Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 239-Saklı Oda


Tek katlı yapının tavanı epey yüksekti, bu nedenle yemek için hazırlanan salon çok ferah bir ortama sahip görünüyordu.

Nafız’ın ilk dikkatini çeken de küçük kubbelerle bezenmiş tavan olacaktı, resimler ve kabartmalarla süslü bu yer bakanların başını döndürecek bir güzelliğe sahipti.

Aslında büyük salonun tamamı birbiri ile yarışacak kadar değerli eserlerle donatılmıştı, heykeller, tablolar, duvarlara resmedilmiş sahneler göz alıcıydı.

 “Üstat Leonardo, burasını sizin konutunuz olarak adlandırdılar ama bana kalırsa eşsiz eserlerin sergilendiği bir sergi salonuna daha çok benziyor!”

Dağınık saçlı adam karşısındaki orkun sözlerinden sonra biraz afallamış gibiydi, başından beri ne kadar sıcak davranmaya çalışsa da, önceki bilgilerine dayalı olarak gelişen ön yargısı her köşeden kendisini belli ediyordu.

“Kan Tanrısı Nafız, dilerseniz size özel bir şey göstermek isterim!”

Misafirinin ilgili tavrından cesaret alan üstat, aralarındaki iletişimi daha da güçlendirmek için girişken olmak istiyor gibiydi.

“Tabii ki olur, sadece bana o isimle hitap etmeyin bir daha!”

Dişi ork konuşurken sadece bir anlığına hiddetini serbest bırakacaktı, büyük savaştan sonra kullanmadığı bu unvanı duymak hoşuna gitmemişti.

“Nasıl isterseniz, lütfen buradan buyurun!”

Davete icabet etmek isteyen dişi ork arkadaşına seslenmek için döndüğünde, tam orta yere konumlandırılmış masanın etrafında hiç sandalye göremeyen Alyon’ un da biraz tuhaf gözlerle kendisine baktığını gördü.

Sofra açık büfe şeklinde dizayn edilmişti, şu zamana kadar kabilelerindeki yer ve Parthenia’ da ki servisli yemek masasını deneyimleyen kır saçlı orkun şaşırması normaldi.

“Üstat, bana iki dakika izin verir misiniz?”

Leonardo da zeki adamdı, bir bakışta sıkıntının ne olduğunu çözmüştü, kafasını elbette anlamında sallarken misafirlerinin utanmaması için başka bir yere doğru ilerleyecekti.

“Ainle sen de dinle beni, bu tarza açık büfe denir. Şuradaki tabaklardan bir tane alırsınız, sofradaki yiyeceklerden istediğiniz kadarını içine koyarsınız!”

“Nasıl yani, bir sınırı yok mu yiyebileceğimiz miktarın?”

“Yok, karnın doyana kadar istediğin kadarını alır ve yersin!”

Kısa bir açıklamadan sonra Nafız, uzak bir köşede kendisini bekleyen Üstat Leonardo’nun yanına geçecekti, ikili hemen yanı başlarındaki bir kapıdan girerek başka bir odaya doğru yola çıktılar.

Dar ve uzun bir koridordan ilerlerken hafif bir eğim hissetti dişi ork, belli ki yerin altına doğruydu yolculukları. Yaklaşık yirmi adımda bir kısa boylu adam duruyor ve bazı mekanizmaları etkisiz hale getiriyordu.

Arkasında Nafız olmasına rağmen hiç çekinmiyordu Leonardo, uğraştığı şeyler öyle tuhaf ve karışıktı ki Nafız üçüncü seferde onları çözme konusundaki isteğini kaybetmişti.

“İşte geldik, bu eserimi size sormadan sergilemem mümkün değildi. Lütfen samimiyetle söyleyin, ne düşünüyorsunuz?”

Girdikleri büyükçe odanın zemini yuvarlak, tavanı ise kubbe şeklindeydi, dişi ork yeri ve duvarları kaplayan çizimlere bakarken dağınık saçlı adamın sorusuna cevap vermeyi unutmuştu.

Gözlerine inanamıyordu Nafız, odanın tamamına Ork Stepleri üzerinde gerçekleşen Büyük Savaş’ın hikâyesi resmedilmişti.

Ana Ork Kabilesi’ni kuşatmalarından başlayan süreç, yardıma gelen diğer iki medeniyetin güçlerinden tutun da Beşinci Zebaninin katledilmesine kadar sürüyordu.

Han’ın yaşadığı uyanış ve Sangre’nin kendisini feda etmesi de en ince ayrıntısına kadar işlenmişti, buraya gelindiğinde Nafız gözlerinden süzülen iki damla yaşa engel olamayacaktı.

O gün orada bulunan orkların dışında kimsenin bilmemesi gereken birçok detay vardı, hatta devasa Kan Kubbe ile savaş alanını çevirerek tüm düşmanları katleden Mora’nın varlığı bile görülüyordu.

“Sizden başka kim buranın varlığından haberdar?”

Dişi ork sırtını döndüğü üstada seslendiğinde, aklındaki fikirlerden oluşan bir fırtına her yeri kasıp kavuruyordu, Vahşi Bataklık kıtasına ayak bastığından beri belki de ilk defa ne yapacağını bilemez bir haldeydi.

“Sadece ben!”

İki kan kırmızısı hançer cevapla eş zamanlı olarak bilekliklerden dışarı fırladığında, Nafız çoktan kısa boylu adamın kafasını ellerinin arasına almıştı.

“Bu sonu da seçeneklerimin arasına almıştım ancak senden son bir ricam var. Beni boğarak öldür ki kanım sıçrayarak bu son ve en büyük eserimi mahvetmesin!”

“Odayı imha etmene gerek de yok, kapıdan çıkıp tünel boyunca ilerlersen mekanizmalar yeniden devreye girer, benim dışımda kimse onları çözemez ve bir tanesi dahi ilk denemede açılmazsa duvarlarda gizlenmiş olan sıvılar tüm resmi tanımlanamayacak hale getirir!”

Dağınık saçlı adam son sözlerini söyleyen birine göre çok sakindi, kendi hayatı için değil de eserinin mevcudiyetini koruması adına açıklamalar yapıyor olması Nafız’ın en çok tuhafına giden noktaydı.

“Neden böyle bir şey yapma gereği duydun?”

Dişi orkun aklındaki diğer tüm sorular şu an sorduğunun yanında sönük kalıyordu, ne tüm detayları nasıl edindiği, ne de Kan Kubbe’nin çevrelediği alandaki olayları görmesi önemli değildi.

“Duygular ork savaşçısı, izlediklerimden sonra bana her gün bu çalışmayı yapmam için adeta işkence eden duygular. Bir kasırga, sanki bir doğal afetti yaşananlar, neler yoktu ki; aile sevgisi, intikam, kıskançlık, öfke, kutsallık, yeniden doğuş, kendini feda etme, hepsi birbirinin içine geçmişti!”

“Burayı bitirene kadar ne yemek yedim ne de uyudum, neden biliyor musun? Yaşamam için gereken her şey hafızamda vardı, çünkü bir insan olarak beni var eden tüm duygular burada bu odanın içindeydi!”

Nafız şoktaydı, duyduklarına ek olarak ilk defa birisi onun ellerinin arasındayken ölüm korkusu ile titremiyordu.

“Ben Makineler İmparatorluğu üzerinde doğdum ve büyüdüm, duyguların hiçe sayıldığı, saf gerçeğin rakamlar ve işlevsellik olduğu topraklarda. Düzene ayak uydurmak zorundaydım, hatta o kadar iyiydim ki akranlarım temelleri öğrenmekle meşgulken ben şu anda tüm dünyanın kullandığı mekanik aletleri tasarlıyordum!”

“Sonra bir gün içimde bir şeyler harekete geçti, siyaha boyalı dünyamda başka renklerinde olabileceğini hayal etmeye başladım. Önceleri kendime bile itiraf edemedim bu hisleri, bana öğretilenlerin dışına taşan halimden utandım ilk önce!”

“Daha fazla içimde saklayamayınca Büyük Üstatların gözüne batmaya başladım, sonrası malum, gözümü bir açtım ki Vahşi Bataklık kıtasına sürülmüşüm!”

“O aptallar, nesillerdir sürdürdükleri tutucu ve bağnaz yaklaşımlarını yıkacağımdan korktular, bana ödül veriyormuş gibi göstererek aslında ana vatanımdan çok uzaklara yolladılar. Kim bilirdi ki, akılları sıra verdikleri ceza aslında burada yepyeni bir akımı yaratacak fırsatı bana sağlayacaktı!”

Günlük güneşlik bir havada aniden bastıran sağanak yağış gibiydi Leonardo’nun sözleri, hiçbir şeyi sakınmadan bardaktan boşalırcasına yağmışlardı. Ömrünün son dakikalarını yaşadığını düşündüğü bu anlarda, son derece tatmin olmuş bir ifade gelip yerleşmişti yüzüne, yorgun bir çocuğun kendisini uykunun kollarına bıraktığı rahatlıkta bırakmıştı tüm kaderini Nafız’ın ellerine.

“Yemekler soğumadan salona dönsek hiç fena olmayacak zira benimde karnım epey aç aslında!”

Dağınık saçlı üstat farkında değildi belki ama öldürmek için boynunu kavrayan eller çoktan bırakmıştı onu.

Sessiz bir anlaşmaya varacaktı iki kişi; burada yaşanan burada kalacaktı, aynı duvarlara ve zemine resmedilmiş muhteşem eser gibi.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bilimle sanat, mantıkla hayal gücü arasında denge geliştir.

Leonardo Da Vinci

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1147

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1027

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 617

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 585

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 529

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 309

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13217 Üye Sayısı
  • 390 Seri Sayısı
  • 18091 Bölüm Sayısı


creator
manga tr