"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 249-İki Misafir


Herkes minik bir kızın çığlıklarını beklerken, onun yerine elindeki bıçağını yere düşürmüş olan küçük çocuk yeri göğü inletiyordu.

Çok değil, üç saniye geçmeden önce burnundan, daha sonra kafasında bulunan tüm deliklerden kan fışkırmaya başladı, etrafındaki askerler yardım için yanına koşmaya başladığında ise Heinrich’ in hayal bile edemeyeceği bir sahne gözünün önünde belirdi.

Emri altında druid köyünü kuşatmış, halkı esir alarak boğazlarına soğuk çelikleri dayamış herkes acı içinde kıvranıyordu, küçük Herbert çoktan kan kaybından ölmüştü ve diğerleri de onun peşinden hızla ilerliyorlardı.

Savaşçının Hiddeti

Tüm olanları nedeni buydu, yerinden bir adım dahi kımıldamamış olan Alyon, soy gücünü kullanarak düşmanlarını azap taşları ile örülmüş olan bir yolda zorla yürütüyordu.

“Amca her şey sona erdi, mutlak gücün karşısında o şeytanlığa çalışan aklının hiçbir hükmü yok. Kurduğun düzen ve yaptığın çirkin iftiralarla intihara sürüklediğin babamın hesabını verme vaktin geldi!”

Abgesandte ölüm hükmünü veren bir yargıç kadar soğukkanlıydı, uzun zamandır içinde tuttuğu öfkesi ve nefreti sadece gözlerindeki ateşli bakışlardan belli oluyordu.

Köşe suratlı adam ise hala neler olduğunu çözememişti, her şey istediği gibi gerçekleşirken tiksindiği için yüzüne bile bakamadığı bir ork kılını kıpırdatmadan işini bitiriyordu.

Elinde hala ön saflara dizdiği silahlar vardı ama ne çare, onları kullanacak olan insanların kafaları birbiri ardına patlarken ne yapabilirdi ki?

“Hayır, planlarımda hiç hata yoktu, bu doğru olamaz!”

Sürekli kendine bunları söylüyordu Heinrich, sanki ne kadar fazla ve yüksek sesle tekrarlarsa tüm terslikler yok olacak sanmaktaydı.

Ayakları istem dışı geri geri giderken, yeni ölmüş bir askerinin cesedine takılarak yere düştü kibirli adam, Alyon’ da sabrı taştığından olsa gerek daha önce yeteneğinin etkilerinden muaf tuttuğu adama çığlık attırmaya başlayacaktı.

Elini burnuna attığında durmaksızın damlayan kanları gören Heinrich, tırnaklarını etine batıracak kadar yumruklarını sıkarak son gücü ile bağıracaktı.

“Ulular yetişin!”

Yeryüzünde türlü olaylar vuku bulurken, gökyüzü de her zamankinin aksine kara bulutlar tarafından işgal edilmişti bugün, adeta olanlara lanet edercesine kasvetli ve boğucuydu hava.

Ölümün pençesini yüzünde hisseden adam bağırdığında ise bir ışık huzmesi tüm kara bulutları yararak iki ork, bir insan ve on bir druidin olduğu gruba doğru ilerledi.

Kan Kubbe

Tehlikeyi fark eden Nafız hamlesini yapmıştı, ustalaştığı için bir saniye bile sürmeden kendisi ile grubunu çevreleyebileceği en etkili savunma yeteneğini kullanıyordu.

“Buraya gelirken birkaç mühendisin entrikalarını izleyeceğimi düşünmüştüm ancak gördüklerime bakar mısın?

“Ha Ha Ha, doğru düzgün konuşamayan orkların bir iki numara öğrenmiş olmasına mı şaşırdın, o kadarını sarayın bahçesindeki maymunlarda beceriyor!”

Sürpriz saldırının geldiği yöne bakınca, iki kişinin gökyüzünden aşağı doğru süzüldüğünü görülüyordu, onlarla beraber ışıkta beraber geliyordu, sanki kapkaranlık gökyüzü ucuz bir kâğıt kaplama gibi yırtılıp gitmişti.

Bir saniye sonra ikili kafası patlamak üzere olan Heinrich’ in önünde belirecekti, yüzlerindeki ifadeye bakılırsa Alyon’ un yeteneğinden hiçbir şekilde etkilenmiyorlardı.

“Altın Tacın Kutsal İkizleri, efendim yardım edin bana!”

Yerleri süpüren beyaz cübbelerini süsleyen altın işlemeler bakanların gözünü alıyordu, üstlerindeki kıyafetin heybeti iki metrelik boyları ile birleşince, huşu içinde göklerden yeryüzüne inen iki meleği andırıyordu Druid Köyü’ne gelen kardeşler.

Kafalarının üstünde asılı duran harelerin sarı ışığı belli belirsiz parlarken, ayaklarının dibinde yalvarırcasına yardım dileyen adama dönmüştü yüzleri.

“Ne dersin kardeşim!”

Omuzlarına düşen başak rengi saçlarını ortadan ikiye ayırmış olan ikizlerden biri, yüzünü altın rengi bir maske ile kapatan diğerine merak içinde sormuştu bu soruyu.

“Bu aptal insanların aralarındaki problem beni ilgilendirmiyor, şu iki orku öldürüp kâfirlerin yaptığı heykelleri yıkıp gideceğiz buradan!”

İhtiyar adamlar ikiz olsalar da karakterleri birbirlerine tamamen zıttı, maskeli olan ne kadar sert ve haşinse, diğeri onun tersine bir o kadar yumuşak başlı görünüyordu.

“Dediğin gibi olsun, sadece şu kan rengi bariyeri kırmamız lazım ilk önce!”

Saçları özgürce savrulan adamın ikizi, maskesinin üstüne cüppesinin kapüşonunu da kapatmıştı, şimdi yapması gerekeni öğrendikten sonra, hızla göğsünün hizasında bir ışık arkı oluşturmaya başlıyordu.

Bu sırada kardeşi de boş durmayıp ona katılacaktı, ikilinin amacı ortak bir saldırı ile önlerinde duran kalkanı tek seferde yıkmaktı.

Büyük ışık huzmesi son sürat Nafız’ın Kan Kubbesine çarpacaktı, iki gücün karşılaşmasının yarattığı şok dalgaları, yerlerdeki cesetleri etrafa saçacak kadar kuvvetliydi.

Altın Tacın Kutsal İkizleri’nin gözlerine tatmin olmuş bir bakış yerleşecekti, saldırılarının şiddetinden memnun olmuş gibiydiler, bu durum ta ki hedeflerinin yerli yerinde durduğunu görene kadar sürecekti

“Kıçının kılları kadayıf olmuş iki moruk benim Kan Kubbemi yıkmayı hayal ediyorlar, buraya gelirken birkaç önemsiz mühendisi tokatlayacağımı düşünüyordum ancak bir de ne göreyim, iki sünnet çocuğu savaşçılık oynuyor. Asalarınız nerede sizin, böyle hiç tat vermiyorsunuz!”

Kendilerinden emin bir şekilde yaptıkları saldırının hiçbir işe yaramaması yetmezmiş gibi, karşılarında sırıtan dişi ork onlara az önce sarf ettikleri laflarını yediriyordu.

“Ha Ha Ha, bu kadarcık saldırıyı bizim kabiledeki yeni doğmuş orklar bile yapıyor, sanırım şu yürüyen ölüleri defnetme vakti gelmiş!”

Arkadaşı başlamışken Alyon nasıl durabilirdi, Kutsal Tacın İkizlerini yerin dibine sokmaya devam ediyordu iki ork.

Kır saçlı ork savaşçı sadece konuşmuyordu da, alanlar arası halkasından dev çekicini çıkardığı gibi, bok yemişçesine çirkinleşen yüzlere sahip iki yaşlının üstüne emin adımlarla yürümeye başlamıştı.

“Efendim, ne yapıyorsunuz!”

Bu harekete ilk tepkiyi Ainle verecekti; gelen saldırılara bariyerin içindeyken direnmekle, tamamen açıktayken karşı koymanın farkını ondan daha iyi bilebilecek kimse yoktu.

“Zamanı geldi küçük druid, bırak da ork savaşçısı Alyon kim olduğunu bulsun!”

Aklı almıyordu cılız druidin, bu konuda da yalnız değildi, Nafız hariç diğer herkes sanki akli dengesini kaybetmiş birini izler gibi bakıyorlardı Alyon’ un arkasından.

“Ne dersiniz, başlayalım mı parlak çocuklar!”

Kır saçlı ork koca baltasını omuzlarının üstüne atmış düşmanlarına korkusuz bir şekilde bakmaktaydı, onun bu özgüveninin iki kardeşin suratına atılmış bir tokattan farkı yoktu.

“Sizin gelmeye niyetiniz yok gibi, madem bu kadar korktunuz işinizi çabuk bitireceğim söz!”

Keyfi yerindeydi Alyon’ un; uzun süredir baskıladığı savaşma isteği, içine gömdüğü diğer duygularını da tetiklemişti.

“Kapa çeneni pislik!”

Onca kışkırtmadan sonra yüzünde altın bir maske olan adam dayamayarak ileri atılmış, elinde beliren asasını hırsla sallıyordu. Silahın ucunda bulunan kristalin etrafı göz alıcı bir parlaklığa ulaştığı an, üstlerine hücum eden orka doğru ışıktan oluşan iğneler yola çıkacaktı.

Neler olduğunu gören Alyon sadece gülümsedi, dev baltasının ezici olarak kullandığı tarafını savurduğu zaman ise bu özgüvenin nereden geldiği de belli olmuştu.

Kendisini hedef alan ışık iğneleri Abarran’ın silahının tek darbesi ile kırılıp gitmişti, ivmesinden hiçbir şey kaybetmeyen ork savaşçısıysa, kükreyerek saldırmaya devam ediyordu.

Altın Tacın Kutsal İkizleri, rakiplerinin böyle bir ekipmana sahip olabileceğini beklemediklerinden karşı saldırı için gerekli zamana sahip olamayacaklardı, misilleme imkânsız olduğundan tek çareleri savunma yapmaktı.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bugüne odaklanın, güzel bir kızı öperken düzgün araba kullanan birisi, öpücüğe hak ettiği dikkati vermiyor demektir.

Albert Einstein

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1180

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1032

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 855

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 799

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 593

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 537

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 514

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 323

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 187

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 171

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 93

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14060 Üye Sayısı
  • 418 Seri Sayısı
  • 18790 Bölüm Sayısı


creator
manga tr