Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 192-O Gece


Heyecan hat safhaya varmıştı, iki ork nefeslerini tutmuş konuşmasına es vermiş kişiye bakıyordu.

“Kutsal Ağacın Özü bizim koruyucumuz, binlerce druidin yaşamını sağlayan tek umudumuz; onu kolayca bir yabancının ellerine veremeyiz!”

Buraya gelmeden önce tüm ihtimalleri düşünmüştü Nafız, içlerinden en büyük olasılığı az önce duyduklarına ayıracaktı. Derin bir nefes çekti ciğerlerine, göz ucuyla Alyon’a bakarken lafa girecekti ki, druid tekrardan konuşmaya başladı

“Ancak, yaptığınız teklif ve kutsalımızı istemekteki ulvi amacınız nedeniyle, şartlar sağlandığı zaman Kutsal Ağacın Özü’ nü size teslim etmeye karar verdik!”

Duydukları sözler iki orku da rahatlatmaya yetmişti, Nafız sakince iç çekerken arkadaşı Alyon adeta bir at gibi kişneyerek gülüyordu.

İstedikleri sözü aldıkları anlarda Nafız elini sallayarak konsey üyelerinin önünde onlarca çuval görünmesini sağladı, şaşkın hallerine bakılırsa beş ihtiyar bir açıklama bekler gibiydi.

“Bunların içinde ork Lordu Han’ın kanı kullanarak hazırlanmış iksirler var, kalkanın sınırlarına dökerseniz artık Kutsal Ağacın Özünü kullanmanıza gerek kalmayacak!”

Dişi ork konuşurken kendinden çok emindi, inanmazlık dolu bakışları umursamadan arkasını dönerek büyük ağacın içini terk etmek için yürümeye başladı.

Yanına gelmiş arkadaşıyla beraber yarıktan dışarı çıkmak üzereyken durduğunda Beş Kök hala onu izliyordu, Nafız’ın bir anda dönmesi sonucu kalplerine nedensiz bir ağırlık çökecekti.

“Son olarak, beni kalkanın içindeki tüm druidleri öldürme zahmetinden kurtardığınız için teşekkür ederim!”

Kısacık kesilmiş saçları ile onlara bakan zayıf orkun bileklerinden uzunluğu neredeyse beş karış olan iki kan rengi hançer fırlamıştı, hafif kambur sırtının üstünde kalan başını yana yatırmış onlara bakan bu kişi, ölümün vücut bulmuş hali gibi görünüyordu.

Kendini tutmamıştı Nafız, onca katliamdan sonra geliştirdiği ölümcül aurasını umursamazca serbest bırakmıştı; bu hafife alınacak bir durum değildi, etkileri sadece Beş Kök’ün kanlarının donması ile sınırlı kalmayacaktı.

Kutsal Ağacın gün ışıkları ile banyo yapan içi ansızın çöken karanlığın pençelerine yenik düştü, kalkanın içindeki druidler meditasyonlarından korku içinde uyanmış, neredeyse hepsi nefeslerini kontrol edemeyerek yere yığılmıştı.

Druid Yerleşkesi kargaşa içindeyken kalkanın dışında da durum pek farklı değildi, zihinsel gücü düşük olan askerler bilinçlerini kaybetmişti, gelişimi olağandışı birkaç kişi haricindekiler istem dışı bir titremenin bedenlerini esir almasına engel olamıyordu.

“Bu da nedir?”

“O kahrolası kalkanın içinde neler oluyor?”

Dört bir yandan kuşatma gerçekleştiren istilacılar gelişen olay karşısında tedirgin olmuştu, bunca zamandır pasif olan druidler en sonunda karşı saldırıya mı başlıyordu?

“Hazırlıklarımızı tamamlayınca ayrılacağız!”

Silahlarını geri çeken Nafız soğuk bir tonda konuştuktan sonra adımını ağacın dışına atacaktı, yaşattığı anlık gerilim hiç umurumda değil gibiydi!

“Ya Nafız bana haber ver bari aklımı aldın ayaküstü!”

Belli etmese de Alyon’da aniden gelen katliam kokulu auranın etkisine kapılmıştı, diğerlerinin aksine ret cevabı alırlarsa olacakları bildiğinden nispeten daha az etkilenmişti.

“İnsanlar bu yolda ya benimle olacak ya da karşımda!”

Konsey’in kararını beklerken renk vermese de içten içe kafasında kurmaya başlamıştı Nafız, az önceki hareketleri bir tehdit değildi; aksi yöndeki bir kararda tüm druid ırkını gözünü kırpmadan öldürebilirdi.

“Tamam, istediğimiz oldu sakinleş artık biraz, benimde aklımda bir soru var!”

Alyon kendisine ‘bu ne şimdi’ der gibi bakan Nafız’a aldırmadan devam etti,

“Kutsal Ağacın Özü Sangre’yi hayata döndürmek için gerekli fakat sen bunu nereden öğrendin?”

İki ork, druidler iksiri kullanmayı bitirene kadar burada kalacaktı, daha önce ketum takılan Nafız’da belki bu yüzden konuşmaya vakit ayırmaya karar veriyordu.

“Sana daha önce iki ziyaretçimiz olduğunu söylemiştim, bunlardan birini çok iyi tanıyorsun!”

Daha ilk cümlede Alyon’un gözleri hayretle açıldı, arkadaşının yine lafı dolandırmasını beklerken cevap tokat gibi gelmişti.

“Mora henüz beni terk etmeden önce Miloş kapımıza dayandı, onunla iletişim kurmayacağımı bilmesine rağmen ölümün eşiğine gelene kadar aynı noktada beklemeyi sürdürdü!”

Nafız eski bir hatırayı düşünürcesine kafasını göğe doğru kaldırıp bulutları seyre durdu, tam bu sırada kulağının dibinde bir ünleme çınlayacaktı.

“Eeeee!”

Hikâyenin yarıda kalması sonucu Alyon beklenti içinde çemkirmişti

“Eee si, Mora ona bir fırsat vermemizi teklif etti ama benim kimseyi görecek yüzüm yoktu; bu nedenle geçici olarak uyku durumuna geçerek bedenimin tüm kontrolünü ona bıraktım!”

“Daha sonra ne kadar sorsam da ustam bana neler yaşandığını anlatmadı sadece ‘Eğer şansı varsa ileride mutlaka görüşeceksiniz!’ dedi.”

Kır saçlı orku merak duygusunun kucağına atmıştı bir kere Nafız, anlatmayı burada bırakırsa arkadaşının hayal kırıklığı büyük olacaktı.

“Asıl önemli olan kişi Han mührünü yaymaya başladıktan birkaç gün sonra teşrif etti, hayatım boyunca unutamayacağım bir gece yaşayacaktım!”

Nafız bir kez daha konuşmasına es verdiğinde Alyon bu sefer sesini çıkarmadı, yaşadığı duygu yoğunluğuna bakılırsa arkadaşı zaten anlatmaya hazırdı.

“Han tüm dikkatini mühürleme işine vermişti, Kitapkurdu soy gücünü uyandırmasının arifesindeyken ben ve Mora çeşitli kan teknikleri üzerinde çalışmaktaydık; neden sonra içimde bir tedirginlik baş gösterdi, nasıl anlatsam kötü bir şeyler olacağını biliyordum sanki.”

“Aynı anda hiç beklemediğimiz bir şey oldu, bulunduğumuz çadırın deri kapısı hızla açıldı ve yağan karla beraber içeri yüzüne tahta maske takmış biri girdi!”

Zayıf dişi orkun nefesi hızlanmıştı, arkadaşı kıyısına geldikleri bir ağacın gölgesine oturmaları için onu yakaladığında hiç ses etmeyecekti. Bakışlarını sabitlediği bir noktaya dalmış halde anlatmaya geri döndüğünde, sanki o anları yeniden yaşıyor gibiydi.

“Kimsin sen!”

“Hepimiz şaşkındık fakat en çok Mora gerilmişti, aynı bedeni paylaştığımızdan yaşadığı dehşeti ben de tecrübe ediyordum!”

“Küçük hanım sizi tebrik etmeliyim, bu zehir sisini geçebilecek pek fazla insan yok bu dünyada; abartmış olmayım ama ben de dâhil olmak üzere ancak bir elin parmakları kadar kişi bulabiliriz.”

“Çok rahattı bu kişi, sesinin renginden erkek olduğunu anlasak da, tam olarak neye benzediği veya ne kadar güçlü olduğunu hissedemiyorduk.”

“Sorunuza dönersek, ben bu dünyanın sahibiyim!”

“Haydaaa!”

Bu sefer Nafız’ın sözünü kesen arkadaşı olacaktı, duydukları karşısında bir yere kadar dayanabilse de en sonunda koyuvermişti ork savaşçısı.

“Şimdi söyleyince ne kadar saçma gelse de, birkaç nefes sonra fikrimiz değişecekti!”

“Çocuklar sizi öldürmek zorundayım, sonucunu merak ettiğim bir oyun var ve sizler bunu bozmak için elinizden ne geliyorsa yapıyorsunuz!”

Yüzünde maske olan adamın bu sözlerinden sonra ellerini onlara doğru uzattığını net bir şekilde hatırlıyordu Nafız, üzerine doğru akın eden buz ve ateş saldırısını anlatırken artık bakışlarını Alyon’a çevirmişti.

“O kadar güçlüydü demek, peki nasıl kurtuldunuz elinden!”

Arkadaşı kanlı canlı karşısındaydı; madem bu kişi dünyanın sahibiydi, nasıl oldu da o gece çadırın içindekiler hayatta kalabildi.

“O gün Buzul Bölgeden kaçarken girdiğimiz zindanı hatırlıyor musun?”

Nasıl olurda o günleri unutabilirdi Alyon, açlık ile terbiye edildiği zamanlar belliğine kazınmıştı.

“Şansımız, ilk saldırısını bana yöneltmeseydi garip adamın, bir adım geri atmasına bakılırsa o da çıkan sonucu hiç beklemiyordu!”

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Eski başkadır, eskimiş başkadır. Nice eskiler vardır ki hiç eskimez.  

Peyami Safa 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1259

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 377

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 99

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15563 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20944 Bölüm Sayısı


creator
manga tr