Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 188-Tahliye


“Yüce ağacın yaşam özü demek! Bana biraz bundan bahset bakalım!”

Duyduklarının ilgisini cezbettiğini belirtircesine tek kaşını kaldırdığında, karşısındaki genç asker yaranmak için hızlıca Nafız’a tüm bildiklerini anlatmaya başladı.

“Efendim, duyduklarıma göre yüz sene önce Ork Lordu kendi kardeşi tarafından zehirlenerek öldürüldüğünde, Vahşi Bataklık korumasız kalmış. Dünya üzerindeki dört medeniyet, tarihin başlangıcından beri Druidlerin müttefikleri olan orklar ile beraber kıtayı işgale başlamışlar!”

“Tarih dersini kısa kes, bana bunca insanın ne istediğini anlat!”

Kendini kaptıran zavallı asker, konuya neredeyse annesinden süt emdiği zamandan başlayacaktı

“Vahşi Bataklık kıtasının tam ortasında büyük bir ağaç bulunuyor, şu anda son druid yerleşkesini koruyan kalkanın kaynağı da bu ağaç. Daha doğrusu gövdesinin içinde bulunduğu söylenen yaşam özü, ilk başta tüm kıtayı çevreleyen bir kalkana güç sağlayan bu nesne, yıllardır süren saldırılar sonucu ancak küçük bir alanı koruyacak hale geldi!”

Açıklamayı dinleyince dişi ork küstahça güldü, gözlerinde küçük yalanlarla kandırılmış saf bir çocuğa bakıyormuşçasına bir parıltı vardı.

“Yani diyorsun ki koskoca medeniyetler sadece kalkan oluşturabilen bir nesne için yüz senedir uğraşıyor!”

Sözlerdeki kinayeyi fark etse de, genç asker korkusundan ağzını açamayacaktı

“En yakın birimden desteğe gelmeleri ne kadar sürecek, bana kıtadaki yönetim şablonunuz hakkında her şeyi anlatacaksın!”

Nafız bu uç karakolunda zaman harcamak istemiyordu, nihai amacı olan druid yerleşkesine ulaşmak için bazı ipuçları elde etmenin peşindeydi.

Yardımcı komutanın postası konuşmaya başlamadan önce dişi orkun gözleri masada duran bir nesneye takılacaktı, çok uzun zamandır görmediği bu şeyin ne olduğunu bir bakışta anlayacaktı Nafız.

“Demek burada da gün yirmi dört saate bölünmüş, dakika, saniye her şey aynı galiba!”

Kısa bir inceleme sonucu zamanın geldiği dünyadaki şekliyle ele alındığını anladı, bunu Alyon’a da öğretmesi gerektiğini hatırlayana kadar epey sevinmişti bu duruma Nafız.

Bu arada esiri olan Paralı Askerler’ in tüm organizasyon şemasını açıklamaya başlamıştı, kendi hâkim oldukları alandaki kaleler, gizli üsler ve komuta merkezinin yerlerini haritada tek tek işaretleyerek gösteriyordu ensesinde ölüm meleği gibi bekleyen dişi orka.

“Çok güzel, diyorsun ki çoktan yapılan saldırının haberi en yakın birliğe ulaşmıştır, sence kaç kişilik bir kuvvet yollarlar buraya!”

Bu soru karşısında bir süre düşünmek zorunda kaldı genç asker, gözlerini bir sağa bir sola devirerek kafasından bazı işlemler yaptıktan sonra ancak konuşabilmişti

“Efendim, böyle bir saldırı olabileceğini bekliyordu yüksek rütbeliler fakat bu kadar erken gerçekleşmesi onlara da bir sürpriz olacaktır!”

“Tuzak olma ihtimalini düşüneceklerdir aynı zamanda, bu nedenle sınıra bu kadar yakın bir yer için pek fazla güç göndereceklerini düşünmüyorum!”

Nafız’ da aslında karşısındaki adamla aynı fikirdeydi, Boz Sırtlanlar bunun ufak bir yoklama veya en fazla uç karakolun işgali olabileceğini tahmin ediyorlardı büyük ihtimal. Yerini hemen doldurabilecekleri birkaç kişinin ölümü için, pusuya düşme ihtimalini göze almazlardı.

“Düş peşime, benimle geliyorsun!”

Kapıyı açan dişi ork odanın ortasında hareketsiz duran adama seslendiğinde çoktan ilk adımını eşikten dışarı atmıştı, ayak sesi gelmediğini duyunca başını çevirmesi ile korkudan taş kesilen adamın tekrar cana gelmesi bir olacaktı.

İkili kısa sürede daha önce işkence evi olarak kullanılan penceresiz kulübenin önüne vardı, şifalı suya yatırılmış ağır yaralıların acıklı feryatları nispeten azalmıştı; sadece arada derin bir iç çekiş, açık yaraya tuz basarcasına dinleyenlerin kalbine hançerini saplamaktaydı.

“Sen, buraya gel!”

Alyon arkadaşının yanına vardığında kısa bir konuşma geçti aralarında, hemen sonra iri yarı ork kalabalığın içinden özellikle bir kişiyi işaret ederek bağırdı

Çağırdığı druid eziyet görmüş insanların geçici lideri olarak atanmış yeşil saçlı adamdı, hafiften topallayan ayağını sürüyerek olanca hızıyla yürümeye çalışıyordu.

“Sakin ol, acele etmene gerek yok artık güvendesiniz!”

Bu sözler Nafız’ın ağzından çıkarken az önce sorguya çektiği askerin bakışları tuhaflaşmıştı, ona en yakın birime haber gittiğini söylemesine rağmen dişi orkun sakinliği karşısında afallamaması mümkün değildi.

“Bakın bakalım, bu herifi daha önce hiç bu kulübeye girerken göreniniz oldu mu?”

Soru kendinde olan tüm druidlere idi, kelimelerin tonlanmasına bakılırsa da bu bir rica değil direkt emirdi.

Yaklaşık yüz nefes geçmesine rağmen bir cevap gelmemişti topluluktan, kendilerine sert gözlerle bakan Nafız’ın yarattığı baskıya rağmen konuşan çıkmayacaktı

“Demek ki gerçekten doğru söylüyormuşsun, sana iyi davranmalarını tembihleyeceğim !”

Sırtına sertçe vurdu genç askerin dişi ork, daha sonra onun şaşkın bakışları arasında ilk önce yeşil saçlı adamdan başlayarak diğer yaralıları tedavi etmeye koyulacaktı.

Ertesi gün doğumuna kadar iki arkadaş uzun bir süredir acı çeken druidlerle ilgilendi, pek çok ağır yaralının durumu stabil hale gelmişti bile.

“Geliyorlar Alyon, sen onların eski şeflerisin bunu aklından çıkarma!”

Yüzünü Ork Stepleri’nin olduğunu yöne dönerek konuşmuştu Nafız; bir anda herkesin aynı yöne dönmesine bakılırsa, bu sözler kulak misafiri olan diğerlerinin de ilgisi çekmişti besbelli.

Önce gökyüzünde küçük bir leke görünecekti, gittikçe yakınlaşan bu imge zamanla iki kanat ve büyük bir gagaya sahip olan dev kuşa dönüşüyordu.

Kuşun üstünde üç kişi vardı, baştan aşağı siyah deri zırhların içindeki bu kişiler, henüz hayvan yere inmeden atlayarak ikilinin bulunduğu yere geleceklerdi.

“Kan Tanrısı Nafız!”

“Büyük Şef Alyon!”

Tek dizleri yerde başları eğik bir biçimde gür sesle bağıran ork savaşçıları, yeni yeni kendilerine gelen druidlerin aklını almak için yeterliydi. Korku içinde yumak haline gelen insanların görüntüsü karşısında kimse ne yapacağını bilemiyordu, öyle şeyler yaşamışlardı ki onları bu davranışlarından dolayı hor görmek mümkün değildi.

“Hoş geldiniz Elit On savaşçıları, önceliğiniz şifalı suda yatan ağır yaralılar!”

Emri alan savaşçılar hemen sağ kollarını bilekten yakalayıp sessizce mırıldanmaya başladılar, iki nefes geçmeden bu hareketlerinin nedeni anlaşılacaktı.

Büyük kabuğunun içine saklanmış başını yavaşça çıkaran bir kaplumbağa ve çatal olmuş dili ile baktığı insanların kanının çekilmesine neden olacak yılan hiçlikten ortaya çıkmıştı.

“Vay aslanlarım, güç hayvanlarınızı da almışsınız!”

Nafız manzara karşısında kendisini tutamamıştı, tamamen kendi projesi olan Elit On’ un üç savaşçısı güç hayvanlarını serbest bırakıyordu, nasıl olurda gururlanmazdı?

“Efendim sık bitki örtüsünün başladığı yerde mekanik araçlar hazır olarak bekliyor, isteğiniz üzerine tüm misafirler ve esirler Karsak Ticaret Şehri’ne götürülecektir!”

Genç asker dün girdiği şoktan henüz çıkamamışken, yeni bir dalga üzerine gelerek onu sürükleyip bir kenara atacaktı. Organizasyonunun edindiği bilgiye göre, Nafız ve Alyon isimli orklar vatanlarından sürülmüş ve iletişim kurulması yasaklanmış kişilerdi.

Tüm bu haberlerin ışığında bakıldığında gözünün önünde yaşananlara bir anlam veremiyordu, ork savaşçılarına emir veren bu kişi gerçekten bahsi geçen Kan Tanrısı Nafız mıydı?

“Bu insan hariç diğerleri en düşük seviyede köle olarak muamele görecekler ve bazı yaralıların zaman kaybedilmeden direkt Karsak’a götürülmesini istiyorum!”

“İstediğiniz emirdir!”

Nafız’ın sözleri biter bitmez bir savaşçı kafasını çevirerek havada daireler çizen dev kuşa doğru baktı; bunun üstüne tiz bir çığlık atan yaratık kendisine söyleneni anlamışçasına hızla inişe geçerken, altında kalan birkaç ev çıkan rüzgârın şiddetine dayanamayarak yıkılacaktı.

“Küçük çocuk ve etrafında dizili olan beş kabuk!”

Dişi orkun sadece gitmesini istediği kişileri göstermesi yetecekti, ok gibi fırlayan yılan, içinde yaralıların olduğu kabukları yavaşça dev kuşun üstüne taşımaya başlamıştı bile.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Mektepteyken hayallerimiz olmayacak rüyalarla doludur. Sonra hayat birer birer onların icaplarına bakar.

Reşat Nuri Güntekin

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1150

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1028

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 842

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 792

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 313

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 88

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13331 Üye Sayısı
  • 399 Seri Sayısı
  • 18154 Bölüm Sayısı


creator
manga tr