“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 258-Zor Seçim


Işık yığını, üçlünün üstüne düşmeden iki saniye önce hızla genişleyecekti, artık bir saldırıdan ziyade vahşi yaratıkları avlamak için kullanılan ağlara benziyordu.

Tüm gücünü kalkanı ayakta tutmak için harcayan Nafız, onu bu zayıf durumdayken korumak isteyen Alyon ve henüz meditasyondan çıkamamış Ainle kıskıvrak yakalanmıştı.

Ne kadar çaba harcadıklarının bir önemi yoktu artık, güçleri mühürlenmiş olduğundan çırpınmaya dahi mecalleri kalmamıştı.

Işık ağının etkisi altında bayılmalarının ardından, gözlerini rutubetin sıvılaşıp kirli taş duvarlardan yüzlerine aktığı bir zindanda açacaklardı.

Elleri ve ayakları zincirlerle duvara bağlanmış şekilde, yerden en az üç metre havada asılıydılar, gözleri bu yeni duruma alışana kadar pek bir şey göremeyeceklerdi.

Yavaşça ortama adapte olurlarken ilk önce bazı ışıltılar belirdi, onları taşların pislikten değişen rengi izleyecekti, en sonunda ise tam karşılarında aynı kendileri gibi asılmış iki kişiyi görebildiler.

Onların aksine bu adamların yüzleri kalın kumaştan çuvallarla örtülüydü, yaşam enerjisinin onları uzun zaman önce terk etmeye başladığını belli eden zayıf bedenleri hariç, kim olduklarını bilmenin imkânı yoktu.

“Üç küçük balık, akılları sıra bulanık sularda dolaşarak oltadan kaçabileceklerini sanıyorlardı ama dünyada her şey önceden belirlenmiştir, buna kimin avcı, kimin av olacağı da dâhildir!”

Kasvetli ve pislik içinde kalmış mekân, dışarıdan gelen bir konuşma sesi ile aydınlanacaktı, üçlünün kulaklarından giren bu ses, onların adeta cennet bahçelerinde yürüyormuşçasına huşu ile dolmasını sağlamıştı.

“Şimdi çok uzatmadan seçeneklerinizi konuşalım, zamanımı sizin gibi değersiz böcekler için harcayamam!”

Nihayet sesin sahibi içeri girmişti, uzun kar beyazı cübbesi, ışıldayan kısa saçları ve başının üstünde bakanların yüzlerini çevirmesini sağlayacak kadar parlak haresi ile bu kişi Işığın Topraklarından bizzat onları yakalamak için gelen kişiydi.

Kalkanın kırılmasında en büyük rolü oynayan büyük ışık toplarının da ona ait olduğuna şüphe yoktu, şimdi bizzat kendisi esirleri sorgulamak için öncelik almıştı.

“Büyük Şef Alyon ve Kan Tanrısı Nafız, aslında oynadığınız oyunu çok beğendiğimi itiraf etmeliyim. Düzmece bir sürgünle kendinizi bu kıtaya atıp, Ork Steplerinin şimdiki hükümdarı Han ile tam işbirliği içinde çalışıyordunuz!”

“Sakın korkmayın, sizler pazarlık yapılacağı zaman kullanılacak değerli eşyalarsınız, size zarar verme gibi bir niyetim yok!”

Sesinin çok eski zamanlardan gelen bir havası olsa da, küstahlığın üst sınırında gezinen kişinin görünüşü en fazla otuzlu yaşlarının sonundaki bir adamı andırıyordu.

Söylenenleri duyan Alyon deli gibi debelenmeye başlayacaktı fakat ne çare, ağızı konuşmasını engelleyecek şekilde bağlanmış, üstlerinde ne kadar donanım varsa toplanmıştı.

Kır saçlı orkun aksine Nafız sadece ölümcül bakışları ile yaşlı adamı süzüyordu, şu durumda fazla bir şansı olmadığından dolayı tek seçeneği hızla gücünü geri toplamaya çalışmaktı.

“Sakin ol ork savaşçısı, özellikle sen lazımsın bana. Koskoca Ork Hükümdarı, dedesi karşılığında ne gibi tavizler verecek öğrenmek için sabırsızlanıyorum!”

Başka bir düzlemde yaşıyormuşçasına hareket eden adam için tutsak aldığı iki orkun hareketleri en ufak ilgili uyandırmaktan bile yoksundu.

“Bugünkü konumuz sensin genç druid, aslında Beş Kök’ den biri olan annen desek daha doğru olur. Şöyle yapalım mı? Sen uslu bir çocuk olup anneciğine kalkanı bizim için kaldırmasını söyle, ben de senin ve tüm druidlerin hayatını bağışlayım!”

Haşmetli görünüşü ile huşu uyandıran kişinin teklifi gayet açıktı, eğer kabul ederse Ainle kendi hayatını kurtarmakla kalmayıp, tüm druidleri de kötü sondan korumuş olacaktı.

“Hayatlarımızı mı bağışlayacaksın!”

“Evet, kutsal ruhumun üstüne yemin ederim ki!”

İki orkun aksine Ainle’nin ağzı bağlanmamıştı, kendisi ile konuşan adama cevap verme fırsatı vardı.

“Biraz gücün var diye kendini her şeyin yaratıcısı mı sandın? Kimin ölüp kimin yaşayacağı senin bağışlamanla belirleniyor sanıyorsan, kafayı yemişsin demektir!”

Genç druidin verdiği cevap çok sıra dışı olacaktı, biri eğer ağzı bağlı olması patlayana kadar kahkaha atabileceğini Alyon’ un gözlerini bakarak anlayabilirdi.

“Uzun süre bu iki barbarla beraber olmak sana hiç yaramamış ufaklık, gözünün dünyanın gerçeklerini görmesi için sanırım biraz açılması gerekiyor!”

Otuzlu yaşlarında gösteren sorgucu elini kaldırınca, hemen arkasında gölgelerin içinde bekleyen nöbetçiler duvarın tam karşısında asılı duran iki kişinin kafalarındaki çuvalı çıkaracaktı.

“Baba, abi!”

İki kısa sözcüğün Ainle’nin ağzından çıkması adeta bir asır sürmüştü, zaman durmuş, tüm düşünceleri allak bullak olmuştu cılız druidin.

“Bende öyle tahmin etmiştim, az önceki sözlerine dönecek olursak, yaşam ve ölüm konusundaki hükmümün kutsallığını tartışmalıyız diye düşünüyorum!”

İlahi görünüşünün altındaki art niyetleri yüzüne çarpık bir gülümseme olarak yansımıştı sorgucunun, elindeki en büyük kozu öne sürerken keyfine diyecek yoktu.

“Yapamam, ne olursa olsun kalkanın içinde yaşayan druidleri tehlikeye atamam!”

Ağızları bağlı şekilde asılı duran iki druidin bedenlerine kazınmış yüzlerce yaraya bakarken dudaklarını ısırarak konuştu Ainle, çocukluğundan beri özlemini duyduğu, ailesinin kayıp bireyleri karşısındayken hayatının en zor kararını vermek zorundaydı.

“Demek öyle, o zaman babanın tek bacağı kesildikten sonra ne kadar zamanda öleceğini beraber görelim!”

İşareti alan muhafızlar bir saniye gecikmeyeceklerdi, eski görkemli günlerini gölgelemiş olan yaşlılığın pençesinde kıvranan adamın, sağ bacağı artık yerinde yoktu.

“Hayıııırrr!”

Gözyaşları içinde haykıracaktı genç druid, yıllardır hasretini çektiği babası gözünün önünde öldürülüyordu.

“Yapamam, ne babama, ne de halkıma ihanet edemem!”

İçinden bir ses deli gibi düşmanın teklifini kabul et dese de, babasının kendi hayatını dahi gözetmeden çıktığı yola ve içinde uyanan, ona kendisinin yaşama amacını öğreten duygulara yüz çeviremezdi.

Vücudundaki birçok damarın içinden geçtiği uzvunu kaybeden adam, bu duruma daha fazla dayanamayacaktı, ışığını çoktan kaybetmiş gözleri son kez kapanırken sadece bir iç çekerek hayat yolculuğunu tamamlamıştı.

“Diğerinin ağzını açın, belki kardeşine söyleyecekleri vardır!”

Işığın Topraklarının sorgucusu her şeyi en ince ayrıntısına kadar planlamış gibiydi, emri yerine getirildiğinde, bitap düşmüş druid birden cana gelecekti.

“Ne yapıyorsun Ainle, babamın hayatının hiç mi önemi yok senin için?”

Çok korkmuştu yıllarını esaret altında geçiren ağabey, babasının sonunu işaret etse de aslında kendisi için konuştuğu besbelliydi.

“Yapamam ağabey, kendi şahsi çıkarlarım için, halkımızı ve topraklarımızı düşmanın eline bırakamam!”

“Saçmalama seni velet, babamı öldürdüğün yetmedi sıra bana mı geldi!”

Ainle’nin büyük kardeşi kelimenin tam anlamıyla delirmişti, küfürler ediyor, kendisini duvara bağlayan zincirleri hırsla çekiştiriyordu.

“Bedeli ne olursa olsun, bana istediğini yaptıramayacaksın!”

Son sözünü söylemişti cılız druid, ağabeyinin boğazının kesilmesini izlememek için gözlerini kapatsa da kararı kesindi.

“Üzüm üzüme baka baka kararır, bana başka çare bırakmadığına göre seninle bir yolculuğa çıkmamız gerekecek. Bakalım annende senin gibi taş kalpli mi, evladı gözünün önünde öldürülürken dediklerimi yapmayı mı, yoksa sadece durup izlemeyi mi seçecek çok merak ediyorum!

Ainle’nin sarsılmaz duruşu kendini üstün varlık olarak gören adama başka seçenek bırakmadığında, genç druid artık masada kendi hayatından başka koz kalmadığını görmüştü.

“Beni, sevdiklerimi tehdit etmek içi kullanabileceğini düşünmen ne büyük küstahlık; baba, ağabey, yanınıza geliyorum!”

Son harf de ağzından çıktığında, dilini koparmak için çenesini hayatında hiç olmadığı kadar sertçe birbirine kilitledi Ainle, ılık kanın metalik tadı genzini yakmaya başlamıştı, ciğerleri yavaşça sıvı ile dolarken, gözleri hala karşısında asılı duran aile üyelerinin üzerindeydi.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sevdiklerimizi kaybetmek zor bir şeydir. En güçlü inançlarımızı bile sorgulatabilir.

J.S.Bolton




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 666

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 605

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15647 Üye Sayısı
  • 515 Seri Sayısı
  • 21158 Bölüm Sayısı


creator
manga tr