Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 248-Son Pürüz


“Görüyorsun işte Leonardo, zayıf her zaman zayıf, güçlü ise her zaman güçlüdür, eğer düştüğün yanlıştan hemen şimdi burada dönersen, evin, çalışmaların, her şey sende kalabilir. Şehrimizde onur konuğu olarak kalarak, sınırsız kaynaklarla sanatını yaşatmayı sürdürürsün!”

Eli ile altın sarısı saçlarını geriye doğru tarayan Heinrich, lütfu ile ölümlüleri onurlandıran bir yarı tanrı gibi duruyordu bu anlarda.

“Aslında bu kasa çeneli iş yapar ama ne yazık ki baştan beri yanlış tarafta duruyordu!”

Yönetimi ele geçirmeye çalışan adamın yöntemleri, dış görünüşü ile tamamen zıttı; bükülmez bir odun gibi görünen duruşuna nazaran, aklı gayet kıvraktı. Nafız bunu anladığında iç çekmekten kendini alamadı, iradesinin kırıldığı yerden itibaren bambaşka bir yola evirilmişti Heinrich.

Bir hırsla idareyi alsa da, gözden düşmemek adına Leonardo’nun İmparatorluğa yaptığı katkıya yakın bazı işler çıkarması gerekiyordu, hazır elinde böyle bir kaynak varken neden israf olmasına göz yumacaktı ki.

“Benden başka bir şey iste Heinrich, yönetimi sana bırakarak buradan gidebilirim hatta senin altında bir pozisyonda dahi çalışırım ama o silah planlarını kaynağa veremem!”

Üstat ne yarattığının farkındaydı, kendi küçük atölyesinde ürettiği sınırlı sayıda top bile Ork Stepleri üzerindeki büyük savaşta rüzgârın bir anda yön değiştirmesini sağlamıştı. Eğer Makineler İmparatorluğu güçleri seri üretime geçerse neler olacağını düşünemiyordu, buz ve ateş boncukları sınırlı bir kaynak olsa da, daha düşük yıkım gücüne sahip alternatiflerinin bulunması kolaydı.

“Hala neyin peşindesin Leo, senin yerini almamı bir tek o planlar sağlayabilir, çok uzatmadan teslim et onları bana!”

Sabrının taştığı sesinin tonundaki hışırtıdan belli olan Heinrich, diz çökmüş druidlerin başında bekleyenlerden birine dönerek eli ile boğaz kesme işareti yapacaktı.

O an tüm gözler uzun boylu Heinrich’ in baktığı yere çevrildi, doğal olarak Nafız ve Alyon’ un da dikkati oraya yönelmişti.

“Baba kardeşim bu, öldürecekler onu!”

Ainle’nin köyden kurtardığı grubun içindeki baba oğul ikilisinden gelmişti bu sözler, iki pelik saçları kendi yaşında bir çocuk tarafından yakalanmış olan küçük druid kızına bakarken gözyaşlarını tutamıyorlardı.

“Herbert biz sınıf arkadaşıyız neden bana bunu yapıyorsun!”

Boğazına dayanmış hançer yavaşça derisini keserken, küçük kız can havli ile yalvarmaya başlamıştı, soluğu yediği tokatla kesilene kadar ancak birkaç kelime edebilse de, bunlar duyanları şok etmeye yeterde artardı bile.

“Kes sesini! Pislik Leonardo’nun zoruyla okula gelince, bizimle eşit olduğunu mu sandın? Sen kimsin ki bana arkadaşım olarak hitap edebiliyorsun?”

Yediği darbe sonucu kendinden geçen miniğin boğazını kesmek için hızla bıçağını savuracaktı Herbert, elleri o kadar seriydi ki usta bir kasap misali sallamıştı bıçağını

“Durun, istediğinizi yapacağım!”

Leonardo’nun haykırışı ile eş zamanlı olarak işaretini veren Heinrich küçük çocuğun infazını durduracaktı, çok dayanamamıştı üstat, ilk eylemde teslim bayrağını çekmişti.

“Ha Ha Ha, en sonunda yola geldin ha büyük deha Leonardo, yüz yılda bir görülen zekân varsa ne olmuş, işte benim, her zaman arkanda koşan, hor görülen Heinrich’ in önünde diz çöktün!”

Çıldırmışçasına kahkahalarla gülen sarı saçlı adamın sert çehresi çarpık bir görünüm almıştı, ruhundaki karanlık tüm aurasını kaplamış, ona bakanların tüylerinin diken diken olmasını sağlıyordu.

“Hemen planları ver, çabuk ol!”

Leonardo parmağındaki yüzüğün içindeki alandan bir tomar parşömeni çıkardığında, Heinrich’ in arşa eren kahkahaları daha da şiddetlendi, kazandığı zaferin verdiği his onu bambaşka bir zihin durumuna sürüklüyordu.

Her zaman, istediği şeyin dağınık saçlı adamın yüzüğünde olduğunu biliyordu ancak sadece sahibinin nasıl açılacağını bildiği mekanizmalarla korunan bu eşyayı çalmayı düşünmemişti bile.

Çizimleri görünce hızlı adımlarla en büyük rakibine doğru yürümeye başladı, eskiden gözünde geçilmez bir dağ gibi duran adamın, şimdi ayağının altında her an ezebileceği karıncalardan farkı yoktu.

“Bu yükü senin için sırtlayacağım usta!”

Heinrich’ in hedeflerine ulaşmasına sadece bir adım kalmıştı, kısa boyu üstadın boynuna inen el ile bayılıp, hiç istemediği birini karşısında görene kadar ne kadarda mutlu ve mesuttu.

“Küçük piç!”

Yüzü şeytan görmüş gibi buruşan köşe çeneli adamın ağzından çıkan iki kelime, sanki çıngıraklı bir yılanın tıslaması gibiydi.

“Uzun süredir görüşemedik ama bakıyorum da değişen hiçbir şey yok, yine en iyi bildiğin işi, kahpeliği yapıyorsun!

“Amca!”

Druid köyünün ortasında iki kişi yüz yüze gelmişti, aralarındaki dramatik boy farkı ve yüzlerinin şekli dışında neredeyse aynıydı bu insanlar.

Altın sarısı saçlar, beyaz ten, gökleri kıskandıracak kadar berrak mavi gözler ve karşısındakinin içine işlemek istercesine hoyratça sarf edilen sözler.

“Ustanı kurtarmaya mı geldin küçük şeytan?”

Yaşadığı ilk şoku atlatan Heinrich hemen kendine gelecekti, tüm kozlar hala elindeyken hayatındaki küçük pürüzü bir anda karşısında görmesi hiçbir şeyi değiştirmezdi.

“Tahminin doğru ama eksik, Karsak’tan buraya kadar sadece ustamı kurtarmaya gelmedim, ayrıca aramızdaki hesabı kapatmak için de buradayım!”

Cüretkâr sözlerin sahibi, bir zamanlar Karsak Ticaret Şehri elçisi sıfatıyla Büyük Ork Konseyi’ne katılan Abgesandte’ den başkası değildi.

Asıl tuhaf olan, zaman içinde büyüyüp karizmatik bir duruşa sahip olan çocuk ile yönetimi ele geçirmeye çalışanların liderinin akraba olmalarıydı.

“Zayıflığın öğrencisinden beklenmeyecek kadar küstah sözler, ne yapacaksın çok merak ediyorum? Burada böyle karşıma dikilebildiğine göre, babanın intikamını alacağına epey eminsin galiba, ustanın sevgilisi druidleri ölüme mi terk edeceksin?”

Heinrich laf kalabalığı yapsa da söylemek istedikleri gayet açıktı, başlarına birer kasap koyduğu köy halkını kendine kalkan olarak kullanıyordu.

“Druidler zerre umurumda değil, istediğin gibi öldürebilirsin ama ustamın hatırı adına buna izin veremem. Söylediğin gibi kendimden eminim, bunu da arkamda duran bazı dostlarıma borçluyum!”

Şu anda tabiri caizse köy meydanında iki fil tepişiyordu, aileleri ve sevdikleri tehlikede olan druidler ise sadece ezilecek çimenler kadar etki edebilirlerdi bu kargaşaya.

Korkudan titreyen, gözyaşlarının akmasına engel olamayan bu insanlar çok çaresizdi, Ainle’nin yanında getirdiği baba oğul ise ne yapacaklarını bilemez halde en yakınlarındaki ork savaşçısına yalvarıyorlardı.

“Lütfen kardeşimi kurtarın, ölene kadar köleniz olmaya razıyım, lütfen onu kurtarın!”

Genç druid Nafız’ın bacaklarına yapışmıştı, kafasını sıkıca bastırarak gözyaşları içinde haykırıyordu.

“İyi, bakalım söylediğini yapacak kudrete sahip misin? Herbert, başladığın işi bitir!”

Aldığı emir ile gözleri ışıldadı küçük mühendisin, nihayet uzun zamandır arzuladığı şeyi yapabilecekti. Az önce yanına almak zorunda kaldığı bıçak tutan eli, olabileceği en hızlı şekilde baygın haldeki minik kızın boynuna doğru yol alıyordu.

Heinrich bu anlarda yeğenini gözlemliyordu, herhangi bir hareketinde, elinde tuttuğu alet ile savunma amaçlı kalkanını etkin hale getirecekti.

Ne yazık ki beklediği olmayacaktı sert yüz hatlarına sahip adamın, kendisine göre kısa boylu olan yeğeni hiçbir şey yapmazken, emrini alan askerinin bıçağı yumuşak boyun derisini kesmek üzereydi.

“Ahhhhhhhhh!”

Bir saniye sonra keskin bir çığlık druid köyünün semalarında yankılanacaktı, uzun süre hafızalardan silinemeyecek günün ilk kanı akmıştı.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Çekingen, ürkek ve korkaklar için her şey imkânsızdır, çünkü her şeyi imkânsız zannederler.

Napoléon Bonaparte

 

 

Yazar Notu

Ortalık karışacak, yorumlar ile destek istiyorum :)

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1180

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1032

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 855

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 799

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 593

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 537

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 514

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 323

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 187

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 171

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 93

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14060 Üye Sayısı
  • 418 Seri Sayısı
  • 18790 Bölüm Sayısı


creator
manga tr