Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 244-Druid Köyünde Son Gece


“Belki sizin gibi müthiş bir savaşçı değilim ama topraklarım işgal altındayken yan gelip yatamam artık!”

Vahşi Bataklık üzerindeki ikinci zindanı tamamladığından beri, genç druidin hal ve hareketlerinde belirgin bir değişiklik göze çarpıyordu.

Kendisinin de belirttiği gibi herhangi bir savaş gücünden yoksundu, şiddetin çözüm olmadığı konusunda çekinceli hala vardı ancak tepkisiz kalarak kasabını bekleyen koyun misali davranmayı da kendine yediremiyordu.

“Alyon çocuğun günahını alıyorsun, daha sabah posta koymadı mı kendi halkına!”

Nafız arkadaşına cevap verirken bir yandan da neden Ainle’ yi muhatap aldığını söylemişti, artistlik yapan iki druide verdiği ayar hala akıllardaydı.

“Kararlılığın ile takdirimi kazanmaya başladın, çok yakında büyük bir sınav vermen gerekecek, işte o zaman asıl rengini görme fırsatına erişeceğiz!”

Kıtaya ayak bastığından beri ince eleyip sık dokuyan Nafız’ın yine bir planı var gibiydi, sadece bu sefer kendisi dışındaki değişkenlerin durumunu bekler bir hali vardı.

“Efendim, bir soru sorabilir miyim?”

Ortamın yumuşaklığını sezen Ainle esaretini toplayıp harekete geçmişti, yakın zamanda aklına düşen bir sorunun cevabını çok merek ediyordu, hazır dişi orkun iyi tarafını yakalamışken fırsatı kaçıramazdı.

“Seni dinliyorum!”

Cılız druidin tavrı Nafız’ın merakını cezbedecekti, gözlerini üzerine diktiği Ainle’nin dudaklarından çıkacakları beklemeye koyulmuştu.

“Buraya geldiğimiz için bir anlaşma yaparız diye düşünüyordum, ne yalan söyleyim uzlaşmaz ve sert tavrınızın nedenini anlayamadım.”

Oturduğu sedirin üzerine yayılmaya başlamadan önce Ainle’ yi baştan aşağı bir süzecekti Nafız, kafasını aşağı yukarı salarken gözlerinde ‘bak sen’ der gibi bir ifade vardı.

“Gece uzun genç druid, rahat bir yere geç de anlatmaya başlayayım!”

İkili arasında bu konuşmalar geçerken kulübenin içerisindeki diğer orkun başka bir derdi vardı, arkadaşının halini gören Nafız hemen neler döndüğünü anlayacaktı.

“Sen bütün gün aç gezdin değil mi Alyon, bana böyle ciğerci kedisi gibi baktığına göre stoklarında yiyecek kalmamış sanırım!”

Tahmini doğruydu Nafız’ın; sabah, öğle, akşam sebze haşlama ve lapa çıkan yemekhanenin menüsü hiç iri yarı orka göre değildi.

“Al şunları karnını doyur, yoksa korkarım birkaç druid sabahı göremeden midenin yolunu tutacak!”

Alanlar arası halkasından çıkardığı koca bir budu arkadaşına veren Nafız, onun hızla dışarı çıkmasının ardından asıl mevzuya dönecekti.

“Önce en sıcak olaydan başlayalım, bugün ki toplantıda dikkatini çeken bir nokta oldu mu?”

Hafızasında kalanlardan yola çıkarak düşünmeye başlayan druidin yakın zamanda cevap veremeyeceğini gören Nafız, sözlerine devam etti.

“Adına Heinrich denen tipin hareketlerini düşün, mesela üstü olan Leonardo’ya Üstat demeyip sadece ismi ile hitap etmesi gibi hareketler gelsin aklına.

Kafası bedeni gibi zayıf olan Ainle, aldığı tüyo ile bazı sonuçlara ulaşmıştı.

“Bizim tarafımızda sadece siz konuştunuz fakat diğer tarafta aba cübbeli ikili hariç diğer mühendisler, Üstat Leonardo’nun uyarılarına rağmen öne çıkmayı bırakmadılar!”

“Bak beynine kan gitmeye başladı yavaştan, peki sence bu neyin belirtisidir?”

“Üstadın sözünü geçiremediğinin.”

“Ha şunu bileydin! Bu druid köyünün varlığı, içinde yaşayan zavallıların sandığı gibi sağlam temellere oturmuş değil, bir adamın ilkelerini satarak aldı küçük bir taviz sadece.”

Ainle kafasını berraklaştırıp düşündüğünde Nafız’ın sözlerinin tamamının haklı çıkarımlar olduğunu görecekti, buna rağmen bir yanı soydaşlarına inanmak istiyordu.

“Peki diğer çocuklar ile beraber eğitim gören druidler, gelecek için bir umut değil mi?”

Tam olarak istediği yere gelindiğini gören Nafız keyifle karnını kaşımaya başladı, dişi orkun tüm öğlen boş durduğunu sananlar yanılıyordu.

“Beni umutsuzluğa sürükleyen en önemli noktaya parmak bastığın için teşekkürler, bu saçmalığın yakın zamanda biteceğinin asıl kanıtı bu çocuklardır!”

Ainle dikkat kesilmiş Nafız’ı dinliyordu, bedeni onun isteği dışında alarm durumundaydı.

“Kahvaltı için dışarı çıktığımızda olan olaylar ve iki druidin korku içinde kaçması sırasında bile, çocukların kalp atışları okula gidecekleri saat geldiğindeki kadar hızlanmamıştı. Yüzlerine bakınca heyecanlanmadıklarını rahatlıkla görebiliyorken, neydi el kadar bebeleri bu denli sıkıntıya sokan!”

“Zahmet etme ben söyleyeyim: Korku!”

“Akşam döndüklerinde birçoğunun üzerinde sabah mevcut olmayan yaralar vardı, bunu ailelerinin görmemesi veya okuldaki eğitmenlerin bilmemesi mümkün mü?”

“Leonardo tek başına bir savaşın içinde, sürekli tavizler vererek kaçınılmaz sonucu geciktirse de yolun sonuna çoktan gelmiş. Umudunu yeni yetişen nesle yüklemesi çok mantıklı, bunu denetleyememesi ve gerekli cezaları verecek iradeyi gösterememesi ise tam bir fiyasko!”

“Biliyorsun seni sevmezdim, hala da tam olarak saygımı kazanmış değilsin lakin bunlar senin istediklerini yapmadan ölmen için bir neden değil. Şu saatten sonra sen sen ol, ne yaparsan yap yanımdan ayrılmamaya çalış!”

İkilinin sohbeti bittiğinde gece yarısı çoktan olmuş, kırılan kemikler ve sinir bozucu bir ağız şapırdamasının dışında tüm sesler kesilmişti.

Sabah olduğunda kulübenin içinde ilk uyanan Nafız’ dı, şöyle bir etrafı kolaçan ettiğinde davul olmuş göbeğini körük gibi bir indirip bir kaldıran Alyon dışında kimseyi göremeyecekti.

“Kalk orkların pisboğaz lordu, yeni ikametimize geçme vakti geldi!”

“Dur bir beş dakika daha uyuyayım!

“Hay ananı…!”

Orklar acı kuvvet, yumruk yumruğa mücadele ve savaşma arzusu konusunda ne kadar üstün özelliklere sahiplerse, güzellik olarak bir o kadar çirkinlerdi. Türünün standartları üzerinde çirkin olan Alyon’ un uykudan yeni kalkmış halini gören Nafız, arkasına bile bakmadan kendini dışarı atacaktı.

“Bu ne be, iyice türbeye çevirdiniz burayı!”

Ne zaman dışarı çıksa karşısında druidlerden oluşan bir kalabalık gören Nafız, sabah sabah maruz kaldığı çirkinliğin etkisi ile çıkışmıştı.

“Efendim, efendim günaydın!”

Kalabalık dışarı doğru kaçışırken, ince vücudu ile onların arasından sıyrılan bir figür dişi orka doğru koşuyordu, kan çanağı olmuş gözlerinin altındaki torbaların sarkmasına bakılırsa, bu kişi pekiyi uyuyamamış gibiydi.

“Efendim, dün geceyi bizimle gelebileceğine inandığım druidlerle konuşarak geçirdim!”

“Sonuç?”

Zindanlar en çok Ainle’ ye yaramıştı, kendi içinde yaşadığı çatışmaların meyvelerini toplamaya başlıyordu bile.

Tanıdığı kadarıyla Nafız, ona bazı şeyler anlattıysa bunun arkasında mutlaka geçerli nedenler olmalıydı, kendisine seçtiği yeni direniş yoluna uygun olarak ikna edebildiği kadar soydaşını yanlarına çekmeliydi cılız druid.

“On kişi Druid Kurtuluş Ordusu saflarına katılmaya karar verdi, köyün çıkışında bizi bekliyorlar!”

Uykusuzluğun bitap düşürdüğü cılız druid konuşurken istem dışı sallandığının farkında değildi, tüm gece uğraşarak on kişiyi ikna etmenin sevinciyle gözü bir şey görmüyordu.

“Beklediğimden epey fazla, tebrik ederim seni Ainle. Bugün ilk defa, halkından bazı kişilerin kurtarmış oldun!”

Nafız’ın gizemli sözleri sonra sarsılıp kendisine gelen genç druid, hızla kendilerini köyün çıkışında bekleyenlerin yanına koştu, bir ihtimal akıllarının çelinip fikir değiştirmelerinin riskini alamazdı.

“Parthenia köle pazarına dönmüş burası, şunlardan birkaç tanesini elime almadan gidelim nereye gideceksek!”

Homurdanarak yaklaşan arkadaşının ruh halini gören dişi ork, sırıtarak cevap verecekti ona

“Leonardo’nun mekânına geçiyoruz, canavar çevirme yapacakmış bize!”

“Ne dedin, koş koş koş hemen gidiyoruz!”

Son zamanlarda tavana vuran iştahını leziz yemeklerle tatmin edeceğini duyan Alyon’ un keyfine diyecek yoktu, koca ellerini pençe gibi savurarak açtığı yoldan ilerlerken, ardında havaya fırlatılmış druidler bırakıyordu.

“Önceleri eski hayatımın bilincini silmedikleri için çok kızmıştım ama şimdi şu koca kafayı gördükçe halime şükrediyorum. Adam, Vahşi Bataklık’ a girdiğimizden beri bedeninde gerçekleşen değişimlerin hiçbirini fark edemedi daha!”

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

“Yaşamın tadını çıkarın; canını değil...''

Zor Zamanlar, Charles Dickens

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1077

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 976

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 819

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 771

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 641

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 582

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 570

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 515

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 484

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 276

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 199

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 107

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 79

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11656 Üye Sayısı
  • 325 Seri Sayısı
  • 16487 Bölüm Sayısı


creator
manga tr