Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 243-Kısa Süren Görüşme


“Leonardo, bu ne demek oluyor?”

“Hâkimiyetimiz altındaki topraklarda, iki barbar ork tarafından aşağılanacak mıyız?”

Başta Heinrich olmak üzere heyetteki üç mühendis öfke ile çıkışacaktı, tek nefeste işgalci olarak tanımlanmış, bu da yetmezmiş gibi gözlerinin içine baka baka tehdit edilmişlerdi.

“Başka bir söz bilmezsiniz zaten; barbar ork, vahşi ork. Lafa gelince uygar olan sizsiniz, konuğumuz dediğiniz druidleri tecrit altında yaşatmak mı medeniyet, yoksa hiç alakanızın olmadığı, dünyanın bir ucundaki topraklara gelip yağmalamaya çalışmanız mı?

Sinirden hop oturup hop kalkan ihtiyarlara nazaran Nafız’ın kaşı bile kalkmamıştı, sesini dahi yükseltmeden sıralıyordu sözlerini.

“Bunun bir uzlaşma toplantısı olmasını bekliyordum ancak biraz daha devam edersek işler çığırından çıkacak gibi görünüyor!”

Durumu gözlemlemekle yetinen mühendislerden bir tanesi daha söze girmişti, Üstat Leonardo’nun her iki yanında duran basit abadan cübbe giymiş ikili hariç tüm heyet konuşmuştu.

“Anlaşma, aynı haklara sahip iki taraf arasında gerçekleştirilirse anlamlı olur, ben burada böyle bir manzara göremiyorum!”

Diğer taraftan Druid Kurtuluş Ordusunu temsilen sadece Nafız konuşmaktaydı, an itibari ile beşe bir kalsa da dişi orkun altta kalmaya niyeti yoktu.

“Ha! Ha! Ha! Gerçekten bu sefer doğru konuştun, ben de hangi özelliklerinize nazaran karşımızda oturma şerefine nail olduğunuzu sormak üzereydim!”

Heinrich isimli mühendis üstadın uyarısına rağmen durmaya niyetli görünmüyordu, kısa altın sarısı saçlarının çevrelediği köşeli yüzüne yerleştirdiği umursamazlık ifadesini bir saniye dahi değiştirmeden küstah tavırlarına devam ediyordu.

“Herhangi bir olağanüstü özelliğe sahip olamayan barbar orkun tekiyim, sorunun cevabını ben veremem. Bunu, Karsak şehrinden ayaklarını kıçlarına vurarak kaçan arkadaşlarına sorman gerekiyor!”

Kenarları saçlarının renginde altın işlemelerle süslenmiş cübbesinin içindeki Heinrich kıpkırmızı olmuştu, bilim kulislerinde en iyi ikinci silah tasarımcısı olarak lanse edilen adam sinirden patlayacak gibi görünüyordu.

“Böyle bir yere varamayacağımızı görüyorum, en iyisi iki gün sonra bir daha toplanıp bu işi sonuca bağlayalım!”

Gidilen yerin sonu görünmeyen karanlık bir tünel olduğunu sezinleyen Üstat, bugün ki kısa oturumu bitirme kararını açıklamıştı. Orkların da itirazı olmadığını görünce, yanındaki mühendislerle beraber köyü terk edecekti kısa ve tombul adam.

“Leonardo, şu iki ork ve yanlarındaki çelimsiz druidi neden bu kadar ciddiye aldığını hiç anlamıyorum, izin ver bu gece son nefeslerini aldıklarından emin olayım!”

Yaşadığı aşağılanmanın hırsı ile yanıp tutuşan Heinrich rahat durmayacak gibiydi, içine çökmüş ve orada delicesine büyüyen ikinci olmanın ezikliği yeni bir yakıt bulmuştu bugün.

“Bizler bilim adamlarıyız sevgili meslektaşım savaşçılar değiliz, eninde sonunda orta yolu bulacağımıza olan inancımızı yitirmeyelim lütfen.”

Aldığı cevap yeterli gelmese de susmuştu sarı saçlı mühendis, iflah olmaz bir romantik olan Leonardo’nun fikrini değiştirmenin mümkün olmadığını biliyordu, bunun en büyük ispatı da bugün gitmek zorunda kaldığı Druid Köyü idi.

Zamanında ne derse desin söz geçiremediği adamı bu seferde ikna edemeyen Heinrich, adımlarını yavaşlatıp Üstat ve yanındaki iki aba cüppeli mühendisin gerisine geçerek, öfkesini içine atmak zorunda kalmıştı.

Gerçekler onu her koşulda Leonardo’nun gerisine atmış olsa da, pes etmeye niyeti yoktu köşeli yüz hatlarına sahip olan adamın. Diğerleri, onun en büyük rakibinden aşağı kaldığı söylese de, aynı dönemin öğrencileri olmaları nedeniyle başarıları sürekli gölgelenmiş olsa da, mücadeleden kaçmaya niyeti yoktu.

Sadece, artık ne kadar kafa kafaya vuruşurlarsa vuruşsunlar her seferinde kendisinin mağlup taraf olmasından bıkmıştı, bugün de ispat ediyordu ki zayıf bir lider duruşa sahip bu adamın arkasında kalamazdı.

Üstat konutunun önüne gelince yanındaki iki mühendisle beraber gruptan ayrılacaktı, kısa süre sonra başka bir yol ayrımda, toplantı sırasında orta yolu bulmak için söze giren diğer bir kişi de arkadaşlarına veda etmişti.

“Üstat Heinrich, daha neyi bekliyoruz!”

Yedi kişilik heyetten geriye kalan iki kişi sarı saçlı adamın hizbiydi, başkalarının yanında yalnızca şehrin yöneticisine ait unvanı kullanmaktan çekinseler de, kendi içlerinde Hendrich’e Üstat diye seslenmekteydiler.

“Gün bugündür,  beklediğimiz fırsat ayağımıza kadar geldi!

Diğer yancısı da gözlerinde parlayan hırsın etkisi ile konuşurken, liderleri konumundaki adamın ay ışığında parlayan süt beyaz suratında sinsi bir gülümseme vardı.

“Haklısınız, şehrin içindeki adamlarınıza her an harekete geçecekmiş gibi hazır olmalarını tembihleyin. Acilen bir mekanik şahini muhteremlere yollamanızı istiyorum, avın kafese girdiğini yazmanız yeterli!”

Başarısız geçen oturumun ardından köyden ayrılan heyetin kaldırdığı toz yere inmeden küçük kulübenin başka misafirleri olacaktı.

Leonardo’nun gelişi ile beraber hayatlarını sürdürebilecek kadar iyi standartlara kavuşan ilk nesil druidlerden bir kaçı, aniden ortaya çıkan orklarla görüşmek istiyordu.

“Ork savaşçıları, sizlerden köyümüzü terk etmenizi istemeye geldik!”

Ömürlerinin sonbaharını yaşayan dört kişi aksak adımlarla içeri girdikten sonra, içlerinden biri ileri çıkarak konuşacaktı. Bedeninin durumu ve sesinin tonundaki tükenmişliğe bakarak bir kişi, bu kadının her an ölebileceğini anlayabilirdi.

Geri kalan üçlü de onunla aynı kondisyona sahipti, belli ki sabah yaşanan olaydan sonra gözü korkan druidler, ölüme hazırlanmış olan üyelerini sözcü olarak seçmişlerdi.

“Ayrılmasına ayrılırız ama bunun için bana geçerli bir neden vermeniz gerekiyor!”

Ayağına gelen sözcüleri görünce Nafız, gülse mi ağlasa mı bilemeyecekti, üflese elinde kalacak olan ihtiyarlara karşı yumuşak davranıyordu.

“Yüz seneden fazla bir zaman önce, Ork Lordu Cesuryürek druidleri koruma görevinde başarısız oldu, onun torunlarının da köyümüze felaket getirmesini istemiyoruz.

Leonardo’nun heyetinin ayrılırken takındığı tavır ve yaydığı enerji, belli ki druidlerin en büyük korkularının hortlamasını sağlamıştı, kendilerini koruyan hayırseverlerinin fikrini değiştirmesini hiç istemiyorlardı.

“Kendi güçsüzlüğünüz için biz orkları suçluyorsunuz demek, öyle olsun!”

Sözlerini insanın kanını donduracak kadar acımasız bir kahkaha ile sonlandıran Nafız, yavaşça ayağa kalkarak kulübe benzeri evin kapısına doğru yürüdü.

Dışarı çıktığında tüm köy halkı çoktan etrafını sarmıştı bile, Alyon’ un arkasında belirmesini bekledikten sonra gözlerini kalabalığın üzerinde gezdirerek konuşmaya başlayacaktı dişi ork.

“Bu soruyu sadece bir kere soracağım, düşünmek için sabaha kadar vaktiniz var!”

“Halkınızın bağımsızlığı için savaşan, Druid Kurtuluş Ordusuna katılmak ister misiniz?”

Dişi orkun sesi sık ağaçlarla çevrili köyün içinde eko yaparak çınlıyordu, ölümüne şaşıran her druidin kulağından girerek arşa yükselen sözleri, sakin gecenin böğrüne bıçak gibi saplanmıştı.

“Evet diyenler, sabah bizimle beraber ayrılmaya hazır olsunlar!”

Kulübenin tahta kapısının sertçe vurulmasının ardından her kafadan bir ses çıkacaktı, fısıltılar birleşerek köyün adeta dev bir arı kovanı haline dönüşmesini sağlamıştı.

“Dağılın ulan!”

Çevreledikleri yapının kapısı bir kere daha açıldığında bu sefer devasa bir figür belirmişti önlerinde, ağzından köpükler saçarak küfreden Alyon gürültüden rahatsız olmuş gibiydi.

“Ne diyorsun Ainle, içlerinden çağrıma olumlu yanıt veren çıkar mı?”

Nafız, olaylara seyirci kalarak günü tamamlayan cılız druidin görüşünü sorduğunda inanamamazlık ile ona bakan bir suratla karşılaştı. Daha önce dişi ork tarafından bir kere olsun adam yerine konmayan Ainle, bu duruma nasıl tepki vereceğini bilemiyordu.

“Bunlardan bir cacık olmaz, belki bu bile köyde kalmak isteyebilir!”

Attığı fırça ile küçük bir nebzede olsa rahatlayan Alyon, kalan hıncını da cılız druidden çıkarmaya niyetliydi.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Özgür mü diyorsun kendine? Sana hükmeden düşünceni duymak isterim.

Böyle Söyledi Zerdüşt, Friedrich Nietzsche

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 666

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15645 Üye Sayısı
  • 514 Seri Sayısı
  • 21150 Bölüm Sayısı


creator
manga tr