Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 228-Umduğunu Bulamamak


 

Düşmanın etrafını tam olarak saran Kara Zambaklar, komutanlarının bu saldırısı sonrası bazı kayıplar vermekten kurtulamamıştı, onun uyarısına ayak uyduramayanlar Galeno’ nun mızrağının altında hayatlarını kaybedeceklerdi.

“Hücum, nefes alan kimse kalmayana kadar öldürün savaşçılarım!”

Dost ateşi ile ölen arkadaşlarının düştüğü durum diğerlerinin aklını karıştırabilirdi, bu nedenle yaşlı komutanın astlarından biri hemen gereken emri verecekti.

İki taraftan açılan geçitlerden karargâhın içine karınca sürüsü gibi doluyordu Kara Zambak Savaşçıları, uzun ve zahmetli yolculuğun acısını düşmanlarından çıkarmak istercesine istekliydiler. Önlerine çıkan ilk canlıyı kesmenin isteği içinde bir süre koşmaları bundandı, ne yazık ki, diğer taraftan içeri giren arkadaşları ile karşılaşınca bu his de uçup gidecekti.

Karargâhta kimsenin olmadığı haberi, hemen dışarıda bekleyen komuta kademesine iletilmeliydi ancak sayıları on bini aşan savaşçılar gördükleri diğer şeyleri nasıl açıklayabileceklerini bilemiyordu bu anlarda.

“Neler oluyor, bu sessizlik hiç iyiye işaret değil!”

“Kapa çeneni, içeriden gelen haberler çok kötü!”

Komutanları kendi arasında fısıldaşırken Galeno ortamdaki havayı koklamakla meşguldü, onun bakış açısından savaş çoktan bitmişti. Yaptığı gösterişli ve biraz abartılı saldırın ardından bir misilleme bekliyordu lâkin değil saldırı, bir ses dahi yoktu düşman saflarında.

“Kim size geri çekilebileceğinizi söyledi, hepinizi kendi ellerimle öldürürüm!”

Bir hışımla girdikleri düşman mevzilerinden hızla uzaklaşan savaşçılarını gören komutan sinirle bağırmıştı; söylediklerinin blöf olmadığı, sıkıca kavradığı mızrağını savurmak için kaldırmasından belliydi.

Laflarını dikkate almayan ordusuna acımaya niyeti yoktu ihtiyar adamın, Şafak Katili yavaşça gri bir sis ile sarılmaya başlamıştı.

“Efendim sakin olun, düşmanlarımız çoktan karargâhı bırakıp kaçmışlar!”

Bunu duymayı hiç beklemeyen Galeno’ nun suratı allak bullak olmuş, kızgın ifadesi yerini şaşkınlığın o savunmasız çirkinliğine bırakmıştı.

“İçeride, nasıl söylesem, çok özel, bazı şeyler!”

“Uzatma, ne söyleyeceksen söyle!”

Önünde diz çökmüş şekilde kekeleyen astının, konuşmak konusunda büyük bir sıkıntı yaşadığı gören Kara Zambakların Lideri, yarı sinirli yarı babacan bir sesle bağırmıştı.

“Efendim, en iyisi kendi gözlerinizle görmeniz!”

Galeno bu komutanını uzun süredir tanıyordu, araları gayet iyiydi, sık sık beraber bir şey içerek kıtanın durumu üzerine sohbet ederlerdi.

Belki de, herkesin korku içinde dona kaldığı anda olanları açıklama cesaretini veren buydu genç komutana. Bir yanlış anlama sonucu, yüreğinde daha fazla açılmasını istememişti ihtiyar lordun.

Savaşçılarının onun için oluşturduğu yoldan yürüyerek, yıkık duvarların artık koruyamadığı toprak parçasına ayakbastı Galeno, neler döndüğünü bilmese de içgüdüleri onu her adımda geri dönmesi için zorluyordu.

Ne yapmak isterse istesin, içindeki farklı farklı Galeno’lar ne kadar bağırırsa bağırsın, Cehennem Diyarı güçlerinin Başkumandanı olarak ölüm bile olsa yine de yüzleşmek zorundaydı görecekleriyle.

İlkin bir parıltı çarptı gözüne; silahıyla açtığı büyük yarığın hemen kıyısında, bir şey güneş ışığının yakıcılığını yansıtıyordu ona. Hayattaki tüm şansını kullanarak sadece bir metre farkla ayakta kalmış kulübeyi görünce, önüne dikilmiş kırık bir kalkanın bu parıltının nedeni olduğunu anladı ihtiyar adam.

Sahibini çok iyi tanıdığı bu eşyanın ucunda, yine ilk bakışta kim olduğunu bilebileceği bir kesik baş da kendisini selamlıyordu.

Galeno’ nun aklında iki isim aynı anda yankılandı, yeğenini koruması için yolladığı Naldo ve klanının gelecek vaat eden savaşçısı Alano.

İkilinin ölümünden kalan yadigârlar, aradığı cevabın bu yapının içinde onu beklediğini anlatmaya yeterde artardı bile, hele ki kibri ile meşhur olan genç savaşçının yalvarırcasına bakan gözleri yok muydu?

Kendisine zarar vermek için kurulmuş herhangi bir tuzağın olma ihtimaline karşı Lord, üzerinde çığlık atan insanların yüzlerinin görüldüğü bir kalkanla korumaya almıştı kendisini. Bu teknik, temelde Ruh Kalkanı ile aynı gibi görünse de şüphesiz daha gelişmiş bir versiyonu olmalıydı, bedenini gri sisle kaplanan ihtiyar adam bir kubbe içinde hapis değildi, aksine sanki adımları biraz daha hızlanmıştı.

Ölüme yolladığı iki adamdan kalanların yanından geçerek, tahta kapının kolunu sertçe aşağı bastırdı Galeno, bir an sonra nefesini tutarak içeri girecekti.

Öfke, sadece saf bir öfke dalgası, ona bir süre daha nefes almayı unutturacak kadar etkili olabilirdi. Boş kulübenin içinde kırılmış bir çift kılıç ve kan rengi harflerle duvara yazılmış iki satır yazı vardı, ihtiyar adam sadece bir adım attığı bu yerde sessiz bir hiddetle onlara bakıyordu.

Astute’nin ikiz silahları, korumaya yeminli oldukları olgu tarafından ihanete uğramış gibilerdi. Zamanının efsane kılıçları, sanki ucuz demir parçaları gibi bir köşeye fırlatılıp atılmışlardı.

Yeğeninden ona hatıra kalabilecek son şeylerde elinden alınmıştı acılı amcanın, bu da yetmezmiş gibi onu bekleyen başka bir sürpriz daha vardı.

“Lord Galeno, geçmişte küçük yanlış anlamalar nedeniyle sizin ailenizle bazı çatışmalar yaşamak zorunda kaldık ama sizden ricam lütfen görevinizi bırakarak Cehennem Diyarı’ na geri dönünüz zira yakın bir zamanda güzel yeğeniniz size acılarınızı unutturacak Ork torunlar verecektir!”

“Eğer hala aksi bir düşünce içindeyseniz, sizi kıtanın en güney ucunda bekliyorum!”

İşte bu bardağı taşıran son damlaydı, yerden göğe doğru yükselen gri bir sütunla beraber komuta karargâhı küle dönecekti.

Ne kapıdaki kesik baş, ne de yaşlı adamı içeride bekleyen sürpriz, bu öfke seline dayanamamıştı. İçten içe tahmin etse de, kendisine itiraf edemediği olayın yaşanmış olduğunu en acımasız şekilde öğrenmişti Galeno.

“Sadece sizi değil, yolunuzun kesiştiği herkesi öldüreceğim, ruhunuzun sonsuza kadar huzur bulamayacağı üzerine yemin ederim!”

Kendinde değildi yaşlı adam, ciğerinin bir parçası koparken, çığlığı andıran sesi bin adım mesafedeki her yerden rahatça duyulabiliyordu.

“Tüm ordular istikametiniz güney, yavaş hareket etmeye cüret eden kim olursa olsun eceli bizzat benim elimden gelecek!”

Uzun bir yürüyüşün ardından geldikleri bu yerde yaşadıkları inanılır gibi değildi büyük ordunun, kuşatmanın başında komutanlarının orantısız saldırısı sonucu pek çok arkadaşlarını kaybetmişlerdi.

Ardından, uzun yıllardır beraber savaştıkları ve saygıyla karışık büyük bir korku besledikleri komutanlarının imza ekipmanının kırılmış halini gördükleri an donup kalacaklardı.

Kalkanın üzerindeki kesik başın varlığı, onlara bu yerde daha fazla durmamaları gerektiğini bağırıyordu adeta zira komutanlarının reaksiyonlarına bakarak, içgüdülerinin onlara doğru söylediğini anlayabilirlerdi.

Yüz elli bin kişilik ordu, devasa bir karınca sürüsünü andıran hareketler sergileyerek nizami düzenlerine geri dönmüş, ardından olabilecek en yüksek hızla ilerlemeye başlamıştı.

Bu sırada Kara Zambaklara ait ilk destek karargâhının surları üzerinde, dişi bir ork aşağıda süregelen savaşı izliyordu, bazen elindeki yayı kullanarak birkaç kişiyi öldürse de, genel olarak umursamaz bir tavır içindeydi.

“Yavru ceylan Gregoria’nın ruh haline bakarsak, Amca Bey hazırladığım sürprizi bulmuş bile!”

Nafız çok rahattı, kurduğu düzeneğin tıkır tıkır işlemesinin keyfini sürüyordu. Onun aksine arkadaşı, yanına aldığın askerlerin önüne geçerek savaşın en yoğun olduğu yerlere giriyor, bu sayede yeni silahını kan ile ıslatabiliyordu.

“Vurun, Kırın Parçalayın! Tek bir kişinin dahi sağ kalmasını istemiyorum!”

Alyon’ un, içindeki savaş tutkusu ile bilinçsizce söylediği sözler, aslında yürüttükleri operasyonun en önemli kısmına vurgu yapmaktaydı. Saldırdıkları Kara Zambak Üslerinden dışarıya, kesinlikle haber sızmaması gerekiyordu.

Sıradaki hedefin hazırlıksız yakalanması veya Druid Ana Yerleşkesini çevreleyen birimlerden destek gelmemesi için, saldırının bıçak keskinliğinde olması hususunda kesin emir almışlardı.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yoldaşın korkaksa ayı ile boğuşma.

Çerkes Atasözü

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1040

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 949

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 789

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 753

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 556

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 553

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 553

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 505

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 469

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 246

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 163

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 163

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10855 Üye Sayısı
  • 269 Seri Sayısı
  • 14984 Bölüm Sayısı


creator
manga tr