Korku dağları bekler. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 189-Kıtanın Merkezine Yolculuk


Kısa süre içinde tüm druidler tahliye edilmişti, yalnızca bir istisna durum yaşandı bu sırada. Gördüğü tedavi sonrası topallaması nispeten azalan yeşil saçlı adam onlarla kalma konusunda epey ısrarcıydı

“Benim de sizinle gelmem işinizi kolaylaştıracaktır, sanıyorum ki rotanız kıtanın merkezindeki druid yerleşkesi!”

Nafız’ın bakımı gerçekten olağanüstüydü, daha bir önceki gün boş bir tenekeyi andıran adam şu anda uzun yolculuğu göze alabilecek hale gelmişti.

“Yolu öğrendim, düşmanın üslerinin yerlerini de biliyorum, söylesene senin bana ne gibi bir faydan dokunabilir!”

İkilinin istikameti kuşatma altındaki druidlerin yerleşkesiydi, yanlarında fazladan bir yük taşımanın riskine girmek istememeleri normaldi.

“Efendim, benim babam druid konseyinden Dördüncü Kök Yinhorn’dur. Yardım çağrımızı yeni ork lorduna götürmem için kalkanın dışına yollanmış bir kişiyim aslında.”

Dişi ork, sözlerinin bitimiyle beraber genç druidin gözlerinin içine yakıcı bakışlarını yöneltti. Yeşil saçlı adam bu iki kan kırmızı parıltının onun ruhunu soyduğunu, her bir sırrını didik didik ettiğini hissediyordu adeta.

“Yakın durursan hayatını koruyabilirim, eğer ki bir aptallık yapıp kahramancılık oynamaya kalkarsan…”

Sözlerini tamamlamadı Nafız, buna gerekte yoktu, herkes ne demek istediği anlamıştı.

“Bu çöpleri de yanınıza aldıktan sonra tüm karakolu yakın, arkanızda hiçbir iz bırakmamaya özen gösterin!”

“Emredersiniz!”

Elit On’ un üç üyesi saygıyla baş selamlarını verdiklerinde, seslerindeki tını esir düşmüş askerlerin bir ton daha solmasını sağlayacaktı, bakışları ile onları korku içinde titremek zorunda bırakan bu savaşçılar cılız dişi orka karşı nasılda saygılıydılar.

Vakit öğleye yaklaşırken, önceden uç karakolun olduğu yerin göğünde siyah bulutlar çoğalıyordu, grimsi bir sütunun ucunda yavaşça toplanmaya başladıktan sonra usulca kendilerini uçsuz bucaksız maviliklere bırakmaktaydılar.

“Komutanım, tüm karakol alevler içerisinde!”

“Çabuk söndürün sizi salaklar!”

Baştan aşağı zırhlı atının tepesinde mağrur bir şekilde duran kadının uzun saçları esen rüzgârın etkisiyle savruluyordu, eğer önündeki haberciye ettiği sert sözleri bir kenara bırakırsak bu kişinin insanı hayal dünyalarına götürebilecek kadar naif bir yüzü vardı.

“Çoktan kaçmışlar, duruma bakılırsa asker ve druidleri ya öldürdüler, ya da Ork Stepleri’ ne kaçırdılar!”

Duydukları, metal zırhına rağmen göğüsleri bir inip bir kalkan komutanın hiç hoşnut etmeyecekti, yardımcısına şöyle bir baktıktan sonra arkasında bekleyen bin kişilik kuvvete dönerek bağırdı.

“Dört bir yanı arayacaksınız, hedefiniz biri zayıf dişi, diğeri iri yarı erkek olan iki ork! Bulduğunuz yerde infaz edebilirsiniz!”

“Bir kısmınızda Ork Stepleri sınırına kadar olan bölümü tarasın, ork, druid veya esir düşmüş asker bulursanız sadece öldürün!”

Kadın komutan barut küpüne dönmüştü, aldığı bilgilerde karakola saldıranların iki kişi olduğu geçse de buna inanması mümkün değildi.

Ona göre bunların hepsi Ork Stepleri’nin yeni lordunun bir planıydı, sürgün ettiğini söylediği iki orkun direkt Vahşi Bataklığa gelerek saldırıya başlaması da en büyük kanıtıydı bu fikrinin.

Aslında sadece onun değil birçok insanın düşüncesi bu yöndeydi, biri dedesi diğeri yeni ork toplumunun kahramanı olan iki kişiyi, nasıl olurda ana vatanlarından sürebilirdi Ork Lordu.

Düşünceler içinde boğulan komutanın birlikleri durmaksızın arama çalışmaları yaparken, esir askerler ve druidler çoktan Ork Stepleri topraklarına ayak basmıştı. Bu anlarda Karsak Ticaret Şehri içinde de bir hareketlilik vardı, dev kuşun getirdiği şifalı su dolu kabuklardaki insanların ilk muayenelerinin sonuçlarını tartışıyordu iki kişi.

“Şehir Lordu gelen yaralıların hayati tehlikesi kalmadı yalnız bundan sonrası için neler yapmamız gerektiğini konuşmamız gerekiyor!”

“Abgesandte, şehir ile olan tüm konuları astlarına devret, senin sadece bu insanlara özellikle tüm uzuvlarını kaybetmiş olan çocuğa odaklanmanı istiyorum!”

Kitapkurdu şu anda Karsak Şehri Lordu ünvanını üstünde taşıyan kişiydi, bir zamanlar kabilesine elçi olarak gelmiş ve artık sağ kolu olan küçük çocuğa isteklerini iletiyordu.

“Lord Kitapkurdu, talihsiz çocuk hariç diğerleri problem değil lakin henüz gelişimini tamamlamamış bir insanın tedavi ve rehabilitasyonu konusunda pek uzmana sahip değiliz artık.”

Abgesandte durumu özetlerken aslında acı bir gerçeğe de parmak basıyordu, Han’ın dönüşü ile beraber şehir büyük bir güç kaybına uğramıştı. Kabahatlerini bilen ileri gelenler, karar vermek için tanınan üç günlük mühlette arkalarına bile bakmadan Mekanik Bölge’ye kaçmıştılar.

“Bu çocuğun üstünde ustamın işareti var, ne yapıp edeceğiz bu işin altından kalkacağız!”

Kaynak sıkıntısı çektiklerinin o da farkındaydı, gül bahçesine değil zor bir görevin başına gelmişti; neyse ki Parthenia ve Nikonya ile aralarındaki bağ gitgide kuvvetleniyordu, bu konu hakkında yardım alabileceklerine emindi.

Buzla kaplı şehirde bunlar oluyorken, çok uzakta sık bitki örtüsü ve sarmaşıkların arasında kalmış üç kişi zorlukla ilerlemeye çalışıyordu.

“Alyon, şu güç hayvanını kullanmayı ne zaman akıl etmeyi düşünüyorsun?”

Ufak bedeni sayesinde Nafız küçük ve dar alanlardan bile rahatça geçiyordu, yanındaki yeşil saçlı adamda aynı şekilde ilerleyebiliyordu ancak arkadaşı elindeki baltayla can çekişmek zorunda kalmadan adım dahi atamaz haldeydi.

“Kaşı gözü çok oynuyor Pehlivan’ın, iki adım atmadan gireriz birbirimize zaten!”

Alyon’un sözleri üzerine arkadaşı büyük bir kahkaha patlatacaktı, aslında konuyu açmasının bir nedeni de yol boyunca eğlenecek bir mevzu arayışıydı.

“Dövüyor değil mi, seni? Ne adamsın ya, kendi güç hayvanından sopa yiyorsun!”

İri yarı orkun suratı bir anda düşmüştü, alt dudağını sarkıttığı bu anlarda önüne çıkan dallara var gücüyle savurdu baltasını

“Bir kere denedik daha, şu yol bir bitsin vericem dersini ben onun!”

Yüksek sesle konuştuktan sonra mırıldanmaya devam etti Alyon, söylendikçe kızıyor, kızdıkça yolu kapatan engelleri paramparça ediyordu.

Bu sayede iyice rahat bir biçimde yol alamaya başlayan diğer ikilinin arasında bir diyalog başlayacaktı.

“Henüz ismini öğrenemedik druid!”

Nafız, ketum bir biçimde yanlarında yolculuk yapan yeşil saçlı adamın omuzuna vurarak daldığı hayal dünyasından uyandıracaktı onu

“Adım, Rigasamos efendim!”

“Ne dedin, bir daha söyle!”

“Rigasamos!”

Druidin mıymıntı sesi ve bazı harfleri gırtlağından çıkarması sonucu tam olarak ne dediğini anlayamayan Nafız, birkaç kez daha ismini söyletecekti adama.

“Ben sana Yeşil diyeceğim, bir iki gün için o zor ismini ezberleyemem!”

Gerçekten de, genç askerden aldıkları bilgileri rehber olarak kullandıkları druidin becerileri ile birleştirince, herhangi bir saldırıya uğramadan hızlıca hedeflerine doğru ilerlemişlerdi.

Dişi orkun tahmin ettiği gibi, üçüncü günün şafağında druid yerleşkesini çevreleyen kalkanın göz kamaştırıcı parlaklığını uzaktan da olsa görmeyi başarmışlardı.

“Efendim, biliyorum haddime değil lakin yol boyu geçtiğimiz yerlere serptiğiniz tozların amacı nedir?”

Alyon, arkadaşından kıtaya girerken aldığı torbaların içindeki nesneyi kendisine söylendiği gibi serpmeyi hiç ihmal etmemişti; bu durum Yeşil’in aklını sürekli meşgul etse de, cesaretini toplaması için ancak üç gün geçmesi gerekecekti.

“Eğer konseyinizdeki insanlar bilge ise kıtanızın kurtuluşu, aksi bir durumda ise bir medeniyetin sonu olacak bu tozlar!”

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bir akıl kafirliği. Doğruyu görür ve onaylar; ama yanlışı yaparım.

Anthony Burgess

 

Yeni Seri Sizlerle

https://www.epiknovel.com/seri/cehennem-online/bolum/13261

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1077

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 976

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 819

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 771

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 641

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 582

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 570

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 515

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 484

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 276

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 199

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 107

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 79

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11656 Üye Sayısı
  • 325 Seri Sayısı
  • 16487 Bölüm Sayısı


creator
manga tr