Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 202-Savunma Planı


“Epey de kalabalık gelmişler, gerçekten canlarını sıkmaya başlamışız demek ki!”

Nafız surun üstüne tek hamlede tırmandığında yanındakiler henüz harekete bile geçmemişti, burada olmaması gerekenler ne yapacakları bilirken, Druid Kurtuluş Ordusu mensupları hızla yerlerine doğru ilerlediler.

Birkaç on nefes sonra herkes yerini almıştı, dişi ork yanında duran arkadaşı ve Conlaoch’un arasından çevrelerini sarmış orduyu izlerken nedendir bilinmez aniden bağırdı.

“Lan Puştlar!”

Küçük uç karakolu saran askerler hep beraber onun olduğu yere dönmüştü, bunun üzerine keyiflenen Nafız büyük bir kahkaha koparacaktı.

“Ne de çokmuşsunuz!”

Etrafındaki onca düşmana aldırmadan eğlenen orkun dudaklarından birkaç kelime dökülmüştü, duyanların yüzlerini ekşitmelerini sağlayan bu olaydan sonra düşman saflarından bir kişi kükredi.

“İki sefil ork ve bir avuç ezik sonunuz geldi, önce sizi daha sonra arkanızdaki şerefsizleri bitireceğiz!”

Kuşatma birliğinin komutanı olduğunu belli edercesine kasılan kişinin etrafı kalkanlı birliklerle çevriliydi, atarlı çıkışının aksine kaplumbağa gibi kabuğuna saklanmış bir görünümü vardı.

“Alyon’ un çocukları ve siz üç savaşçı, karakolun içine girmeyi başaranları indireceksiniz. Burada olduğunuzu düşmanın bilmesine izin veremeyiz!”

“Ben, Alyon ve Pehlivan surun dışında biraz takılacağız!”

Nafız bu savaşta druidlere güvenmiyordu, surların üstünde görünmeleri yetecekti. Saldırı başladığı zaman aşağı inerek bir savunma çemberi oluşturmalarını emretmişti onlara.

“Pehlivan kim?”

Ölümün Rüzgârı şaşkın bir ifade ile sordu, tüm druidler sur içinde kalacakken dışarı çıkabilecek yeterlilikteki bu kişi kim olabilirdi.

“Sizlerle tanıştırayım, güç hayvanım Pehlivan!”

Alyon kolundaki dövmenin üstüne elini koyduğu gibi yanında üç metrelik dev bir ayı belirdi, ortamdaki herkese tepeden bakan bu hayvanın alımından çalımında geçilmiyordu.

“Demek böyle!”

Alyon’ un kızı babasının güç hayvanını baştan aşağı süzerken, bir yandan da başka bir şeyler düşünüyor gibiydi.

“Bu şekilde bir duvar savunmasız kalıyor, ben de orayı savunabilecek birini tanıyorum!”

Konuşurken hınzırca gülüyordu orkların Başkomutanı, Pehlivan’ın üstüne doğru bir iki adım atmıştı ki onunda yanında dev bir karartı belirdi.

“Benimde size takdim edeceğim biri var, Yadigâr selamlayabilirsin arkadaşlarımızı!”

Dişi orkun eli ile gösterdiği yerde boyu Pehlivan kadar olan bir canlı vardı; normal bir insanın beli kalınlığındaki pazıları, geniş göğsü ve çenesinin dışına taşan iki koca dişiyle bir gorildi bu.

“Bam! Bam! Bam! Bam!”

Yadigâr yumruk yaptığı elleri ile göğsünü döverken, savaşma isteği ile dolu gözlerle ortamdaki diğer ruh hayvanı olan Pehlivan’ın yüzüne bakıyordu.

Dinledikleri hikâyelerde geçen ruh hayvanlarını birbiri ardına görmek druidler arasında da bir şaşkınlık dalgasına neden olmuştu, Nafız önceden onları bu ödül ile mükâfatlandıracağını söylese de, gözleri ile görmek bambaşka bir histi.

“Gayet makul, druidlerin bizim güç hayvanlarımıza benzer unutulmuş bir teknikleri olduğunu öğrendim, bu nedenle dostlarımızı özgürce kullanabiliriz bu savaşta.

Güç hayvanlarını kullanmak, Nafız’ın aklındaki planda yer almaktaydı. Düşmanlar, druidlerin kadim dostu olan orkların bu unutulmuş tekniği onlara geri kazandırdığını sanacaklardı.

“Güncel sıralamanızı bilmiyorum çocuklar ama siz de güç hayvanlarınızı savaştırabilirsiniz!”

Elit On’ un üç savaşçı da buradayken on bin düşman sözü bile edilecek bir rakam değildi fakat ortaya çıkmaları geleceğe yönelik yapılan planları etkileyebilirdi.

Alyon ve Nafız bilmese de gelenler, sekiz, dokuz ve on numaralardaki orklardı, artık yerlerini alabilecek kadar iyi biri olmadıkça sıralamalarını değiştirmeme kararı almıştı Elit On savaşçıları.

Uçan dev kuş hız konusunda uzman sekiz numaraya aitti, savunma amaçlı bir kalkana sahip olan dokuz numaranın ise kendine yakışır bir kaplumbağası vardı.

Genelde yılanı ile tahliye operasyonlarına katılan altı numaranın yerine ise bu sefer, ödül zindanından aldığı silahıyla on numara gelmişti Vahşi Bataklığa.

Onun güç hayvanı ise kendi boyu kadar olan bir kirpiydi, küçük suratı ve sırtındaki kıldan ince dikenleriyle görenin kalbine bir korku tohumu ekmeye yetiyordu bu yaratık.

“Çocuklar siz de mızraklarınızı elinize alın, olmaz ama bizden kaçan askerlere denk gelirseniz ne yapacağınızı biliyorsunuz!”

Ölümün Rüzgârı beraberlerinde gelen elli kadar druide dönerek bağırdığında, Alyon ve Nafız’ın hiç beklemediği bir şey olacaktı.

“Emredersiniz!”

Daha önce savaşmaktan kaçan bu insanlar şimdi büyük bir şevkle üstü olarak gördükleri birine cevap vermişlerdi, ellerine aldıkları mızrakları ile hazır beklerken, gözlerindeki kıvılcımlar aysız bir gecede parlayan yıldızlar gibiydi.

“Madem öyle, gazanız mübarek ola!”

Ellerinde beliren kömür karası hançerleri ile düşmanın arasına dalan Nafız’ın kafasının üstünden, ondan fazla ok geçerek önündeki askerlere saplanacaktı.

On numara boş durmuyordu belli ki, onun saldırırken görülme gibi bir korkusu yoktu. Devasa bir ok stoğunu içinde bulunduran sadağına elini her attığında, en az beş oku yayına takarak düşmanların üstüne ölümcül saldırılarını durmaksızın yolluyordu.

Paralı Askerlerin kuşatma birliği nispeten eğitimli askerlerden oluşuyordu zira surlardan atlayan dört kişiye fazla odaklanmadan doğruca karakolun içine yönelmişlerdi.

İki ork dışarı çıkmıştı ve diğer yönlerde de heybetli iki yaratık vardı; onlara göre asilerin ana savaş gücü surların önündeydi, gelen okları druidlerin yolladığını ve sayılarının ancak yüzü bulabileceğini tahmin ediyorlardı.

Normal şartlarda bu tahmin çok da yanlış olmazdı ama Ork Stepleri üzerinde yaşayan iki güçlü karakter ve üç dehşet verici figürün bugün burada olması tüm hesapları bozuyordu.

Kitapkurdu tek başına bir duvarın savunmasını üstlenmişti; uyanan soy gücünü nedeniyle kontrol edebildiği zehirli gazlarla beraber, bu iş onun için güneşli havada çıkılan sakin bir yürüyüş kadar kolaydı.

Duvardan içeri adımını atan askerlerin bedenleri o kadar hızlı erozyona uğruyordu ki, daha yere düşmeden sanki hiç var olmamışçasına siliniyorlardı dünyanın üzerinden.

Kimyasal kıyımın yaşandığı duvarın hemen karşısında, iri kıyım dişi ork kardeşinden aşağı kalmamak için çoktan tekniğinin inceliklerini sergilemeye başlamıştı.

Çok göze batacağı için kargılı mızrağını kullanamıyordu fakat boyut olarak onu aratmayacak bir silah ile de kuşatma askerlerinin canına okumak için fazlasıyla yeterliydi.

Ne olursa olsun Kitapkurdu kadar etkili bir temizlik yapamıyordu, surun iki ucu arasında mekik dokurken az da olsa elinden kaçan askerler olmuştu.

Bu kişilerin icabına bakmak, kısa bir Ork Stepleri yolculuğunun ardından vatanlarına geri dönen druidlerin vazifesiydi.

Duvar boyu yayılarak, beşer kişilik on grup oluşturmuşlardı. Can havli ile kendini aşağı atan düşmanlar, daha kendilerine bile gelemeden bu druid savaşçıları tarafından imha ediliyordu.

Çift boğazlı bir öğütücü gibi çalışıyorlardı, önlerindeki vahşi savaşçının ellerinden kaçan askerlerin canını alırken druid gibi değil de, sanki disiplin altında yetiştirilmiş bir grup orku anımsatmaktaydılar.

Kalan iki duvarı üç ork savaşçısı ve onların güç hayvanları savunacaktı, üstleri kadar dehşet verici olamasalar da onlarda üzerlerine düşen vazifeyi eksiksiz yerine getirmeyi başarıyorlardı.

Alyon’ un çocuklarının bulunduğu surların dışında, Yadigâr ve Pehlivan savaşıyordu. Elit On üyelerinin olduğu yerlerde ise Nafız ve kır saçlı arkadaşı ölüm saçmaktaydı.

İç dış dengesini sağladıkları bu mükemmel savunma düzeni nedeniyle, henüz farkında olmasalar da Paralı Askerlerin zafer için hiç şansı yoktu.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

En büyük ustalık zayıf ve beceriksiz gözükmektir.

Sun Tzu - Savaş Sanatı

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1077

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 976

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 819

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 771

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 641

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 582

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 570

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 515

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 484

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 276

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 199

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 107

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 79

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11656 Üye Sayısı
  • 325 Seri Sayısı
  • 16487 Bölüm Sayısı


creator
manga tr