"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 191-Zor Karar


“Ork Steplerinin Yüce Lordu’nun dedesi büyük ork savaşçısı Alyon, sıfatlarına bakanda adam sanacak seni!”

“Topla şu donunu tumanını, neredeyse geldik!”

İnsanlar tarafından tahrik edilen iri yarı ork son yaptığı hareketten sonra hiçbir şey olmamış gibi yürümeye devam etmişti, kalan mesafeyi bu şekilde geçmeyi düşünürken arkadaşının sesi kulaklarında çınlayacaktı.

“Kendileri kaşındılar, ne yapsaydım tebrik mi etseydim?”

“Tamam, kes tıraşı bak bizi karşılamak için bekleyenler var kalkanın içinde.”

Söyledikleri doğruydu Nafız’ın, dışarıdan gelenlerin olduğunu anladıktan sonra druidler arasında bir hareketlilik başlamıştı, özellikle tanıdıklarını yardım amacıyla kalkanın dışına yollayanlar büyük heyecan içinde bekliyorlardı.

“Rigasamos, geri dönmüşsün oğlum!”

Üzerinde, geniş yapraklardan yapılmış bir cübbe olduğu anlaşılan kar beyazı ten rengine sahip ihtiyar adam heyecanla haykırmıştı, yeşil saçlı druide doğru yürürken kendisinden önce bakışları kucaklayacaktı onu.

“Döndüm baba!”

Dördüncü Kök Yinhorn oğlunun arkasındaki iki orku gördüğünde hiç şaşırmadı, ufak bir baş selamı verdikten sonra yeşil saçlı druide hasretle sarıldı.

“Orklar geldi, yardım geldi!”

“Orklar geldi!”

Bu iki kelime dalga dalga yayılmaya başlamıştı, kapladığı alan pek de büyük görünmeyen Druid Yerleşkesi hiç olmadığı kadar canlı hissettiriyordu şu anlarda.

“Dördüncü Kök, misafirlerimize konseye kadar eşlik eder misin?

Tüm curcunanın ortasında bir ses var olan tüm gürültüyü bastıracaktı, insanın içine huşu dolmasını sağlayacak bir tınısı vardı adeta.

“Saygıdeğer misafirler, beni takip edin lütfen!”

Oğluna eliyle dinlenmeye gitmesini işaret eden Dördüncü Kök Yinhorn, diğer taraftan ikiliye önderlik etmek için yürümeye başlamıştı.

Kalkanın oluşturduğu tünelden geçerken yaşanan olaylar ve girişteki karşılama nedeniyle etraflarını inceleme şansı yakalayamayan ikili de, şu anda meraklı gözlerle ortamı süzmekteydi.

Kuşatma sürerken yerleşkenin dışı çorak topraklara dönmüştü, bunun aksine kalkanın içinde bir renk, ahenk cümbüşü yaşanıyordu; dize kadar büyümüş çimenler allı morlu çiçekleri arasında saklarken, sıra sıra dizilmiş ağaçların yarattığı gölgelerde druidler meditasyon yapıyordu.

“Lütfen buradan buyurun!”

Ak saçlı Yinhorn büyük bir ağacın önüne gelince adımını yana atıp yolu arkasından gelen ikiliye bıraktı, sanki saç örgüsü gibi birbirine dolanarak yükselen kalın gövdede iki insanın sığabileceği kadar geniş bir açıklık göze çarpıyordu.

İster istemez önlerinde yükselen heybetli ağacı incelemeye başladı orklar, geniş gövdesinden başlayarak yukarı doğru çıkarken Nafız’ın gözleri dallardan ha düştü ha düşecekmişçesine sallanan yapraklara takıldı.

Bunlar önlerinden yürüyen yaşlı druidin cüppesini oluşturan yapraklarla ne kadarda benzeşiyorlardı,

“Konsey içeride sizi bekliyor!”

Misafirlerinin tereddütte düştüğünü zanneden Dördüncü Kök Yinhorn çağrısını yineleyecekti.

Kendilerine gelen ikili daha fazla düşünmeden ağacın gövdesindeki açıklıktan giriş yaptılar, biraz sonra hiç beklemedikleri bir manzara ile karşılaşacaklarının farkında bile olmadan yavaşça yürüyorlardı.

İçerisi çok genişti, her hangi bir yerden ışığın girdiği görünmese de bir öğle vakti kadar da aydınlıktı ortalık. Girmeden önce ağacın kapladığı alanı göremeseler de, bu kadar geniş bir zemine sahip olması iki orku şaşırtacaktı.

“Yüz yıl sonra yerleşkemize ayak basan ilk orkları saygı ile selamlıyoruz!”

Nafız ve Alyon’ un karşısında dört druid vardı, bembeyaz tenleri ve Yinhorn’ un üzerindeki cüppenin benzeri kıyafetleriyle ellerini kalplerine koymuş şekilde başlarını onlara doğru eğmişlerdi.

Bu sırada onlara eşlik eden yaşlı adamda bu kişilerin yanına geçerek sessizce selamını verdi, aynı anda tarif edilemez bir duygu Nafız’ın bedenini sarmaya başlamıştı.

İki hayatında da kendisini bu kadar huzurlu hissettiği bir zaman dilimi olmamıştı, eğer vazgeçemeyeceği bir amacı olmasa sonsuza kadar anın içinde hapsolmak isteyebilirdi.

“Adım Nafız, yanımda gördüğünüz kişi de Alyon’ dur. Ork Steplerinin Yüce Lordu Han tarafından topraklarınıza gönderildik!”

“Amacımız, ezelden beri olduğu gibi sizleri korumak ve Vahşi Bataklığı tekrardan druidlerin yuvası haline getirmek!”

Başları eğik druidler bir anda gözlerini konuşan dişi orkun üzerine çevireceklerdi, uzun eziyet günlerini yaşarken bu sözler susuzluktan çatlamış toprağa düşen bir damla yağmur gibi gelmişti.

“Asil lord Nafız, ettiğiniz kelamlar yüreklerimizin sevgi ile dolmasına neden oldu!”

Druidlerin arasından sarı saçlarına gümüş ışıltılar düşmüş orta yaşlı bir kadın içini çekerek konuşuyordu, gözlerinin hafifçe yaşlandığını umursamadan yüzüne kondurduğu gülümseme görenlerin âşık olacağı cinstendi.

“Bu sadece bana verilen bir görev fakat burada bulunmak için bazı kişisel sebeplere de sahibim!”

Karşısındaki insanları tek tek süzen dişi ork, sesini bir parça yükselterek onlara seslendi

“Lütfen söyleyin, elimizden gelen ne varsa yapmaya hazırız!”

“Madem bu kadar heveslisiniz konuyu uzatmanın gereği yok, istediğim şey Kutsal Ağacın Özü!”

Son cümlenin üzerinden kısa sayılamayacak bir süre geçmesine rağmen druidler sessizliklerini bozmamışlardı, hayatlarında duydukları en saçma şeyi idrak etmeye çalışıyormuş gibi bir halleri vardı

“Olmaz!

“Mümkün değil!”

“Söz konusu dahi olamaz!”

Neden sonra ağızlarından tamamen ret sözcükleri çıkmaya başladı, o sevgi dolu bakışları değişmiş en değerli eşyalarını çalmaya gelmiş iki hırsız gibi görmeye başlamışlardı orkları.

“Size bir teklif yapacağım, sadece bir cevap hakkınız olacak; iyice düşünüp taşınmadan yanıt vermeyin!”

Uzun bir soluk alan Nafız, anlaşılamamaktan korkmuş gibi tane tane konuşmaya başlayacaktı

“Şu anda Ork Lordu anavatanını eşsiz yeteneğiyle mühürlemiş bulunuyor, kendi kanından yapılmış iksirleri kullanarak aynı işlemi Vahşi Bataklık içinde uygulayacaktır!”

“Bu olduğunda artık herhangi bir kalkana ihtiyacınız olmayacak, o zaman geldiğinde Kutsal Ağacın Özünü bana vermenizi istiyorum!”

Nafız açık açık konuşmuştu, inziva sırasında çadırlarını ziyaret eden gizemli adamla konuştuktan sonra karar verdikleri plan harfiyen bu şekildeydi.

“Bu çok zor bir karar lakin bizim koruyucumuz olan bu kutsal nesneyi neden istediğinizi öğrenmemiz gerek!”

Druidler de içten pazarlıklı insanlar değildi, akıllarında ne varsa ağızlarından çıkanla birebir aynı oluyordu

Dişi ork kendisine soruyu soran kişiyi yadırgamayacaktı, böyle önemli bir şey isterken elbet ki bir açıklama yapmak gerekirdi

“Benim yüzümden hayatını feda eden birini kurtarmak için!”

Cevap druidlerin hiç beklemediği bir yerden gelmişti, onlar kıtalarının neden istila edildiğinin farkındaydılar. Kutsal Ağacın Özü dört medeniyetinde ağzını sulandırıyordu; Cehennem Diyarı ve Işığın Toprakları büyüsel tekniklerini güçlendirmek, Paralı Askerler kazanç, Makine Efendileri bilimsel çalışmalarında kullanmak için bu eşsiz nesnenin peşine düşmüşlerdi.

Çok uzun yıllar sonra karşılarına bir ork dikilmiş ve tüm dünyanın arzuladığı şeyi birinin hayatını kurtarmak için istediğini söylüyordu, vakit kaybetmeden bir araya gelerek bu konuyu tartışmaya başlayacaktı druidler.

Yol boyu Yeşilden pek çok şey öğrenmişti Nafız, karar verecek olanların Beş Kök adıyla bilinen ve Druid Konseyini oluşturan kişiler olduğunu biliyordu.

Normal zaman çizelgesine göre bir saat olmuştu fakat içinde bulundukları ağacın yapraklarından yapılmış cübbeler giyen Kökler bir karara varamamıştı.

Alyon yavaştan homurdanmaya başlarken Nafız sesini çıkarmadan bir köşede duruyordu, kendisine verilecek yanıtı beklerken kafasının içinde neler döndüğünü belli edecek bir emare göstermemişti.

“Dost ork savaşçıları, Konsey kararını verdi!”

Beş Kök tekrar bir hizaya dizildiğinde, içlerinden daha önce hiç konuşmamış olan bir kişi sakince söze girdi.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yemine gerek görmeyecek kadar sözlerine sadık ol.  

Dale Carnegie

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1218

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1053

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 870

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 643

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 547

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14814 Üye Sayısı
  • 453 Seri Sayısı
  • 19476 Bölüm Sayısı


creator
manga tr