Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 229-Seçim Zamanı


Cehennem Diyarı’ na ait bölgeden kalkarak, Boz Sırtlanların Ana Destek Karargâhına gelmek kolay iş değildi fakat alışık olmadığın bu yerin en güney ucuna doğru ilerlemek, bambaşka bir hikâyeye dönüşüyordu.

Kellelerinin üzerinde gölgesini hissettikleri mızrağın korkutuculuğuna rağmen onlarda insandı ve kendilerini limitlerine kadar zorlasalar da hızları hala çok düşüktü.

“Efendim rapor vermek istiyorum!”

Galeno ile iletişim kurma konusunda tüm astları umutlarını kaybetmişti, sadece ona yakın olan genç komutanın buna cesareti vardı.

“Konuş, Fraco!”

Karşısında dikilen adama bakınca kalbini kaplayan öfke biraz dağılır gibi olmuştu ihtiyar komutanın, üzerindeki mor cübbesi ve keskin bakışları ile Fraco onun sevdiği bir astıydı.

“Efendim, savaşçılarımız ellerinden geleni yapıyorlar fakat bu topraklarda bizim ilerlememizi engelleyen bir anormallik var.”

Genç adam tam olarak bu nedenle Galeno’ nun favorisiydi, yavaşlamalarını sağlayan etkinin sadece onları bağladığını, diğer canlıların normal bir şekilde hareket edebildiklerini çözmüştü.

İkinci olarak, durum ne olursa olsun yapılması gerekeni yapıyordu, gazabına uğrama ihtimali olduğunu bile bile huzuruna çıkıp savaşçıların durumunu anlatma cesaretine sahipti.

“Biliyorum ufaklık lâkin ne olursa olsun bu yoldan geri dönemem. Ordunun başına geç ve beni olabilecek en kısa zamanda istediğim yere ulaştır!

“Bu sırada ben meditasyon yapmak istiyorum!”

Yaşlı adam son iki gündür büyük psikolojik hezeyanlar yaşamak zorunda kalmıştı, kendisine yapılan meydan okumayla yüzleşmeden önce en iyi halinde olmak istiyordu.

Nafız’ın onun bu halini görme fırsatı olsaydı eğer emininki katıla katıla gülerdi, aslında o kadar olmasa da, oyuna getirdiği adamın terk ettiği bölgesini zaten neşe içinde yağmalıyordu.

“Dimitar, sana verdiğim tüm iksir tozlarını hızlıca bölgeye yayıyorsunuz, en kısa zamanda diğer hedefe doğru ilerlemek istiyorum!”

Saldırı sürerken üzerinde oturduğu surların yıkıntıya dönmüş son haline bakan dişi ork, yanına aldığı hain komutana emirlerini veriyordu. Dimitar’ı özellikle kendisi ile beraber getirmişti Nafız, hem ona göz kulak oluyor, hem de arkadaşının rahatça savaşabilmesi için Tilki Jurij’i ona bırakıyordu.

“Emredersiniz, birkaç saat içinde o işi bitirmiş olacağız!”

Memnun bir biçimde başını sallayan kısa saçlı orku görünce, cılız komutanın yüreği hafifleyecekti zira neler yapabileceğini çok iyi bildiği bu kişiyi hiçbir şekilde kızdırmak istemiyordu.

“Yola çıkmadan önce yanıma gel, yeni iksirlerinizi vereyim!”

Aynı işlemi, ilk karakolu ele geçiren Alyon ve birlikleri de yapmaktaydı, bir yanda cesetleri parçalayan Pehlivan, diğer tarafta iksir saçan askerler, çok değişik bir tablo oluşturmuşlardı geniş düzlüğün üzerinde.

“Alyon, kalan iki gün içinde görevimizi bitirebilmemiz için çabucak yola çıkmamız gerekiyor!”

Jurij, birkaç defa iri orka isminin başına sıfat ekleyerek seslenmişti ama her seferinde duyduğu yanıt aynı olacaktı.

“Bana ismimle hitap et!”

Kır saçlı ork savaşçısının, kendi ırkına ait olmayan birinin yapmacık bir saygısına ihtiyacı yoktu, bunun yerine sırt sırta savaşacağı yiğit insanları tercih ederdi.

“Şimdiden biri gitti, toplamda kaç tane daha karakol indirmemiz gerekiyor!”

Nafız’ın yaptığı seçim gerçekten çok akıllıcaydı, gözü sadece öldüreceği düşmanlarını gören Alyon’un yanına hesap kitap yapmasını bilen biri lazımdı.

“Biri gitti kaldı dört, yok etmesi uzun sürmese de aralarındaki mesafe nedeniyle biraz sıkıntı yaşayacağız!”

Alyon söyle bir kafasını salladıktan sonra, son sözünü söyleyecekti.

“Çocukların morali düşerse bana haber ver, bunun dışında Pehlivan’a işini hızlı bitirmesini söyleyeceğim!”

Tilki Jurij’ in kır saçlı orkun yanına gelme sebebi, cesetleri yemek ile meşgul olan güç hayvanının ordunun ilerlemesini engellemesiydi. Kahverengi dev ayıyı arkalarında bırakabileceklerini bilmediğinden biraz panik yapmıştı ama Alyon bu işinde de çaresine bakacaktı.

İlk gün sona erdiğinde bir taraf eli boş bir şekilde zorlularla boğuşarak ilerlerken, diğer taraf ise ilk hedeflerini yok etmişti bile. Bu karşılaştırmada zararda olan Kara Zambaklar, gece yarısı aldıkları haberlerle bir kere daha yıkılacaklardı, Druid Kurtuluş Ordusu çok dikkatli bir şekilde davransa da yaptıklarının haberi Galeno’ ya ulaşmıştı.

İhtiyar adam büyük bir ikilemin pençesine düştüğünde, bedeni olduğu yerde kalmış ancak tüm benliği herkesten uzak bir yere çekilmişti. Toprakları saldırıya uğrarken ilerlemeli miydi, yoksa tüm gururunu çiğneyip geri mi dönmeliydi?

Kimseye danışamayacağı, ağırlığını sadece onun omuzlayabileceği bir kararı almadan önce bir süre düşündü Lord Galeno, anlık bir karar vermesi gerekse de onun aklı hep geçmişe kayıyordu.

Hiç evlenmemişti, bunun gereklilikten mi yoksa canının istememesinden mi olduğunu hiç bilemeyecekti çünkü geçmişte düşünmeye pek vakti olmamıştı. Kendisinin aksine aile sahibi olan kardeşini bir savaşta kaybedince, beklemediği bir şekilde diğer insanların sorumlulukları onun sırtına binmişti.

Zamanla alıştı buna genç Galeno, iki yeğenini sevip kollamaya başlarken, kendi farkında olmasa bile içinde doğan güçlü olma gereksinimi onun itici kaynağı olacaktı.

Kara Zambak Klanı içindeki önemsiz bir ailenin ferdiydi ancak gösterdiği başarılar onu Vahşi Bataklık kıtasını işgal eden güçlerin komutanlığına kadar taşıdı. Bir sonraki adım olarak, ona kardeşinin emaneti olan Astute’nin Parthenia şehrine vali olarak atanmasını sağlamış, her daim yanında olan Gregoria’ ya sınırsız tolerans sağlayarak küçük ütopyasını kurmuştu.

Bu hayal dünyası an ve an yıkılırken, şimdi aklında tek bir soru vardı saçları beyazlamış Galeno’ nun; geri dönüp görevimi mi yapıcam, yoksa bana emanet edilenlerin intikamını mı alıcam?

Bir kişi, kendisini bulunduğu yere getiren motivasyonu yok edilirse ne yapardı? Uğruna çabaladığınız şeyler elinizden kayıp giderken, siz onlardan son kalanını da tutmayıp görevinizin başına koşar mıydınız?

Bu karar çok özneldi ve ömrünü adadığı değerleri korumak isteyen Galeno için cevap başından belliydi.

“Birliklerin hız kesmesini istemiyorum, istikametimiz bölgenin güney kıyısı!”

Kurulan seyyar komuta merkezinin içinde bu kelimeler yankılanıyordu, bir an amcasının geri dönmeyi seçebileceğini düşünen Gregoria’nın da yüzündeki endişe silinecekti.

Uğradığı hakaretin yanında, kaybettiği dili hiçbir şeydi; birkaç ilaç ile tekrar çıkabilecek bir uzvun değil, ona tecavüz eden orkun kellesinin peşindeydi güzel kadın.

Tekrar meditasyonuna dönen komutan, sorumluluğu altındaki bölgede bulunan birliklere tek bir mesaj yollayacaktı

“Kalkana saldıran güç harici olan kuvvetler, kendi bölgelerindeki diğer birliklerle birleşerek bulundukları konumu savunsun!”

İki orkun tüm kuvvetlerini kendi arkasından bölgesini işgal etmek için gönderdiğine inanmıyordu Galeno, hesabına göre savaşçıları toplanarak savunma yaparsa ona yetişmesi için zaman kazandırabilirlerdi.

Emir büyülü iletişim dizeleri ile iletilecekti, bu çok pahalı bir yöntem olsa da mekanik kuşlara nazaran güvenliği garanti edilebilirdi.

“Hımm, beklediğimden de erken işe uyanmışlar!”

Nafız, önünde duran boş destek karargâhına bakarak konuşurken yüzünde ince bir gülümseme göze çarpıyordu, belli ki kafasında kurduğu oyunun içinde bu olasılığa da yer vermişti dişi ork.

“Düşman mevziini bırakıp kaçtığına göre iki ihtimal olabilir; ya kalkana doğru ilerlediler veya son destek birimine giderek güçlerini birleştirdiler!”

Dimitar, ölümüne korktuğu Nafız’a yaranmak için görmüş geçirmiş bir komutan edasıyla konuşuyordu, onu tanımayan birinin hal ve hareketlerinden etkilenmemesi mümkün değildi.

“Yürü lan, kerhaneci!”

Oyunculuk yeteneği ile poz kesen Dimitar’ın bu hali yanındaki dişi orku sadece güldürmüştü, ensesine yediği şaplak ile afallayan cılız komutan korku içinde kaçıyordu şu anda.

“Yarınız şu boktan kaleyi yıksın, diğer yarınız da iksir tozlarını döksün. Sabaha yola çıkacağız, geç kalanı affetmem!”

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Her şey sonunda iyi olacaktır. Eğer iyi değilse, daha sonu gelmemiş demektir.

John Lennon

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1040

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 949

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 789

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 753

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 556

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 553

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 553

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 505

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 469

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 246

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 163

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 163

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10855 Üye Sayısı
  • 269 Seri Sayısı
  • 14984 Bölüm Sayısı


creator
manga tr