"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 200-Birleşme Günü


Paralı Askerler’ in kontrolündeki bölgede Ork Stepleri ile Vahşi Bataklığın sınırına inşa edilmiş beş tane suç karakolu vardı, şu anda Nafız daha önce yaktıkları dört tanesi gibi bu sonuncuyu da ateşe vermek için ork savaşçılarının gelmesini bekliyordu.

Druid Kurtuluş Ordusu, kurulmasının üstünden bir aylık süre geçmiş olmasına rağmen doludizgin ilerliyordu, uç karakolları tek tek yıkarken saflarını güçlendirmeyi de başarmıştı.

Tabii ki esir düşmüş soydaşlarının çoğunun onlar yardım elini uzatmadan ölmesi ve sağ kalanların büyük kısmının da savaşmaya istekli olmaması, sayısal olarak istedikleri seviyeye çıkmalarını zorlaştırmıştı.

Tüm askerleri infaz edilmiş karakolun içinde yüksek bir yere çıkmış Conlaoch onu can kulağı ile dinlemek için düzgünce sıraya girmiş druid savaşçılarına sesleniyordu.

“Kahraman druid savaşçıları, bugün kadim dostumuz orkların toprakları ile aziz vatanımızın yeniden birleşmesinin önündeki son engeli yıkacağımız gündür!”

Üzerindeki deri zırhı ve elindeki demir sopası ile ordunun lideri konumundaki iri kıyım druid, bir aylık mücadele sonucunda bir hayli değişmişti. Irkına özgü sakinlik kokan aurası dağılmış, onun yerine yükseklerde uçarken avını kapmak için her an dalışa geçecekmiş gibi süzülen bir şahinin ürkütücü karizması gelmişti.

Bu durum Nafiz ve Alyon’un tam olarak istediği şeydi, insanlar dışarıdan gelecek yardımla güçlense de, bunu kendi içlerin çıkacak bir kahramana bağlanmanın vereceği azim ile kıyaslamak mümkün değildi.

“Kısa süre sonra elit ork savaşçılarının önderlik edeceği bir takım yaralı soydaşlarımızı almaya gelecek, bu sefer onları biz karşılayacağız. Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirip, onların tecrübe ve tekniklerinden öğrenebileceğimiz kadar çok şeyi öğrenmeliyiz!”

Druidler ile beraber ele geçirdikleri üç karakolda işleri bugün yaptıklarından biraz farklı yürütmüştü Nafız; yanlarında savaşmayı seçen druidleri aldıkları gibi orayı terk edip, kalan tüm işleri Ork Stepleri üzerinden gelecek ekibe bırakmışlardı.

Aslında yine aynı yöntemi kullanmak istiyordu orklar fakat bu sefer beklemelerini sağlayacak bir haber almışlardı, mesajda önemli bir kişinin gelen ekibe eşlik edeceği yazılıydı.

Bu gelişme druidlerin aşırı heyecanlanmasına neden olmuştu, orkların elit savaşçılarının, sıkça adını duydukları Büyük Savaş da bulunduklarını biliyorlardı. Amaçladıkları hedefe uzanan zorlu yolu yürümüş savaşçıların tecrübelerini duyacak olmaktan daha kıymetli bir şey yoktu gözlerinde şu anda.

Bekleyişleri çok sürmeyecekti, yarım günlük bir süre sonra dev bir kuşun üstündeki beş kişilik grup görüş alanlarına girmişti.

Seksen kişilik druid ordusundaki herkesin kalbi deli gibi atıyor, kanlarının damarlarına yaptığı basınçtan ötürü kulakları çınlıyordu.

Derken havada üç kişi belirdi, üstlerinde daire çizen kuştan atlayan bu savaşçılar yere indiklerinde yer hafifçe sallanacaktı.

Gelenler Elit On’ un üç üyesiydi, güç hayvanları nedeniyle yıkım ve tahliye görevini üstlenmişlerdi. Kendilerini izleyen druidlerin meraklı bakışlarında daha doğrulmaya çalışıyormuş gibi görünseler de, bir an sonra Nafız’ın önünde bir dizleri yerde, yumruk yapılmış elleri kalplerinin üzerinde durmuşlardı.

“Kan Tanrısı Nafız!”

Sesleri gür ve içinde bolca saygı sosuna bulanmış dehşet melodileri vardı, henüz birkaç on gündür savaşın acımasız yüzünü gören druidlerin başlarının dönmesine yetmişti bu bağırışları.

Zavallıların çilesi burada bitecek gibi de değildi, bir gölge daha yeryüzüne yaklaşırken inişi öncekiler kadar sessiz olmayacaktı. Üzerinde güneş ışıklarını delicesine yansıtan ağır metal zırhı ile beraber yere inen dişi orkun yarattığı şok dalgası, etrafta bulunan binaların hep beraber çökmelerini sağlamıştı.

Neyse ki bu orkun iniş için seçtiği yer daha önceden boşaltılmış bir alandı, can kaybı yaşanmasa da yarattığı etki birkaç druidin bayılmasına yetmişti.

“Ölümün Rüzgârı, gelecek kişinin sen olacağını tahmin dahi edemezdim!”

Ork Kabilesi’nin en yüksek rütbedeki komutanının adını hemen hemen tüm druidler biliyordu, canlı kanlı şekilde karşılarında yürüyen kişinin o olduğuna inanamasalar da, heybeti ve yanında taşıdığı dev kargılı mızrak şüpheye mahal vermiyordu.

“Baba seni çok iyi gördüm, Vahşi Bataklık yaramış sana!”

Görkemli zırhı ile ağır adımlarla yürüyen orkun tam karşısından kır saçlı bir orkta ona doğru yönelirken istemsizce sırıtıyordu.

Bu ikisinin birbirini tanıdığı çok belliydi, aralarındaki atışmadan sonra herkes sıcak bir kavuşma sahnesi beklemeye başladı.

“Bammm!”

İki yumruğun birbirine vurması ile beraber az önce neşeli bir kucaklaşma bekleyen druidler aptala dönecekti, biri erkek diğeri kadın iki devasa ork delicesine yumruklaşıyorlardı.

Darbelerin gücü ve hızı yavaşça artarken neredeyse yirmi nefeslik süre geçmişti, ikilinin durmak gibi bir niyetinin olmadığı memnuniyetle kutsanmış surat ifadelerinden belli oluyordu.

“Ayı yavrusunu severken öldürürmüş diyeceğim ama yavruda taşı sıksa suyunu çıkaracak vallahi!”

Nafız, baba kızın ork stili hasret gidermesini izlerken belki de ortamdaki en sakin kişiydi, Alyon eski günlerine dönmeye çalıştığını göstermeye çalışırken, bu durumdan dolayı sevince boğulmuş kızı onu limitlerine kadar zorlamak istiyordu.

İki yüz nefes geçmesine rağmen boğuşmaları bitmiyordu iki orkun, Nafız artık yavaştan araya girmesi gerektiğini düşünmeye başlamıştı. Başını ben sizinle ne yapacağım dermişçesine iki yana sallayarak adımını atmıştı ki, gözleri kuşun üstünde duran son kişinin havadaki siluetine takıldı.

Mor bir bulut yavaşça gökyüzünden aşağıya doğru süzülüyordu, ne hızlı ne de yavaştı, kendisini rüzgârın akışına bırakmış telaşsızca dans ediyordu.

Yere inişi çok sade oldu mor bulutun içindeki kişinin, simsiyah cüppesinin içinde zar zor seçilirken, küçük adımlar ile hala kavga eden ikiliye doğru yürüyordu.

Conlaoch konuştuğu zaman emri altına giren seksen druid bugünün çok özel olduğunu anlamışlardı fakat hiçbiri tecrübe edecekleri duyguların bu kadar yoğun olabileceğini hayal dahi edemezdi.

Baştan aşağı deri zırh ile kuşanmış üç savaşçı yüreklerini hoplatmıştı, hareketlerini görememelerinin yanı sıra, serbest bıraktıkları savaş auraları daha önce görmedikleri bir şeydi.

Bu kişilerin ardından gelen dişi ork sanki vahşetin vücut bulmuş hali gibiydi, kaçamak bakışlar dışında gözlerini onun üstüne çevirmeye bile korkmuştu druidler.

Belki bunun aynı gün içinde yaşayacakları son travma olacağını sanıyordu zavallı insanlar fakat büyük sürpriz sona saklanırdı her zaman.

Bu sefer bedenlerinin verdiği aşırı reaksiyonlar buhar olup uçmuştu, yaşadıklarını belli eden tüm duygular, aciz kalmış ruhlarının içinde saklanacak bir delik arıyordu.

Nefes alıp verebildiklerinin dahi farkında değillerdi, diri diri gömüldükleri toprağın altında son anlarını yaşıyor gibiydiler.

Onlar için günler belki aylar süren bu durum, gerçek hayatta sadece iki nefeslik bir süre boyunca yaşanmıştı, mor dumanlar içinde yürüyen kişi kısa bir an boyunca kontrolsüz olarak yaydığı enerjisini geri çekmişti.

Telef olmuş druidler kadar etkilenmiş olmasalar da, çılgınca dövüşen iki orkun mücadelesi de yaşanan durumdan ötürü durmak zorunda kalacaktı.

“Baba!”

Ölümün Rüzgârı kendilerine doğru yürüyen kişi ile Alyon’un arasından çekildiğinde, mor sislerin arasından sadece tek bir kelime duyuldu.

Konuşan kişinin sesi yüksek değildi; doğrusunu söylemek gerekirse ork standartlarına göre epey cılızdı lakin bu nedenle sahibini küçümseyebilecek birini değil zapt edilmiş bu uç karakolda, tüm Vahşi Bataklık kıtasında dahi bulmanız mümkün değildi

Şüphesiz herkes hitap edilen kişinin kır saçlı ork olduğunu anlamıştı, o da bu çıkarımı doğrular şekilde mor sisin içine doğru yürümeye başlayacaktı.

Alyon’un bu hareketi üstüne siyah cüppeli kişiyi saran mor örtü bir misli daha genişledi, bununla kalmayıp sisin yoğunluğu da artarken az önce görünen silueti seçmek imkânsız hale gelmişti.

Bugün druidler kadar bazı orklar içinde bir ilk olacaktı, kimse göremese de onca sene sonra ilk defa baba oğul birbirlerini sevgi ile kucaklıyordu.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yorgunum, hiçbir şey bilmiyorum; tek istediğim, yüzümü kucağına koymak, başımın üzerinde dolaşan elini hissetmek ve sonsuza dek öyle kalmak.

Franz Kafka

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 665

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15640 Üye Sayısı
  • 514 Seri Sayısı
  • 21137 Bölüm Sayısı


creator
manga tr