“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 261-O Kişi


Dişi ork da karşı koyamayacaktı bu isteğe, tüm algısını sınırına kadar çekip büyük meydanı incelemeye başlamıştı.

Yaşlı adamın sözleri boşuna değildi, tüm karmaşası ve sıradanlığıyla hayat sürüp gidiyordu, çoğunluğunu orklarla kol kola yürüyen Druidlerin oluşturduğu kitle, sonsuz bir yaşam enerjisiyle doluydu.

Belki tesadüf, belki de kader, tam bu sırada neredeyse yüzlerce ork ve druid savaşçısının koruması altında bir tahtırevan meydandan geçiş yapmaya başlayacaktı.

O an, adeta tüm hayat duracak, zaman bile akmamak için direnecekti, hangi ırka mensup olursa olsun herkes dizlerinin üzerine çökmüştü.

Elleri göğüslerinde, başları yerde, yüzlerine yerleştirdikleri en saygılı ifadeleri ile bunca önlemin alınmasını gerektiren özel kişinin geçmesini bekliyorlardı.

Tek istisna Nafız ve paçavralar içinde oturan yaşlı adamdı, bu durumu tahtırevanı koruyan muhafızlar ve onun yanında yürüyen sivil giyimli görevlilerde fark etmişti.

Öfke ile dolmaları için yeterliydi bu, içlerinden birkaçı bu saygısızlığı cezalandırmak için harekete geçmişti bile, ağır zırhları ve görkemli baltalarıyla on tane ork savaşçısı, Nafız’ın olduğu yere doğru geliyordu.

“Takım dur, hemen yerlerinize geçin!”

Düşman üzerine doğru gelirken dişi ork da her an savaşa girecekmişçesine alarma geçmişti, ta ki koruma birliğinin başındaki sert görünüşlü ork savaşçısı bağırana kadar.

Emri alan on ork savaşçısı hızlıca yerlerine döndüler, onları gözleri ile takip eden Nafız bu geri çekilmenin nedenini bilmese de, kendisi ile alakalı olmadığına emindi.

Savaşçılardan sonra gözleri tahtırevana kayacaktı dişi orkun,  koyu perdelerle sarmalanmış bu bineğin içerisinde kim olduğunu görmek imkânsızdı, öyle bile olsa denemekte ısrar ediyordu Nafız.

Ne kadar zorlarsa zorlasın isteğine ulaşamayınca, onu engelleyenin sadece perdeler değil biçimsiz bir koruma kalkanı olduğunu da anladı, böyle bir şeyi ancak tahtırevanın çok yakınında bulunan birinin yapabileceğini biliyordu.

Böylece hedefini küçülterek, bineğin yanında yürüyen sivillere odaklandı, hepsi orta yaşlarını yaşayan druidlerdi bu kişiler, sadece içlerinden biri farklıydı.

Kısa boyu ve farklı fiziksel özelliklerine bakılırsa bu kişi henüz çocukluktan yeni kurtulmaya çalışan bir insandı, gözleri hariç bütün yüzü bir maske ile kaplı bu kişinin esrarengiz bir havası vardı.

“Olamaz, bu o olamaz!”

Nafız bu kelimeleri içinden söylediğini sansa da aslında boğazı yırtılırcasına haykırmıştı, tüm gözler bir an ona dönerken, bir tanesi de yavaşça çekilip eski renksizliğine dönüyordu.

Dişi orkun böylesine kontrolünü kaybetmesini sağlayan, esrarengiz görünümlü çocukla bakışlarının kesişmesinden başka bir şey değildi, iki göz birbirine değdiğinde Nafız kiminle yüzleştiğini anlayacaktı.

“Burada bulunma nedenini gördüğüne göre, artık oturmak istemez misin?”

Tahtırevanın sahibinin kudretine rağmen istifini bozmadan durabilecek kadar cesur ve kendisine karşı harekete geçmek isteyen ork savaşçılarını caydırabilecek kadar kudretli olan sefil görünümlü adam konuştuğunda, dişi ork neredeyse istem dışı bir şekilde kendisi için hazırlanmış yere oturacaktı zira artık bu dünyada değildi o.

Ork Stepleri üzerindeki büyük savaşta bozguna uğrayan özgüvenini ve duygularını onarmak için çekildiği inziva sırasında onları ziyaret eden adamı düşünüyordu.

“Çocuklar sizi öldürmek zorundayım, sonucunu merak ettiğim bir oyun var ve sizler bunu bozmak için elinizden ne geliyorsa yapıyorsunuz!”

Aynı gözlerdi, bu sözlerin sahibi ile şimdi tahtırevanın yanında yürüyen ergen çocuğun bakışları, Nafız en büyük düşmanının verdiği hissi nasıl unutabilirdi.

“İhtiyar çabuk söyle, şu yüzü maske ile kapalı çocuk kim?”

Zorlukla yanına oturttuğu dişi orkun panik içindeki hali, sefil görünümlü adamın zerre umurunda değil gibiydi, yavaş hareketlerle önündeki çayı yudumladıktan sonra bıkkın bir ses tonuyla konuşacaktı.

“Cevabını bildiği soruları neden sorar ki insanlar?”

Beklediği yanıt bu olmasa da, yüzde doksan dokuz emin olduğu konudaki son tereddüttü de ortadan kalkmıştı Nafız’ın, şu anda aklında tek bir düşünce vardı.

“Senin yerinde olsaydım bunu düşünmezdim bile, her ne kadar bana bulaşmak istemeseler de eğer saldırmak istersem çok şansımın olduğunu düşünmüyorum!”

Dişi orktan yayılan öfke ve cinayet niyeti ihtiyarın dikkatinden kaçabilir miydi?

“Sana ihtiyacım olduğunu nereden çıkardın, otur ve hepsini dilim dilim doğramamı izle!”

Sözleri bittiği gibi Mora’dan miras aldığı bilekliklerinden hançerlerini çıkaracaktı Nafız veya en azından o böyle olmasını bekliyordu.

Ne yazık ki durum çok farklıydı, ne istediği hançerler, ne de Abarran’ın eseri olan bileklikler yerinde yoktu.

“Kendini öldürtmek istiyorsan sana engel olamam ama var olmaman gereken bir zaman dilimindeyken henüz edinmediğin donanım ve yetenekleri kullanamayacağını söylemek isterim!”

Olan buydu, bedeninde hiçbir olağan üstü güç ve eşya hissetmeyen Nafız, en sonunda neler döndüğünü görebiliyordu.

“Bana öyle bakma genç dostum, tahtırevanın içindeki gelecekte tüm orkları yönetmeye aday olan birkaç prensten biri ve etrafındaki druidler de kendi ırkları arasındaki en kudretli bireylerden bazıları!”

“Eğer sadece savunmaya odaklanırlarsa, benim ve senin en güçlü hali bile oluşturacakları kalkanı kırmayı sadece hayal edebilir!”

Böylece Nafız, eninde sonunda yüzleşmek zorunda kalacağı en büyük düşmanının çocukluğunun gözünün önünden geçişini izlemek zorunda kalmıştı, eli kolu bağlı bir şekildeydi, adeta kaderine boyun eğmenin acısı yüreğini dağlıyordu.

Ruhani bir acının pençesinde kıvranan dişi orkun aksine, arkadaşı olan Alyon bedeninden akan kanlar ile ıslanmaktaydı.

“Gelin onun bunun çocukları, hepinizle tek tek ilgileneceğim!”

İri kasları her an patlayacakmış gibi şişmişti, bedenini kaplayan siyah alevlerin içinden bir çift kömür karası göz çılgınca parlıyordu.

“Efendim, hedefimizdeki ork soy gücü kullanıyor!”

Daha önce Alyon’ un üstüne elit savaşçıların gönderilmesinin kararlaştırıldığı komuta merkezine gelen bu haber, adeta bomba etkisi yaratmıştı.

“Nasıl olur, soy gücüne sahip tüm orkların çoktan öldürülmüş olması gerekiyordu!”

Düşman birliklerin üst kademesi bu sürpriz karşısında kelimenin tam anlamı ile şok olmuştu, planlarını değiştirmelerini gerektirecek çapta bir değişken olmasa da, yine de hiç beklemedikleri bir gelişmeydi bu.

“Efendim soy kırımdan gizlenerek kurtulmuş olmalı ancak yine de tabiatına yenilerek ayağımıza kadar gelmiş. Önerim, büyücülerimizi kullanarak uzun mesafeli bir atak ile yok edelim bu çıbanı!”

Çözümü sunan komutan çok sakindi, bu sırada Alyon’u çevreleyen birçok savaşçının da hayatlarını kaybedeceğini bilmesine rağmen sesi dahi titrememişti.

“Hemen gereken yapılsın, o pis orkun bu dünya üzerinde daha fazla nefes almasını istemiyorum!”

Zor olan kısım emri vermekti, bundan sonrası çorap söküğü gibi gelecekti, büyü takımı en güçlü saldırılarını serbest bırakmak adına harekete geçmişti bile.

Bir dakika sonra, kırmızı ve siyahın üzerinde çılgına dans ettiği orkun konumuna kitlenmiş yüzlere saldırı gökyüzünü dolduracaktı, geniş bir alanı kilitleyen bu atağın tek bir amacı vardı: Kesin Ölüm.

Ateş, buz, rüzgâr, toprak tabanlı büyülerin yanı sıra oklar ve mızraklarda vardı bu saldırının içinde, Alyon’ un savaştığı düşmanlar tüm öfkelerini kusuyordu adeta.

İlginç olan, öleceklerini anlamış olan savaşçıların kaçmak yerine kır saçlarının yerinde siyah alevler olan orkun üzerine saldırmalarıydı, normalin dışındaki bu durum belki de en dikkat çekici ayrıntıydı.

“Gebereceksin şeytanın dölü!”

“Anne, baba, rahat uyuyun, intikamınız alınıyor!”

Bir anda savaş meydanında belirdiğinden itibaren bu tür sözleri belki de yüzlere kez duyan Alyon, neler döndüğünün farkında olmasa da düşmanlarının ona karşı duyduğu nefretle yoğurulmuş öfkeyi iliklerine kadar hissediyordu.

Toplu saldırı ona neredeyse ulaştığında ise hala ölüme koşan insanları kesiyordu ork savaşçısı, öleceğini bilse de o da düşmanları gibi gözü karaydı.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Vicdan hatırladıkça hiç bir suç unutulmaz.

Stefan Zweig

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1222

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1055

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 873

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 645

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 600

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 519

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 347

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 180

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14856 Üye Sayısı
  • 457 Seri Sayısı
  • 19562 Bölüm Sayısı


creator
manga tr