Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 196-Sıra Sizde


Ekibini kurduktan  sonra Nafız, Konsey’den yer yöne açılan on iki tünel oluşturmalarını istedi; kalkanın içinden sadece kendileri çıkacaktı fakat bunu düşmanın bilmesine de gerek yoktu.

Sanki dört bir yana dağılıyorlarmış gibi takım halinde druidler ilerlemeye başladığı an, kuşatma ordularında da bir panik havası esmeye başladı. Böyle bir olay daha önce görülmemişti, Paralı Askerler’ in bulunduğu bölümde ilerleyen Nafız ve ekibi de bu durumu rahatça gözlemleyebiliyorlardı.

“Ben sizi daha çok şaşırtacağım, bulmuşsunuz garipleri oynuyorsunuz ama o günler geride kaldı!”

Dişi ork üstüne giydiği cübbenin kapüşonunu tamamen kapattığında yüzü görünmüyordu, mırıldandıklarını kuşatma askerleri işitemese de arkasından ilerleyen druidler net bir şekilde duymuştu her şeyi.

Yüreklerindeki korku ile ruhlarını saran heyecanın çılgınca mücadele verdiği şu anlarda, bu sözleri duymak kendilerini iyi hissetmelerini sağlayacaktı.

“Yapma Nafız, veletler gaza geliyor! İlk çarpışmada öldürtecekler kendilerini!”

İki ork druidleri aralarına alıp yürüyordu, arkadaşının söylenmeleri ile cesaretlenen çocukları gören Alyon şakayla karışık konuşurken eliyle de önündeki adamın sırtına hafifçe vurdu.

Ne yazık ki elinin ayarı yoktu koca orkun, darbeyi aldıkları gibi birbirlerine çarpıp yere yığıldı genç druidler.

“Konuşana bak, sen önce şunlara el şakası yapmamayı öğren, yoksa düşmana gerek kalmadan ölüverecekler!”

Kahkahalar içinde süren sohbet ile beraber hızlarını iyice arttırmaya başlamıştı Nafız ve ekibi, an itibari ile korumalı bir yoldan ilerleseler de bu durum sonsuza kadar süremezdi.

“Arkamızda kaç kişi var?”

Druidlerin yetişebileceği bir hızda ilerleyen dişi ork, grubun arkasından onları takip eden arkadaşına sakince sormuştu.

“On kişilik bir takım bizi takip ediyor!”

“Güzel, çok güzel!”

Nafız haberi aldığı zaman gözleri parlamıştı, hızını bir kademe daha arttırırken sabırsızlığı her halinden belli oluyordu.

İçinde oldukları tüneli hususi olarak diğerlerinden daha uzağa ve ıssız bir yere kadar uzatmalarını istemişti Konsey’den, uç karakoldan edindiği bilgiye dayanarak çıktıkları alanda sadece onlar ve peşlerindeki on kişi olacaktı.

“Nasılda kaçıyorlar baksana!”

“Korkak druidler ancak kaçmayı ve yalvarmayı bilirler!”

Elleri kolları bağlı sadece takip pozisyonunda kalan takımın yapacağı tek şey sözle tacizde bulunmaktı, bu eski alışkanlıklarına yol boyu devam ederken, gözleri onları avlarından ayıran tünelin çıkışını arıyordu.

Ava giden avlanır sözünü bilemeyecekleri gibi, korunaklı yoldan ilerleyen ekibin içinde onlarla aynı düşünceler içinde olan iki kişinin bulunduğunu da bilmiyorlardı.

Amansız takip yarım gün sürdü, sık ağaçların arasında kalan küçük bir açıklıkta son bulan yolculuktan sonra iki taraf karşı karşıya gelmişti.

Sayı avantajını elinde bulunduran askerler beş kişilik grubun etrafını sardıklarında, yapacakları katliamın tatlı hayali gözlerinin önüne yerleşmişti bile.

“Alyon, yardıma ihtiyacın olur mu?”

Onların aksine iki orkun ruh hali hiç değişmemişti, iri yarı ork hayır anlamında kafasını sallarken taşıma halkasından büyük savaş baltasını çıkarıyordu.

“Tek tek uğraşamam sizinle, hepiniz beraber gelin!”

Omuzunun üstüne attığı silahını iki kolunun arasına atan kır saçlı savaşçı, sanki uykudan yeni uyanmışçasına gerinirken bıkkın bir ses tonuyla kelimeleri ağzında geveledi.

Kan dökme amacıyla bilenmiş askerler duyduklarından sonra iyice delileneceklerdi, hep bir ağızdan küfürler eşliğinde saldırmaya başladıklarında hırstan birbirlerini ezercesine Alyon’un üstüne koşuyorlardı.

“Savaşçının Hiddeti!”

Miras soy gücünü kullanan Alyon, tüm askerler etki alanına girinceye kadar beklemişti, bezgin duruşu ve aşağılayıcı sözlerinin tek nedeni onları bir seferde bu yere çekmekti.

“Vay vay vay, sen böyle çakallıklar yapar mıydın?”

İri yarı orkun üç adım uzağında ki taştan heykellere dönmüş askerlere bakan Nafız, biraz şaşırmış ama bolca takdir eder tonda ağzını yayarak konuştu.

“Böyle tiplerle savaşmak için çok yaşlıyım, düşündüm ki benim yerine işlerini druid dostlarımız görebilir!”

Temiz hava, yeşillikler içinde bol oksijen teneffüs etmek Alyon’un zihnini açmıştı, konuşmaları ve öne sürdüğü görüşler eskisine nazaran çok daha olgundu.

“Sen istersin de olmaz mı hiç Orkların Yüce Savaşçısı!”

Sözlerinin bitimi ile cüppesini yırtarcasına çıkarıp bir köşeye atan dişi orkun kimliği, taş kesilmiş askerlerin gözlerinin akının görünmesini sağlayacaktı, onca seçeneğin arasından piyangonun onlara çıktığını anladıklarında içlerindeki son kurtuluş umudu da kuş olup uçmuştu.

“Evet, druid ırkının en yakışıklı erkekleri iş başına!”

Üzerlerine yıkılan görevi hazmetmeye çalışan üç genç, şimdi de havadaki silahların önlerine düşmesini seyrettiler. Nafız, savaşırken kullanmaları için druidlerin yapılarına ve karakterlerine uygun ekipmanı seçmişti, tek yapmaları gereken alıp kullanmak olacaktı.

“Efendim bunlar nedir?”

Bir numara hayretler içinde bakakalmıştı, kelimeler ağzından istem dışı çıkarken gözleri hala önünde duran iki hançerdeydi.

“Onu da mı ben söyleyeceğim?”

Sorusuna soru ile cevap alan cılız sesli druid bir kere daha ağzını açma cesaretini kendinde bulamıyordu, zorlukla eğilip soğuk metalleri tuttuğunda çoktan içinde baş gösteren korkunun esiri olmuştu.

“Bırakın titremeyi, hemen silahlarınız alarak şu pislikleri öldürmeye başlayın!”

Kükremişti kır saçlarının yüzüne ayrı bir olgunluk kattığı iri yarı ork, bunu bir nedeni druidlerin tedirginlikleri ise diğeri de Savaşçının Hiddeti için her an tükettiği enerjiydi.

“Tamam, Alyon bana bir yüz nefes süre tanı olur mu?”

Nafız işlerin gittiği yönü görünce duruma el koyması gerektiği anladı, korku içinde silahlarını almış druidlerin yanına giderek onları Paralı Askerler üyesi insanların yanına getirdi.

“Size küçük bir olayı anlatacağım, çok değil birkaç gün önce gördüklerimi paylaşmak istiyorum!”

“Vahşi Bataklık kıtasına girdikten sonra bir uç karakola düştü yolumuz, Alyon askerleri oyalarken ben gizlice içeri sızdım. Kestiğim biçtiğim benim olsun, gözüme dört duvar penceresiz bir büyük kulübe ilişti; başında ne nöbetçi vardı ne de içeride önemli bir şeylerin olduğunu belli eden bir emare!”

Nafız konuşmaya başlayınca druidler can kulağıyla onu dinlemeye koyuldular, yıllarca dünyayı sadece hikâyeler aracılığı ile tanımak zorunda kalmış bu gençler için güvenli bir alandı sanki anlatılanlar.

“Merakıma yenik düşüp içeri girdiğimde, bunca yıllık ork hayatımda görmediğim tarzda bir vahşete tanık olmak zorunda kalacaktım; karakolun askerleri ele geçirdikleri druidlere tecavüz ediyor, akla hayale gelmeyecek işkence yöntemleri deniyorlardı!”

“Yok öyle kaldırın kafanızı, size gördüklerimi tüm detayları ile anlatacağım; ölmüş bir kadının üstüne yatırılmış erkeğin ırzına geçen askerleri, duvara zincirlenmiş zavallı adamın kızım kızım diye bağırmasını, kendi pisliğini yemek zorunda bırakılan druidleri anlatacağım!”

Lafını sakınmıyordu Nafız, kalkanın içinde rahat bir hayat sürdürmüş olan genç çocukların gözlerinin içine baka baka anlatıyordu tüm olan biteni

“Daha durun bunlar hiçbir şey değil, asıl vahşet nefes alabilenleri kulübenin dışına çıkarınca ortaya çıktı. Ben orkum, bu gördüğünüz ellerimle öldürdüğüm kişi sayısı yüzbinleri geçti fakat benim bile kanı donduracak bir şeyi görecektim orada!”

“Çocuk, kendini savunmaktan aciz ufacık bir çocuğun dört uzvu da kesilmiş, hemen ölmesin, bu acı ile yaşasın diye yaraları dağlanmıştı. Söyleyin şimdi bana, ırkınıza böyle eziyetler yapılıp bunca çile reva olarak görülürken nedir sizin bu haliniz!”

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Hiçbir zaman başınızı eğmeyin. Her zaman dik tutun. Hayatı karşınıza alın ve tam gözünün ortasına bakın.

Helen Keller

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 918

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 865

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 715

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 680

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 561

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 500

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 468

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 467

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 412

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 410

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 174

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 136

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 135

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 133

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 118

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 114

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 48

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 45

Angoria
Angoria
Beğeni Sayısı: 42

Site İstatistikleri

  • 7768 Üye Sayısı
  • 162 Seri Sayısı
  • 11990 Bölüm Sayısı


creator
manga tr