"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 246-Alyon'un Düşünce Tarzı


Mark sözlerini tamamladığında, başka iki asker yıkılan kapıdan içeri ellerinde bir druid ile beraber gireceklerdi. Korkudan her yeri titreyen zavallının dizlerinin bağı çözülmüş olduğundan, kollarından hoyratça tutmuş iki kişi tarafından adeta havada savruluyordu.

“Sende, Yüce Rektör’e verdiğimiz zaman ne yaparsak yapalım affedilmemizi sağlayan bazı çizimler var, şimdi uslu bir çocuk olup onları teslim edecek misin?”

Kıvırcık saçlı mühendisin verdiği mesaj çok açıktı, aksi halde bunca zaman uğruna fedakârlıklar yapmasını sağlayan druidleri öldüreceklerini söylüyordu.

“Bunu nasıl yaparsınız? O zavallılar ne yaptılar ki size!”

Druid köyünü kurarak yavaşça onları topluma entegre etme fikri aklına düştüğü andan itibaren, sayısız zorlukla boğuşmuştu Leonardo, her zaman birçok kişinin açık ve gizli tepkilerini hissediyordu ancak hiçbir zaman bu kadar ileri gidebileceklerini düşünmemişti.

“Bir avuç zayıf yaşam formu, senin eziklere duyduğun sempatiye sahip olmamamız olabilir veya seni yok etmek için en büyük koz olmaları sonlarını hazırladı belki de.

“Birkaç deney materyalini sadece sen istedin diye aramıza alacağımızı mı zannettin?”

Üstat kendisini geceler boyuna uykusuz bırakan düşünceleri, şimdi şehir yönetiminde büyük yetkiler verdiği bir astının ağzından duyuyordu, Kan Kubbe’ yi çevreleyen askerlerin kahkahalarına bakılırsa bu sadece onun şahsi fikri de değildi.

“Alyon, sözünü verdiğim zaman gelmedi lakin bunu aperatif olarak sayabilirsin!”

Dişi ork sakince konuştuğunda Leonardo’nun evine baskın veren grup şaşkınlığa uğradı, gülüşme ve bağrışmalarını kesip sadece kalkanın ardında gizlenmiş iki orka bakıyorlardı.

“İçlerinde sağ kalmasını istediğin biri var mı?”

Alyon gözleri ile az sonra kapışacağı hasımlarını tararken, arkadaşına fırtına öncesi son sorusunu yöneltti. Nafız’ın bu insanlarla işi yoktu hepsinin ölmesini istiyordu, bu düşüncesini yanındaki kır saçlı orka söyleyeceği vakit az önce suskunlaşan gruptan devasa bir kahkaha dalgası yükselecekti, belli ki Alyon’ un sorusu epey komiklerine gitmişti.

Soydaşlarına göre bile devasa boyutlara sahip olan ork savaşçısı cevabını almıştı, gözlerinde katliamın alevleri yanarken bu yolda kendisi ile beraber yürümek zorunda olan insanlara doğru ilk adımını attı.

Bir, iki, üç derken yavaşça kan kırmızı renge sahip kalkanın dışına çıkan Alyon’a inanamamazlık dolu gözlerle bakan askerler, onun zihinsel bir sorunu olduğunu düşünüyorlardı.

Bu fikirleri düşmanlarını küçümsemelerine neden olacaktı, birbirlerini çekiştirip kır saçlı orku göstererek gülüyorlardı.

Neşeleri yerindeydi ancak bu keyifli anlar çok da uzun sürmeyecekti, şehre girdiklerinden beri kendini tutan Alyon, silahını almak için alanlar arası halkasına başvurmuştu bile.

Tüm sesler daha önce hiç var olmamışçasına silinmişti müzeye benzeyen evin içinden, çift başlı baltanın hafifçe titreşmesinin yarattığı dalgalar dışında nefes sesi bile duyulmuyordu.

Abarran’ın elinden çıkan bu dev balta, ağzını sonuna kadar açarak sivri dişlerini avına gösteren bir yaratık gibiydi, şimdiye kadar oldukça sakin bir hava yayan ork savaşçısı da silahının ortaya çıkması ile bambaşka bir ruh haline bürünmüştü.

“Kaç…!”

Grubun önünde duran askerlerden biri, ortama hâkim olan sessizliği bozmaya yeltendiği an boynunda soğuk metalin dokunuşunu hissetti, sonrasında yavaşça yıkılan bedenini ters bir şekilde görüyordu.

Yerde yuvarlanan başı diğer bir arkadaşının ayağının dibine ulaştığında Alyon’ da arkasından gelmişti, bu sefer et dövücüye benzeyen tokmak kısmını kullanacaktı kır saçlı ork.

Az önce kopan kelleye, şimdi de yarısı yerinde olmayan bir beden katılıyordu, anlaşılan o ki ork savaşçısının hiçbir rakibini tek parça bırakma gibi bir niyeti yoktu.

Baltasını her salladığında en az bir kişi dünya üzerinden eksiliyordu, evi basan otuzdan fazla kişinin onu, sadece birkaç nefeslik süre içinde tek gidiş biletlerini almıştı.

Artık kimse bir diğerini uyaracak halde değildi, ağırlık yapacağını düşündükleri silahlarını dahi yere atarak kaçıyordu askerler.

Bu şaşılacak bir durum değildi, Makineler İmparatorluğu’nun işgal ettiği bölgede kendi vatandaşları görev alıyordu, başka yerde olsa küçük çapta bir deha olarak nitelendirilebilecek kişiler ancak asker olarak var olabiliyordu bu topraklarda.

Zekâları gayet yüksek bu insanlar ilk birkaç darbede neyin ne olduğunu kolayca çözmüş, en rasyonel çözümü uygulamak için arkalarına bile bakmadan kaçmaya başlamışlardı.

Önündeki son hasmını da parçalayan Alyon bunu gördüğünde iyice delirecekti, bunun gibi böcekleri öldürmek için soy gücüne gerek duymasa da kaçmalarını engellemek için mecburen kullanacaktı.

“Kan Kubbe- Genişle”

Savaşçının Hiddeti’ni düşmanları menzilinin dışına çıkmadan kullanmak isteyen kır saçlı ork, kulaklarında çınlayan ses ile oldukça keyiflendi, yeteneği bedenine bir yük getirmese de onu böylesi korkaklara karşı kullanmak istemiyordu Alyon.

Aynı anda, başlangıçta sadece on dört kişiyi çevreleyecek kadar büyük olan kan kırmızı renkli yapıda hızla genişliyor, içinden geçtiği insanlara aldırmadan tüm evi çevreleyecek kadar büyüyordu.

“Artık kimse bir yere kaçamaz, sahne sizin Alyon Bey!”

Kafasını bir sağa bir sola yatırarak, fit bir kadının beli kadar kalın olan boynunu kütürdeten iri yarı ork, derin bir nefesi içine çektikten sonra hızla ileri fırladı.

Bundan sonrasında gerçekleşenler tamamen tek taraflı bir zorbalıktı, kopan uzuvlarla, her biri ustalık isteyen sanat eserlerinin üzerine sıçrayan kanlarla bezenmiş bir kısa filmdi sanki yaşananlar.

“Bu küçük köpek bize sahibinin yerini gösterebilir, şimdilik biraz daha nefes almasında sakınca yok!”

Alyon, sarı kıvırcık saçlarından yakaladığı Mark’ı Üstadın önünde hışımla yere vurduktan sonra ayağı ile kafasının üstüne basarak konuştu, gördükleri nedeniyle şoka girmiş Leonardo ise sadece boş bir şekilde kır saçlı orkun suratına bakabiliyordu.

“Üstat ne oldu?”

Nafız, tepki süresi epey uzayan dağınık saçlı adımı kendisine getirmek için sertçe omuzuna vurdu.

“Yok, yok bir şey, sadece ne diyeceğimi bilemiyorum!”

Aldığı cevap karşısında keyiflenen dişi orkun, neşesi yerine gelmişti

“Bu sadece fragman bey amca, asıl film birazdan başlayacak!”

Nafız’ın tam olarak ne dediğini anlayamayan Leonardo, kafasını önüne eğerek hala Alyon’ un ayağının altında yaşam mücadelesi veren arkadaşına döndü.

“Mark, seni kullanan o adam, Heinrich nerede?”

 Ne olursa olsun Üstat bir bilim ve sanat adamıydı, kendisine ihanet eden kötü niyetli bu adama bile merhametle yaklaşıyordu.

“Druid köyünde seni bekliyorlar!”

Ensesindeki ayak baskısını biraz hafifletince, kan dolmuş ağzını açarak boğuk bir sesle konuştu sarı saçları kırmızıya boyanmış mühendis.

“Bizi kandırmıyorsun değil mi?”

Onun bu hali Leonardo’nun yüreğini sızlatmıştı, herhangi bir yanlış bilgi vermesi durumunda canını gözlerini kırpmadan alacak olan orkları kızdırmasını istemiyordu eski astının.

“Kesinlikle hayır, doğru söylüyorum!”

Haberi teyit eden dağınık saçlı adam rahatlamıştı, en azından şimdi onun hayatı için bir söz söyleme fırsatı doğmuştu kendisine.

“Ahhhhhhhhhh!”

Yeri göğü inletecek bir çığlık duyduğunda zihninde tam olarak bu düşüneler vardı, onun aksine Mark’ın kafasına ayağı ile basan Alyon’ un aklı çok daha basit çalışıyordu.

“Bir işe yaramayacağına göre ölebilirsin!”

Yavaş yavaş uyguladığı baskıyı arttıran ork savaşçısı, sözlerini tamamlar tamamlamaz ayağının altındaki mühendisin kafasını bir hamlede patlatacaktı.

Uzun yıllardır tanıdığı insanın etrafa saçılan parçaları yüzüne sıçradığında irkilerek çığlıklar atmaya başlayan yaşlı adam, bir adım sonra kendisini olduğu yere çivileyen mengene benzeri iki el tarafından yakalandı.

“Kendine gel Leonardo, mücadele yeni başladı!”

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 Merhamet faydasız olunca, insan ondan bıkar usanır.

Albert Camus

 

Yazar Notu

Bu hafta hayatımda işler biraz karışık ilerliyor, bölüm sayısı azalmasa da günler aksayabilir.

Sevgilerimle, değerli okurlarım.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1032

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 855

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 799

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 679

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 620

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 594

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 537

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 514

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 323

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 187

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 174

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 94

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14081 Üye Sayısı
  • 420 Seri Sayısı
  • 18838 Bölüm Sayısı


creator
manga tr