"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 222-Yanlış Zaman Yanlış Ork


Adımlarını yavaşlatarak yarı harap haldeki orkun yanına doğru yürüyordu Alano, kendi gözünde bitmiş bir savaşın son darbesini indirmek, gerçekten zahmet verici bir durumdu.

“Biraz sonra gebereceksin lakin o pis suratındaki sırıtış hala yerli yerinde duruyor, bu şekilde olunca daha mı onurlu öleceğini sanıyorsun?

Genç savaşçı üstün tavrını bozmamaya çalışsa da, karşısında aciz duruma düşmüş olan kır saçlı orkun hareketi onu biraz sinirlendirmişti, bu nedenle işi uzatmadan hazine kılıcı ile bir kesiş yaptı.

Herkes metalin kemiği parçalamasının çıkardığı yürek burkan sesi beklerken, soğuk bir metalik çınlama sessizleşmiş savaş alanında yankılanacaktı, Alyon iki başlı dev silahı ile gelen saldırıyı karşılamıştı.

“Demek elindeki bu ucube henüz kırılmadı, bakalım benim hazine kılıcım karşısında ne kadar dayanabilecek!”

Alano tüm dikkatini, sürekli önüne çıkan balta benzeri silahı parçalama işine vermişti, ardı ardına normal insanların gözleri ile yakalayamayacağı bir hızla darbelerini indiriyordu.

Kulak tırmalayan sese eşlik eden kıvılcımlar, yaklaşık yirmi nefes süresince hiç durmadan etrafa saçılmıştı. Öyle bir ışık çıkıyordu ki; nedendir bilinmez genç savaşçı iki adım geri kaçtığında, çevredekiler ancak bakışlarını yeniden mücadeleye çevirebilmişti.

“Olamaz, bu gerçek olamaz!”

Alano övünmekten bir hal olduğu kılıcına baktığı sırada acıklı bir biçimde haykıracaktı, yüzünden damlayan terlerin bazıları kılıcın enli yüzeyine düştükten sonra, yeni oluşan çatlaktan yere doğru sızıyorlardı.

“Kıçımın hazinesi, buraya bak da o cahil gözlerin hazine neymiş görsün!”

Alyon, elindeki dev silahının sapını kavradığı gibi tek eli ile başının üstünden göğe kaldırdı, bir saniye sonra onu genç savaşçıya doğrulttuğunda, rakibinin verdiği tepki etraftaki tüm askerleri şaşırtacaktı.

Balta ve çekiç olarak iki başa sahip olan dev silah, bu iki tarafın birleştiği yerde bir işarete sahipti. Kare bir çerçeve içine alınmış iki R harfi, sırt sırta vermiş şekilde özenle kazınmıştı metal gövdenin üzerine.

“Abarran’ın düşman R leri, nasıl senin elinde olabilir? Pis bir ork, Cehennem Diyarının en ünlü demircisinin silahını nereden bulur ki?”

En vahşi rüyalarında bile, Vahşi Bataklık gibi geri kalmış bir kıtada rakibi olan orkun elinde Abarran’ın Efsane Silahını görebileceğini düşünemezdi Alano, ataları nasıl bir kötü karmaya yol açmışlardı böyle.

Ağzının içinden geveleyerek kötü talihine söven genç savaşçıyı sadece düşmanı olan ork duyabiliyordu, bunun nedeni ise Alyon’un çoktan ayağa kalkıp hasmının yirmi adım yakınına kadar gelmesiydi.

Aldığı yaraların bazıları gözle görülür bir hızla iyileşiyordu, hâlihazırda gördüklerini aklına kabul ettirmeye çalışan Kara Zambak savaşçısı, bu olayla beraber tamamen kontrolü kaybedecekti.

“Geber!”

“Ruh Fırtınası!”

Bu sefer çok ciddiydi Alano, ileride gelişimine sekte vuracağını bilse de birikmiş ruh özünün yüzde otuzunu daha harcamıştı bu saldırısında.

“O bir kere olur aslanım, kolla kendini!”

Üzerine gelen ruhların çirkin suratları Alyon’un hırs içinde bağırmasını sağlayacaktı, dev silahının hilal şeklindeki başını çeviren iri yarı ork kendinden emin bir duruş alıyordu.

Kır saçlı ork savaşçısının etrafındaki havada önceleri ufak tefek olarak başlayan dalgalanmalar, Ruh Fırtınası tekniğinin ona ulaşmasına birkaç nefes kala çarpıcı bir biçimde artmıştı.

Adeta bir girdabın merkeziymiş gibiydi Alyon, dalgalanmaların arasından süzülen yeşil enerji akımları durmadan bedeninin içine girmekteydi.

Aynı zamanda, Abarran’ın yaptığı Efsane Silahın etrafı da koyu yeşil bir aura ile kaplanmıştı. Düşmanın tekniği kendisine ulaşmadan önce, tüm olayların göbeğindeki adam olan ork savaşçısı saldırısını yapıyordu.

Çığlık atan ruhların yarattığı büyük girdap Alyon’un elindeki silahın hilal şeklindeki başı ile çarpıştığı an zaman durmuştu, iki karşıt güç amansız bir mücadele içine girerek birbirlerini yok etmeyi amaçlıyorlardı.

İzleyenler orkun baltasına çarpan ruh saldırısının her nefeste biraz daha zayıfladığını görmekteydi; en sonunda, deli bir savaş narası atan iri yarı ork savuruşunu tamamlayarak üstüne gelen saldırıyı kesip atacaktı.

Alano’nun ruh özünün yüzde otuzunu kullanarak gerçekleştirdiği Ruh Fırtınası tekniği, daha önce var olmamış gibi dağılmıştı, buna karşın Alyon’un saldırısı ile beraber silahından ayrılan yeşil renkli enerji, gece gökyüzündeki ayın şeklini almış bir vaziyette düşmanına doğru ilerliyordu.

Bunu gören genç savaşçının yüzünün rengi solacaktı, yılların birikimini kullanmasına rağmen gerçekleştirdiği saldırı dağılmış, üstüne üstlük yerin dibine soktuğu düşmanının atağının baskısı ile kalbine bir korku çökmüştü.

Kara Zambak Klanının genç neslinin kaymak tabakasına mensup olduğu için, üzerindeki zırhlar bu topraklardaki insanların hayallerinde bile kullanamayacağı kadar iyiydi lâkin hasmının silahı ile karşılaştırıldığında sadece hurda metal olarak sayılabilirdiler.

“Ruh Kalkanı!”

Çaresiz bir duruma düşen Alano, tereddüt etmeden ruh özünün başka bir yüzde otuzunu etrafını kubbe biçiminde çeviren ruh kalkanını oluşturmak için harcayacaktı.

O kadar fazla ruh özü tüketmişti ki, ağzının kenarlarından iki ince çizgi şeklinde kan sızıyordu, görenleri başlarını eğmeye zorlayan görkemli kıyafetleri şu anda kan revan içindeydi.

“Yapacağım son iş olsa da seni öldüreceğim!”

Yeşil enerji saldırısı kalkana çarpmak üzereyken, genç savaşçıda kaçış için kullanacağı ışınlanma taşını eline almak için hamlesini yapmıştı, planına göre kalkanı ile gelen tehlikeyi savuşturup kendisini güvenli bölgeye yollayacaktı.

Daha önce, kendi hayatlarını kurtarmak için yaptıkları eylemlerinden dolayı aşağıladığı Boz Sırtlan komutanları gibi kaçmak istiyordu gururlu genç savaşçı, kendine itiraf edemese de bu sefer çiğneyeceğinden daha büyük bir lokmayı yutmaya çalışmıştı.

Ne olursa olsun, yaşamayı başardığı müddetçe her şeyin bir çözümü bulunabilirdi, ilk önce eline aldığı kaçış kristalini kırmalıydı.

Bir ışık ışınına dönerek bu lanet olası yerden uzaklaşmayı bekleyen Alano, ne yazık ki sadece gözünün önünde parlayan yeşil enerjinin ışımasını görebilmişti.

Hilal şeklindeki saldırı Ruh Kalkanını vurduğu gibi dağıtmış, hiç hız kesmeden Kara Zambak Klanının savaşçısının sağ tarafını koparıp atmıştı.

Ne tesadüftür ki Alano’nun son umudu olan kaçış kristali de bu tarafındaki elinde bulunuyordu, omuzundan itibaren olan kısım kendisinden ayrıldığında, gri renkli taşta onlarla beraber yere düşecekti.

“Aaaaaaaaaaaaa!”

Kemiğe kadar işlemiş bir acının tezahürü olan çığlığın gök kubbede inlemesini kesik kesik nefes alışları izliyordu, öylesine yorulmuş ve bitmişti ki kibirli genç, sadece ciğeri delinecek gibi soluyabilmekteydi.

“Şu haline bak, çok değil biraz önce küçük dağların senin tarafından yaratılmış olduğunu sanıyordun!”

Alyon, başına geldiği düşmanının halini görünce tiksinti içinde konuşmaya başladı, bir ork savaşçısı olarak en sevmediği tipler bunlardı. Önce yüksek perdeden konuşur, daha sonra ise sefil bir biçimde ellerinde can verirlerdi.

“Geldiğin klanın arka bahçesinde zannettin kendini galiba, sana benzeyen hanım evlatları ile beraber savaşçılık oynadığınız güneşli öğle vaktini yaşadığını sandın değil mi?”

Alano’nun kabul etmesi ne kadar zor olsa da, başında Azrail misali dolanan yeşil yaratığın sözleri çok doğruydu.

Dış dünyaya ilk çıkışıydı ve geldiği bu yerde değil kendisine eşit, yakınına dahi gelemeyecek tiplerle beraberdi sürekli.

Klanında kendisinin üstünde yer alan öğrencilerin yarattığı baskı ve ezikliğin öz yıkımının sonucu olarak, var olan gücünün sarhoşluğunu yaşıyordu uzun süredir.

“Pehlivan, bu artık senin! Sadece kafasını geride bıraksan yeterli!”

İri yarı orkun son vuruşu yapmasını bekliyordu Alano, aklındaki düşüncelerden sıyrıldığında ise onu sırtını dönüp giderken görecekti.

Bir umut yeşerdi aniden kalbinde, belki de onu esir olarak almayı istiyorlardı; eğer bu gerçekleşirse kurtuldu demekti, tek yapması gereken Lord Galeno’nun gelip onu kurtarmasını beklemek olacaktı.

Yaşamın canlılığı ile parlayacaktı gözleri; ta ki kendi kafasından büyük pençelere sahip kahverengi ayının, ona doğru bir vuruş yaptığını gördüğü ana kadar.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Herkesin bir planı vardır, ta ki suratının ortasına yumruğu yiyene kadar.

Mike Tyson

 

Yazar Notu

Bir aksilik olmadığı sürece bu hikâyemi de Pazartesi-Çarşamba-Cuma günleri olacak şekilde haftada üç bölüm olarak yayınlayacağım.

Keyifli Okumalar…

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 665

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15640 Üye Sayısı
  • 514 Seri Sayısı
  • 21137 Bölüm Sayısı


creator
manga tr