“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 226-Liderin Oğlu


“Çık dışarı, bir daha keyfimi böyle önemsiz bir şey için bölersen kendini Zevk Evinde bulursun!”

Zaten korkunun pençesinde kuklaya dönmüş ulak, iplerini kesen bu sözlerden sonra geriye savrularak odanın dışına atmıştı kendisini.

Yatağın içinden öfke ile konuşan kişi, Paralı Askerler adına işgal hareketini yürüten Boz Sırtlanlar Organizasyonunun bölgedeki en yüksek rütbeli üyesiydi.

Komutan Sırrı, Vahşi Bataklık kıtası üstündeki tüm güç odakları onun ismini çok iyi biliyorlardı. Bunun nedeninin kendisinin kişisel özelliklerinden kaynaklandığını düşünüyorsanız büyük bir yanılgıya düşersiniz, onlarca senedir aynı görevde bulunmasının eseriydi bu ün.

İşgalci dört kuvvetten üçü, yürütülen harekâtı yetenekli fakat arka planı zayıf üyelerini yetiştirmek için bir araç olarak kullanmaktaydı, dahi mühendisler, tarikatlarının veya cemaatlerinin kaymak tabakasının elitlerinin bu uzak diyarda bir işi olmazdı.

Genelde komuta kademeleri sıklıkla değişir, sadece en yetkili isimler bir on yıl kadar birliklere önderlik etmek ve altlarına gelen gençleri yetiştirmek için Vahşi Bataklık’ da kalırdı.

Sırrı bu konuda tek istisnaydı, Boz Sırtlanlar Organizasyonu’nun lideri olan babası sayesinde yetişkin olduğundan beri aynı görevi sürdürmeyi başarıyordu.

Zayıf ve kusurlarla dolu karakterinin neredeyse tüm özellikleri dış görünüşüne yansımıştı; hayatını savaşarak kazanan bir toplumun içinde olmasına rağmen ince bir fiziği vardı, gelişiminin en hızlı olacağı zamanları yatakta her türlü güzelliğin tadını çıkararak geçirdiğinden dolayı, çelimsiz bir görüntüye sahipti.

Omuzlarına kadar uzanan saçlar ile kaplı kafasını ilk görüşte, yaprakları solmuş küçük bir lahanaya benzetmek mümkündü, sivri çenesinin bittiği yerde çıkan birkaç tel sakalı, ucuna doğru sivrilen burnu ve yaşadığı hayatın izlerinin en belirgin olarak görülebileceği yer olan yuvalarının içine kaçmış gözleriyle, tam anlamı ile çirkin bir adamdı Sırrı.

Dış görünüşü ile paralel olarak, davranışlarının kaynağı olan karakteri de büyük defolara sahipti çelimsiz adamın, kendisi hariç dünya üzerinde yaşayan hiçbir canlı umurunda değildi, buna böyle bir hayatı yaşamasını sağlayan babası da dâhildi.

Tüm kötü özelliklerinin aksine aptal değildi Sırrı, işin ucunda kendi hayatı olduğu için olan biten ne varsa hepsini biliyordu.

Bugün ki agresifliğinin nedeni de tam olarak buydu; yönettiği bölgede çıkan karışıklıklar önünü alamayacağı bir hale gelince, ilk işi babasından kendisini geri çağırmasını istemek olmuştu.

Çağrısının üstünden epey zaman geçmesine rağmen tatmin edici bir cevap alamaması nedeniyle böyle bir ruh hali içine girmişti, yatağında onu ısıtmayı bekleyen ondan fazla druid güzelliği bile artık zevk vermiyordu ona.

“Nöbetçi!”

Her daim kapısında bir takım elit asker beklerdi Sırrı’nın, bu kişilerin savaş alanında rüzgâr gibi esebilecek kabiliyetleri olsa da, Paralı Askerlerin en büyük motivasyon kaynağı nedeniyle bu işi seçmişlerdi.

“Emredin komutanım!”

Yaşının ellinin üzerinde olduğu, saçlarının beyaza dönmeye başlayan kırı ve yüzündeki zamana yenik düşmüş çizgilerden anlaşılan davudi sesli bir adam odadan içeri girmişti.

Kendisini koruyan takımdan sadece bu kişinin onun özel odasına girmeye izni vardı, ne kadar belli etmemeye çalışsa da Sırrı’nın belki de kendi dışında güvendiği tek insandı bu adam.

“Slavisa, bunların hepsini Zevk Evine yolla gitsin!”

Çelimsiz komutanın konuşması biter bitmez, odanın içinde birden fazla çığlık yankılanmaya başlayacaktı, yatağın içindeki kadınlar korku içinde kaçışıyordu.

Nasıl korkmasınlar ki? Sırrı’nın onları yollamak istediği yer, Nafız’ın ilk sınır karakolunda keşfettiği zalimlik yuvasının ana karargâh için uyarlanmış hali gibiydi. Aslında, Boz Sırtlanlar’ın kontrolündeki noktalarda kurulan ve acı verici olayların yaşandığı bu yerler, Zevk Evi adı ile anılan yerin basit kopyalarıydı.

Sonlarının geldiğini bilen druid kadınlarının bazıları dillerini ısırarak kendi yaşamlarına hemen burada, komutanın şaşa ve kibirle süslenmiş odasında son verdiler.

Buna cesaret edemeyenler, önü kalın kadife perdeler ile kapanmış, iki dev kanada sahip camlardan aşağı atıyorlardı kendilerini.

İzlediği sahneler morali bozulmuş Sırrı’nın keyfinin yerine gelmesini sağlamıştı fakat onun en çok beklediği şey daha gerçekleşmemişti.

Biraz daha beklemesi gerekiyordu, şoka girip hareket edemeyecek hale gelenlerin ruhlarını esir eden ince buzun erimesi lazımdı.

“Yalvarırım efendim, acıyın bana!”

“Lordum beni oraya yollamayın, ne isterseniz yaparım!”

Kendi sonlarını kendileri seçenlerin dışında kalan beş kadın Sırrı’nın ayaklarının dibine çökmüştü, anasından doğduğunda üstünde ne varsa yine aynı şekilde giyinmiş bir vaziyette ayakta duran cılız adama yalvarıyorlardı.

Kimisi ayağını, kimisi elini öpüyor, canlarının derdine düşmüş bazıları ise Sırrı’nın cinsel duygularına hitap etmek için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlardı.

Ne yazık ki tüm çabaları nafileydi, yetişkinlere ait zevklerin hükmettiği alana hafifçe temas edebileceği yaşından beri, dünya üzerinde yaşanacak ne varsa tadına bakmıştı Boz Sırtlanlar Organizasyonunun Lideri’ nin oğlu.

Bugünlerde en büyük tatmin kaynağı, diğer insanların gözlerinin içine bakarak ona yalvarmaları, kendilerini kabul ettirebilmek için benliklerinden taviz vermeleriydi.

Şu anda işkence ettiği kadınları esirlerin içinden özellikle seçmişti, eline düştüklerinde gururlarından bir milim dahi taviz vermeyen bu insanların son hallerini izlemek, onu zevkin doruklarına taşımaktaydı.

“Ne bekliyorsun Slavisa?”

Bu sözler, gösterinin bittiğinin habercisi olan kelimeleri içinde barındırıyordu, Sırrı’nın tam anlamı ile tatmin olması için bu şarttı.

İri kıyım koruma elinin kenarıyla, cılız adamın bacaklarına son umutlarıymış gibi sarılan kadınları teker teker bayıltıyordu, sonraki an ise bir hamlede kavradığı beş ölüm yolcusu ile beraber sessizleşen odadan çıkacaktı.

Belirli zamanlarda gerçekleşen bu ritüel, kapının dışında bekleyen koruma ekibi için hayatın olağan akışının bir parçasından öteye gitmemişti, liderlerinin ellerinden aldıkları kadınları son duraklarına, Zevk Evine teslim edeceklerdi.

Vahşi Bataklık kıtasının batı kısmında gün böyle aksiyon yüklü geçiyordu, buranın aksine doğu yönünde derin bir mistik huzur hâkimdi.

Tabii ki bu durum sadece kuşatma güçlerini için geçerliydi, Druid Ana Yerleşkesi içindeki korkulu bekleyişi böyle ruhani bir benzetme ile tanımlamak mümkün değildi.

“Üçüncü Kök, bildiğiniz gibi Cehennem Diyarı birliklerinin bulunduğu yerde gözle görülür bir huzursuzluk baş göstermişti son zamanlarda, bugün en sonunda nedenini öğrenebildik!”

“Kalkana saldırmak için gelen yeni bir grubun kendi içinde yaptığı konuşmalara göre, dış dünyada işler karışık bir hal almış durumda.”

Yerleşkenin ortasında bulunan devasa boyutlardaki ağacın kovuğunda toplanmış olan konsey, raporunu sunarken heyecanlı hallerini gizleyemeyen haberciyi dinliyordu. Bu kişi, terleyen avuç içlerini devamlı olarak silmek zorunda kalıyor, çok uzun zamandır druidlerin arasında görülmeyen ışık parıltıları gözlerinden rahatlıkla seçiliyordu.

“Konuş, neler oluyor kıtamızda?”

Oğlu, kıtayı kuşatma güçlerinin elinden kurtarmak isteyen orklarla birlikte Ana Yerleşke ‘den ayrılmış olan Dördüncü Kök, tüm büyüklerin içinde en tedirgin olandı.

“Ork dostlarımız Boz Sırtlanların kontrolündeki bölgede adeta rüzgâr gibi esmişler, kalkana saldıran güçlerin dışındaki birimlerinin hepsi Druid Kurtuluş Ordusu tarafından etkisiz hale getirilmiş!”

Beklenmedik olayları yaşamak veya şahit olmanın ortama getirdiği türden bir sessizlik vardı şimdi dev ağacın içindeki konseyde, gelişmeleri nasıl yorumlayacaklarını bilemediklerinden dolayı sadece susuyordu Kökler.

“Druid Kurtuluş Ordusu’ da nedir?”

Birinci Kök zorda olsa konuşabilmişti, ilk defa duyduğu bu ismin işaret ettiği şeyi merak ediyordu ak saçlı kadın.

“Efendim, ork dostlarımızın ele geçirdikleri yerlerde esir olarak tutulan kardeşlerimizle beraber kurdukları bir oluşumdur Druid Kurtuluş Ordusu.”

Yüzleri ekşimişti yaşlılar topluluğunun, druid kelimesinin ordu gibi onlara çok uzak bir kavramla yan yana gelmesini, en hafif tabirle yadırgamışlardı.

“İzninizle en önemli haberi vermek istiyorum Yüce Konsey Üyeleri!”

Üçüncü kök, habercinin içine sığmaz hallerine bakarak onu daha fazla bekletmenin lüzumsuz olacağını sezmişti, eli ile devam et işareti yaparken merak içindeki kulaklarını dört açacaktı.

“Druid Kurtuluş Ordusu üs olarak Boz Sırtlanların en büyük destek karargâhını kullanıyordu, burada kalarak düşmanların birleşik güçlerinden oluşan iki saldırıyı savuşturma başarısını gösterdiler. Son savaşta, Kara Zambakların Kumandanı Lord Galeno’ nun yeğenini bile esir olarak aldı şanlı ordumuz, şu anda genç kadın amcasının yanına dönmüş olsa da kumandanın öfkesi dinmemiş gibi görünüyor!”

Ulak, öyle heyecanlı bir şekilde anlatmaya dalmıştı ki, nefes almayı unuttuğundan dolayı rengi mor kırmızıya dönecekti. Devam etmeden önce birkaç kere sertçe öksürmek zorunda kalmıştı, ardından derin bir nefes çekerek, zoraki olarak yarım bıraktığı sözlerine kaldığı yerden devam ediyordu.

“Lord Galeno güçlerinin çoğunu yanına alıp Druid Kurtuluş Ordusu’nu şahsen yok etme kararı almış!”

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Hepinizin kalbinde acımasız bir diktatör yaşar. Sevdiği birkaç insan için binlerce yabancıyı düşünmeden harcayabilecek bir diktatör.

Ay Işığı Serinliği - Graham Greene




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1039

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 950

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 789

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 752

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 555

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 553

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 552

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 505

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 469

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 244

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 163

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 163

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10751 Üye Sayısı
  • 268 Seri Sayısı
  • 14938 Bölüm Sayısı


creator
manga tr