"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 266-Gerçek Büyü


“Siz haddini bilmez hırsızlar, açın gözlerinizi ve gerçek bir büyü çemberi nasıl olur izleyin!”

Tüm yaşananlardan sonra Ainle’nin kendisini tutmak gibi bir niyeti yoktu, Tanrıça’dan kalan asayı havaya kaldırarak bazı büyülü sözler söylemeye başladı.

Onu izleyen hiç kimse ne yaptığını bilmiyordu ancak birinin imkânı olup piramidin etrafını çevirmiş olan şehre kuş bakışı olarak bakabilseydi, beş farklı noktadan ışıkların yükseldiğini görebilirdi.

Her dört köşesi bir elementi temsil eden dört renk, onlara tepeden bakan yeşil bir köşenin altında sessizce birleşiyordu, oluşan şekil biraz önce Ainle’nin parçaladığının aynısıydı ancak tek bir farkla, bu yıldız düzdü.

“Yarattığınız sembolde elementler üstte, ruhu temsil eden köşe alttaydı, acizler! Böyle zavallı bir iç görüyle, nasıl olurda kendinize büyücü diyebilirsiniz?”

Işığın Toprakları’nın keşişleri ters duran yıldız figürünün anlamını hiçbir zaman sorgulamamışlardı, onlara göre bu olabilecek en muhteşem formdu.

Ainle için ise hükmedemediği elementlerin altında kalan ruhun temsili en büyük günahlardan biriydi, sıra dışı yeteneklere sahip atalarının emri altındaki güçler, şimdi onların mirasını yağmalayanların üstüne çıkmıştı.

“Kutsal Şehrin Mührü!”

Ainle’nin aktif ettiği büyü çemberinin köşelerindeki enerji yeterli düzeye ulaştığında, tüm şehir bir anda dev beş köşeli yıldız figürü ile kaplanmıştı.

“İmkânsız, bu olamaz!”

“Bu kadar büyük bir büyü çemberini kimse aktif edemez!”

Keşişler hayatlarındaki en büyük gösteriye şahit oluyorlardı, tüm yaşamlarını büyü yolunda harcadıktan sonra kapana kısılan kendileri olmuş olsa dahi, tek hissettikleri bu görkemli sahnenin verdiği tarif edilmez histi.

“İmkânsız! Sadece basit bir kelime, eğer kişinin ruhu yeteri kadar güçlüyse başaramayacağı hiçbir şey yoktur!”

Aurası tamamen değişmiş olan genç druid o kadar kendinden emin konuşuyordu ki, karşısına çıkan herhangi birinin söylediklerini çürütmeye cesaret etmesi olası dahi değildi.

Boş kelamlar da değildi sözleri, keşişlerin yarattığı büyü çemberinin beş köşeli yıldızı aşağıya bakarken kendisinin ki ruhun üstünlüğünü vurgulayacak şekilde düzdü.

Dört elemente hükmeden güçlü bir ruhun yaratımıydı bu çember, güç ödünç almak veya kullanmak için dilenmiyordu zaten bunlar onundu, dilediği zaman sadece emretmesi yeterliydi.

“Kutsal Şehrin Mührü- Arındır!”

Ainle dileğini söylediğinde, yerdeki sembolden havalanan elementler Işığın Toprakları Müritlerinin bedenlerine doğru hücum etti, birkaç nefes içinde ufacık bezelye tanelerini andıran enerji parçacıkları tüm şehri dolduruvermişti.

Bunu acı dolu çığlıklar takip edecekti, elementlerin vaftizinden geçen insanların kanları ve etleri yere düşerken, içlerinden havaya yükselen renksiz bir enerji büyü çemberinin ortasında yavaşça toplanarak sürekli dönen bir küre şeklini almaktaydı.

Normal savaşçıların aksine keşişler, bu amansız saldırıya direnmek için ellerinden geleni yapmaktaydılar, tüm gizli kartlarını açığa çıkartıp enerji parçacıklarını geri püskürtmeye çalışıyorlardı ancak tam olarak bu noktada uygulamadaki düştükleri yanılgı onların sonunu getirecekti.

Ne kadar saldırmaya çalışırlarsa çalışsınlar onların kullandıkları büyüler elementlerin boyunduruğunda esir olmuş güçlerdi, şimdi karşılarında her şeye hükmeden bir ruh varken nasıl olurda başlarını kaldırıp karşı koyabilirlerdi.

Tüm çabaları baharın canlılığına yenik düşen karlar gibi eriyip gidecekti; tek şansları, şu bedbaht hayatlarının sonunda da olsa gerçek büyünün derinliğini tecrübe etme olanağını yakalamış olmalarıydı.

Binlerce düşman ruhunu kaybetmiş ölü et yığınları olarak yere serildiğinde, havada asılı duran küre bin bir ışığın içinde durmadan dönmeye devam ediyordu.

Bir an sonra asasını savuran genç druid tüm küreyi basit tahta sopayı andıran silahının içine çekecekti, devasa boyutlara sahip enerjinin saniyeler içinde emilmesinden sonra, sıra kalanlarla ilgilenmeye gelmişti.

“Bedenlerin ruh hayvanlarınız için iyi bir besin olduğunu biliyorum, çekinmeyin lütfen!”

Zamanında ruh hayvanı almanı sağlayacağız diye kafaladıkları cılız druid büyümüş, onlara öldürdüğü insanlardan kalanları bahşetmeye başlamıştı.

“Alis git ve kan özünü tazele; Alyon, Pehlivan’da insanların kalplerini yiyerek kendini geliştirebilir!”

Nafız hiç gücenmeyecekti bu duruma, güçsüz bir kişiyi kollayan tanrı rolüne bürünüp kendini tatmin etmektense, güvenebileceği bir yoldaşa sahip olmayı tercih ederdi dişi ork.

Meydanda oluşan tüm pisliğin temizlenmesi biraz zaman alacaktı, bu sırada üçlü, son zindanda yaşadıklarını birbirlerine anlatarak bulmacanın tüm parçalarını birleştirme şansı yakalamıştı.

“Vay adi şerefsiz, yıllarca gizli gizli Druid-Ork İttifakının içini oyarak en sonunda çöküşünü sağlamış!”

Tepkilerini gizlemeyi beceremeyen Alyon ilk patlayan olacaktı, bir kişinin tek başına bunca şeyi yapabilmesine şaşırmaktan çok, oluşan sonuca duyduğu kızgınlığı dışa vuruyordu.

“Bir tek zayıflık koskocaman organizasyonu nasılda yiyip bitirmiş, baş düşmanımızın güçlü olduğu kadar, planlama konusunda da uzman olması ne kadar hoş bir sürpriz oldu!”

Nafız yüz yüze gelme fırsatını yakaladığı adamın gücünden emindi ancak son zindanda yaşananları birleştirince onun zekâsı ve süreç yönetme kabiliyetine de hayran kalmıştı.

“Birbirini tamamlayan iki kuvvetin içinden, önce saldırı gücüne sahip olanları bir kurdun elmayı kabuğunun içinden yemesi gibi zayıflattı, daha sonra ise tüm dünyanın birikmiş nefretinin sabretme sınırlarını aşmasını sağlayıp, son vuruşunu yaptı!”

Dişi ork konuşurken istem dışı olarak dudaklarını ısırıyordu, böyle bir sabır ve istek karşısında onları bekleyen zorlu zamanların kaygısı içine çökmüştü.

“En büyük darbe, soy gücü kullanabilen orkların bir anda yok olmaları sayesinde vurulmuştu, az önce yaşadıklarımız bu teze en büyük kanıttır!”

“Sadece birinci seviyede bir soy gücü ve içlerindeki ağaçları Ruh Meyvesi verecek kadar büyümüş olan bir druid savaşçısının yetenekleri ile binlerce kişi baş edemezken, başka türlü nasıl yenilebilirdi ki atalarımız!”

Ainle bilincini ve enerjisini miras aldığı Tanrıça’nın tüm tekniklerine henüz hâkim değildi, az önce kullandığı büyüler, geçmişteki orta seviye bir druid savaşçısının yeteneklerine eşdeğer gelmekteydi.

Dinlediği sözlerden sonra Nafız’ın gözleri bir anda parlayacaktı, o da Ainle’nin aslında ne demek istediğinin gayet iyi farkına varmıştı.

Eskiden sadece kendi güçlerine güvenebilirlerdi ancak şu dakikadan sonra adeta geçmişten gelen bir müttefikleri daha vardı yanlarında.

İki güç hayvanının binlerce kişinin leşleri ile ilgilenmeleri neredeyse tam bir gün sürmüştü, başka şartlar altında çok uzun bir süre gibi görünen bu bekleyiş, artık iki ok ve bir druidden oluşan grup için sadece ufak bir mola anlamına gelecekti.

Nihayet her şey bittiğinde ise gözler Ainle’ ye çevrildi, Nafız planlarında ortaya çıkan en büyük değişkenin neler yapma amacında olduğunu merak ediyordu.

“Mirasımın tamamlanması için Ana Druid Yerleşkesine dönmem gerekiyor, bir kez bu gerçekleştiğinde ise dönüşü olmayan bir yola gireceğimizi size söylemek istiyorum!”

Genç druid bunları nezaketen söylemiş olsa da, iki ork Vahşi Bataklık Kıtası’na adımlarını attıklarından beri zaten bahsedilen yolda yürümekteydiler.

Bu sefer küçük grup Makineler İmparatorluğu üzerinden geçmek zorunda değildi, istikametlerini Druid Yerleşkesine doğru çevirip dümdüz yürümeye başlamışlardı.

Onlar için yolculuğun sessiz ve sakin geçeceği garantilenmişti lakin dünyanın geri kalanı şu sıralarda kelimenin tam anlamı ile çalkalanıyordu.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Siz yardım edilmiş bir yoksulluk istiyorsunuz. Biz ise ortadan kaldırılmış bir yoksulluk. O yüzden anlaşamıyoruz.

Victor Hugo

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1149

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1029

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 618

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 311

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13283 Üye Sayısı
  • 395 Seri Sayısı
  • 18131 Bölüm Sayısı


creator
manga tr