“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 176-Ultimatom


Eski Ana Ork Kabilesi toprakları şu anda yeni kurulan kabilenin merkezi konumundaydı, sabah erken vakitte ayrılan araçların geri dönüşünü yüz binlerce ork heyecanla bekliyordu.

Tüm gün süren bu eylem hava kararırken yavaşça ilk anki coşkusunu kaybetmişti, birçok orkun aklında dönüş zamanının bir sonraki güne bırakıldığı vardı. Levazım orklarının doğal iş akışlarını gerçekleştirmek için ayrılmaları ile başlayan kopuşlar, zaman ilerledikçe artarak devam edecekti.

İçinde Ölümün Rüzgârı, Kitapkurdu ve Orkların Yüce Lordu Han’ı taşıyan araç merkez sınırlarından içeri girdiğinde, orijinal kalabalığın sadece onda biri kalmıştı.

“Hoş geldiniz, Orkların Yüce Lordu!”

Çekiçdöven eski kafalı bir adamdı, iki senedir görmediği oğlu ile karşılaşmış olsa da onun için önce gelenekler gelirdi. Sözlerini tamamlayıp tek dizinin üstüne çökmek üzereydi ki, bir el sertçe onu yakaladı

“Kalk ayağa baba! Benim kanım, kimsenin önünde diz çökmeyecek!”

Kelimeler ağzından tane tane çıkarken sadece yakın çevresinde bulunan üyeler değil, şu anda merkezde bulunan tüm orklar onları net bir şekilde duyabiliyordu.

Yanına aldığı ailesi ile beraber, kurulduğu günden beri içine kimsenin adım atmadığı Lord çadırına doğru ilerlemeye başladı. Bu yeri görmemek mümkün değildi, geniş bir düzlüğe kurulan yerleşimin tam ortasında ki, neredeyse on adım yüksekliğindeki tepenin üstündeydi.

Siyahayı’nın eski çadırının olduğu yerde, üzerinde kırmızı bir ork yumruğu sembolü olan bembeyaz bir çadır kurulmuştu.

Han deri kapısını savurup içeri girmeden önce, yanında gelenlere ikinci emrine kadar dışarıda beklemelerini söyledi. Tek başına, kendi için yapılan tahtın arkasında duran ayı postlarına bakıyordu, sırasıyla Boz, Kızıl, Siyah ve Beyaz olmak üzere dört taneydiler.

Varlıklarını görünce gözleri ışıldadı, üzerinden ağır bir yük kalkmışçasına seri adımlarla ilerleyip demir ve ağaçtan yapılmış tahtına oturdu. Bu taht ona özeldi, bir yanı Ork Stepleri üzerindeki madenlerden çıkan demirle, diğer yanı Vahşi Bataklık kıtasındaki ağaçlardan yapılmıştı.

Lordlarının döndüğünden henüz haberi olmayan orklar da bu vesileyle beklenen günün geldiğini anlayacaklardı, o tahtına oturduğunda, içlerinde adeta patlamaya hazır bir volkanın varlığını hissetmişlerdi.

İlk önce lordun soyu, daha sonra kabilenin ileri gelenleri çadıra girerek kapının iki yanında kendileri için hazırlanmış yerlere oturdular. Düzen bozulmadan tahtın sağında komutanlar, solunda yönetici sınıfı konumlanacaktı, sadece artık askeri kanatın en başında Ölümün Rüzgârı duruyordu.

Tam karşısında kardeşi Kitapkurdu vardı, geceden kara cüppesinin içinde sessizce duruyordu. Varlığı aynı sırada yer alan orkların korku içinde titremesine neden olsa da, hiçbiri ağzını açıp tek bir kelime edemeyecekti.

Han delici bakışları ile iki sırayı da yavaşça süzdü, gözünün değdiği orklar tarif edilemez bir coşku ile doluyordu; sanki Lordlarının varlığı bile, kendileri için başlı başına bir yaşama nedeniymiş gibi hissetmekteydiler.

“Ork Stepleri üzerinde yaşayan tüm canlılar, sesime kulak verin!”

Normal bir tonda konuşmuştu Han, yanı başında oturanlar belki farkında değildi ama Lordlarının sözleri şu anda kıtadaki nefes alan her şeyin beyninde çınlıyordu.

Orklar, insanlar, vahşi yaratıklar ve yaşayan ne kadar canlı formu varsa onu duymak zorundaydı. Çocuklar uykularından uyanmış, bebekler ağlıyor, şok içindeki insanlar korku ile etraflarına bakınıyordu.

“Ben, Alyon ve Demirdöven’in torunu, Çekiçdöven ile Ölümün Rüzgârı’nın oğluyum. Orkların Yüce Lordu ve tüm Ork Steplerinin tek hâkimi olan Han’ım!”

İkinci çağrı çadırda bulunan orkların da kafalarının içindeydi, neler olduğunu anlamasalar da ailesi hariç herkes önünde secde etmişti.

“Size otağıma gelip bağlılığınızı bildirmeniz için üç gün dönümü süre veriyorum, çağrıma kulak vermeyenleri bekleyen tek son ölümdür!”

Kıta üzerindeki tüm canlılar içlerine çöken karanlık nedeniyle put kesilmişti, görünmez bir güç onları baskılıyor, kaşlarını bile hareket ettiremiyorlardı.

“Üç gün dönümü boyunca Deli Su çağlamayacak, Lanetli Göl kimseye zarar vermeyecek, bu size verdiğim son kurtuluş fırsatıdır!”

Han, sözcüklerinin içine gücünden doğan kibrini katarak konuşuyordu, nitekim son sözlerinden sonra Ork Stepleri üzerinde büyük bir kıyım yaşanmıştı.

İnlerinde veya kurdukları sığınaklarda saklanan haydutların hemen hemen hepsi parçalanarak yok olmuştu, bu kişilere büyük organizasyonların, tarikat ve cemaatlerin adamları da dâhildi.

Her grupta sadece bir kişi hayatta kalmıştı, zavallıların yaşananları aktarmaları için onları Han’ın sağ bıraktığını anlamaları mümkün değildi.

Üç Ticaret Şehri de diken üzerindeydi, bağlılıklarını korumuş olan Parthenia bunların içinde en rahat olandı. Onlar devrimci orklara inanmış ve kader bağı kurmuştu, büyük savaştan sonra ne olursa olsun her zaman desteklerini esirgememişlerdi.

Nikonya şok dalgası ile çalkalanırken, şu anda şehrin bir numaralı ismi Gulag keyiften dört köşeydi. Sunulan şartlar altında Godfrey’in daha fazla Ork Stepleri üzerinde yaşaması mümkün değildi, gölgeler ardında yönettiği şehir nihayet tam anlamıyla hâkimiyetine girecekti.

Kıta üzerindeki yerleşim yerleri arasında en sefil durumda olan Karsak’tı, onlar ilk burun çevirenlerdi ve bunun bedelini ödemeleri gerekiyordu.

Han konuşmasına es verdiğinde yaşananlardan sonra durumları vahimdi. Şehrin etrafını aşılmaz bir duvar gibi saran üç katlı surların hepsi yıkılmış, üstlerinde nöbet tutan askerlerin bedenleri molozlar altında ezilmişti.

Ork Lordu insaflı davranmıştı, içinde insan olan binalara dokunmamış fakat kalan tüm yapıları yerle bir etmişti. Buluşların yapıldığı atölyeler, bilim konseylerini içinde barındıran binaların yerinde, artık yıkımın bıraktığı acı izler vardı.

“Bu an itibari ile atam Alyon ve Kan Tanrısı Nafız Ork Stepleri üzerinden sürülmüştür, onlarla iletişim kuran her kim olursa olsun, tüm soyu katledilecektir!”

Son sözünü söyleyen Han kıtada yaşayan canlılar üzerindeki tüm baskıyı kaldıracaktı, zamanı dikkatlice tartmıştı Ork lordu, zira aksi halde buna dayanamayacak birçok kişi hayatını kaybetmek üzereydi.

Karabasan gibi çöken etkinin ardından şehirlerde ve kendi başlarına bir kabile kurma isteğiyle büyük savaşın galiplerinin yanından ayrılmış orklar da, içlerini kemiren bir sıkıntı peyda olmuştu.

Kendi gözleri ve bedenleri ile Hanın Hükmü’ ne şahit olan orklar vardı sürüden ayrılan oluşumların içinde, bir nefes bile beklemeden kaynağını bildikleri sese doğru koşmaya başladılar. Hiçbir şeyin önemi yoktu artık, ne altın, ne mevkii, bunlar sadece bir kere yaşayabilecekleri hayatlarından önemli değildi.

Kıtanın dört bir yanından Han’ın Otağına doğru akın başlayacaktı, hiçbiri büyük toprak parçasının üstüne vurulmuş mührü görmese de, yaşattığı hissiyatın derinliği akıllarının başlarına gelmesine yetmişti.

Tüm bu olaylar yaşanırken, daha önce geçmeye cüret edenleri içten dışa doğru kavuran Lanetli Göl’ ün üzerinden, bir kaplumbağa kabuğu Kurak Bölge’ye ulaşmıştı.

 İçindeki iki ork toprağa ayak bastığında onları taşıyan kabuk kaybolmuş, yerine hiçlikten bir taşıma amaçlı mekanik alet ortaya çıkmıştı.

“Kaldır kafanı artık Alyon, bu işi ikimiz beraber batırdık!”

Nafız, tüm yol boyunca tek kelime etmemiş olan arkadaşının omuzuna hafifçe vurarak konuştu.

“Eğer şimdiden pes ettiysen, burada kal ve üç gün dönümü sonra acılarına son ver ya da hayatını intikamın kanlı yolunda bana eşlik etmeye ada!”

“Seçim senin, eski dostum!”

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Dünyada biricik acı, sevildiğini sanmamaktır.

Emile Zola

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1217

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 871

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 689

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 546

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14780 Üye Sayısı
  • 449 Seri Sayısı
  • 19442 Bölüm Sayısı


creator
manga tr