"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 264-Ainle Dışarı Çıkar


Özgüvenin ilanı şeklindeki sözleri bitince, Ainle bu gizli salona girmeleri için çözmek zorunda kaldığı sembol şemasının bir benzerinin yanına doğru yürümeye başladı, şüphesiz dışarı çıkmak için buradan geçmeliydiler.

Bu sırada, dışarıdaki güçlerde bir sabırsızlık durumu hâkimdi, ne zaman karşılaşacaklarını bilmedikleri düşmanlarını beklemekten bezmiş gibiydiler.

“Tamı tamına yirmi gündür burada bekliyoruz ama henüz dışarı çıkacaklarına dair bir işaret bile göremedik!”

Sembollerin olduğu duvarın yakınındaki savaşçılar sürekli diken üstündeydi ancak kurulan kuşatmanın arka tarafında kalanlar için bu bekleyiş, sadece can sıkıcı bir mecburiyete dönmüştü.

“Kapa çeneni salak, eğer keşişlerden biri seni duyarsa kendini zindanlarda bulursun!”

Normalde bu savaşçıların başında sadece rahiplerin olması gerekirdi ancak olağanüstü bir durum olması nedeniyle bu sefer şehirdeki birçok keşiş kendini göstermişti.

Altın Tacın Kutsal İkizleri öldürüldüğünden dolayı ön cephelerden hızla geri dönmüşlerdi, bölgedeki yöneticiler olarak görev yapan ikilinin boşluğunu doldurmak için buradaydılar.

“Şemada hareketlenmeler var, herkes yerini alsın!”

Düşmanların ortaya çıkacağı yerin yakınında görev alan bir rahip bağırdığında, tüm sesler bir anda kesilecekti.

Acilen kararlaştırılmış adımları atmak için harekete geçiyordu savaşçılar, iki ork ve bir druidin içeri girerken harcadığı zamanın yarısı kadar bir sürede tamamen hazır olmaları gerekmekteydi.

Kendilerine göre tüm önlemleri aldıkları düşünüyorlardı ancak gerçeğin çok daha farklı olduğunu acı bir biçimde öğreneceklerdi.

Tanrıçanın mirasının bir bölümünü alan Ainle için sembollerden oluşan şablonu aktif hale getirmek, güneşli bir havada Ana Druid Yerleşkesi içerisinde gezmek kadar kolaydı.

“Bana yakın durun, ayrılıyoruz!”

Nafız normal bir zamanda Ainle’ den bu sözler duysaydı şüphesiz çok şaşırırdı ancak genç druidin değişen havası ve sembol denizine dönmüş şemayı sadece üç hareketle açması sonrası sadece gülümseyecekti.

Uzun yıllar önce kendi başlarına konan talih kuşunun, şu anda önlerinden yürüyen kişinin yanında olduğunu anlamıştı, geçmişi unutarak şimdiki yeteneklerini görmek istiyordu onun.

“Nafız, bu ne diyor böyle?”

Dişi orkun aksine Alyon henüz neler olduğunu çözememişti, peşlerinde yamalı bir bohça gibi taşıdıkları adamın bu kendinden emin hareketlerini bir tür aşağılama olarak alacaktı.

“Dur hele delibaş Alyon, böyle rahatça konuşabiliyorsa vardır bir bildiği!”

Arkadaşı ne kadar keyifsizse, Nafız bir o kadar ilgiliydi, çirkin ördek yavrusu bir kuğuya mı dönüşecek yoksa piliç çevirmeme mi olacak bilmek istiyordu.

Kafasındaki soruların yanıtları için çok bekleyecek gibi durmuyordu dişi ork, beş nefes sonra zorlukla girdikleri gizli odanın dışında, binlerce Işığın Toprakları Savaşçısının karşısındaydılar.

Afallamıştı uzun süredir pusuda bekleyen insanlar, daha tam olarak harekete dahi geçemeden düşmanları ile yüz yüze gelmişlerdi.

“Saldırın!”

Ne olursa olsun bu kişiler eğitimli savaşçılardı, ön saftakiler direkt hücum ederken arka tarafta bekleyen büyücülerin ağızlarından bazı kelimeler duyulmaya başlanmıştı.

İki güç arasındaki mesafe çok kısaydı, emri alan savaşçıların üçlüye ulaşması on saniye bile sürmeyecekti.

Önünde hareketsiz duran druide bakan Nafız ise neredeyse ona vurmak üzere olan savaşçının silahı yukarı kalktığı anda, bir şeylerin ters gittiğini düşünerek savunma yeteneği olan Kan Kubbeyi aktif hale getirmek istedi.

“Rica ederim!”

Konuşan Ainle idi fakat sesinin tınısı o kadar değişmişti ki, kulaklara erişince duyanların içinin güvenle dolmasını sağlıyordu.

Yüzeyinde yeşil sembollerin yüzdüğü bir kalkan üçlünün etrafında belirdiğinde genç druid sözünü yeni bitirmişti, aynı anda onlara saldıran savaşçıda acı içinde bağırarak geri savrukmaktaydı.

“Yansıtan Kalp!”

Ainle, bir teknik kullanarak üç kişinin etrafındaki alanı korumaya aldıktan sonra yürümeye başlayacaktı, etraflarını saran kalkanda onunla beraber hareket ediyor, saldıran kim olursa olsun geldiği hızla geri püskürtülüyordu.

“Lütfen beni takip edin ve bir druidin olduğu yerde savunma işini ona bırakın, aksi halde bunu ırkıma yapılan bir hakaret olarak algılayacağım!”

Gözleri yuvalarından fırlayacak kadar şaşkındı Alyon, hem kalkanın işlevi, hem de Ainle’nin sözleri karşısında ne yapacağını bilemez bir hale düşmüştü.

“Vay babam vay, adam zindana Cilalı İbo girdi Ediz Hun çıktı ya, ah be bilinç mirası, sen nelere kadirsin!”

Nafız ise sadece içinden durum değerlendirmesi yapıyordu, genç druidin talihinin kendilerinden hiç de aşağı kalır olmadığını görmemek için kör olmak gerekiyordu.

Üçlü dümdüz yürümekteydi, yakın dövüşle onlara zarar veremeyeceğini anlayan düşmanlar ise büyülü saldırıları çoktan onların üzerine salmıştı.

Bu sefer dişi orkun acelesi yoktu, yakın dövüş için çözümünü sunan Ainle’nin bu durum ile nasıl baş edeceğini bekledi.

“Elemental Kalp!”

Bir tek panik emaresi bile yoktu genç druidin yüzünde, elini sakince savurarak, yarattığı kalkanın üzerine bazı semboller eklemişti sadece.

Rengârenk bir yağmuru andıran saldırılar durmaksızın üstlerine düşüyordu, iki ork ve bir druidden oluşan üçlü ise havai fişek gösterisi izlermişçesine onları seyretmekle meşguldü sadece.

Şimdi kalkanın üzerinde yeşil sembollerin yanı sıra kırmızı kertenkeleler, mavi balıklar, şimşek rengi ejderhalar, sarı kaplumbağalar ve şeffaf kuşlar uçmaktaydı, her biri bir elementi temsil eden bu semboller sayesinde büyücülerin atakları kalkanın yüzeyine değdiği gibi eriyor, onu zayıflatmaktansa gitgide güçlendiriyorlardı.

“Alyon, görüyorum ki savaş isteğiniz ruhunuzu kasıp kavuruyor. İstersen sana bu konuda yardımcı olabilirim!”

“Nasıl!”

Ainle kendisine dönerek konuştuğunda gerçekten de kır saçlı orkun içi içini yiyordu, zindan denemesinde iyice tavlanan ork gururu, ona kendilerini çevreleyen düşmanları parça parça etmesi için haykırıyordu.

Bu nedenle ansızın gelen teklif karşısında hazırlıksız yakalanıp cevap vermişti Alyon, yüreğinde ne varsa diline dökülmüştü adeta.

“Benim kalkanım sadece dışarıdan yapılan saldırıları engeller, ister buradan, istersen de dışarı çıkıp saldırabilirsin ve etrafındaki kalkan sayesinde canın ne zaman arzu ederse geri dönebilirsin!”

Konuşurken elini kır saçlı orka doğru sallayan Ainle, onun koyu yeşil bir enerji tarafından sarılmasını sağlamıştı, Alyon bunun ne olduğu bilmese de içindeyken kendisini hiç olmadığı kadar rahat hissedecekti.

Savaşçının Cinneti

Anında ikinci soy gücünü kullanmaya başlamıştı Alyon, alanlar arası halkasından çıkardığı dev baltası ile beraber, onları bekleyen kalabalığın üzerine doğru çılgınca hücum ediyordu.

Aynı anlarda genç druidin gözleri kalkanın içinde duran Nafız’ın üzerindeydi, sanki bir şey diyecek ama sonuçlarından emin olamıyor gibiydi.

“Ben burada rahatım, sen kendi işine bak!”

Kır saçlı orka sağladığı korumayı dişi orka da önermeyi düşünen Ainle, aldığı yanıtla beraber önüne dönerek yürümeye başlayacaktı. Şu anda bambaşka bir kişiye dönüşmüş olsa da, içgüdüleri onu Nafız’a bulaşmaması konusunda sertçe uyarıyordu.

“Babanıza gelin sizi kahpenin dölleri, sefil hayatlarınızı kahraman atalarıma kurban olarak sunacağım!”

Bu sırada Alyon kelimenin tam anlamı ile delirmişti, bedeninden taşan siyah alevler kendisini çepeçevre saran enerjiye karışırken, boğazından yakaladığı bir savaşçının kafasını tek hamlede kopartıyordu.

Zindanda yaşadığı son olaylar onun gerçek tabiatını bulmasını sağlamıştı, özellikle fedakârca savaş alanına gelip tükenene kadar mücadele eden son soy gücü kullanıcısının yaşadıklarını deneyimlemesi, o günlere ait bir gurur ile doldurmuştu yüreğini.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ben, sadece asil bir ailenin evladı olmakla değil fakat asil bir milletin evladı olmakla gururluyum.

Attila Han

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 664

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15636 Üye Sayısı
  • 513 Seri Sayısı
  • 21128 Bölüm Sayısı


creator
manga tr