmişti.

Bunun ne kadar doğru bir karar olduğu elçilerin arkasında bekleyen insanların birbirlerine kin dolu bakışlarından anlaşılıyordu, ilginç olan ise iki elçi bunun tam tersi bir şekilde davranmaktaydılar.

“Şehvet İblisi Asmodeus, varlığın kanımın daha hızlı atmasını sağlamakla kalmıyor, beni kefaretini ödeyemeyeceğim günahları hayal etmeye de sürüklüyor!”

Tuhaf bir ikilem yaşanıyordu uçan geminin güvertesinde, topluluklarının liderleri alenen cilveleşirken arka plandaki figürler ölümüne savaşmak üzereydi.

“Konumuza dönebilir miyiz? Hedefimize bu kadar yaklaşmış olduğumuz bir zamanda çıkan tuhaf aksilik hakkında tartışmamız gerekiyor!”

Huysuz bir ihtiyarın ortamın tüm büyüsünü bozan kırçıllı sesi duyulana kadar, bu kaotik durum böyle devam edecekti, hayatının son demlerini yaşadığı her halinden belli olan adam ortamın tüm enerjisini de kendi ile beraber gömmek niyetindeydi sanki.

“Ben de yüksek mimar Hank ile aynı görüşteyim, ciddi şekilde nasıl bir yol izleyeceğimizi belirlememiz gerekiyor!”

Paralı Askerler ve Cehennem Diyarı gizli bir ortaklık içinde olsalar dahi, üzerinde şık bir kamuflaj takımı olan adam cesaret edip yüksek mimardan önce lafa girememişti.

İttifakta güçlü el kendi medeniyeti olabilirdi ancak birebir mücadele gücü bakımından ayrı köşelerden birbiri ile flörtleşen ikilinin çok gerisinde kalmıştı.

“Boz Sırtlanlar Organizasyonunun iki numaralı ismi olarak bu neyin telaşı Dragan, Vahşi Bataklık kıtasında görev alan güçler medeniyetlerimizin ya yeni palazlanan veyahut en zayıf birlikleri değil mi?

Bahsini ettiği güçler içinde kendi tarikatının insanları da olmasına rağmen Expulsus lafını esirgemeyecekti, Kutsal İkizler unvanı Vahşi Bataklık üzerinde göz kamaştırıcı dursa da, onun açısından sadece boş bir böbürlenmeden ileri gidemezdi.

“İhtiyar Hank, toplumunuzdan tecrit etmek için dünyanın bir ucuna yolladığınız o Leonardo veledinden bu kadar mı çok korkuyorsunuz?”

Asmodeus’ un az önceki havası bir an da değişmişti, yaşlılıktan yüzü sarkan yüksek mimara bakarken gözlerinde iğrenmenin derin izleri görülüyordu.

“İstihbaratınızdan da hiçbir şey kaçmıyor ancak Leonardo’nun durumu tecrit değil, daha çok rehabilitasyon amaçlıydı. Topluluğumuz gelecek adına kendisinden büyük beklentiler içindedir, hayvandan bozma bir ork tarafından tecavüze uğrayan kız kadar önemli olmasa da, bizim için kıymetli bir mühendistir.

Tane tane konuşan yaşlı Hank’ın ritmi, adeta mekanik bir aletin belli zaman aralıklarıyla çıkardığı rutin sesler gibiydi, içindeki iğneleyici unsurlar da olmasa, çok can sıkıcı bir eylem olarak bile sayılabilirdi.

“Güzel, çok güzel, yaptığınız o boktan makinalar gibi sizin de diliniz epeyce bozuk yüksek mimar hazretleri!”

Zayıf noktasından kavranmasına rağmen geri adım atmayacaktı Cehennem Diyarının afeti devrânı, onun bakış açısında göre hala bir klan olan Kara Zambaklardan küçük bir figüre ne olduğu, tüm cemiyetlerini küçük düşürmek için yeterli değildi.

Uçan gemi aynı rota boyunca onuncu dairesel hareketini tamamlayana kadar bu ufak tartışmalar son bulamayacaktı, yılların birikmiş kini ve çatışan çıkarların varlığı önlerindeki ortak düşmana karşı bir araya gelmelerini zorlaştırmaktaydı.

“Efendim, Büyük Piramit Şehri içerisinde gerçekleşen olayların görüntüleri çözümlendi, yansıtma projeksiyonunu istediğiniz an izleyebilirsiniz!”

Üç yüz yaşındaki genç Expulsus kendisine rapor veren astını dinledikten sonra, belki de ortamın ona verdiği sıkıntılı duyguları def etmek için bir öneride bulunacaktı.

“Tahminimce hiçbirimiz burada bizi buluşturan düşmanlarımızı daha önce görmedik, ne dersiniz, son eylemlerini izleyelim mi?”

Kendi insanlarının yok olmasını bu kadar rahat ve günlük bir aktiviteymiş gibi lanse eden sözler karşısında şaşıran üç elçi, bir nefes sonra hemen teklifi kabul etmek için öne atıldılar.

“Bir kişi ne kadar güçlü olursa olsun, düşmanı tanımak her zaman önemlidir!”

Dört elçi içinde en ihtiyatlı olan Yüksek Mimar Hank’tı, bilimsel düşünceye ibadet edercesine sarılan bu adam için her türlü veri, büyük bir önem arz ediyordu.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yaşadığınız yer sizin kim olduğunuzu değil sadece maddi durumunuzu belirler, bu durum karşısında utanmak ise hala kendinize yalan söylediğinizin en büyük kanıtıdır…

Engin Tandoğan

 

Yazar Notu

Bu bölümün sözü benden, geçmişte daha yeni yeni aydınlanırken aslında kendime söylemek istediğim fakat aynı dertten mustarip bir tanıdığıma söylediğim bir cümledir…

Yazdıklarımı okuyarak benimle zihnen de olsa tanışma fırsatı yakalayan Değerli Okur Dostlarım, sevildiğinizi bilin…

Bazen bölüm sonlarında bu hikâyeyi yazan kişiyi daha yakından tanımanız için ipuçları vereceğim, ilki bu bölümde geliyor

Belki çoğunuzun tahmin ettiği gibi Nafız, Alyon veya başka bir güçlü karakteri yazarken kendimde alıntılar yapıyorum ancak en çok kimsin derseniz tek bir cevabı var: o çoktan öldü!!

Bu arada instagram adresim engintandogan_

Soru, görüş, öneri veya her hangi bir şey için direkt iletişime geçebilirsiniz benimle




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 664

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15637 Üye Sayısı
  • 513 Seri Sayısı
  • 21130 Bölüm Sayısı


creator
manga tr