"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 247-Druid Köyüne Dönüş


Alyon, düşünme yetisini kaybetmenin yanında çıldırmışçasına hareketler sergileyen küçük adamı sertçe sarsacaktı, hayatında ilk defa vahşeti bu kadar yakından hisseden Leonardo’nun buna çok ihtiyacı vardı.

“Alyon üstadı yanına al, druid köyüne gidelim de bize ne tür bir sirk gösterisi hazırlamışlar görelim!”

Nafız, önceki hayatında olsa paha biçilmez bir değere sahip olabilecek eserlerle süslü salonun son haline üzüntü içinde baktıktan sonra, arkasına takılan on üç kişi ile beraber küçük taşlarla bezenmiş patika yoldan ilerlemeye başladı.

İki yer arasındaki mesafe kısa olsa da, yol her türlü gizli saldırıyı gerçekleştirmek için ideal fırsatları yaratabilecek şekilde biçimlenmişti.

Bu nedenle dişi ork grubun önüne geçerek güvenliği sağlama işini üstlenmişti zira arkadaşı küçük bir travma yaşayan Leonardo’yu taşımakla uğraşıyordu.

İki ork çok meşgul gibi görünebilirdi ancak bile bile bir tuzağın içine yürüyen grupta en büyük sorumluluk Ainle’ ye düşüyordu, son gece ikna ederek yanlarına aldıkları on druidi teskin etmek ona göreviydi.

“Dostlarımız ne durumda acaba!”

“Baba, küçük kardeşim yaşıyor mu?”

Cılız druid emellerini anlattığında ona yanıt veren on kişi, kalabalık köyün içinden çıkan rastgele kişilerdi. Kimisi tüm ailesi ile gelmiş, kimisi tek başına macera aramaya çıkmış, bir baba ise karısı ve kızını evde bırakıp yanına büyük oğlunu almıştı.

“Sakin olun dostlarım, üstatla konuşana kadar kimseye bir şey yapacaklarını düşünmüyorum!”

Ainle, kısa sürecek yolculuk boyunca bir yandan diğer druidleri idare ederken, bir yandan da kafasını kemiren bir düşünceyle uğraşıyordu.

On kişiyi ikna ettiği sabah Nafız’ın ona söyledikleri aklından çıkmıyordu: “Bugün ilk defa, halkından bazı kişilerin kurtarmış oldun!”

Son yaşananlara bakılırsa bunlar sadece basitçe söylenmiş övgü sözcükleri değildi, haklılığı kanıtlanmış bir öngörüydü ancak bu tarz bir bakış açısıyla, kurtarılan druidler sadece peşindeki on kişi ile sınırlı kalabilirdi.

“Efendim, köye vardığımızda druidleri kurtaracak mısınız?”

Hızla öne doğru koşan cılız ork, kendisini esaret altına alan düşüncelerinden kurtulmak için Nafız’ın kulağına eğilerek sorusunu sormuştu, şu anda ise kalbi alacağı yanıtını beklerken yerinden çıkacakmış gibi atıyordu.

“Bilmiyorum, sen sadece bizle gelen on kişiyi alarak tembihlediğim gibi yanımdan ayrılma!”

Sesi buz gibi soğuktu dişi orkun, önlerinde yavaşça beliren yolun sonunu gören Ainle de sorularına devam etmeye cesaret edemeden yerine dönecekti.

Küçük grup istedikleri yere vardıklarında görmeyi arzu etmeyecekleri bir manzara ile karşılaşmışlardı, sık ağaçlardan oluşan korunun içinden pek çok ağacı yıkarak geldiği belli olan saldırganlar tüm evleri parçalamışlardı.

Yaşlı, kadın, çocuk demeden köy meydanına toplanmış olan druidler dizlerinin üstüne çökmüş vaziyetteydiler, istisnasız hepsinin başında elinde bıçak olan bir kişi duruyordu.

Bu hazin manzaranın önünde ise büyük kalkanlarını saldırı amaçlı mekanik silahlarla desteklemiş kalabalık bir asker topluluğu vardı, görünüşe bakılırsa Heinrich işini şansa bırakmayan bir kişiydi.

“Mark nerede?”

Tüm gözler üstadın evinden köye gelen yola çevrilmişken, on dört kişiden oluşan grubun ortaya çıkması nasıl fark edilmezdi.

Sadece, köyü basan kalabalığın içinden bir kişinin çığlığı dikkat çekiciydi, kısa süre önce Alyon’ un ayağından ölümü tadan kişinin yokluğunu sorguluyordu.

“Işıklar içinde uyusun, Mark sizlere ömür!”

On bir druid ve girdiği şoktan henüz çıkamayan Leonardo’nun aksine, feleğin çemberinden geçmiş iki orkun kafaları gayet berraktı hatta Nafız kendilerine yöneltilen soruya iki elinin avuçlarını gökyüzüne kaldırarak cevap veriyordu.

“Şerefsizler, hepinizi öldüreceğim!”

Gösterdiği tepkiye bakılırsa belli ki bu kişinin Mark ile yakın bir bağı vardı, şu anda da eline geçirdiği bıçağı ile yerdeki druidlerden birini öldürmek için koşuyordu.

“Olduğun yerde kal Hans!”

Küçük ekipteki druidler az sonra yaşanacak sahneyi izlememek için gözlerini kapattığı sırada, düşman saflarında bir ses yükseldi, emrindeki askerin fevri davranışının tüm planı bozmasını istemeyen Heinrich nihayet yüzünü göstermişti.

Söyleneni ikiletmedi Hans, yüreğinden taşan öfke bedenini geçip Nafız’a kadar ulaşsa da yerinden kıpırdamayacaktı.

“Leonardo seni hep şiddet karşıtı biri olarak bilirdim ama görüyorum ki fikrini değiştirmiş gibisin!”

Köşeli bir surat yapısına sahip olan Heinrich ağzını her açtığında, ince dudakları birbirine sürten iki metal gibi sevimsiz bir his yaratıyordu. Soğuk görünüşü kemiklerine kadar işlemiş kibri ile birleştiğinden ötürü, önünde duran Nafız’ı görmezden gelerek kendi halkından olan baş düşmanına seslenmekteydi.

“Üstat hadi kendine gel, bak meslektaşın seninle konuşmak istiyor!”

Misafirlikte uyuya kalmış çocuk gibi tüm yolu Alyon’ un kucağında gelen Leonardo, çok istese de uyanamadığı bir kâbusun içindeydi sanki. Nafız’ın geriye çekilmesinden sonra Alyon’ la beraber öne gelen devrik lider, ne diyeceğini bilemez halde yıkılmış druid köyünü izliyordu.

“Lafı uzatmayacağım, şimdi Karsak Şehrini idare eden piç için yaptığın silah çizimlerini teslim et, ben de druidleri alıp şehri terk etmenize izin vereyim!”

Dilinin aklındaki baklayı çıkaran Heinrich sanki omuzlarından büyük bir yük kalkmış gibi ferahlamıştı, sinsice sırıtmasına bakılırsa üstadı çok ince bir noktasından yakalıyordu bu isteğiyle.

“Sen nereden biliyorsun o taslakları, imkânsız!”

Yönetimine karşı ayaklananların başını çeken adamın isteği Leonardo’nun üzerinde soğuk duş etkisi yaratacaktı, diğerlerine verdiği tepki çok abartılı gelse de, işin aslını bilenler için üstadın hareketleri gayet doğaldı.

Gizli öğrencisi Abgesandte sayesinde eline geçen buz ve ateş boncuklarını aldıktan sonra kimselere göstermeden çalışmalarını sürdürmüştü, bu işe o kadar özen göstermişti ki, silahların yapımını bile evinin altındaki özel atölyesinde gerçekleştirecekti.

Nasıl olurda bu konudan Heinrich’ in haberi olur diye delicesine düşünüyordu Leonardo, saniyelerle sayılabilecek kadar kısa bir sürede neredeyse tüm ihtimalleri elemişti.

Geriye sadece tek bir olasılık kalmıştı ama dağınık saçlı adam bunun gerçek olamayacağını biliyordu veya doğru ifadesi ile gerçek olmamasını umuyordu.

“Vah zavallı Leonardo, karşılıklı çıkarlar var oldukça imkânsız diye bir şey yoktur. Sen şimdi bu konuya kafayı takar cevap vermek için beni bekletirsin, bilirim senin huyunu!”

Köşebent suratlı adamın kelimeleri karşısındaki kişiye yardım ettiğini ima etse de, ses tonu ve suratındaki ifade tam tersini söylüyordu.

“Özellikle diğerlerinden ayırın dediğim kadını getirin, getirinde büyük üstadımız her şeyden çok sevdiği druidlerin gerçek yüzünü görsün!”

Liderlerinin emrini duyan askerler, hayatlarındaki en önemli şeyi yapıyormuşçasına hızla hareket etmeye başladılar, çok geçmeden altın sarısı saçlara sahip adamın önünde üstü başı hırpalanmış bir druid kadını vardı.

“Yaptığın çalışmalar çok gizli olduğu için sisteme ait hiçbir aracı kullanamazdın, sen de bu nedenle yardımcı olarak yanına aldığın bu druidi kullandın. Lütfen şaşırmış gibi yapma suratını Leo, ne zannediyordun, seni yirmi dört boyunca gözlem altında tutmadığımı mı?”

Aklındaki son ihtimalin gerçek olduğunu gören üstat, şaşkınlık sosuna bulanmış acıma hissini yüreğinin tam orta yerinde hissederek bakıyordu genç kadına.

Heinrich, bunca zaman en büyük rakibi olarak gördüğü adamı gölgesi gibi takip etse de hala tam olarak tanıyamamıştı Leonardo’yu, druidin ihanetiyle onu kızdırıp planları ele geçirme amacına ulaşabileceğini düşünse de, tamamen yanılıyordu.

Sadece bir konuda haklıydı, Leonardo çok kızgındı ancak bu duyguları kendinden başka kimseye yönelik değildi.

Sakince hayatını sürdüren kadını hiç istemediği bir durumun içine ittiğini düşünüyordu, tüm hayatı boyunca yaptığı silahlar binlerce can alsa da, üstadın gerçek doğası tam olarak bu kadar naifti.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İnsan mutlu olmak ister; bu yüzden berbat haldedir. 

Sigmund Freud

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1252

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1072

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 887

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 818

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 698

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 651

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 636

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 601

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 522

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 367

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 194

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 187

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 99

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15295 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 20423 Bölüm Sayısı


creator
manga tr