"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 260- Bilinmeyenler


“Hayır, hayır şaka yapmıyorum, o aptal adam grubumuzda bir druid olmasına rağmen bize uzaktan büyü ile saldırdı!”

Masanın başına kurulmuş iri yarı ork konuşmasının sonuna kadar zar zor sakladığı kahkahasını serbest bıraktığında, Nafız hariç herkes sanki hayatlarındaki en komik şakayı duymuş gibi gülecekti.

“Bir insan nasıl bu kadar cahil olabilir, mağarada mı büyümüş acaba o büyücü?”

Sırtında büyük bir tatar yayı taşıyan insan savaşçısı hayretler içerisinde konuşacaktı, masadaki druidlerden bir açıklama bekler gibiydi.

“Cahillik değil, bunun adı kibir!”

Elindeki işlemeli tahta asayı yere vuran uzun boylu adam, en az itham ettiği kişi kadar kibir içindeydi, bu hareketle onun alt çizgisi denenmişti belli ki.

“Bazı büyücüler biraz güçlenince bizim koruyucu kalkan becerimizi aşabileceklerini sanıyorlar, ne yazık ki bu büyük bir hata oluyor ve sonucunda bedelini canlarıyla ödüyorlar!”

Gruptaki ikinci druid alımlı bir fiziğe sahip orta yaşlarda bir kadındı, konuya açıklık getirirken o kadar sakindi ki, nefes alış verişinde en ufak değişiklik dâhi olmamıştı.

“Aptal sonuna kadar atak yapmakta direndi, ben kafasını ellerimle parçaladığım da hala bazı büyülü sözler vardı ağzında!”

Önündeki dev bardağı tek dikişte bitiren ork savaşçısı, gündelik yaşamından sıradan bir olayı anlatırcasına devam edecekti sohbete, çaktırmamaya çalışsa da Nafız çok şaşırmıştı işittiklerine.

Uzun süredir onu gözetleyen birinin varlığının farkında olsa da konuşmalara kulak vermekten kendini alamıyordu, duyduklarından sonra aklında bazı fikirler yeşermişti ancak bunların sağlamasını şu an bulunduğu kişilerle yapamayacağını biliyordu.

“Dostlarım, içkinizi benimle paylaştığınız için teşekkür ederim, şimdi eski bir arkadaşı görmek için izninizi istiyorum!”

Olaylar tuhaf bir şekilde gelişse de Nafız’ın çok hoşuna gitmişti yaşananlar, özellikle masadaki ekibin ırklar arasında oluşan görünmez bariyere takılmadan hep birlikte eğlenmeleri, daha önce hissetmediği bazı duyguları uyandıracaktı.

Ne kadar onlarla kalmak istese de gitmesi gereken bir yer vardı dişi orkun, vedalaştıktan sonra meydanın diğer ucundaki bir köşede tek başına oturmuş gizemli kişinin yanına yürüyordu.

Her adımını hızlı ve kararlı atıyordu Nafız, aynı savaş alanının ortasında dört bir yanı düşmanla çevrili arkadaşı Alyon gibi.

Zaman ve mekândan kendini azat eden kır saçlı ork, etrafındaki yirmi metre çapındaki alanı ölüm bölgesi ilan etmişti bile.

İçeri giren düşmanları bekleyen tek son, kudretli baltasının soğuk çeliğinin canlarını alması oluyordu, dev savaş meydanında bir an da ortaya çıkmış kara delik gibiydi Alyon.

Bu durum gittikçe daha çok insanın ilgisini çekecekti, düşman komutanları da doğal olarak bu grubun içerisindeydi.

“Derhal şu bölgeye elit birlikleri sevk edin!”

Meydan savaşının dinamikleri her an değişebilirdi, ufak bir yangının büyüyerek tüm alanı kaplaması için sadece kuvvetli bir kıvılcım ve yeterli zaman kâfi idi.

Emri alan komutanların kır saçlı orkun karşısına elit savaşçıları göndermesinin nedeni bundandı, ön cepheye sürülen zayıf askerler çekildiğinde, yerlerini alanlar işe çok agresif başlayacaklardı.

“Evet, işte bu! Ben de zayıf böcekleri ezmekten sıkılmaya başlamıştım!”

Dev baltasını her savuruşunda en az bir can alan Alyon, şimdi kendisini zorlayacak bir direnişle karşı karşıyaydı, hem güç, hem de koordineli hareket etme kabiliyeti olarak, yeni gelenler diğerlerinden birkaç gömlek üstündü.

Sadece kendilerini korumakla kalmayıp aralarına aldıkları iri yarı orka çeşitli yaralarda veriyorlardı, az önce esen fırtına dinmişti gibiydi.

“Geber pis ork!”

“Sizin devriniz kapanıyor, yıllarca çektirdiklerinizin bedelini ödeme vakti geldi!”

Elitler her indirdikleri darbe ile beraber içlerinde biriken nefreti de haykırıyorlardı, Alyon’ un karşısında ondan kemiklerine kadar işlemiş bir şekilde nefret eden insanlar vardı.

“Had bilmez köpekler sizi!”

Lordun Cinneti

Dört bir yandan kuşatılmış ork savaşçısı tüm kartları açmaya karar verince öfke ile haykırdı, etrafında oluşan siyah renkli fenomen elit savaşçıları uzaklaştırırken, kendisi de aynı renge bürünmüştü.

Mücadelenin seyri bir kez daha dramatik bir biçimde değişecekti ancak dünya üzerindeki hiçbir şey Ainle’nin surat ifadesi kadar hızlı değişemezdi bu sıralar.

“Druidler ve Orklar tüm dünyaya hükmeden iki ırktı dediniz değil mi, yanlış duymuş olmalıyım?”

“İnanması çok güç değil mi? Şu anki zavallı hallerine bakınca böyle düşünmen çok normal genç druid, daha kendi ırkının nelere kadir olduğunun bile farkında değilsin!”

Normal zamanda bile kendisine bakanların soluksuz kalmasını sağlayacak kadar güzel olan kadın, sözlerini bitirince dudaklarına buruk bir gülümseme yerleştirince Ainle’nin kalbi atmayı bırakacaktı.

Neyse ki tanrıça hızla eski tavrına dönmüştü, soluğu kesilen zavallı druid kendine gelmeye çalışırken, o da tarihin tozlu sayfalarını tekrar açacaktı.

“Binlere yıl süren bir hâkimiyet, tüm insanlara boğun eğdiren bir irade; en güçlü saldırı ve en muhteşem savunmanın kusursuz birlikteliği!”

“Sanırım orkları biraz olsun tanımışsındır, üstün fiziki özellikler ve vahşeti içselleştirmiş bir bilinç, ellerine silah verdiğin sürece katledemeyecekleri kimse yoktur!”

“Peki, genç druid, atalarının özellikleri hakkında neler biliyorsun?”

Ainle düşünüyor gibi görünse de aslında sadece utanıyordu, annesinden ve diğer köklerden gördüğü birkaç düşük sınıf bitki manipüle etme becerisinden başka bir şey bilmiyordu.

Onun bu hali, kusursuzluğun yeryüzündeki temsili olan kadının hüzünlenmesini sağlayacaktı, bir zamanların büyü konusundaki en mahir ırkı, nasıl bu duruma kadar düşmüştü?

“Ainle, ataların bu dünyanın gördüğü en güçlü savunma ve destek yeteneklerine sahipti, aynı seviyedeki bir druidi öldürebilecek kadar yetenekli savaşçıların sayısı bir elin parmaklarını geçmezdi!”

“Sakın şaşırma, asıl gücümüz bunan çok daha fazlasıydı, eğer yanımızda bir de ork var ise kendimizin iki, hatta üç seviye üstü insanlara rahatlıkla meydan okuyabilirdik!”

Nasıl şaşırmayacaktı zavallı Ainle; yıllarca barakada yaşamış birinin, dedesinin Karun olduğunu öğrenmesi gibiydi an itibariyle durum.

Kendilerini koruyan kutsal kalkanın dışındaki herkes onun için yenilmesi mümkün olmayan tanrılardı, şimdi ise atalarının bu kişilere kurbanlık koyun muamelesi yapacak kadar güçlü olduğunu hayretler içinde dinliyordu.

Genç druidin dışında, zindana giren bir kişi daha koyu bir sohbete girmek üzereydi, Nafız uzun zamandır kendisini izleyen gözlerin sahibinin tam karşısına dikilmişti.

“Oturmaz mısın ork savaşçısı, bunca yolu başımda dikilmek için gelmiş olamazsın?”

Konuşan kişi kirli sakallı bir ihtiyardı, yırtık üstü başı yamalarla kapladığından dolayı çok sefil bir görüntüye sahipti.

Ancak bu kamuflaj Nafız’ın gözlerini kandıramazdı, adamın dışına taşan canlılığını, damarlarında delice akan kanın şiddetini çok net görebiliyordu dişi ork.

“Bir hayalin içinde olduğumun farkındayım ve hissettiğim kadarıyla konu bir şekilde seninle bağlantılı olmalı!”

Duyduklarından sonra delice bir kahkaha patlatacaktı sefil görünümlü adam, karşındaki orku tepeden tırnağa süzdükten sonra yüzünde memnun olmuş bir ifade beliriyordu yavaşça.

“Hayal veya gerçek, bunun ayrımını neye göre yapmalıyız? Şöyle bir etrafına baksana, meydandaki enerji, yaşayan canlıların yaydığı frekanslar, sence tamamen sahte mi?”

Sesinde bir tür gizem vardı ihtiyarın; dikkate alınmamasını engelleyen, işitenin zihninin derinliklerine doğru dörtnala koşan vahşi bir kısrağın tabiata sahip, boğun eğmez bir iradeydi bu.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İnsanlar her an rüya görüyor. Biz doğmadan önce doğan insanlar, dışarıda kocaman bir rüya yarattı.

Dört Anlaşma- Toltek Bilgeliği

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1222

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1055

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 873

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 645

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 600

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 519

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 347

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 180

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14856 Üye Sayısı
  • 457 Seri Sayısı
  • 19562 Bölüm Sayısı


creator
manga tr