“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 237-Bambaşka Sonlar


Kısacık ömrü süresince kendisine o kadar yabancılaşmıştı ki Ainle, neredeyse bir sene boyunca kendi ile konuştuğunu içselleştirememişti.

Ancak tamamen de boşuna geçmemişti bu süre, yavaş bir şekilde de olsa kendisini toplumun ve ebeveyninin fikirlerinden oluşan bir hapishaneye kilitlediğini anlıyordu genç druid.

“Bana cevap vermene hiç gerek yok, zaten tüm yanıtlar kalbinde gizli ve ben tıpkı senin gibi hepsini görebiliyorum!”

Sıcacık bir gülümseme cılız yüzünü kaplıyordu Ainle’nin, o kadar samimi ve yakıcıydı ki bu eylem, oturdukları çardağın üstünde birikmiş karlar dahi eriyordu sanki bu anlarda.

Görünen manzara, druidin denemesinin sonunun çok yakın olduğunu söylüyordu, onun aksine diğer iki ork tam bir çıkmazdaydılar.

“Seni yaşlı domuz, pes etmeye niyetin yok mu?”

Siyah saçlı Alyon hiç sıkılmadan konuşmaya devam ediyordu, hedefi kır saçlı ork savaşçısının ilk büyük savaşında aldığı yenilgilerdi.

“İki sene boyunca beni bastırdın ama artık bu zulüm sona erecek!”

Dev silah ile ardı adına yaptığı vuruşlarla zindan denemesine giren Alyon’u köşeye sıkıştıran kopyası, asıl derdini ortaya dökmekten çekinmiyordu.

“Seni mi bastırdım? İki koca sene boyunca çarpık düşüncelerim ile besledim seni ve artık bunu yapmıyorum diye delirdin değil mi?”

Alyon, Boz Sırtlanların eski ana destek karargâhında Nafız ile yaptığı konuşmadan sonra bazı şeylere farklı bir gözle bakmaya başlamıştı, çatırdayan egosunu yamamaya çalıştığı kurban psikolojisi de bunlardan biriydi.

“Başarısız oldum doğru fakat bu sadece benim hayalimde yarattığım herkesi koruyabilecek ulu Alyon imajını yaralar, ne sevdiklerimi ne de içimdeki gerçek beni kıramaz!”

Kır saçlı ork savaşçısı sözlerini tamamladığı an, dört mevsimden fazla süren dövüş boyunca yaşanmayan bir olay olacaktı, her zaman gençliği ile övünen siyah saçlı Alyon’ un kafasının yarısı beyazlamıştı.

“Beni yenemezsin, seni burada geberteceğim!”

Ardından iki büyük metal parçası son hızları ile çarpışacaktı, çıkan kıvılcımların puslu havaya karışan nefeslerle beraberliği, adeta görsel bir şölen oluşturuyordu.

Zindanı deneyimleyen iki kişi belli bir oranda farkındalığa erişmişti, geç de olsa onlarla beraber Nafız’ da bazı şeylerin farkına varıyordu.

“Şu çıplak olan benim en vahşi dürtülerimi temsil ediyor olmalı ve sen zırhlı olanda zamanla oluşan sınırlarım olmalısın!”

“Asıl merak ettiğim, o kürenin içinde ne olduğu ve neden ona yaklaştığım anda deliye döndüğünüz?”

Yaşanan şiddetli bir çarpışmadan sonra savrulan üçlü birbirlerine hırsla bakarken, Nafız’ın aklından geçenler dudaklarından dökülüyordu.

“İkinizde bana aitsiniz, yaptığınız bu asiliğe son vermek için daha öne hiç görmediğiniz bir şeyler yapmam lazım sanırım!”

O an Nafız’ın çevresini saran hava bükülmeye başlıyordu, bedeninde gerçekleşen değişiklikleri gören iki kopyası büyük bir tehlikenin geldiği anlamışçasına ilk defa inisiyatif alarak ona saldıracaktı.

“Çok geç çocuklar, burada patronun kim olduğunu anlama vaktiniz geldi!”

“Kan kubbe!”

Nafız yeteneğini uyguladıktan sonra, dışarıdan kimsenin müdahil olamayacağı alandan şiddetli çarpışma sesleri yükseldi, bir seneden fazla süren uzun mücadelenin aksine son çarpışmanın süresi on dakikayı geçmeyecekti.

Kan kubbe yavaşça dağılmaya başladığında sonuçta gözler önüne seriliyordu; solunda çıplak, sağında ise zırhlı olanın perişan halde onu izlediğini gören Nafız, havada asılı kalan küreye doğru yürürken yavaşça fısıldadı.

“İleride her ikinizi de dinleyeceğim lakin her zaman son kararın bana ait olduğunu aklınıza kazıyın!”

Mücadele bitmişti, her adımıyla yavaşça şeffaf hale gelen kopyaları da Nafız küreye ulaştığı an hiçliğe karışacaktı, şimdi sıra uzun zamandır merak ettiği şeyi görmeye gelmişti.

“Hadi canım, gerçekten içimdeki Nafız’ın gerçek şekli bu mu?”

Havada aslı duran kürenin içinde yoğun bir sıvı vardı, bu sıvının içinde yüzen ise Nafız’ın hayretler içinde söylenmesini sağlayan şeydi.

Göbek bağı ile kürenin yüzeyine tutunan bir bebekti bu, bir yarısı ork diğer yarısı da insan şeklindeki bu varlık aynı anne karnındaki bir fetüse benziyordu.

“Bu yaşımdan sonra, yarı ork yarı insan bebekliğimi de gördüm ya, daha ne isterim ki!”

Manzara karşısındaki ilk şaşkınlığını atlatan Nafız kahkahalar içinde gülmeye başlamıştı, ne kadar düşünürse düşünsün böyle bir şey bulacağı mümkün değil aklına gelemezdi.

“Yenidünyamda doğduğumda içim hala insan fakat dışım dişi bir orktu, zamanla kendimi tamamen ork olduğum konusunda ikna etmeye çalışsam da, içimde bir yerde insan yanım hep benimleymiş demek ki!”

“Ben tam olarak buyum, inat veya inkâr etmenin bir faydası olmayacak. Gel bakalım ufaklık, kucaklaşıp bir olalım seninle artık!”

Nafız, yarı ork yarı insan bebekliğini sarmak için gözlerini kapatarak tüm üst bedenini havada asılı duran kürenin içine sokmaya karar verdi, amacına ulaşmayı yürekten istiyordu fakat bir nefes sonra gözlerini tavanındaki büyük sarkıtların neredeyse yere değdiği mağarada açacaktı.

“Öze Yolculuk Zindanı Tamamlandı!”

Kulaklarında her zamanki mekanik ses çınladığında, az önce sakinliğin doruğunda gezinen Nafız inceden sinire kesmişti, ona bakan Ainle ‘yi görene kadar da homurdanması bitmeyecekti.

“Bu iki oldu, cefayı çektikten sonra tam sefayı sürecek iken deneme bitiyor, oyun mu oynuyorsunuz siz benimle?”

Vahşi Bataklık üzerindeki ilk zindanda olduğu gibi, ikincisinde de farkındalık kazandıktan sonra gerçeğe dönülmüştü, belli oluyor ki bu durum dişi orkun hiç hoşuna gitmiyordu.

“Hoş geldin!”

Nafız’ın aksine cılız druid tam anlamı ile tatmin olmuş gibiydi, deneme sırasında kendisi ile konuşurken yüzüne yerleşmiş gülümseme hala onunla beraberdi.

“Sen ne arada bitirdin işini, gözümden kaçmıyor, ikidir ilk sen çıkıyorsun zindandan!”

Kendisini suçlar bir tavra sahip sözlerle karşı karşıya kalsa da hiç bozulmamıştı Ainle, dişi orkla nadir olarak yakaladığı sohbet fırsatını kaçırmamak için konuşmaya devam edecekti.

“Aslında daha da önce ayrılabilirdim denemeden ama kendimle sohbet etmek çok keyifliydi, kolay bırakamadım o ambiyansı!”

“Ne yaptım dedin, bir daha söyler misin?”

Neredeyse iki sene boyunca sürekli kopyaları ile savaşan Nafız, karşısındaki cılız druidin söylediklerini doğru duyduğundan emin değildi.

“Benim denemem bir benzerimle hayat, fikirler ve kıtamızın durumu hakkında sohbet etmek şeklinde gerçekleşti!”

Derin bir nefesi ciğerlerine çeken Nafız ne söyleyeceğini bilemez bir haldeydi, hafifçe sinirlenmişti fakat bir yanı da bunun gayet doğal olduğunu söylüyordu ona.

Tüm hayatını bir kalkanın ardında gizlenerek geçiren birisinin öze yolculuğu, ilk hayatını normal bir insan, ikincisini ise savaşçı bir ork olarak geçiren kendisi ile nasıl benzer olabilirdi ki.

“Ben adamı böyle yaparım işte, herkes ayağını denk alsın bundan sonra!”

Düşünceler içindeki Nafız, çok da uzağında olmayan bir yerden gelen kişneme benzeri haykırış ile kendine gelecekti.

Gürültünün kaynağı olan kişi denemesini tamamlamış olan Alyon’du, alnındaki kabarmış damarlara ve hala düşmemiş olan ateşine bakılırsa, onun da Ainle ile benzer bir deneyim yaşamadığı çok belliydi.

“Ne oldu Alyon, ne oldu? Yıktın ortalığı, neyin hırsı bu böyle?”

Dişi ork harareti tavan yapmış arkadaşının yanına doğru yürüdüğü anlarda, yarı şaka yarı hesap sorar tarzda bir serzenişte bulunacaktı.

“Böyle simsiyah saçlı, çalçene bir kopyamla savaştım durdum bu zamana kadar. Çok konuştu artist ama sonu yine bu ellerde parçalanmak oldu!”

Kendisi hariç diğer iki kişinin denemesi tatmin edici bir sonla noktalandığı için biraz bozulan Nafız, kendini tutamayacaktı.

“Nasıl yani, sen kopyanı yok edebildin mi?”

“Tabii ki hallettim işini, benim çarpık fikirlerimle yarattığım bir yanılsamaydı o sadece. Başlarda biraz zorlasa da, kim olduğunu anlamaya başladığımdan itibaren yavaşça zayıflamaya başladı ve en sonunda bu ellerimde son buldu yolculuğu!”

Anlaşılıyor ki hepsinin farklı bir sınavı ve yüzleşmesi gereken bambaşka sorunları vardı. İşin sonunda, kazandıkları yeni bakış açıları ve anlayışlar yanlarına kar kalacaktı.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Anlamak özgürleşmektir. Gerçek asi, bir savaşçı değildir; o, anlayış sahibi bir insandır.

Osho

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 666

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 605

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15647 Üye Sayısı
  • 515 Seri Sayısı
  • 21158 Bölüm Sayısı


creator
manga tr