Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 207-Geçmişten Gelen Kılıç


Dimitar anı yakalamıştı, şimdi tam zamanı diyerek lafa devam etti.

“Bu tuhaf sis yaklaşırken, Komutan Antuan yanına aldığı iki bin asker ile biz anlamadan etrafımıza kurulan tuzağı yarıp geçmek için hamlesini yaptı!”

“Siz o sırada ne yapıyordunuz!”

Şaşkınlığını bir nebze atlatan Victor, bir kez daha konuşan astının sözünü kesecekti

“Efendim, komutanımız çok önemli bir konu olduğunu, kendisinin mutlaka karargâha geri dönerek haber vermesi gerektiğini söyleyerek bizlere son ana kadar olduğumuz yerde kalıp savaşmamızı emretmişti!”

Dimitar acılı abinin bu soruyu kendisine yönelteceğini adı gibi biliyordu, vereceği cevabın belki de kaderini belirleyeceğinin farkında olarak konuşmuştu son kelimelerini.

Bunun sonucu karşısındaki üç kişide Antuan’ın aslında ne yapmak istediğini çözmüştü, geride biraz yem bırakarak kaçmaya çalışıyordu belli ki.

“Devam edebilirsin!”

Tilki Jurij manalı bir biçimde konuştu, emrindeki komutanın yaptığı bu hareketi kınayacak hali yoktu, kendisi gençlik zamanında bu tip durumlardan kaç kez sıyrılmıştı kim bilir?

“Komutan yönünü değiştirdiği an bizi ölüme götürmek isteyen siste aynı tarafa doğru yöneldi, henüz yirmi adım uzaklaşamadan o elim olay gerçekleşecekti!”

Komuta kademesinin içinde bulunduğu konutta ortam gerilmişti, bunun aksine Dimitar şu ana kadar her şeyin yolunda gitmesinden dolayı özgüven doluydu.

“Pusuya düşmüştük fakat sanki bu durum özel olarak komutan için ayarlanmış gibiydi, tüm saldırı onun üstünde yoğunlaşmıştı, kendi özel ekipmanları ve etrafındaki askerlere rağmen engellenemiyordu bu amansız atak!”

“O an emrime bırakılan askerlerle beraber yardıma koşmak için harekete geçtim, artık yapılan plan işlemiyordu komutanımızın hayatı tehlike altındaydı!”

“Benim olay yerine geldiğim ve etrafını koruma kalkanı ile çevrelemiş komutanıma neredeyse ulaştığım sırada, sisin içinden bir kılıç uçarak kardeşinizin hayatını aldı!”

Yüzü Victor’a dönük, gözünden süzülen birkaç yaş ile beraber Dimitar sözlerini tamamlayıp adeta yıkılmıştı, soluk alması yavaşlamış, başı yılların getirdiği yorgunluk nedeniyle eğilmiş bir ağacın dalları gibi öne düşmüştü.

Yaklaşık yarım dakika bu şekilde sessiz, hüzünlü ve zamanın akmamak için direnmesi ile geçti, Victor iki eli ile omuzlarından yakaladığı Dimitar’a kahır nameleri ile süslenmiş bir biçimde haykırana kadar kimse konuşmamıştı.

“Nasıl bir kılıçtı bu silah?”

Öldürdüğü adamın abisinin kollarının arasında duygu sömürüsü yapan Dimitar başını kaldırmadı, gözündeki parıltıyı kimsenin fark etmesine izin veremezdi.

Sonra neden bir anda dünyanın en acil işini yapacakmış gibi elini sırtına doğru attı, zırhının içinden bir kılıcı çıkarırken yüzünde yine o kahır olmuşluğun gölgesi asılıydı.

Dimitar silahı açığa çıkardığında ortamdaki loş ışık ürkerek bir gölgenin içine saklanmıştı, sanki mat siyah gövdesi ile bu silah, her türlü ışıltının doğal düşmanı gibiydi.

Bu, bu olamaz!”

Jurij tüm sakinliğini kaybetmişti, hayatında sadece birkaç kez buna benzer bir şey görse de kime ait olabileceğini adı gibi biliyordu.

“Orospu Çocukları!”

Victor sadece şaşkın değil bir o kadar da öfkeliydi, Dimitar’ın elindeki silahı alırken neredeyse onun kolunu koparacaktı.

Bu hengâmede en sakin kişi şüphesiz rolünün hakkını sonuna kadar veren hain asker Dimitar’dı, tüm anlattıklarını onaylayacak son kozu bomba gibi düşmüştü ortama.

Dişi ork ‘Korkma, bu kılıcı gördüklerinde tamamen sana inanacaklar’ dediğinde içinde büyük şüphelerin oluşmasına engel olamamıştı fakat şimdi, daha önce önlerinde korkudan titrediği üç komutanın aptala dönüşünü keyifle izliyordu.

Tabii düşük rütbeli bir asker olan Dimitar, Kara Zambak Klanı’nın elitlerinin kullandığı silahları bilemezdi, özellikle bu Astute’nin Ölüm Gardiyanları adlı ikiz kılıçlarından biriyse, hiç şansı yoktu zavallının.

“Geçen seferki toplantıdan dolayı olmalı, bu kadar ileri gidebileceklerini nasıl tahmin edemedim!”

“Şerefsizler! Dimitar konuş, orklara ne oldu?”

Savaşçılık konusundaki hırsı ve öfkesi ile bilinen komutan, acısını hızla içine gömerek intikam ateşinin sıcaklığına bırakıyordu ruhunu, yeni besinini bulmuştu ve ona ulaşmak için Dimitar’ı sorgulamaktı amacı.

“Efendim, sis karakoldan çıktığı an orklar gözden kayboldu!”

Victor kafasını sinirle bir aşağı bir yukarı sallamaya başladı, sanki daha önceden tahmin ettiği bir konuda haklı çıktığını anlamış gibi bir hali vardı.

“Sakin ol Victor, tam emin olmadan bir hareket yapmamalıyız!”

Tilki Jurij bir yandan gözlem yaparken, diğer taraftan tüm olasılıkları titizlikle aklının süzgecinden geçiriyordu.

“Komutanım daha ne kadar kanıt gerekiyor, böyle bir sefilin eline o pisliklerin kullandığı ruh silahlarından birinin geçmesi mümkün mü?

Victor kardeşini öldürdüğü iddia edilen kılıcı şiddetle savurduktan sonra sorgular gözlerle üstüne çıkışmıştı, sesi artık itaatkâr bir serzenişten çok farklıydı, baskı kurma çabasında olduğunu belli etmekteydi.

“Yanıma yirmi bin askerimi alarak peşlerine düşeceğim, o köpekleri çok geç olmadan yakalamam lazım!”

“Victor!”

Karargâh komutanı bu çıkışa, şiddetle bir kükreme ile karşılık vermişti, ortalık karışmak üzereydi belli ki.

Komuta kademesinden tek sakin kalan kişi olan kır saçlı adam ise eli ile Dimitar’a çık işareti yaparken, hain komutanın başını eğerek koşar adım kendini kapının dışına atmasını izliyordu.

İlk sınavı geçmişti seyrek saçlı adam, kendini her zaman zeki ve entrikacı olarak görse de, bir orkun yaptığı planın böyle muhteşem olabileceğine inanmakta güçlük çekiyordu.

Aklına komutanını öldürüp teslim olduktan sonra baştan aşağı kan kokan dişi ork ile yaptıkları konuşma geldi, bu sahne ne zaman gözlerinin önüne gelse içi titremeden nefes alamıyordu.

Nafız ona ne biliyorsa anlatmasını emretmişti, bulunduğu güç ve kıtayı işgal eden diğer medeniyetlerde dâhil yakın zamandaki tüm haberleri almak istemişti.

Aslında uygulanacak plan bambaşkaydı fakat ne zaman ki Dimitar, kısa süre önce gerçekleştirilen olağan toplantıda on adım ileride ölü olarak yatan komutanın abisinin bir Kara Zambak kıdemlisini tokatladığını söyleyecekti, işte tüm olayın değişeceği an o andı.

Nafız her şeyi yırtıp atacaktı, eline geçen bu fırsatı sonuna kadar kullanmazsa çok yazık olacağını düşünerek, kısa sürede onları zafere ulaştıracak olayları kafasında yaşamaya başlamıştı.

En önemli konu Dimitar’ın anlatacağı hikâyeye komutanları inandıracak bir kanıt bulmaktı, öyle bir şey olmalıydı ki bu, ortaya çıktığı an tüm şüpheleri silmeli ve Kara Zambakları hedef tahtasına oturtmalıydı.

Düşüncelerin sert dalgaları içinde yüzerken seneler öncesinden bir anı Nafız’ a elini uzattı, etrafı taş basamaklarla çevrilmiş arenanın zemininde yatan ölü bir adamın yanındaki kılıçlar, biz buradayız der gibi parlıyorlardı.

Parthenia Şehri eski lordu Astute’nin kıymetli ikiz kılıcı Ölüm Gardiyanları, sahibini kaybettiği günden beri Nafız’ın alanlar arası halkasının içinde dinleniyordu.

Cehennem Diyarı kıtasının bir parçası olan Kara Zambaklar ruh temelli saldırılarını kullanabilmek için silahlardan yardım alıyordu, bunu bilen Victor ‘da gördüğü kılıç ile tamamen istenilen yola girmişti.

Kibirli karakteri nedeniyle, komşu iki medeniyetin düzenli olarak gerçekleştirdiği oturumda kendisi ile aynı özelliklere sahip bir kişi ile dalaşmış, bu da yetmezmiş gibi onu herkesin içinde tokatlamıştı.

Olay başta büyük yankı uyandırsa da, sağduyulu üstler sayesinde çok büyümeden sonlandırılmıştı. Üstünden altı ay geçtiğinden dolayı çoğu kişi yaşananları unutmuşken, şimdi bunun ona bir kardeşe mal olduğunu görüyordu Victor.

“Ucunda ölüm dahi olsa ben gidiyorum, eğer engellemek isteyen olursa bu andan itibaren düşmanımdır!”

Victor’ un gözünü kan bürümüştü; bir yandan kardeşinin acısı kalbinde kor gibi yanarken, ezilen gururu ve aile şerefi de adeta bu yangının üstüne benzin döküyordu.

Yanan yüreğinin tek ilacı vardı: İNTİKAM!

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kaybettiğimiz her saat, düşman için kazançtır.

Napoleon Bonaparte

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1008

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 932

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 769

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 736

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 542

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 532

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 462

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 429

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 230

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 161

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 111

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 95

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 67

Site İstatistikleri

  • 9301 Üye Sayısı
  • 247 Seri Sayısı
  • 14333 Bölüm Sayısı


creator
manga tr