Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 238-Bir Sonraki Durak


Kıta üzerindeki ikinci zindanı da tamamlayan üçlünün ellerine herhangi bir nesnel hediye geçmemişti, normal zamanlarda ilk konuşacakları konu bu olsa da, denemelerin tuhaflığı onların akıllarını başka yerlere götürüyordu.

“Ainle, yolculuğun bundan sonrası gerçekten tehlikeli olacak, kalan iki zindanın yerini söyledikten sonra seni Ork Steplerine yollamayı düşünüyorum!”

Nafız birkaç adım önünde duran genç druide sesleniyordu, her ne kadar hala ona saygı duymasa da ölmesini isteyecek kadar nefreti de yoktu.

“Herhalde bu zamana kadar anlamışsındır, bizim güç hayvanlarımız aynı bunun gibi bir zindanın verdiği hediyelerdir. İç dünyanın sadeliğine bakılırsa, senin de bunlardan birine sahip olman hiç de zor olmayacak!”

Yaptığı tekliften sonra druidin asılan suratını, anlaşmalarından caydığını düşünmesi olarak yorumlayan Nafız, ona güç hayvanları hakkındaki gerçeği ve sözlerinin hala geçerli olduğunu söyleyecekti.

“Ben de sizinle gelmek istiyorum!”

Daha önce hiç yapmadığı bir biçimde sesini yükseltmişti Ainle, bu çıkışına diğer iki ork gibi kendisi de şaşırmış olacak ki bir anlık hırsla kalkan elini aceleyle arkasına saklayacaktı.

“Doğduğum topraklar bu haldeyken kaçıp gidemem, elimden geleni yapmam gerekiyor!”

“Ne oldu sana anti militaristlerin şahı, iki zindandan sonra huyun suyun değişiverdi!”

Bu sefer araya giren Alyon’du, bir ork olarak en nefret ettiği yöntem olan pasif yaklaşımın en büyük temsilcisini, böyle yüreklice konuşurken görmek merakını cezbetmişti.

“Savaş ve şiddet karşıtı olmanın, sana ait olanları korumamak anlamına gelmediğini düşünmeye başlıyorum, içimden bir his durma diye bağırıyor, burada korkarsam sanki bir daha hiçbir şekilde ileri adım atamayacak gibi hissediyorum!”

Genç druid hızlı hızlı konuşurken, bir yandan zangır zangır titriyordu; yalnızca, bu şiddetle sallanma hali öncekilere hiç benzememekteydi. Gözlerindeki belli belirsiz parlayan ışığın varlığı bile, an itibari ile cılız druidin korkudan değil de heyecandan titrediğini haykırıyordu.

“İyi bakalım, karar senin! İyisiyle kötüsüyle bunun doğuracağı sonuçları kabulleneceksin!”

Nafız son sözü söyledikten sonra üçlü, aşağı doğru indikleri yardan yukarı zemine doğru hızla çıktılar. Yeni hedeflerine doğru yürümeye başladıklarında varış noktalarını bilen sadece Nafız’ dı, onun arkasından yürüyen ikilinin aklında son zindanda yaşadıkları dönüp duruyordu.

“Durun!”

Kaba bir tonda söylenen ihtar sözünü duyana kadar bir tam gün boyunca yol almışlardı, kafalarını kaldırıp ileri baktıklarında karşılarında on kişiden oluşan bir askeri birlik göreceklerdi.

Sesin sahibinin tavrı amaçlananın aksine iki ork ve bir druidden oluşan grubu korkutmamış, sadece boğuştukları düşüncelerin içinden sıyrılmalarını sağlamıştı.

“Kendinizi tanıtın!”

Eyleminin karşısındakiler tarafından hafife alındığını düşünen asker, ikinci defa daha yüksek ses ve emreder bir tarzda seslenecekti üçlüye.

“Adım Nafız ve bir kere daha bağırırsan kafanı koparırım!”

Askerlerden gelen baskıcı hava tek cümle ile kırılmıştı, on kişilik ekibin liderinin surat ifadesi değişirken dişi orktan yayılan kan dondurucu aura her saniye biraz daha artıyordu.

“Kontrolümüzdeki topraklara hoş geldiniz kahraman savaşçılar!”

Tavrı yüz seksen derece değişen adamın yüzü sırılsıklam olmuştu, bedeni hissettiği tehlikeye karşı alarma geçtiğini saklayamıyordu bile.

“Yolu gösterin!”

Birkaç saniye önce bütün ipler elindeymişçesine hoyratça davranan asker, süt dökmüş kedi gibi kendisine söyleneni yapıyordu şu sıralar.

Nafız’ın çok önceden yaptığı bir ayarlamanın gerçekleşmesi için buraya gönderilen on kişilik ekibin lideri, bu durumdan dolayı duyduğu hoşnutsuzluğu gelenlerden çıkarmak istemişti belli ki ama gerçekte işler onun istediğinin tam ters yönünde ilerleyecekti.

Druid Kurtuluş Ordusu’nun üç üyesinin ayak bastığı toprak Makinelerin İmparatorluğu tarafından kuşatılan bölgeye aitti, gidecekleri yer ise buradaki en yüksek konuma sahip kişinin eviydi.

Sınırda buluştukları karşılama ekibiyle beraber bir yarım gün daha yürüyen üçlü, hava karardığında varmak istedikleri yerdeydiler, mermer taşlarla döşenmiş yollar, sokakların köşelerini süsleyen heykeller ve salonlardan taşan müzik sesleriyle süslenmiş yerleşime giriş yapıyorlardı.

“Şimdi neden mühendislerin merkezlerini diğer işgalciler gibi kalkanın dibine kurmadığını anlayabiliyorum, burada kendilerine küçük bir ütopya yaratmışlar baksana!”

On kişilik ekibin lideri işgalci lafına çok bozulsa da sesini çıkaramıyordu, neşeli bir ruh haline bürmüş olan dişi orkun keyfini kaçırmaya niyeti hiç yoktu.

“Gecedeyiz ama her yer aydınlık, nasıl bir şey bu?”

On adımda bir, gür alevlerin üstünü süslediği direkler karanlığı yaran hançerler gibi sırayla dizilmişlerdi, sokak aydınlatmaları açık olan dükkânlardan taşan ışıklarla birleşerek, ince bir zevkle şekillendirilmiş bu küçük şehri ışıltıları ile boğuyorlardı.

“Sizin ağacınızın da ışık saçmıyor mu aptal druid?”

Ainle’nin şaşkınlık içindeki çıkışı onlara eşlik eden askerlerin gülmesine neden olunca, Nafız küçük bir fırça çekecekti cılız çocuğa.

Ona kızsa da aslında kendisi de epey etkilenmişti buradan, eski hayatının anıları hala onunla beraberdi ancak ıssız bozkırlarda geçirdiği yıllardan sonra her şey yeni gibi geliyordu dişi orka.

“Her yer cıvıl cıvıl, acaba bir şeyler mi yesek?

Uzun yolculuk Alyon’ un karnını acıktırmıştı, etraftan gelen yemek kokularının cazibesine dayanamayacak gibi duruyordu.

“Efendim biraz daha dayanın, üstadın konutunda şerefinize bir sofra donatıldı!”

Giydikleri bol cübbelerin içinde gizlenirken ork oldukları belli olmayan ikili, insanlarla herhangi bir şekilde etkileşime geçerse işin tüm gizliliği kaybolacaktı.

“Hızlanalım o zaman, açken sinirlerim çabuk bozuluyor!”

Askerlerden oluşan ekibin lideri derin bir nefes çekerek adımlarına hızlandıracaktı, orkların biri bitti derken diğeri başlayınca iyice gerilmişti zavallı adam.

Neyse ki sarmaşık bitkiler ile oluşturulmuş duvarların arasındaki kemerli kapıdan geçerek girdikleri yer onların son durağıydı, küçük taşlarla döşenmiş dar yolu takip ederken kenarlara ekilmiş çiçeklerin güzel kokusu akıllarını başlarından alıyordu.

Büyük bahçenin ortasında tek katlı bir yapı hemen gözlerine çarpacaktı, kalın mermer sütunlarla desteklenmiş sade bir çatısı olan binanın, dış cephesi çeşitli figürlerin kabartmaları ile süslüydü.

Belki de süslü demek ince işçilikleri ile göz kamaştıran sanatkârlara bir hakaret olabilirdi, nitekim yapı bir bütün olarak değerlendirildiğinde sadece nefes kesici olarak tanımlanabilirdi.

“Büyük savaşçılar hoş geldiniz!”

Üçlü taş basamakların başına geldiğinde, onları karşılamak için bekleyen adam heyecanla konuşacaktı, sesinin tonu ve hareketlerinin sıcaklığına bakılırsa bu kişi uzun zamandır bu anı bekliyor gibiydi.

“Siz üstat Leonardo olmalısınız!”

Nafız onlara seslenen kişiyi görünce Kitapkurdu’nun ona verdiği tarif aklına gelmişti; kısa boylu, dağınık beyaz saçlı ve heyecanlı.

“Tam üzerine bastınız, lütfen buyurun!”

Üstadın cevabına istinaden Alyon hemen geri sıçrayacaktı, bir şey arar gibi yere doğru bakıyordu iri yarı ork savaşçısı.

“Bu druid cahil, sen ondan da cahilsin, gel hadi daha fazla utandırma beni!”

Kolundan yakaladığı kır saçlı orku çekiştirirken bir yandan da merdivenleri çıkmaya başlamıştı Nafız, Alyon kendini anlatma çabaları içinde debeleniyordu fakat sofranın kurulu olduğu büyük salona giriş yapınca sözleri bıçak gibi kesilecekti.

“Bu kadarı bana bile fazla, siz ne yapıyorsunuz burada üstat!”

Şehrin genel hali ve Leonardo’nun konutunun görkemi diğerlerinin dibini düşürse de, Nafız’ı faka bastıramamıştı ancak tek katlı yapının davet için hazırlanan salonunu gören dişi ork, önceki hayatının tecrübelerine rağmen açılan ağzını kapatamıyordu.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bir değişim, daima başka bir değişimin oluşumuna zemin hazırlar.

Niccolò Machiavelli

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 666

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 605

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15647 Üye Sayısı
  • 515 Seri Sayısı
  • 21158 Bölüm Sayısı


creator
manga tr