“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 256-Yol


Genç druid bir an sonra, kendisini ağzına zorla mantar tıkıştırılan mağarada bulacaktı, uzun süredir beraber olduğu iki ork da başına dikilmiş onu bekliyor gibiydiler.

“Uyanabildin mi uykucu şirin!”

Ainle sarsıcı bir deneyim yaşadıktan sonra ilk olarak Nafız’ı görecekti ama yüzünde de sanki hayalet görmüş gibi bir ifade vardı.

“Kimsin sen?”

Dişi ork kendisine yöneltilen soru karşısında afallayacaktı, nasıl olurda bu druid onu tanımazdı.

“Benim Nafız!”

“Ne olmuş senin yüzüne?

“Ne olmuş yüzüme?

“Ben de onu soruyorum ne olmuş?”

Diyalog kısır döngüye girdiğinde dişi orkun eli yavaşça yanağına gitti, geri çektiğinde ise mantarların yetiştiği çamurlu toprağı görecekti.

“Alyooooonnnnnnn!”

Tabii ki çoktan topuklamaya başlamıştı kır saçlı ork, arkadaşının öfkesinin alevlerinin şiddetini ondan iyi kim bilebilirdi ki?

Mağaradan çıkıp dar yola girmek üzereydi Alyon, sırtını bir kere duvara dayayınca ayağını karaya basana kadar durmayacaktı.

“Git biraz yıkan pis herif, leş gibi kokuyorsun!”

Ancak hayatta her şey onun istediği gibi olamazdı, kulağına ilişen sesle beraber kıçına yediği tekmenin etkisiyle, şelalenin çağlayan sularını aşıp küçük çaptaki göletin içine düşecekti.

“Buldun layığını!”

Yüzme biliyordu kır saçlı ork ama suyu hiç sevmediği için bu durum ona işkenceden farklı gelmeyecekti zira kıyıya çıktığında donuna kadar ıslandığından köpekler gibi sallanarak kurumaya çalışacaktı.

“İş yaptın değil mi? Alt tarafı bir suratını çamurla sıvadım!”

“Daha ne yapmayı düşünüyordun ork irisi, keser eline veririm önündekini, adam gibi dur!”

Nafız’ın öfkesi geçmemişti, üç tane veletle boğuştuktan sonra bir de bu sulu şaka ile uğraşmak zorunda kalması çok kolay değildi.

Neyse ki Ainle lafa girip gerilen ortamı yumuşatacaktı, genç druidin aklında hala son anda duyduğu sözler vardı.

“Efendim, son zindana ne zaman gideceğiz?”

İki ork didişirken bir anda aralarına giren bu soru karısında başlarını cılız orka çevirdiler, daha önce hep mızmızlanan bu adamın hali çok ilgi çekiciydi.

“Hayırdı yakışıklı, ne oldu da sen bu kadar merak saldın zindanlara!”

Ainle onlardan hiçbir şeyi saklamayacaktı, ne olupbittiyse tastamam anlatmıştı.

“Ulan anan seni mübarek günde doğurmuş, bizimde şimdiki hedefimiz şu parlak oğlanların oradaki zindandı!”

Bu sefer Nafız’ın sözlerini ne Alyon, ne de Ainle anlayabilmişti, sadece gidecekleri yeri öğrenebilmişlerdi.

Üçlü her zamanki gibi kısa molalar vererek hedeflerine ilerliyorlardı, ilk iki zindan için Boz Sırtlanlar ve Paralı Askerleri harcamış, üçüncüsünde ise bir rejimi komple değiştirmişlerdi.

Şimdi önlerinde tek bir engel vardı, o da iki liderini kaybetmiş Işığın Topraklarının hükmettiği bölgeydi.

“Tam olarak nerede olduğunu biliyor musun zindanın Ainle!”

Alyon’u yine bir korku sarmıştı, önde izcilik yapan dişi orkun arkasından ilerlerken titrekçe sormuştu sorusunu.

“Bu sefer tam olarak eminim, gitmemiz gereken yer bir piramit!”

Bir anda duracaktı Nafız, kulak misafiri olduğu konuşmanın içeriğine verilmiş istem dışı bir tepkiydi bu.

“Ne oldu Nafız!”

“Çok güzel oldu Alyon, bahsettiği piramit tam olarak nerede biliyor musun?”

Bu da sorumuydu? Yemek bulursam yerim adam bulursam keserim ülküsüyle yaşayan Alyon’ un, böyle bir şeyden haberi mi olurdu.

“Işığın Toprakları güçlerinin karargâhının tam ortasında!”

Kır saçlı orkun aksine Nafız ele geçirdiği paralı askerlerin komutanlarından kıta hakkında her şeyi öğrenmişti, bahsi geçen piramit, Işığın Toprakları tarafından işgal altında denilebilirdi gerçekten.

“Ne yapacağız!”

Ainle hedefine bu kadar yaklaşmışken aldığı kötü haberle yıkılmıştı adeta konuşurken sesi titriyordu.

“Ne demek ne yapacağız; önce gizlice girmeyi deneyeceğiz, olmazsa yardıra yardıra açacağız yolumuzu!”

Nafız kararını çoktan vermişti, o ihtiyar tilkiler bir yere çöreklendilerse mutlaka orada ilgilerine çeken bir şey olmalıydı.

Ainle’ ye niyetini söyleyen dişi ork aslında tek bir çareleri kaldığını da çok iyi biliyordu, kıtadaki Işığın Toprakları güçleri çoktan liderlerinin ölümünden haberdar olmuş ve gereken önlemleri almışlardı bile.

“Alyon, savaş başladığında gereksiz hareketlerden kaçınmalıyız, hedefimize doğru dümdüz ilerliyoruz o kadar!”

Hemen kendini toplayıp vaziyet alacaktı iri yarı ork, bir ayının inine elini kolunu sallayarak giremezdi kimse.

Dış çemberdeki güvenliği gecenin karanlığı ve Nafız’ın gizlilik konusundaki uzmanlığı ile atlatabilmişti üçlü ama ne zamanki piramidin eteklerine yaklaştılar, artık keşfedilmemeleri mümkün değildi.

“Yabancılar!”

“Üçüncü bölgede ihlal var!”

Çeşit çeşit bağırış dört bir yanda yankılanmaya başlamıştı, tamamı Işığın Toprakları insanlarından oluşan şehir şeklindeki karargâhın içinde iki ork ve bir druid, sürek avındaki tavşan misali koşuyorlardı.

“Ainle giriş nerede!”

Binlerce kişinin içinde kalmışlardı ve bunlar ne paralı askerlere, ne de zayıflamış Cehennem Diyarı’nın gönderdiği üçüncü sınıf tiplere benziyorlardı, işin daha da kötüsü, hemen hemen hepsi uzun menzilli ataklarda uzmandı.

Alyon’ un paniği de bundandı, iki adım yavaş olsalar kafalarına ateş topu yiyebilecekleri bir ortamda nereye gideceklerini bilmek istiyordu.

“Girişin nerede olduğunu hissediyorum, eğer yönümüzü hiç değiştirmeden ilerleyebilirsek tam önümüzde kalıyor!”

İlk duyulduğunda sevindirici bir habermiş gibi gelen bu sözler, bir zamanlar Altın Tacın Kutsal İkizlerinin yönettiği şehrin labirent misali dolambaçlı sokaklarında anlamını yitiriyordu.

“Sen o işi bana bırak, izimi kaybetmeyin beyler!”

Ne olursa olsun Alyon’ un pes etmeye niyeti yoktu, alanlar arası halkasından çıkardığı dev baltasını eline aldığı gibi karşısına çıkan ilk dönemeçte bulunan evin duvarına kafadan girmişti.

“Açılın ulan, babanız Alyon geliyor!”

Taşa toprağa soy gücü açamayacağı için kendi kendini gaza getiriyordu kır saçlı ork, hakkını da vermek lazımdı, değme buldozerlere taş çıkartırcasına önüne ne çıkarsa yıkıp geçiyordu.

Adım adım piramidin girişine yaklaşıyorlardı, ufukta görünen manzara, yüksek büyük bir kapının önünde siper almış yüzlerce savaşçıdan oluşuyordu.

Her biri, farklı renkte parlayan taşlarla süslenmiş asalarını üçlünün geldiği yöne çevirmiş, saldırılarını serbest bırakmak için doğru zamanı bekliyorlardı.

“Durma Alyon, üçümüz için bir boşluk yaratacağım!”

“Ainle arkama geç ve sakın iki adımdan fazla uzaklaşma benden!

İki çift hançer Nafız’ın bileklerinden çıktığında sözleri yeni bitmişti, şekilleri hala hançeri anımsatsa da boyları iki metreyi bulan bu kan kırmızı bıçaklara bu isimle hitap etmek, sanki görkemlerini gölgelemek gibi oluyordu aslında.

Evler bitip iki taraf geniş meydanda karşılaştığında çeşit çeşit büyülü saldırılar havaya fırladı, hedefleri belliydi, piramide giriş yapmak isteyen üçlüyü yok etmek istiyorlardı.

Karşılarına dikilen iki atak olmasaydı belki de amaçlarına ulaşabileceklerdi ama şu anda alanda tüm renkleri bastıran bir kırmızı fırtına kopmuştu.

“Devam, içeri girene kadar sakın durma!”

Karşılarına insanlar çıkınca Alyon’ da kendini sakınmadı, Şefin Hiddeti’ni kullanarak düşmanlarını zayıflatıp, yanında duran arkadaşlarının savaş ruhlarını şevke getirdi.

Saldırılardan oluşan bariyerin üstüne koşarak ilerleyen üçlü için tek seçenek vardı, delip geçmek. Aksi bir durumda, tarihin tozlu sayfalarında kısa süreli bir heyecan yaratan karakterler olmaktan ileri gidemeyeceklerdi.

“Şimdi!”

Nafız tiz sesi ile tüm meydanı inletecekti, bu sefer tek noktaya odakladığı saldırısına Alyon’ un da destek olmasını istiyordu.

Kır saçlı ork da, dev baltasının kesici tarafından kömür karası bir atağı hemen dişi orkun kan kırmızı saldırısının arkasına eklemişti. Sonuç beklenmeyecek kadar görkemli olacaktı, yüzlerce savaşçıdan oluşan kalabalığın içinde, piramidin girişine kadar uzanan bir yol gözüküyordu artık.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil.

Konfüçyüs

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1180

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1032

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 855

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 799

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 593

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 537

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 514

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 323

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 187

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 171

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 93

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14060 Üye Sayısı
  • 418 Seri Sayısı
  • 18790 Bölüm Sayısı


creator
manga tr