Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 182-Ork İşi


“Ne yapacaksın çok merak ettim, birdiniz iki oldunuz!”

Hayıflanan Nafız’ın aksine arkadaşı epey neşeliydi,

“Sence de artık, bu arkadaşa bir isim vermemiz gerekmiyor mu?”

Alyon, genelde binek olarak kullandığı güç hayvanına bakarken gözlerinde farklı bir ışıldama vardı, içten içe onun ne kadar gelişebileceğini merak etmesiydi bu değişikliğin nedeni.

“Aklına gelen birkaç şey olduğunu varsayıyorum!”

Arkadaşı konuştuktan sonra Alyon önemli bir konuyu hatırlamış gibi bakışlarını devirdi, belli oluyordu ki isim koyma işine pek kafa yormadan aniden karar vermişti.

“Ne bileyim, şimdi aniden sorunca bilemedim ki yani…”

Arkadaşı gevelerken, Nafız Alis’in biraz daha işi olduğunu görerek söze girdi,

“Bana söyle bakalım, güç hayvanıyla alakalı planın nedir?”

Böyle acele ile ayısını ortaya çıkardığına göre, iri orkun isim koymak dışında başka bir düşüncesi de olmalıydı.

“Adı üstünde Güç hayvanım, kâğıtta yazana göre benimle aynı seviyede bir güce sahip. Düşündüm ki, eğer onu bir dövüşte yenebilirsem kendimi aşıp gücümü yükseltmiş olurum, ben güçlenirsem o da güçlenir ve yeniden bir atılım yapmak için bir daha dövüşebilirim!”

“Vay arkadaş adamın kurduğu mantığa bak, senin kendi kendimle dövüşerek sınırlarımı aşacağım mantığını yesinler.”

Nafız gülmekten ağrıyan karnını tutarak konuşuyordu, genelde içsel anlayış veya yoğun meditasyon ile başarılacak bir olguyu, yanındaki dev ork bitmek bilmeyen bir güreş müsabakasına çevirmişti.

“Tamam, ulan madem öyle senin güç hayvanının adı bundan sonra Pehlivan olacak!”

“Ne kadar yenilirse yenilsin, hiçbir zaman güreşe doymadan karşına geri dikilecek bu ayı!”

Herkesin kendisi için seçtiği yol farkı olabilirdi, çoğu şeyi öğrenmek taklit ederek başlasa da eşsiz olmak için öznellik şarttı.

“Bana göre hava hoş, kendi bilir!”

Alyon hala bulduğun fikrin sarhoşluğundaydı, geri adım atmaya niyeti olmadığı gibi alenen meydan da okuyordu.

“Ork Stepleri çocuğuyum, her yerde kapışırım diyorsun yani!”

İşin makaraya döndüğü anlarda beyaz bir ışık Pehlivan’ın önünde belirdi, bir süre bakıştıktan sonra sadece kendilerinin anlayabileceği bazı sesler çıkararak, sanki konuşuyormuş gibi birbirlerine seslendiler.

“Alis ne oluyor?”

Güç hayvanına seslenen Nafız neler döndüğünü öğrenmek için sabırsızlanıyordu, onu umursamayan Alis bir süre daha diğer güç hayvanıyla takıldıktan sonra gelip onun omuzuna oturdu.

“Ayı kardeş ismini beğenmiş fakat diyor ki ‘Bende savaşlara katılmak istiyorum, yoksa bu cüce benim dişimin kavuğuna yetmez!”

Burada bahsi geçen cücenin Alyon’dan başkası olamayacağını hepsi anlamıştı, sahibinin yaptığı meydan okumayı kabul eden Pehlivan üstüne bir de bel altı vuruyordu.

“Ne yazık ki benim gerçek şeklimi alana kadar böyle bir şansım yok, sana bol şans Pehlivan!”

Minik beyaz tavşan bir ışık izine dönüşüp dövmesine geri dönerken, birbirlerine gözlerini dikmiş sinirle bakan ikiliyi baş başa bırakmıştı.

“Bu kadar iyi anlaşacağınızı tahmin dahi edemezdim, hadi gidip bu kadar ağacı kesen angutlarla tanışalım!”

Tüm hazırlıklar tamamlanınca üçlü yeni hedeflerine doğru yola çıkacaktı, bu sefer iki orkun yanında dev tanımının hakkını sonuna kadar veren Pehlivan’da vardı.

Pek uzun sayılamayacak bir yürüyüşten sonra birbirine bağlanmış kütüklerden oluşan bir duvar görüş alanlarına girdi, yakınlaştıkça bunun küçük boyutta bir uç karakol olduğunu anlamışlardı.

“İçeride ne kadar asker var bilmiyoruz, ben derim ki güç hayvanımla beraber sağlam bir giriş yapayım!”

“Vay Alyon Efendi, sana bir enerji patlaması bir özgüven geldi hayırdır!”

Gerçekten de, güç hayvanı ile beraber olması kır saçlı orkun özgüveninde belirgin bir artışa neden olmuştu; en nihayetinde dev ayı kendisinin gücünü simgeliyordu, ona her baktığında aslında ne kadar görkemli bir kişi olduğunu görebilmekteydi.

“Surları yıkıp içeri girdikten sonra soy gücümü serbest bırakıp kargaşa çıkaracağım, dikkatler bendeyken sende işlerini bitirirsin!”

Nafız kafasını olur anlamında salladığı gibi Alyon güç hayvanının üstüne binmişti bile, karakola doğru hızlandığında tiz bir boru sesi ona eşlik etti.

Askeri kamp şeklinde inşa edilen bu yerin bir duvarının uzunluğu neredeyse yüz adım kadardı, içerisi görünmese de yaklaşık yirmi adımda bir gözetleme kulelerinin varlığı tamamen gözler önündeydi.

“Vurun şunu!”

“Tek başına saldırıyor bu Druid kafayı yemiş herhalde!”

Henüz tam olarak neyin üstlerine geldiğini çözemeyen muhafızlar, dev ayı nedeniyle Alyon’u bir druid sanmışlardı.

“Efendim, araştırmaya çıkan birlik geri dönmedi ve bir druid tek başına surlara doğru saldırıya geçti!”

Ork Steplerinden kopup gelen ikili planlarına başlamıştı, bu sırada tek katlı basit bir tahta evin içinde bıyıkları burulmuş yaşlıca bir adam keyifle yemeğini yemekle meşguldü.

“Başka saldıran var mı?”

Kafasını tabağından kaldırmadan konuşan kişinin üstünde belinden bir iple bağlanmış sabahlık vardı, aynı anda haber getiren ulak, odanın içindeki geniş yatakta elleri ve ayaklarından bağlanmış güzelliğe bakıyordu.

“Hayır efendim, sadece bir kişi!”

Şehvetin damarları içinde at koşturduğu anlarda zar zor cevap verebilen asker, hızlıca kendine çeki düzen vermek için bakışlarını ham odundan zemine çevirecekti.

“Ortalığı velveleye vermeyin, kulelerdeki nöbetçiler halletsin işini!”

“Emredersiniz!”

Sert bir selam veren haberci büyük adımlar atarak odadan çıkmak üzereydi ki, kan dondurucu bir ses ensesinden süzülerek kulaklarına ulaştı.

“Bir kere daha benim odamda kafanı kaldıracak olursan, ona sahip olduğun son gün olur!

Ruhu bedenini terk etmek için çırpınıyordu genç askerin, komutanının mahreminde yaptığı hatayı fark edip düzeltse de burma bıyıklı adamın gözünden kaçıramamıştı.

Uçarcasına koşarak uzaklaştı çıktığı kapının yanından, çok iyi biliyordu ki kaderi az önce konuştuğu adamın iki dudağı arasındaydı.

İştahla yemeğine devam eden kişi uç karakolun en yetkili idari amirinin iki yardımcısından biriydi, onun vardiyasında kralda, tanrıda oydu.

Tam bir alarm durumuna geçilmediği için Alyon kuleler arasında kaçışıyordu, Pehlivan iri cüssesine rağmen bir hayli çevik ve seriydi.

“Orkun birinin ayı üstünde bize saldıracağını rüyamda görsem inanmazdım!”

“Hadi iddiaya girelim, ilk kim vuracak diye!”

Diğerleri Pehlivan’ın can havliyle atakları savurduğunu düşünebilirdi ama onun amacı tüm dikkati üstüne çekmekti, aynı zamanda ağaç gövdelerinden yapılmış surdaki en zayıf noktayı tespit etmeye de çalışıyordu.

“Sanıyorum ki beni anlayabiliyorsun, suru aşınca durmadan diğer tarafa doğru koşmanı istiyorum!”

Aralarındaki konuşmanın bitiminde Pehlivan yeri göğü sarsacak bir kükreme kopartarak tam önündeki duvara doğru hızlanmaya başladı, vakit geçirmek gerekmediğinden hedefine çabucak varmıştı.

Çarpışma anında, Alyon’ un kafasından daha büyük olan pençelerini surlara doğru hırsla sallayacaktı, kulelerden ok atan askerler inanmak istemese bile sonuç olarak ayı ve üstündeki orkun geçebileceği kadar büyük olan bir deliğin açıldığını görmüşlerdi.

“İçeride, düşman karakola girdi!”

Arkasında kıyametler koparken Pehlivan tüm hızıyla daha önce anlaştıkları planı uyguluyordu, elindeki baltayla önüne geleni biçen kır saçlı orkla beraber ortalığı ayağa kaldıracaklardı.

“Dediğini yaptı, sanırım hala onun için umut var!”

Nafız dev ayının açtığı gediğin yanına gelmişti bile, kulelerdeki nöbetçilerin tüm dikkati arkadaşının üzerindeyken gölge gibi karakolun içine süzülüyordu.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Düştüğümüz kuyular sandığımız kadar dipsiz değil aslında, tutunmaya çalıştığımız ipler çok kısa.

Charles Bukowski

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1077

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 976

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 819

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 771

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 641

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 582

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 570

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 515

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 484

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 276

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 199

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 107

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 79

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11656 Üye Sayısı
  • 325 Seri Sayısı
  • 16487 Bölüm Sayısı


creator
manga tr