"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 199-Druid Kurtuluş Ordusu


Düşmanla temaslarının üstünden iki gün geçmesine rağmen henüz başka bir çatışma yaşanmamıştı, uzaktan bir uç karakol gözüktüğünde, bunun verdiği heyecanla Alyon neşe içinde konuşmaya başlamıştı.

“Geçen seferki yöntemden devam mı Nafız!”

Arkadaşını dinleyen dişi ork bir süre sessiz kaldı, önlerinde yavaşça daha da çok beliren düşman karargâhına bakarak düşünüyordu.

“İşleyen taktiği değiştirmeye gerek yok, sadece önce şu iki gereksize biraz iş düşüyor!”

Ağaçların arasından çıkmalarına yakın, çevre güvenliği için etrafı tüm yeşillikten arındırılmış karakolun surlarındaki muhafızları ve kulelerdeki askerleri net bir şekilde görebiliyorlardı.

“Hadi bakalım druidçikler, çıkın posta koyun surdakilere!”

Nafız eski dünyasından bildiği çok köklü bir taktiği kullanacaktı, birini dövmek için önden küçük çocukları yollamak ne kadar da eski bir numaraydı.

“Zalim insanlar!”

“Vicdansızlar!”

İki druid grubun birkaç adım önüne çıkıp bağırdıklarında sesleri esen rüzgârla beraber havaya karışmıştı, arkasındaki arkadaşları onları zar zor duymuşken uzaktaki düşmanlar varlıklarının farkında bile değildi.

“Bağırın ulan!”

Neyse ki son yenilgisinden beri hırsla dolan Alyon vardı, insanın arkasında duran dostu önündeki düşmanından daha korkutucu ise onu dinlemekten başka bir şansı yoktu.

“Bugün, yaptıklarınızın bedeli ödeyeceksiniz!”

“Druid savaşçıları sizi cezalandırmaya geldi!”

Power Rangers replikleri ile bağıran druidlerin yarattığı görüntü sadece tek kelime ile betimlenebilirdi: ‘Komik’.

Surlarda nöbet tutan muhafızlarda doğal olarak gülmeye başlamışlardı, belki sıkıcı geçen günler belki de uzun süredir bu kıtada bulunmaları nedeniyle, druidlerin sözleri onları dehşet neşelendirmişti.

“Çıkın şunları yakalayın, birkaç gün bizi eğlendirseler yeter!”

Askerlerin içinden bir kişi yüzündeki tebessümle beraber emrini verdi, kıyafetindeki birkaç farklı detaya bakılırsa düşük seviye bir komuta görevlisiydi.

Çağrısını beş kişilik bir ekip yanıtlıyordu, katledilen ormanın ağaçlarından yapılan karakolun kapısı açıldığında koşar adım dışarı fırlamışlardı.

Ork Stepleri Siyahayı’nın yönetiminde iken sınır karakolları epey hareketliydi, birçok ork köle gelip geçiyor, bu noktalardaki askerlere epey eğlence çıkıyordu.

Değişen koşullardan dolayı sakin geçen günlerde bu iki druid ilaç gibi gelecekti onlara, hemen yakalayıp kolunu bacağını kırmak için can atıyorlardı.

Çok hevesliydiler fakat evdeki hesap her zaman çarşıya uyacak diye bir kural yoktu, kafalarına saplanan okları göremeyecek kadar zayıf oldukları için sadece kendilerini suçlayabilirlerdi.

“Devam edin, biraz daha posta koyun!”

“Hepiniz acı çekeceksiniz!”

“Sizi bu topraklardan atacağız!”

Alyon gördükleri karşısında iyice tedirginleşen druidleri zorlarken, ağızlarından çıkan sözler sonucu yüzünü ekşitmişti.

Kırılacak kadar kibarlığa bulanmış kelimeler, naifliğin doruğundaki tehditler sonucunda iri yarı ork dolup taşmıştı.

“Çekilin bakayım siz kenara, izleyin de öğrenin!”

Bu sırada ölen arkadaşlarını gören muhafızlar alarm durumuna geçmişti, önceden iki druidi pek önemsemeyen kuledeki askerler de tüm dikkatlerini onların üstüne odaklayacaktı.

Alyon herkesin önüne doğru yürüdüğü sırada, iki gün önce yenildiği güç hayvanı Pehlivan’da yanındaki yerini almıştı.

“Çıkın ulan dışarı avradını s…tiklerim! Babanız Alyon geldi!”

Bu naraya kan dondurucu bir kükreme eşlik etti, Alyon ve ruh hayvanının sesi öncekilerin aksine şimdi tüm karakolun içinde çınlıyordu.

“Gel bakalım druidlerin en yakışıklısı, biraz gezintiye çıkacağız!”

Kır saçlı ork Pehlivan’ın sırtına çıktığında, bir eli de yanında sürüklediği Conlaoch’ un yakasındaydı, onu da peşinden sürüklerken druidin suratında şapşal bir ifade vardı.

Bundan sonra her şey neredeyse ilk uç karakolun ele geçirilmesinin bir kopyası şeklinde gerçekleşecekti, bu benzerlik karakolun içindeki penceresiz kulübe için de geçerliydi.

Sağ kalan askerler dizlerinin üstüne çökmüş ters kelepçeli vaziyette beklerken, Nafız hareket edebilecek kadar kendinde olan esir druidlerin önünde bir ileri bir geri yürüyordu.

“Evet, baylar ve bayanlar, bugün bir seçim yapacaksınız!”

“Ya kıtanızı istila eden askerlerden birini öldürüp bizimle beraber savaşmaya yemin edeceksiniz, ya da yaralıları almaya gelen savaşçılarla beraber Ork Stepleri’ ne gideceksiniz!”

Nafız konuşmasına es verdiğinde cehennemden yeni kurtulmuş druidler şaşkınlık içinde birbirlerine bakıyorlardı, kafalarının karışıklığı yüzlerine vuran bu insanların ilacı dişi yine orktaydı.

“Biliyorum, ikinci seçenek sizin tabiatınızdaki insanlar için çok cazip fakat bizimle olan herkes büyük bir lütufla mükâfatlandırılacaktır.

Üst üste gelen olaylar silsilesinin son halkası, Nafız’ın kolundaki dövmeden fırlayan Alis ile son bulacaktı.

“İki dakika adam olun, size denileni yapın!”

Minik beyaz tavşan tek kaşı yukarıda homurdandıktan sonra bir kenara toplanmış cesetlere doğru yıldırım hızıyla harekete geçti, her ne kadar bu insanları iyice bir azarlamak istese de doyuramadığı açlığının sözünü dinleyecekti Alis.

“İşte mazlum druidler, ırkınızın masallarında geçen ruh hayvanları şu an gözlerinizin önünde duruyor!”

Bir eliyle Alyon’un yanında tüm heybeti ile gövde gösterisi yapan Pehlivan’ı gösteren Nafız, diğer elinin işaret parmağı ile de öldürmeleri gereken askerleri işaret etmekteydi.

Oluşan sessizlik ve eylemsizlik çok normaldi fakat bu işlerden iyice sıkılan Alyon bir adım ileri atmak üzere harekete geçmeye karar verdi. Neyse ki omuzuna dokunan bir el onu durdurmuştu, bir ucu yerde sürüklenen demir sopası ile beraber esir askerlere doğru yürüyen Conlaoch idi bu.

“Bam!”

Tek vuruş tek kelle

“Bam!”

Bir vuruş ve uçan bir kelle daha

Teslim olmuş elliye yakın askerin iki tanesi artık ölüydü, savaşçı druid sopasının ağırlığına alışmış olsa gerek ki, artık düşmanın sadece boynunu kırmakla kalmıyor kafalarını yerinden söküp atıyordu.

“Beni dinleyin!”

Bir Alyon olmasa da, iri kıyım druidden de fena ses çıkmıyordu

“Kimse sizi kurtarmaya gelmeyecek, ne İlahi Kalkanın içindekiler ne de kıtanın dışından yardıma gelecek kimse yok!”

“Vatanlarından sürülmüş iki ork savaşçısı ve kendimizden başka tutunabileceğimiz bir dalımız yok!”

“Şimdi silkinin ve kendinize gelin, Druid Kurtuluş Ordusu ile beraber bu cennet vatanı yeniden sevgi dolu insanların yaşayabileceği bir yer haline çevirelim!”

“Bunun için belki hayatımız boyunca bizi öğretilenleri terk edeceğiz, özümüze ters gelecek işler yapmak zorunda kalacağız ama Vahşi Bataklık üzerinde hür ve sevgi içinde yaşayacak bir druid toplumu için, ben bu bedeli ödemeye hazırım!”

Beklenmedik bir biçimde savaşçı druidin ağzı da epey iyi laf yapıyordu, esaretten kurtulmuş druidler önlerine atılmış kısa kılıçlara biraz daha hevesli bakmaya başlamışlardı bile.

“Ahhhh!”

Nihayet orkların beklediği oldu, bir druid koşarak geldi ve yerdeki kılıcı kapıp hızla bir askerin zırhsız çıplak göğsüne sapladı.

Olay bekleniyordu lakin gerçekleştiren kişiyi görmek, bir süredir beraber yolculuk eden gruptakileri hayrete düşürmüştü.

Nafız’ın, herhangi bir şekilde seslenmek için bile lakap takmadığı zayıf ve titrek druidi, elindeki kısa kılıçla onlara bakarken buldular; aslında diğerleri kadar kendi de ne yaptığının bilincinde değildi, Conlaoch bu hareketi sonrası onu sıkıca kucakladığında dahi bedenindeki sarsıntı gözle görülebiliyordu.

“Artık sana rahatça kardeşim diyebilirim Ler, kutsal ordumuzun saflarına hoş geldin!”

Yaşanan hadiseler aklı karışmış esir druidlerin netleşmesini sağlayacaktı, bir iki derken ölümlerini bekleyen askerlerin yarısı çoktan hayatlarının sonuna gelmişlerdi.

“Kel ile beraber yirmi druid savaşçısı, hiç fena değil!”

Alyon, kendileri ile beraber savaşmaya karar vermiş druidleri tek tek parmakları ile saydıktan sonra epey keyiflenmişti.

“Size sözümdür, yurdunuz özgürleştiği zaman atalarınızın sahip olduğu efsanevi ruh hayvanlarına kavuşacaksınız!”

Nafız son sözünü söylemişti, ikinci şıkkı seçen druidlerin yüzlerine bile bakmadan dinleneceği yere doğru yürüyordu.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Nankör insan, her şeyin fiyatını bilen fakat hiçbir şeyin değerini bilmeyen insandır.

Oscar Wilde

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1150

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1028

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 842

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 792

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 313

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 88

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13331 Üye Sayısı
  • 399 Seri Sayısı
  • 18154 Bölüm Sayısı


creator
manga tr