Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 235-İki Nafız


“Zindan göstereceğim ayağına sen de iyi kaynak yapıyorsun araya Ainle!”

Nafız ve Alyon Vahşi Bataklık Kıtası üzerindeki ikinci zindana doğru ilerlerken, rehberleri olan druide yüklenmeden duramıyorlardı, üstelik devasa bir kanyonun kenarından aşağı doğru koşan dişi orkun koluna adeta yapışan Ainle de, hiç bu duruma tepki verecek halde değildi.

“Pehlivan’ın sırtına binince hayat ne rahat oluyor, sahi Nafız sen de Alis’i kullansana!”

Doksan dereceli yamaçtan aşağı inerken Alyon güç hayvanının güçlü pençelerine güveniyordu, onun aksine arkadaşıysa market poşeti gibi elinde salladığı druide aldırmadan sadece koşmaktaydı.

“Kendi başıma beceremiyorum demiyor da, bırak bu işleri aslanım! Sen dikkat et de düşme Pehlivan’ın sırtından, bir de senin parçalarını aramayayım aşağıda!”

İki arkadaşın can sıkıntısından birbirlerine sardığı anlarda, druid bir şey görmüş olmalı ki heyecanla bağırdı.

“Şurada, hemen biraz aşağıda sağda!”

Kanyonun içinde yaklaşık bir kilometre yol aldıktan sonra nihayet varmak istedikleri yeri bulmuşlardı, hiç hız kesmeden rehber druidin işaret ettiği yere doğru yöneldiler.

Birkaç nefes sonra, içeriden sıcak ve rutubetli bir rüzgârın estiği mağaranın girişinde belireceklerdi, geniş yarın aşağısına inildikçe soğuyan havanın tam tersi bir durum hâkimdi bu geniş oyukta.

“Eski yazıtlarda zindanların girişlerinin yeri yazılıydı, bundan sonra ne yapacağımızı bilmiyorum?”

Ainle ileriye doğru bakıldıkça zifiri karanlıklaşan yolda ilerlemeye başlamadan önce çekingen bir tavırla konuştu, tabiatına tam uyan bu davranış sonrası iki ork sinsice sırıtıyorlardı.

“Daha ne yazsınlar, dümdüz yapıştırıcaz işte!”

Alyon, kolundan yakaladığı zavallı druidi de yanına alarak büyük adımlarla yürümeye başladığında Ainle’nin içindeki korku dışına vuracaktı. Eli ayağı titremeye başlayan cılız gencin bu hali, yanındaki iki barbarın iyiden iyiye neşelenmesini sağlamıştı, bir an göz göze gelmeleri sonucu hiç beklenmedik bir şey yapmaya karar vermişlerdi.

Aniden koşmaya başlayan ikili yere bıraktıkları druide dönüp bakmayacaklardı bile, hınzır ebeveynleri tarafında karanlıkta bırakılan çocuk misali terk etmişlerdi Ainle’ yi.

“Nafız, bu titrek gelebilecek mi sence yanımıza?”

“Bilmem, onca zamandır bizimle, herhalde o kadar da adam olmuştur!”

Ork savaşçıları sonu görünmeyen karanlık tünele girdikten sonra beş dakika boyunca koşmuşlardı, bir adım önlerini zor gördükleri tünelde sadece içgüdülerine güvenerek yaptıkları bu yolculuk, onları tavanı ışıl ışıl taşlarla süslenmiş büyükçe bir mağaraya çıkaracaktı.

Mağara on beş adıma on adım büyüklüğünde iken, tavanından sarkan taşlar neredeyse içerisinde dolaşanların tavasına değecek kadar uzundu. İçinde berrak suların olduğu on sunak rastgele bir biçimde yerleştirilmiş gibi duruyordu, onlara şöyle bir göz atan ikili, druidin peşlerinden gelmesini beklemeye koyulacaktı.

“Çok kötüsünüz, neden beni bırakıp gittiniz?”

Neyse ki Ainle çok geçmeden iki orkun pineklediği mağaranın içine adımını atacaktı, neredeyse yarım gün süren bu yolculuk druidin standartlarına göre ışık hızında sayılabilirdi.

“Kes ağlamayı, anladığım kadarıyla bu sunaklarla alakalı bir muhabbet dönecek ama ne olduğunu henüz çözemedim!”

Nafız, içi berrak su dolu olan ve şekil olarak dev bir kâseye benzeyen sunağın yanına doğru ilerlerken konuşuyordu, amacı biraz daha araştırma yaparak hareket planını belirlemekti.

“Ben çok bunaldım, üstüm başımda ter içinde kaldı, şöyle bir kafamı sokup serinliycem!”

“Lan dur, ne yapıyorsun?”

Nafız panikle bağırmıştı ama ne çare, kır saçlı ork devasa kafasını çanak şeklindeki sunağın içindeki berrak sulara sokmuştu bile.

Hemen arkadaşının yanına koşacaktı dişi ork, Alyon’ un kafası boğazına kadar suyun içindeydi ve geri çıkarmaya da niyeti yok gibiydi.

“Dere boyuna inmiş manda gibi daldın suya, yeter çıkar o külçe başını dışarı!”

Nafız, saçlarından kavradığı iri yarı orku sunaktan dışarı çekmek istediğinde hiç ummadığı bir sonuçla karşılamak zorunda kalacaktı, ne kadar asılırsa asılsın Alyon’ un geri çekemiyordu.

“Efendim, neler oluyor?”

Ainle gözlerinin önünde cereyan eden olayı görünce feryadı basacaktı, onları buraya getirdiği için kendi üzerinde bir sorumluluk görmekteydi genç druid.

“Yavrum, sen ne meraklısın böyle panik yapmaya, iki dakika sakin ol!”

Konuştuğu sırada arkadaşının durumunu da kontrol ediyordu dişi ork, içten içe kendisi de epey kaygılıydı aslında.

“Nasıl bir cinssin be Alyon! Sen de korkma anasının kuzusu, bizimki zindanın işleyişini çözdü!”

Kır saçlı orkun tüm yaşamsal faaliyetleri normaldi an itibariyle, bu durumda onu sunaktan çıkaramamalarının tek bir açıklaması olabilirdi.

“Kendine bir tanesini seç ve kafanı suya batır Ainle.”

Her şey belli olduğuna göre beklemenin bir lüzumu yoktu, Nafız kendisine en yakın sunağa giderek gerekeni yapacaktı.

Yüzü berrak suya temas ettiğinde tüm bedenini saran bir rahatlama hissetti dişi ork, bir saniye sonra gözlerini tuhaf bir dünyada açmıştı.

Hemen etrafını incelemek için davrandığında ilk fark ettiği şey uzaktan gelen bazı seslerdi. Bu tınıyı iyi tanıyordu Nafız, silahların çarpışırken çıkardığı ses mesafe tanımaksızın onun kulaklarına ulaşmıştı.

O yöne döndüğünde amacı bu gürültüyü çıkaranları görmekti ama tepesinde delicesine parlayan güneşin yaydığı ışıklar ona engel oluyordu.

Çaresiz yürümeye başladı dişi ork, her adımda sesler yükselirken görüntü yavaşça netleşiyordu. En sonunda yeterli yakınlığa gelince çok tuhaf bir sahne ile karşılaştı Nafız, kendisinin tıpatıp aynısı iki dişi ork ölümüne bir mücadeleye girişmişti.

Çırılçıplak bir Nafız elinde kan rengi hançerlerle delice saldırıyordu, diğer tarafta üzerinde geceden bile daha siyah zırhı olan başka bir Nafız gelen her saldırıyı ustaca karşılıyordu.

Çıplak olanın kan kırmızısı saçları beline kadar uzanıyordu, silahlarının yetmediği yerde ağzından taşan iki ork dişi ile boynunu ısırmaya çalışıyordu hasmının.

Baştan aşağı zırh kuşanmış Nafız’ın ise saçları kısacıktı, bir elinde kendi boyutlarına göre devasa sayılabilecek bir kalkan diğerinde ise daha önce hiç görmediği bir kısa kılıç vardı.

Tam anlamıyla aptala dönmüştü zindanın denemesine giren ork savaşçısı, dikkatini verilen mücadeleden alamıyordu.

Ta ki iki yansımasının mücadelesinin arasından, biraz ileride havada süzülmekte olan küreyi görene kadar sürmüştü bu şaşkınlık, gidip içinde ne olduğuna bakmalıydı mutlaka.

Hızla küreye doğru ilerlediğinde hiç beklemediği bir şey olacaktı, birbirleri ile ölümüne kapışan ikili aniden hedeflerini değiştirip ona saldırmıştı.

Sağ yanına inen kalkan darbesi ile geri savrulan dişi ork, sol bacağını ondan almak isteyen yansımasının hamlesinden son anda kurtulmuştu.

İşler gittikçe ilginçleşiyordu, küreye doğru hareketlenmesi ile beraber düşman olan Nafız’ ların hedefi olunca, bir plan düşünmeye başladı ork savaşçısı.

Madem burada ikiye bir makbuldü kendisi neden bu yolu kullanmayacaktı ki, bir süre daha süren mücadeleyi izledikten sonra yeni hedefini belirlemişti.

Şu andaki görünümüne benzeyen kısa saçlı yansımasının yanında duracaktı Nafız, vahşi görünümlü benzerlerine saldırmaya başladıklarında, daha önce kendisine kalkanla vuran zırhlı versiyonu yardımı memnuniyetle kabul etmiş gibiydi.

İki Nafız bir olunca diğer tarafın pek şansı yoktu, birbiri ardına darbeleri indirmeye başladıklarında kısa zamanda kan revan içinde kalacaktı çırılçıplak olan ork.

Yaşananları dışarıdan izleyen birileri olsaydı, denemeden geçen kişinin çok doğru bir yol izlediğini düşünebilirlerdi lakin şu anda Nafız’ın bedeni bunun tam tersini söylüyordu.

Vahşi görünümlü benzerinin aldığı her darbede bedeni sarsılıyor, ruhu parçalanacakmış gibi eziliyordu, bu durum ona yanlış seçimi yaptığını haykırıyordu adeta.

Hemen ortak saldırı yaptıkları zırhlı olanın yanından ayrılıp, buraya ilk geldiğinde durduğu yere geçecekti. Bu hareketinin ardından, az önce köşeye sıkışan uzun saçlı orkun tekrardan dengeyi sağlamasını hayretler içinde izliyordu.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kendi içine dal! Ruhunun derinliklerine in! Kendini tanı!

Sigmund Freud - Psikanaliz Üzerine - Psikanalize Giriş 3

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1147

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1027

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 617

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 585

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 529

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 309

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13217 Üye Sayısı
  • 390 Seri Sayısı
  • 18091 Bölüm Sayısı


creator
manga tr