Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 215-Çamurların İçinden


Tanıştıklarından beri Nafız’ın bakış açısına göre saydam bir görüntüsü olan druidin bu çıkışı, dişi orkun bir süre sessiz kalmasını sağlayacaktı.

“Boyundan büyük laflar etmediğine eminsin değil mi ufaklık, eğer benimle oyun oynamaya çalışıyorsan çok yanlış sularda yüzüyorsun demektir!”

Sunulan teklif gerçek olamayacak kadar cazipti, bir zindanın kullanımına karşılık daha önce keşfetmedikleri dört tanesinin yerini ortaya koymuştu genç druid.

“Ne dersem diyeyim kendi gözlerinle görene kadar emin olamayacağını biliyorum; ben ortaya canımı koydum, senin kaybedecek neyin var ?”

Bugüne kadar sergilediği davranışlar göz önüne alındığında Ainle’nin bu tavrı kimi olsa hayrete düşürürdü, Nafız karşısında bir druid değil de düşmanının boğazına gözünü dikmiş vahşi bir ork görüyordu sanki.

“Dediğin gibi olsun, akşam karanlık çöktüğü gibi ilk zindana doğru yola çıkacağız!”

Karargâhın içindeki birçok kişi farkında olmasa da havada gergin bir bekleyişin kokusu vardı, güneş ışıkları yeryüzüne düşmeyi bırakana kadar da bu durum sürüp gidecekti.

“Nafız beni apar topar çıkardın kaleden, daha hevesimi tam alamadan bu neyin acelesi?

İki ork bir druid sık ormanın içinde hızlı adımlarla yürürken, grubun en irisi olan kişi huysuz bir ses tonuyla konuşuyordu.

“Bana sorma, kibar çocuk sana açıklasın her şeyi!”

Kendisine ters ters bakan yarma gibi orkun verdiği korku ile genç druid hemen lafa girecekti

“Vahşi Bataklık kıtasında bulunan dört zindanın yerini göstermem karşılığında, benim ruh hayvanımı kazanmama yardım etmesi için bir anlaşma yaptık arkadaşınla. Şu an ilk hedefimize doğru ilerliyoruz, bu hızla devam edersek yaklaşık iki saat içinde varmış olacağız!”

Alyon, bıdı bıdı konuşan Ainle sözlerini bitirdiği an yerden koparırcasına kaldırdığı druidi sırtına atarak koşmaya başlayacaktı

“Bunun hızına ayak uydurursak yanmışız, hadi oraya kadar yarışalım!”

Sabrı kalmamıştı iri yarı orkun, keyfinin yarıda kesilmesinden dolayı bir an önce işlerini bitirip geri dönmenin hesabını yapıyordu.

Ard arda koşan iki vahşi yaratık istenilen yere yarım saatte varacaktı, bir on dakika genç druidin kusmasını beklemeleri gerekse de, bu hareketleri onlara epey zaman kazandırmıştı.

“Dökül bakalım naif güzel, nerede bu zindan!”

Kireç rengindeki yüzü henüz bir parça bile renk alamamış olmasına rağmen, Ainle ona sürekli zorbalık yapan dişi orkun hedefindeydi.

“Ağaçların dostça yaşadığı ormanın içinde

Bir bataklık vardır görmelisin gözlerinle

Batmadan onun çamurunun dibine

Bulamazsın ruhunda huzuru hiçbir şekilde.”

Genç ork, tutkulu ses tonuyla okuduğu dörtlüğün ardından kendinde emin bir şekilde iki orkun gözlerinin içine bakıyordu.

“Yağdı yağmur çaktı şimşek, sende mi şair oldun eşşoğlueşşek!”

“Çok mu sallandı yolda acaba, kafası sulanmış bunun!”

Druidin sözlerine anlam veremeyen Nafız ve Alyon karşılıklı konuşmaya başladığı sırada, genç adam çoktan soyunmaya başlamış ve bataklığın kıyısına kadar varmıştı.

“İster inanın ister inanmayın zindan bu bataklığın dibinde, şimdi benimle geliyor musunuz?”

Druidin kararlı halleri epey güven verici olsa da, bunca badire atlatmış ikili tedbirli olmayı bırakmayacaktı.

“Alis, şununla git bakalım! En ufak bir tehlike anında geri dönüyorsun tamam mı?”

Hiçlikten beliren minik beyaz tavşan bir an sonra Ainle’nin omuzlarındaydı, kırmızı boncuk gözleri çok sevimliydi fakat onların aksine sivri dişleri genç druidin boynuna doğru bakıyordu.

“Öyle bir şey olursa, ilk önce bunu yerim!”

Nafız’ın güç hayvanının küçücük ağzından çıkan cılız nefesi cildinde hisseden genç druid istem dışı irkilecekti; bu hareketinin nedeninin büyük kısmı korkudan gelirken, azımsanamayacak bir bölümde ruh hayvanlarına karşı duyduğu heyecandandı.

Tüm olanların üstüne titreye titreye de olsa bataklığın içine kendini bırakıverdi genç adam, yapmak zorunda olduğu şeyin ölüm korkusuna baskın gelmesi bile, onun için mucizevi bir ilerleme olarak sayılabilirdi.

İkili yavaşça balçığın içine gömüldükten sonra işin en zor kısmı olan bekleyiş başlayacaktı, Alyon druidin bir an evvel ölmesini umut ederken, Nafız’ın biraz da olsa umudu vardı.

Dişi orkun bu iyimser düşünceleri iki yüz nefeslik süre geçtiğinde yerini karamsarlığa bırakacaktı, tek endişelendiği konu güç hayvanı Alis’in hala geri dönmemiş olmasıydı.

“Patron, atlayın sizde, bu kıkırdağı yumuşak yalan söylemiyormuş!”

En sonunda beklenen haber gelmişti, bir iki saniye şaşkınlık yaşayan Nafız hemen bunu Alyon’a söyleyecekti.

“Tutmayın beni, bombaaaaaa!”

Dağ gibi orkun duyduklarından sonraki hareketleri inanılacak gibi değildi; bir iki adım geri gittikten sonra hızla bataklığa doğru koşmuş, tüm gücüyle zıplayarak adeta bomba gibi içine düşmüştü.

“Demek denize bu şekilde atlayanların, bu dünyadan geçmiş olma ihtimalleri bulunuyor!”

Arkadaşını gülümseyerek izleyen dişi ork da çok beklemeden çamurların içine bıraktı kendisini, çenesinin hizasına kadar batınca derin bir nefes alarak son hazırlığını da yapacaktı.

Üstleri başları batmıştı, cıvık çamurun neredeyse derilerindeki gözeneklerden geçerek içlerine kadar dolduğunu hissedebiliyorlardı.

Gerçekten tiksindirici bir tecrübe yaşamaktaydı iki ork, ne zaman son bulacağını bilmediklerinden dolayı endişeleri yoktu lakin bir yandan da hemen bitmesini arzu ediyorlardı.

En sonunda yavaşça sıyrılma hissi yerini serbest düşüşe bıraktı; bu da çok sürmeyecekti, üç nefes geçmeden onları bekleyen Ainle’nin de bulunduğu büyük bir taş salondaydılar.

Duvardan duvara halı döşenmiş gibi her yer ufak taşlarla kaplanmıştı; duvarlar, zemin, tavan ayırt etmeksizin aynı büyüklükte ve renkte taşlarla yapılmıştı.

Dört tarafı kapalı bu mekân, iki adımda bir duvarlara asılmış birkaç gaz lambası ile aydınlatılmıştı, bu durum bazı yerlerde ufak gölgeler oluşmasına neden olsa da genel olarak rahatlıkla her yer görülebiliyordu.

“Aferin sana vitaminsiz, anlaşmamız resmi olarak onaylanmıştır.”

Nafız, omuzundaki minik beyaz tavşanla beraber onları izleyen druide dönerek konuştuğunda, Ainle’nin çoktan temizlenip paklandığını görecekti.

Hemen kendisinin durumunu kontrol etti kısa saçlı dişi ork, ne tesadüftür ki o ve Alyon’da bataklığa girdikleri zamanki kadar temizdiler.

“Ben kendi seçtiğim yolda ilerleyeceğim, üçümüz burada buluşmak üzere sözleşelim!”

Genç druid, kemer şeklindeki kapısıyla taş odadan ayrılan tünellerin bir tanesine girmeden önce etrafı inceleyen orklara seslendi.

“Yürü paşam devam et ama çok geç kalma, sabrım taşarsa o açılmaya başlayan dilini fiyonk yaparım sonra!”

Tünele giren druid artık hayatının bir parçası olan aşağılamaları duyar duymaz karanlığın içinde kaybolmuştu; tek başınaydı bu yolda, Nafız’ın onunla beraber yolladığı Alis ona bu yolculukta eşlik edemeyecekti.

 “Nafız, uzun sürmez değil mi bu iş?”

Zamana hiç olmadığı kadar takıntılı bir hale gelmiş olan Alyon, durmadan geri dönme isteğini belli eden konuşmalar yapıyordu bu gün.

“Bu böyle olmayacak; hele şuradan bir çıkalım, ben senin toştoşları bir burkayım da gör!”

Sabrı taşmak üzere olan dişi orkun bu çıkışı sonrası Alyon, kıçına nişadır sürülmüş gibi ilk bulduğu tünelden içeri son sürat girecekti, gülse mi ağlasa mı bilemeyen Nafız ise dikkatle kendisi için seçeceği yola karar vermek için düşünmeye başlamıştı.

“Aman, burada mantığa göre işleyen bir şey var mı ki zaten?”

Bir süre taş odadan bilinmeze doğru giden yolları inceleyen zayıf ork, en sonunda pes ederek içinden geçen bir tanesine ilk adımını atmıştı.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İnsan çürümedikçe şiir çürümez.

Yaşar Kemal

 

Yazar Notu

Merhaba Değerli Okur Dostlarım

Serimizin ilerlemesi hepinizin farkında olduğu üzere son iki hatta üç haftadır dramatik bir şekilde yavaşladı. Bu konu hakkında birkaç şey söylemem gerekirse, bahane uydurma gibi bir niyetimin olmadığını bilmenizi isterim, tamamen içimden bir şey yazmak gelmediği için yazmıyorum.

Bunun dışında internet üzerinden benimle röportaj yapan bir arkadaşımızın bunu yayınladığı yerin linki aşağıdadır. Zihin açıcı ve bazı merak edilen konulara verdiğim cevapların olduğu bu röportajı okumanızı öneririm.

http://www.manga-tr.com/id-73866-read-rportaj-chapter-1.html

Sağlıcakla Kalın

 

Engin

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1008

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 932

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 769

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 735

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 542

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 532

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 462

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 429

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 230

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 161

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 111

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 95

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 67

Site İstatistikleri

  • 9290 Üye Sayısı
  • 246 Seri Sayısı
  • 14326 Bölüm Sayısı


creator
manga tr