"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 265-Savaş Alanında Karmaşa


Vurdukça coşuyor, coştukça daha da vahşileşiyordu Alyon, belki bedenen buradaydı ancak ruhu şu anda orkların soykırıma uğradığı savaş alanındaydı.

“Ainle, bizimkini saran enerjinin belli bir limiti var mı?”

Nafız, gittikçe düşmanın içlerine doğru ilerleyen arkadaşını görünce bazı konulardan emin olmak istedi zira yaşanacak bir sürpriz karşısında tamamen savunmasız kalabilirdi Alyon.

“İçiniz rahat olsun, ork savaşçısının üstündeki kalkanın adı Katliamın Kalbi’dir. Soy gücü kullanan bir ork ile birleştiği zaman, katlettiği düşmanlarının hayat enerjisini çekerek sürekli kendini yeniler!”

Bu nasıl bir şeydir diye düşündü Nafız, eğer soy gücünü kullanan ork savaşçısı yeteri kadar kudrete sahipse bu koskoca bir taburun üstünden tek başına geçebileceği anlamına gelmiyor muydu?

Druidler ve Orklar yüzyıllar boyunca tüm dünyaya hükmederken bunu sempatiklikleri ve diyalog kurma kabiliyetleriyle başarmamışlardı ancak bu kadar dominant bir yetenek birleşimine şahit olmak gerçekten inanılmazdı.

“Madem bu işe başladık, o zaman hakkını vermemiz gerekir!”

Bugünün düşmanının yarının dostu olma imkânı yoktu, buradaki insanlar çok kısa bir süre sonra daha da güçlenmiş bir biçimde karşılarına dikilebilirdi.

“Sizin için bir koruma yeteneği kullanmamı ister misiniz?”

Nafız’ın niyetini sezen Ainle bu sefer kendini tutmayacaktı, atalarından ona miras kalan vazifesini yapmak istiyordu.

“Şu an için gerek yok fakat bir zaman geldiğinde tüm yeteneğini kullanmanı isteyeceğim senden!”

Sözler dişi orkun ağzından öylesine çıkmış gibi görünebilirdi ancak ne anlama geldiklerini az çok anlayan Ainle ne kadar ağır olduklarını çok iyi biliyordu.

Zindanın içinde geçmişe göz atma şansı yakalayan Nafız, orada gerçekleştiremediği şeylerin acısını burada çıkarmaya karar verdiğinden beri Işığın Toprakları müritleri için sonu ölüm olan yolculuk başlamıştı.

Bir yanda katlettikçe hem ruhu hem de kendisini saran kalkan güçlenen Alyon, diğer yanda ise boyları iki metreye bulan hançerleri ile mahşeri kalabalığın arasında kanlı yollar açan Nafız.

Yüzlere yıldır yerin altında uyuyan bir canavarın uyanması gibiydi olanlar, bir druid ve iki orktan oluşan bir ekip, binlerce düşmana karşı gözünü dahi kırpmadan savaşıyordu.

Vahşi Bataklık kıtasına girdiklerinden beri düşük profil tutan ork savaşçıları nihayet gönüllerince hareket ediyorlardı, toprağın asıl sahibi druid ise olanları mağrur bir ifade ile izlemekteydi.

Ön saflar neredeyse tamamen dağılmıştı, arkadaşlarının akıbetini gören savaşçılar aldıkları emirleri hiçe sayarak geriye doğru kaçıyorlardı.

Bir savaşta düzenin bozulmasının nelere mal olacağının canlı kanıtı gibiydiler, korku içinde kaçarken, onlara uzun mesafeli saldırılarla destek olan büyücüleri ezip geçmek konusunda saniye dahi düşünmemişlerdi.

“Efendim, tüm savaş düzenimiz dağıldı!”

“Emirlerinizi bekliyoruz!”

Birliklerini hâkim bir yerden yöneten keşişler tüm olan biteni görüyorlardı ancak böyle bile olsa gelen raporların ardı arkası kesilmiyordu.

Durum gerçekten vahimdi, hiç gayret sarf etmeden sadece bir parmakları ile canlarını alabileceklerini düşündükleri iki düşük ırkın savaşçıları, tozu dumana katarak onlara doğru yaklaşmaktaydı.

“Saldırın, cepheden kaçanların cezası ölümdür, aileleri de onları bu yolda takip edecektir!”

Parlak renklerde cüppeler giymiş keşişlerin içinden bir tanesi, sesine büyü gücünü de ekleyerek bağırmıştı, sözleri savaş meydanının dört bir ucunda çınladığı zaman ise geriye doğru kaçan savaşçıların hepsi donuk kalacaktı.

Ölüm artık sadece önlerinde değil, bir umut içinde kaçtıkları arkalarında da belirmişti, iki yön arasındaki tek fark birinde tüm sevdiklerini kendileri ile beraber felakete sürükleme olasılığıydı.

El mahkûm dönüp savaştı Işığın Toprakları müritleri, onları komuta eden keşişler dehşet içinde durumu gözlemlerken birere birer yitip gittiler.

“Alyon, küçük balıklarla uğraşmayı bırak hedefimiz orada!”

Bu durumdan mı rahatsız oldu yoksa daha güçlü düşmanları ortadan kaldırmak için mi harekete geçti bilinmez ama Nafız arkadaşına bağırırken çoktan keşişlerin bir araya toplandığı yere doğru harekete geçmişti.

“Büyücüler tüm gücünüz ile saldırın!”

Tehlikenin kendilerine yöneldiğini gören aynı keşiş bir kez daha bağıracaktı, şimdi birbirlerine iyice yakınlaşmış iki ork tek hedefe dönüşmüşken, onlardan isteneni yapmak için harekete geçmişlerdi.

“Dostlarım, zaman geldi!”

Parlak renkli cüppelere sahip grubun içinden cılız bir ses duyulacaktı, belli ki bu sefer kendilerinden başka kimsenin ne yapacaklarını bilmesini istemiyorlardı.

“Pentagram!”

Keşişler asalarını yere sertçe vurduklarında hepsi bir ağızdan sessizce aynı sözcüğü zikretmişti, sonrasında ateş, su, hava ve toprak elementlerini temsil eden dört enerji hızla yayılıp, iki orku içine alan beş köşeli ters bir yıldız şeklini alacaktı.

Etrafı bir çember ile çevrelenmiş bu sembolü içinde mahsur kalan Alyon ve Nafız’ın hareketleri bir anda durmuştu, oldukları yere çakılı kalmış bir vaziyette neler olduğunu çözmeye çalışıyorlardı.

“Sefil mahlûkatlar, birkaç beceri öğrendiniz diye yine kendinizi herkesten üstün sandınız değil mi?”

“Büyücüler!”

Emri aldıklarından beri sürekli saldırı gerçekleştiren büyücüler bunların birçoğunu ıskalıyor, hedefi bulanlar ise iki ork tarafından bertaraf ediliyordu ancak şu anda durum tamamen değişmişti.

Görüş açık ve net, yok edilecek olan düşmanlar da sabitti, tüm güçlerini tek bir saldırıya koyarak son darbeyi vurabilirlerdi, üstelik bu sefer sayıları onu bulan keşişlerde onlara katılıyordu.

“Geberin!”

Dört bir yandan üstlerine saldırılar yağan iki ork için zaman daralıyordu, düşmanları onları yok etmek adına ellerinden ne geliyorsa yapmışlardı.

Önce hareketlerini kısıtlayacak bir büyü çemberinin içine hapsedip, daha sonra tek bir atakla onları yok etmek gerçekten iyi bir plandı lakin atladıkları çok büyük bir nokta vardı ve bu büyük nokta olan kişi, sakin adımlarla dört elementi gücüyle oluşturulmuş Pentagram’ın içine girmişti.

“Bu kadarcık güçle mi?”

Ainle bir el sallaması ile çevrelerini Yansıtan Kalp ve Elemental Kalp kalkanları ile çevirecekti, göktaşı gibi düşen saldırılara bakarken o kadar rahattı ki, genç druid gözlerini ona şaşkınlıkla bakan on keşişten bir saniye olsun almamıştı.

Bir süre sonra tüm ataklar yarattığı kalkanda eriyince, öne kendi etrafında bir tur dönüp çevreyi, daha sonra ise ayaklarının altındaki büyü çemberini inceledi.

Yüzünde keyifsiz bir ifade vardı, ömrünü geçirdiği konağının zamana yenik düşerek harabe haline geldiğini görmek zorunda kalan İstanbul Beyefendisi gibiydi Ainle.

“Yıllarca bu kutsal mekânı işgal edip pis bedenleriniz ile kirletmek size yetmedi, üstüne üstlük büyü çemberi oluşturmak gibi bir günahı da işlediniz en sonunda!”

Konuşması sürdükçe sesi sertleşiyordu genç druidin, bu sefer gerçekten kızmıştı Ainle.

“Atalarımdan çaldığınız ona şeyin ardından, ancak bu kadar mı gelişebildiniz? Kendinize şaşalı unvanlar verip parlak kumaştan cüppeler giyince, gerçekten doğanın kanunlarına hükmedebileceğinizi sanmanız ne kadar da komik!”

“On kişi birleşerek yapabildiğiniz şu büyü çemberine bir bakar mısınız? Elementlerin efendisi değil onların köleleri olduğunuzun en büyük ispatı burada, ayaklarımın altında duruyor!”

“ Atalarımın muhteşemliği ile inşa edilmiş kutsal şehrimize edilmiş bir küfürdür bu!”

Sinirden yüzü gerilmiş, burun delikleri hiç olmadıkları kadar geniş açılmıştı, Ainle ayağını öyle sert bir biçimde yere vuracaktı ki, çevredekiler küçük çapta bir deprem olmuşçasına sallanmaktan kendilerini alıkoyamayacaklardı.

Bu darbe ile içinde dört elementin oluşturduğu ters duran yıldız figürü bulunan büyü çemberi, parça parça kırılarak havaya karışıyordu.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Aslanın ölüsüne karşı söylenenler, dirisine karşı söylenemeyenlerdir.

 Kemal Tahir 

 

Yazar Notu

Hikâye, konu olgunlaştıkça daha da keyif vermeye başladı, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1213

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1050

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 871

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 809

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 687

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 641

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 624

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 545

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 517

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 341

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 95

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14712 Üye Sayısı
  • 448 Seri Sayısı
  • 19360 Bölüm Sayısı


creator
manga tr