"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 254-İçimizdeki Çocuklar


Ainle aşk dolu gözlerle kır saçlı orkun üzerine yürüyordu, ne yapacağını bilemez haldeki Alyon ise çareyi arkadaşından yardım istemekte bulmuştu.

“Aman kaç kardeşim, bunun niyeti iyi değil!”

Çok değil daha birkaç gün önce, Altın Tacın Kutsal İkizleri gibi sükseli bir isme sahip iki kişiyi parça pincik eden adamın düştüğü durum, kahkahalar içinde kendisinden geçmesini sağlayacaktı Nafız’ın.

Neyse ki bu rezillik çok süremeyecekti, yediği mantarın etkisi tam anlamıyla geldiğinde cılız druid olduğu yere bayılıp kalmıştı.

“Bir vursam içinden geçicem adamın ama gel gelelim elim varmıyor!”

Kır saçlı ork, ayaklarının dibinde uyuya kalan Ainle’ ye kaşlarını kaldırarak bakarken kendini avutmak için mırıldanıyordu da, farkında olmasa bile genç druidi benimsediğinden sadece kaçmakla yetinmişti az önce.

“Aeife, ay pardon çok özür dilerim, Alyon Bey sıra sizde!”

O alttan alsa da yanındaki arkadaşı üstüne gelmekten vazgeçmeyecek gibiydi, dişi ork dakika beklemeden yükleniyordu.

“Neden önce ben yiyor muşum?”

Nafız’dan gelen komutları genelde sorgulamadan yapan kır saçlı orkun bu sefer inatçılığı tutmuştu, isminin bilerek karıştırılmasına içerlenmişti Alyon.

“Oldu, roketatar gibi dolanıyorsun ortalıkta, atış menzilinde bayılayım da beni de harca değil mi?”

Soru hiç beklemediği yerden gelmişti iri yarı orkun, şaka yollu da olsa yediği boku hatırlatıyordu arkadaşı.

“Hadi len, kala kala senin gibi sıskaya mı kaldım!”

Sözlerini bitirdiği gibi sunaktan bir mantar kaparak ağzına attı Alyon, beş dakika geçmeden o da bedenen olmasa da zihnen bu dünyada değildi.

“Ne kıtaymışsın be kardeşim, içimizi dışımıza çıkarmadan rahat etmeyeceksin!”

Son olarak dişi ork da yapması gerekeni ifa ediyordu, aklında ise bu sefer nasıl bir kurgu ile karşılaşacağı vardı.

İkidir kavga dövüşle, içsel yolculukla geçiyordu denemeler, sanki bu dünyadaki hayatının kısa özetini gösteriyorlardı ona.

“Yumurta çatlamış yavrular saçılmış, bakalım şimdi ne olacak!”

Uyandığında, görkemli bir arkalığa sahip kadife kaplı koltuğunda otururken buldu kendisini Nafız, ahşap oymacılığının en klas örneklerinden birine sahip olan bu koltuk, epey de rahat hissettiriyordu.

Önünde koca bir salon vardı, oturduğu yerin olduğu taraf bir koltuk ve Nafız’ın dışında bomboştu, asıl şamata diğer üç tarafta gerçekleşmekteydi.

Dişi orkun solunda kalan kısım, ölmeden önce yaşadığı evin şeklinde döşenmişti, tam karşısında bir ork çadırı, sağında ise daha öne hiç görmediği tarzda mobilyalar vardı.

“Çıkın gidin odamdan, burası bana ait!”

Ben nereye geldim, neler oluyor burada soruları ile boğuşan Nafız, solundan gelen bir sesle irkilecekti, bağıran on yaşındaki insan halinden başkası değildi.

Küçük insan çocuğu çok öfkeliydi, diğer taraflardan ona bakan yaşıtlarına doğru adeta öfke kusuyordu.

“Asıl sen git, öldün sen niye hala burada duruyorsun?”

Çadırın önünde oturmuş, ince sivri dişlerini elindeki vahşi hayvan budana hunharca saplayan orkun cevabı gecikmeyecekti, Nafız ise çocuk bir ork olduğu halini görmenin şaşkınlığını yaşıyordu.

“Sessiz olun düşük yaşam formları, benim asil varlığımla onurlandırdığım bu yerde nefes almaya bile hakkınız yokken, nasıl utanmadan yaşamaya devam edebilirsiniz?”

“Tabi ya ben bunu nasıl unuttum, iki hayat yaşadığım yetmezmiş gibi bir de bilinç miras aldım ya!”

Dişi ork, tuhaf mobilyaların olduğu taraftaki çocuğu çok iyi tanıyordu; kar beyazı elbisesinin omuzlarına düşen kırmızı bukleli saçları, çilli yanaklarının üstünü süsleyen gözlerinden çıkan keskin bakışlar ve küstah ses tonuyla, Mora’nın on yaşındaki haliydi karşısındaki.

Karşılıklı atışmaya başlayan çocukların sesi kulak tırmalayan bir hal aldığında, Nafız eli ile kulaklarını kapamak zorunda kaldı, iç hesaplaşma kreşte zorunlu göreve dönmüştü.

Dişi ork tatsız bir durumla boğuştuğu sırada, arkadaşı Alyon ise insanın içini ısıtan güneş ışıklarının banyosu altında, saçlarını esen ılık melteme bırakmıştı.

“Şimdi ikinizde asıl soy gücü benim diyorsunuz, doğru anladım değil mi?”

İri yarı ork savaşçısı, yayıldığı cayırda karşısına aldığı iki çocukla konuşuyordu. Biri usta Alyon’ un, diğeri ise kendisinin küçüklüğü olan veletler, her fırsatta tekme tokat giriyorlardı birbirlerine.

“Evet, ben bu bedenin gerçek soy gücüyüm. İkinci seviyeye yükselmiş olmam bile bunun başlı başına ispatıdır!”

Babası Cesuryürek’ den aldığı gücünü miras olarak hiç tanımadığı birine bağışlayan adamın küçüklüğü, kendinden gayet emin bir şekilde lafa girecekti, hiddeti gözlerinden okunurken ne kadar da mağrurdu.

“Yürü lan işgalci! Senin gerçek soy gücün benim adamım, inanma sakın şuna!”

Siyaha dönmüş derisinin üzerinde küçük alevlerin bir yanıp bir söndüğü çocuk da pes edecek gibi görünmüyordu, bu davayı sonuna kadar götürme niyetindeydi.

“Bana bakın ufaklıklar, ben bu işlerle uğraşacak kadar akıllı değilim. Çok basit bir şekilde sonuca gitmemiz lazım, neden kimin haklı olduğuna ork usulü karar vermiyoruz?”

İki çocuk da tüm dikkatlerini kır saçlı orka çevirmişti, yüzlerine oturan sinsi gülümsemeye bakılırsa onun ne diyeceğini çoktan fark etmişlerdi.

“Dövüşün veletler, kim kazanırsa onun dediği olacak!”

Alyon, aklına gelen en iyi fikrini ortaya attığı an minnacık ellere sahip ikili kafa göz girmişlerdi birbirlerine, hiddet ve cinnetin düellosu başlıyordu.

İki orkun içlerindeki çocuklarla yüzleştikleri anlarda, zindanın diğer misafiri hıçkırıklar içinde ağlıyordu; eskilerden, neredeyse unutmuş olduğu geçmiş bir zamandan görüntüler vardı karşısında.

“Baba, abi, gitmek zorunda mısınız?”

Beş yaşlarındaki küçük Ainle, kendisinden epey büyük iki druidin paçalarına yapışmıştı, aynı onu izleyen büyük hali gibi gözyaşları içinde yalvarıyordu.

“Ainle güzel oğlum, eğer zorunda olmasaydık seni ve anneni nasıl geride bırakabilirdik!”

Beyaz saçlarını özensizce arkasından toplanmış olan druid, içini çekerek konuştuğunda kaşlarını hüzünle titremişti, heybetli görüntüsüyle uyuşmayan bu duruma bakılırsa içinin parçalandığı çok belliydi.

“Ainle, ben annemi sana emanet etmedim mi? Sen böyle yaparsan aklım burada kalır abicim!”

Genç druid ise yarı azarlar, yarı nasihat verir gibi çıkışmıştı ufak çocuğa, bacağına bastırılmış kafasını okşadığı kardeşine biraz intizar eder gibiydi.

“Gitmeyin, burada güvendeyiz!”

Ana Ork Yerleşkesini çevreleyen kalkanın dışında kuşatma devam ediyordu, küçük olsa da durumun farkında olan Ainle’nin yalvarışı boşuna değildi.

“Peki, kıtamız, ağaçlar, hayvanlar, esir düşen soydaşlarımızda güvende mi Ainle, onlar perişan haldeyken bizim rahatça yaşamamız doğru mu? Bu hayat, sonsuz döngü içerisinde sadece bir damla, böyle bile olsa ben hakkını vermeden nefes almak istemiyorum!”

Çocuğunun ellerini zorla kendisinden ayıran adam ve büyük oğlu, bir daha arkalarını dönmeden kalkandan dışarı çıkmaları için açılan geçitten hızla ilerleyeceklerdi.

Tüm yaşananlar bir film sahnesi gibiydi, sonucunda başını iki elinin arasına alarak yere devrilmiş çocuğun dramatik hali kalmıştı izleyicilere.

Aslında bir kişi daha vardı olanlara şahitlik eden, o da minik çocuğun büyümüş halinden başkası değildi. Zihninin derinliklerine gömdüğü en acıklı anısını izleyen cılız druid, kırmızıya dönmüş burnunun üzerinden damlayan yaşlara aldırmadan ilk adımını atmak için çok uzun bir süre kendisi ile boğuşacaktı.

O zaman yaşadığı kalp ağrısı gelip yüreğinin orta yerine oturmuştu, güçsüzlük ve acizliğin pençelerinde kıvranıyordu yeniden.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Tutsak olmak, özgür olmaktan çok daha güvenlidir.

Franz Kafka

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1180

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1032

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 855

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 799

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 593

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 537

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 514

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 323

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 187

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 171

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 93

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14060 Üye Sayısı
  • 418 Seri Sayısı
  • 18790 Bölüm Sayısı


creator
manga tr