Korku dağları bekler. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 250-Ait Olunan Yer


Dev çekiç parlak sarı renge sahip kalkana indiğinde, ikizlerin oluşturduğu teknik üzerinde önce büyük çatlaklar ortaya çıktı, bir nefes sonra ise ortada hiçbir şey kalmayacaktı.

“Savaşın benimle küçük insanlar!”

Kır saçlı ork savaşçısı kibirle kükrüyordu; boyu iki metre olan düşmanlarına küçük demek, sadece onun gibi anormal fiziki özelliklere sahip olan biri için mümkündü.

“Kardeşim, silahını çıkar!”

Maskeli adamın çağrısı ile ikizi de asasını eline alacaktı, göz kamaştıracak derecede ışık saçan iki silah açığa çıkıyordu bu anlarda.

“Işık Seli!”

“Işık Kılıçları!”

İkizler, sanki bir ağızdan bağırıyor ancak farklı şeyler söylüyor gibiydiler, seslerinin tonuna bakılırsa o umursamaz hallerinden eser kalmamıştı.

Havayı dolduran kılıçlar yüzünü maske ile kapatan adama aitti, az önce iğneleri hunharca parçalandıktan sonra çok daha güçlü bir saldırı seçmişti bu sefer.

Omuzunun üzerindeki saçları bir milim dahi yerinden kıpırdamayan kardeşi ise azgın dalgalardan oluşan bir teknik kullanıyordu.

Ortaklaşa atakları ile üzerlerine tüm süratiyle koşan orku durdurmaktı amaçları, onu küçümseseler bile elindeki baltanın gizemini hala çözememişlerdi.

Leonardo ve Druidler, Altın Tacın Kutsal İkizleri’nin saldırısını görünce gözlerine inanamamışlardı, özellikle Üstat pek çok silah yapmasına rağmen, ilk defa bu kadar görkemli bir atağa şahit oluyordu.

Diğerlerinin aksine, Abgesandte tek bir mimik bile sergilemeden olanları izlemekteydi, yanındaki Nafız’ın da ondan bir farkı yoktu, gündelik hayatlarını sürdüren kişiler kadar tepkisizlerdi.

“Ciddileşmeniz için uzuvlarınızı mı kesmem gerekiyor!”

Gözü dönmüş Alyon ise beklediğini alamamış bir çocuğun tavrıyla bağırdı, uzun süre sonra ayağını savaş meydanına attığından dolayı, karşılıklı güç tartma saldırılarını sıkıcı buluyordu.

Yeri göğü inleten bir savaş narası atarak kafadan girdi üzerine gelen saldırıların içine, savuruşlarından küçük bir kasırga oluşturduğu silahı ile yarıp geçiyordu bu bombardımanı.

“Kardeşim kendimizi tutamayız, bu işi tek atışta bitireceğiz!”

Onca yıl sonra kendilerini böyle yoğun bir savaşın içinde bulacaklarını hiç beklemiyorlardı, birkaç ufak sıkıntıyı halledip rahatça döneceklerini umarak gelmişlerdi buraya.

Heinrich iki orkun bölgelerine geldiğini görünce, uzun süredir planladığı eylemin zamanının geldiğine kanaat getirmişti, kurulacak bir ittifak için çoktandır görüştüğü komşu bölgenin liderlerini de bu yüzden çağırmıştı.

Amacı hem gövde gösterisi yapmak, hem de düşük olasılık da olsa çıkacak bir aksiliğe karşı sigorta görevi yüklemekti misafirlerine.

Şimdi başını sıkıştırdığı bacaklarının arasından korku içinde mücadeleyi izlerken, onur konuğu olarak gelen kardeşlerde dişlerini sıkmış ruh güçlerinin büyük bir kısmını silahlarına aktarıyorlardı.

“Işık Mızrakları!”

“Işık Tsunami!”

Maskeli olanın hali belli olmasa da, diğer kardeşin mermer gibi pürüzsüz cildinin üstünde küçük solucanlar gibi dolanan damarlar meydana çıkmıştı, büyük çapta bir saldırı başlattıkları çok belliydi.

Alyon ise önceki mücadeleden hatıra kalan birkaç sıyrık harici gayet iyi durumdaydı, yeşil cildinin üzerindeki kırmızıçizgiler dışında görüntüsünde değişen bir şey yoktu.

Soy gücü ikizlere karşı etkisiz kaldığından dolayı, gelen saldırıları saf gücü ve Abarran’ın muhteşem silahının yardımıyla karşılıyordu. Yeniden parlak noktaları gökyüzünde görünce şevki bir kat daha artacaktı, çok daha zorlu bir sınavın onu beklediğini bilse de, zihni hiç olmadığı kadar berraktı.

Boyları yarım metreyi bulan ve normal bir insanın bileği kalınlığındaki mızraklar üzerine doğru iniyordu, azgın dalgaların şeklini almış ışık saldırısı da kendi yıkıcılığı yetmezmiş gibi mızraklarında hızını arttırıyordu.

“Efendim, arkadaşınıza yardım etmeyecek misiniz?”

Ainle, etraflarını saran kalkanın içindeyken ne olursa olsun güvende kalacaklarını biliyordu, anlam veremediği şey ise dişi orkun neden yaşanan olaylara müdahil olmadığıydı.

Merak içinde alacağı cevabı beklerken hiç tahmin etmediği bir şey oluyordu; Nafız, sanki onu hiç duymamış gibi sadece süren mücadeleyi izlemekle yetinmekteydi.

Çaresiz önüne döndü cılız druid, herkes gibi o da hedefine ulaşan ilk mızrağın izini takip edecekti, dev balta ile karşılaştığında dağılan saldırının ışıltıları göğe yükselirken, hemen bir başkası onun yerine dolduruyordu.

Bir an bile duramazdı Alyon, bedenine çarpmaya çalışan dev ışık dalgaları ve onlarla beraber hızlanarak üzerine gelen mızrakların yağmuru altındayken, tek dayanağı elindeki silahıydı iri yarı orkun.

Kuşandığı zırhı yavaşça yıpranıyordu, ne yaparsa yapsın tüm saldırıları karşılayamayacağını bilen kır saçlı ork ise inatla baltasının sapını sıkıca kavrayarak savaşmaktaydı.

“Bu sefer duramayız kardeşim, ork ölene kadar devam etmeliyiz!”

İkizler ilk ciddi saldırılarını otuz saniye boyunca sürdürmüşlerdi, bunun nedeni asalarının ucundaki kristal vasıtasıyla etkisini arttırdıkları ruh güçlerini harcamak zorunda kalmalarıydı.

Bu noktada Cehennem Diyarı sakinlerine göre daha avantajlıydılar aslında, ezeli düşmanları güçlerini sadece bir silah aracılığı ile sergileyebilirken, onlar silahları sadece ataklarının şiddetini arttırmak için kullanıyorlardı.

Böylece saldırı için gereken ruh gücünden tasarruf sağlayarak, uzun süreler savaşın içinde aktif olarak kalma şansları oluyordu.

“Bittiği gibi kaçış kristalini kırmaya hazır ol!”

Dış görünüşleri her ne kadar görkemli olsa da, Işığın Toprakları yöntemlerine göre gelişim yapan çoğu kişinin bedeni ruhlarına nazaran epey zayıftı.

Ruh güçlerinin neredeyse tamamını tüketmeyi göze alan ikizlerin, hedeflerine ulaştıkları an kaçmayı planlamalarının nedeni sadece buydu.

Bir adım sonrayı düşünseler de asalarından çıkan saldırılarını bir an olsun zayıflatmıyorlardı, düşmanlarının zırhı neredeyse tamamen parçalanmış, kendi kanı ile ıslanmış bölgelerse kırmızı bir renk almıştı.

İki kişinin ruh gücü ile bir orkun enerjisinin düellosuna dönmüştü savaş resmen, vücudundaki yaralar artsa da, gözlerini kapatan Alyon kendisinden beklenmeyecek kadar sakindi.

Bu his ona bakanların bile içine işliyordu, gösteriş için yapılan bir tavır değil adeta kalbinin derinliklerinden gelen bir histi.

“Demek ait olduğu yerde bulunmak adama böyle hissettiriyor, etrafımda yaşanan tüm kargaşaya rağmen o kadar mutluyum ki.”

Kalbi deli gibi kan pompalıyor, adrenalinin etkisi ile kolları dev baltayı durmaksızın sallıyordu, şu anda Alyon’ un tam randıman ile çalışan bir makineden farkı yoktu.

Bedeni yok olmamak için kendisini limitlerine kadar zorlarken, iç dünyasında hava sütlimandı. İki seneden fazla bir zamandır tek bir gece olsun rahat uyuyamayan kır saçlı ork, bıraksalar kendini koyuverecek kadar rahattı.

“Hayatının hemen başında öldürülmek istenen Alyon, kabilesini kurtaran Alyon, baba Alyon, ustasının intikamını kovalayan Alyon, Şef Alyon, hayatının en büyük savaşında yenilen Alyon, bunların hangisi gerçek ben?”

Baltasını savuran iri yarı orkun zihninden tüm bu düşünceler geçerken, o sadece akıp gitmelerini izliyordu, ikiz kardeşlerin bitmek bilmeyen saldırıları bedeninde onlarca delik açtığında dahi, yüzünde tek bir panik belirtisi görülmemişti.

“Neden, koşulların beni sürüklediği durumlarda yapmam gerekenlerle kendimi tanımlıyorum ki, asıl soru ben ne istiyorum olmalı. Nerede muyluyum, ne yaparken hiçbir etki altında kalmadan kendim gibi olabiliyorum?”

Gözleri hariç her yeri kanla kaplanmıştı Alyon’ un, Kan Kubbe’nin içindekiler bu sefer Nafız’ da dâhil olmak üzere ölümüne endişelenirken, düşmanları bambaşka duygular içindeydi.

“Nasıl bir yaratık bu adam? Durma kardeşim, eğer şimdi onu öldüremezsek bu kıtadaki günlerimiz bitti demektir!”

İkizler bir an, saldırıyı durdurarak kaçmayı düşünmüşlerdi ancak hemen sonra fikirlerini değiştireceklerdi. Bugün Alyon ile ölümüne düşman olmuşlardı bile, eğer kendini toparlamasına izin verirlerse, er yada geç onların peşine düşeceğini biliyorlardı bu canavarın.

Altın Tacın Kutsal İkizleri burunlarından sızan kana aldırmadan saldırılarını sürdürürken, bedeni bir robot misali otomatik karşılık veren Alyon’ un içinde cılız bir ses, en sonunda inadı bırakıp ona cevap verecekti.

“Cevapları zaten biliyorsun, artık aramayı bırak ve olman gereken kişi ol, savaş alanlarının Yüce Lordu Alyon!”

Bir anda sonsuz uykusundan uyanmışçasına gözlerini açacaktı Alyon, simsiyah gözlerinden iki damla yaş süzülürken, duyanların ömürleri boyunca unutamayacağı bir haykırış çıkacaktı dudaklarından.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Dünyanın en zor hissi; kendini ait hissetmediğin bir yerde bulunma zorunluluğudur.

Dostoyevski

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1252

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1072

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 887

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 818

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 698

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 651

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 636

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 601

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 522

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 367

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 194

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 187

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 99

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15295 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 20423 Bölüm Sayısı


creator
manga tr