Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 208-Benimle misin?


İntikam ateşi ile yanan komutan mantıklı düşünemiyordu, bir kardeş kaybetmiş ve bunun nedenini kendi sorumsuz davranışlarına bağlamıştı bile.

Kırk bin kişilik destek karargâhı ilk görevde kaybettiği on bin adamının binine kavuşmuştu fakat bu sadece onların düşündüğü senaryoydu.

Şimdi yirmi bin asker daha, hiç var olmamış bir düşmanın peşinde düşmek için korunaklı bir kaleye andıran tesisin içinden son hızları ile ayrılmıştı.

Kalan insan sayısı on bir bindi ve bunların bin tanesi Nafız’ın emri ile içlerine sızmış casuslarıydı, kaya gibi sağlam olan karargâh, şimdi içi boşalmış bir ağaç kavuğu misali sadece görüntüde var olabiliyordu.

“Yemi yuttu sazan, arasın dursun şimdi hayali düşmanlarını!”

Nafız, Alyon ve yanlarında getirdikleri yüz otuz druid, bir köşede sessizce Victor ve askerlerinin hızla uzaklaşmasını izlemekteydiler.

“Efendim, bir sonraki hamlemiz ne olacak!”

An itibari ile druid güçlerinin fahri lideri olan iri adam beklenti içinde Nafız’a seslendi.

“Siz bir şey yapmayacaksınız, sadece burada bekleyip kapının sizin için açılmasını bekleyeceksiniz!”

Bunları söylerken yüzüne düşen gölgeler onu olduğundan daha da sinsi gösteriyordu, druidler yine ne yapılacağını bilemeseler de, bu sefer ağızlarını açacak kadar cesaretleri yoktu.

Mutlak bir eylemsizlik içindeydi ekip, tüm günü sadece gözlem yaparak geçirirken içlerindeki merak duygusu gitgide köpürüyordu.

Bekleyiş uzadıkça çilede artıyordu fakat saatler gece yarısını gösterdiği an, Nafız yerinden vahşi bir hayvan gibi fırlayarak daha önce surlarda gözüne kestirdiği bir yere doğru atikçe hızlanmaya başladı.

“Efendim!”

Ler anlık gelişen olay karşısında tepki vermekte gecikmişti, zayıf bedeni ile ileri atılmayı istediğinde ise pençe benzeri bir el tarafından durdurulacaktı.

“Kimse yerinden ayrılmıyor, işareti alana kadar buradayız!”

Nafız, ne düşündüğünü Alyon hariç ekipteki kimseye söylememişti, sabaha karşı gelişen olaydan sonra her şeyin yolunda gittiğini var sayarak nihai hamle için harekete geçiyordu.

Geride bıraktığı yerde olanlardan bir haber dişi ork çoktan su kanalına ulaşmıştı, hiç hızını kesmeden üstünden uçar gibi geçmesi ile kömür karası hançerlerini surlara saplaması bir oldu Nafız’ın.

Tam üstünde iki nöbetçi onu izliyordu, hayret içinde olmaları dışında bir hareket yapacak gibi de değillerdi. Başka bir zaman şahit olunsa anlam verilemeyecek bu durumu, sadece Kan Mührü ile bağlı olanlar anlayabilirdi, sessizce kısa saçlı orkun yanlarına çıkmasını izlemişti nöbetçiler.

“Dimitar nerede?”

“Karargâh komutanının konutunda!”

Kendilerine sorulan soru karşısında bir an bile duraksamadan yanıtı ağızlarından kovarcasına çıkaracaktı askerler, en ufak yanlış harekette kafaları eşekten düşmüş karpuza dönebilirdi.

Bu duyguyu yaşayan sadece onlar değildi, başlarındaki komutan olan Dimitar dâhil bin kişilik büyük bir kalabalık hem kilit noktaları tutmuş, hem de her an ölebilecek olmanın verdiği korku ile savaşmaktaydılar.

“Rahat olun, dediklerimi yaptığınız sürece eskisinden çok daha iyi bir hayat süreceksiniz!”

Nafız iki askerin seslerindeki tınlamadan ruh hallerini anlayabiliyordu, fazla gerilmek iyi değildi, her an kopmaya hazır bekleyen kişiler elbet bir gün korktukları sonu yaşamaya mahkûm olurlardı.

Bu nedenle ufak bir güven aşısı ile müdahale etti olaya Nafız, komutanın konutuna doğru ilerlerken yol boyunca güvenliğin Kan Mührü ile kendine bağladığı kişiler tarafından sağlandığını gördüğünde ise, yüzündeki gülümseme yavaşça daha da büyük hale geliyordu.

Hedefindeki yerde iki kişi karşı karşıya durmuş hararetli bir biçimde tartışıyorlardı, figürlerden biri mekânın sahibi Jurij iken, sesini yükselttiği kişi ise hain Dimitar’dan başkası değildi.

“Seni geri zekâlı, nasıl olurda böyle bir şeye cüret edebilirsin!”

“Sakin ol Jurij, teklifimi sonuna kadar dinlemelisin!”

Dimitar aldığı emirden dolayı buradaydı ama henüz ilk cümlesinde komutanının hışmı ile yüzleşmek zorunda kalmıştı.

“Buradan canlı çıkabileceğini düşünme sakın!”

Tilki Jurij gerek güç, gerekse donanım olarak Dimitar’dan fersah fersah ötedeydi, duyduğu sözler sonrası irkilerek kapıya yönelen hain komutanın işi bitmiş gibiydi.

Normal şartlarda aynen düşündüğü gibi karşısındaki güçsüz astını öldürebilecek olan karargâh komutanı, henüz bir adım atmamıştı ki omuriliğinden bedenine yayılan soğukluk nedeniyle olduğu yerde çakıldı kaldı.

“Yaşlı başlı adamsın, ani hareketler yapma tansiyonun düşer Jurij!”

Gırtlağına dayanmış bir hançerin verdiği bu hissi iyi biliyordu ihtiyar adam, yaptığı baskı derisini hafifçe keserken akan kanlar boğazında ince bir çizgi oluşturmuştu bile.

“Sen de kimsin!”

Ağzını olabildiğince az açarak konuşan Jurij’ in sesi boğuk ama korkudan yoksundu, yılların kaşarı olan komutan blöf yapma konusunda da ustalık seviyesine erişmişti belli ki.

“İki dakika bekleseydin çocuk zaten anlatacaktı sana kim olduğumu ancak madem böyle bir delikanlılık yaptın sana kendimi bizzat tanıtayım!”

Sözlerini bitirir bitirmez Nafız’dan delicesine bir katliam niyeti yayılmaya başladı, öldürücü baskı bilinçsiz değildi, hedefinde soğukkanlılık ile konuşmuş olan yaşlı tilki vardı.

Jurij boğazına dayalı bir hançer olmasına rağmen her an hamle yapacakmışçasına tetikteydi, bu hali onu hedef alan şekilsiz saldırı sonrası yavaşça dağılıyordu.

On nefeslik süre geçtiğinde ihtiyar adam dizlerinin üstüne çökmüş, nefes alabilmek için ağzını sonuna kadar açmıştı, sanki ona eziyet etmek için cehennemin derinliklerinden gelen bir zebani ile baş başa kalmış gibiydi Tilki Jurij.

“Yolladığın on bin asker ellerimizde can verdi, eğer senin akıllı bir adam olduğunu düşünmesem kalan otuz binini de aynı yere göndermekten çekinmezdim!”

“Şimdi, efendi olup beni dinleyecek misin?”

Nafız’ın nefesi katliam kokuyordu, mezara girmeden ölümü tecrübe eden yaşlı adam sadece başını sallayabilmişti cevap olarak.

“Yıllardır Boz Sırtlanlar denilen organizasyondasın fakat gördüğüm kadarıyla yükselebildiğin en büyük mevkii destek kuvvetlerinin komutanlığı ve bu halde bile, et kafalı bir savaşçı asker emirlerini görmezden gelmekten pek çekinmiyor!”

Tilki Jurij bu gerçeklerin farkında olsa da, hiç tanımadığı birinin onları yüzüne vurması ile yıkılmıştı.

“Sana belki de hayatında yakalayabileceğin son fırsatı sunuyorum, benim emrime gir ve hak ettiğin değeri gör!”

Tehdit, şantaj, belki de ölüme giden bir yolu bekleyen adam, duyduklarından sonra küçük çapta bir şaşkınlık nöbeti geçiriyordu. Ucu açık bu teklifi yaparken, dişi ork hiçte önceki gibi öfkeli bir tavır içinde değildi.

“Amacınız ne?”

Yanıt için fazla vaktinin olmadığı bilen Jurij son cesareti ile konuşurken, aklının karışıklığı sesinin titremesinden okunacaktı.

Sınır karakollarının işgalini orkların komşu topraklarda kendilerini rahatsız edecek bir güç istememesine bağlamıştı Paralı Askerler, on bin askerlik kuvvette karşılarında çocuk olmadığını, daha ileri gitmeleri halinde işlerin kızışacağını belli etmek içindi aslında.

Şu anda, bir orkun ellerine düşmüş Destek Birimlerinin en büyük kumandanının zihninde tek soru yankılanmaktaydı, artık söze de döktüğüne göre tek beklediği bilinmezi öğrenmenin vereceği tatmindi.

“Ork Stepleri ve Vahşi Bataklık kıtalarını eskiden olduğu gibi birleştirmektir amacımız, esas önemli soru şu: Sen bu yolda bizimle olacak mısın?”

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Zamanın başlangıcından beri her savaşçının bildiği şey, korkuyu fethetmektir.

Büyük İskender

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 953

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 898

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 740

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 705

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 583

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 517

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 491

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 478

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 433

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 423

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 191

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 187

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 156

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 152

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 135

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 129

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 81

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 69

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 53

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 52

Site İstatistikleri

  • 8331 Üye Sayısı
  • 197 Seri Sayısı
  • 12939 Bölüm Sayısı


creator
manga tr