Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 175-Gidiyoruz


On bin savaşı ikiye bölünmüş, çadırın kapısının kenarlarından başlayarak karşılıklı olarak dizilmişlerdi. Beyaz uzun bir halı oluşmuştu ıssız toprakların ortasında, Alyon ve kızının sonunda durduğu bu yol, yeni bir başlangıca adım atacak kişileri bekliyordu.

Sessizlik, artık neredeyse kararmış havayı dilim dilim kesmekteydi, bekleyişle geçen her an, heyecan sosuyla tatlandırılmaya çalışılan korkunun üzerine bir doz daha endişe ekliyordu.

Son iki senedir yaşayan bir ölüden farkı olmayan kır saçlı ork son baharın rüzgârlarına inatla direnen bir yaprak gibi sallanıyordu, kızının telaşla koluna girmesi sonucu omuzuna yasladığı başını sabit tutmayı başarsa da, bedeni halâ şiddetle titriyordu.

Elit on saldırı ihtimaline karşı çevrede konuşlanmış beklerken, iki kanatlı deri kapısı olan çadırın içinden bir gölge usulca uzanarak toprağın kar beyazı böğrüne basacaktı, iki koca yıllık bekleyişinin nihayete erdiğinin ilk ve en somut kanıtıydı bu.

Üzerinde geceden kara bir cüppe ile dışarı çıkan kişi bir süre etrafı inceledi, yüzü görünmüyordu kapüşonun içinden, sadece çadırın etrafındaki sisle aynı renge sahip iki göz nefes kesici bir biçimde parlıyordu.

Bu iki mücevher bir süre iki yanda dizilmiş ork savaşçılarının üstünde gezindi, kimse onlarla göz göze gelmeye cesaret edemedi, dokunduğu bedenin buz kesmesini sağlayan gizemli bir güç vardı sanki içlerinde.

Sağ elini kaldırdı siyah cüppenin içindeki kişi, akabinde çadırın etrafında bulunan sis yavaşça ona doğru gelmeye başladı. Kafasının üstünde çılgınca dönen bir burgaca dönüştükten sonra usulca avucuna akın ediyorlardı, nihayet hepsini topladıktan sonra yavaş adımlarla yürümeye başladı.

Çevredeki orklar tam olarak çıkaramasa da, her an bir adım daha yaklaştığı ailesi onun kim olduğunu çoktan anlamıştı, önceki tarzının aksine siyahlara bürünmüş olan ork Kitapkurdu idi.

İlerlerken sadece önüne bakıyordu Kitapkurdu, buna rağmen iki yanında dizili duran savaşçıların dizlerinin bağı çözülmek üzereydi; korku değildi bu, nedenini bilmediği bir sıkıntının insanın içini yavaş yavaş kemirirken hissettirdiği tedirginlikti an itibari ile tecrübe ettikleri.

“Özür dilerim!”

Ölümün Rüzgârı ne diyeceği bilemez halde kendisine seslenen kardeşine bakıyordu, kelimeler sert bir ifade ile çevrelense de, bu kamuflajın altında yatan niyetin varlığı canlı bir şekilde yerli yerinde duruyordu.

Çaresizliğin, pişmanlığın ve mahcubiyetin karışımı olan duygunun kokusu, her şeye rağmen onu çevreleyen sert kabuğun zayıf noktalarından sızarak buram buram hasret kokan havaya karışıyordu

Cevap veremedi iri yarı dişi ork, iki kolunu yanlara açarak sıkıca sarıldı kardeşine. Olanlar için kimseyi suçlamıyordu, çok önceden hesabı kendisine kesmişti bile, kısa sürede bu kadar güçlenmesinin ana nedenlerinden biri de buydu.

Uzun bir süre bu şekilde kaldı iki kardeş, tek kelime etmeden. Başka kimsenin anlayamayacağını bir dilde konuşuyorlardı, zaman durmuş dünya dönmüyordu sanki.

Tüm gözler ikilinin üstündeydi, bir ailenin yeniden birleşmesinin ilk adımına nefeslerini tutmuş bir şekilde şahit oluyordu savaşçılar. Yalnızca kır saçlı Alyon’un başı yerdeydi bu anlarda, yanı başında olan bitene öyle uzaktı ki…

Oğlu kendisinin yanına geldiğinde dahi dünya umurunda değişmiş gibiydi, boş ve anlamsız gözlerle ayağının dibinde uçuşan kar taneciklerini izliyordu.

Çok geçmeden bir kişi daha dışarı çıkmaya başladı çadırdan, üzerinde basit deri zırhı ve kısacık kesilmiş saçlarıyla etrafına tek bakış dahi atmadan yürüyordu, müthiş bir değişim geçirse de herkes onu tanımıştı.

 “Kan Tanrısı Nafız!”

Savaşçılar hep bir ağızdan aynı adı bağırdı, büyük savaşın sonunda neler olup bittiğinden haberi olmayanlar için karşılarındaki kişi, neredeyse tüm orduyu tek başına katletmiş bir canavardı.

Saygı ile tek dizlerini yere koyarken tutkulu ile göğüslerine vuruyorlardı, Ork Stepleri üzerinde güç, meziyetler içinde en çok hürmet görendi.

Neredeyse üç numara kesilmiş saçlarına düşen kar tanelerine aldırmayan dişi ork, önlerine serilen beyaz halının sonuna geldiğinde, karşısında dağ gibi dikilen Yarmagül’ü baştan aşağı süzdü.

“Ölümün Rüzgârı, kendine en çok yakışacak ismi bulmuşsun sonunda!”

Orkların yeni kahramanı hayretler içindeydi, o gün kendisine seslenen küstah kadının sesi değildi bu, ilk tanıştıkları zaman onu zehirleyerek ölümün eşiğine getiren Nafız’dı konuşan.

Hâlbuki türlü kurgular düzenlemişti kafasında, bunların çok azında Nafız’ın tekrardan kendi bedeninin hâkimiyetini geri alacağı geçiyordu. Sakin görüntüsünün ardında tüm duyularını açmış, her an hamle yapacak şekilde tetikte bekleyen biri vardı.

“Burada işimiz bitti Kocaoğlan, gidiyoruz!”

Nafız sözlerinin ardından çok durmadı, yüzünü çevirdiği Alyon’un koluna girdiği gibi beraberce yürümeye başladılar. Tuhaf bir manzara ortaya çıkmıştı, merakla beklenen kişi sanki daha dün ayrılmışlarcasına, iki senedir adeta bitkisel hayatta olan arkadaşını peşine takmış ve her şeyi geride bırakarak çekip gitmişti.

Ardından kimse tek kelime edemedi, onu sorgulayacak cüreti kendilerinde bulmaları en uçuk rüyalarında bile mümkün değildi

Karışık duygular içindeki savaşçılar dayanamayıp birbirleri ile fısıldaşmaya başlamışlardı, iki senedir tüm zorluklara göğüs germelerinin bir nedeni de, zamanı gelince onları her türlü sıkıntıdan kurtaracak bir kahraman beklemeleriydi.

Fısıldaşmalar konuşmalara, buradan da homurdanma kıvamında serzenişlere doğru ilerlerken, dönüşü beklenen son kişi çadırdan dışarı adımını atıyordu.

Ölümün Rüzgârı ve Kitapkurdu dışındakiler, bir devrin açılışı anlamına gelen bu tarihi anı kaçırmışlardı, onlar sadece ilk adımın yarattığı etkiyi tecrübe edebileceklerdi. Ayaklarının altındaki toprak hafifçe sallanmıştı, ikinci adım sonrası bu olay daha güçlü şekilde hissedildiğinde, onlarda çadırdan çıkan kişiye doğru döneceklerdi.

Üçüncü adımla beraber ardında derin bir çatlak oluştu, dördüncü de bir örümcek ağı gibi yayılıyordu topraktaki kırılmalar. Yüreği ağzına gelmişti tüm savaşçıların, karşılarındaki fizikken zayıf orkun görünüşünden mi yoksa ardında bıraktığı etkiden mi daha çok korkmaları gerektiğini bilmemekteydiler.

Ölümün Rüzgârı oğlunu hemen tanımıştı, iki sene önce bıraktığı gibi değildi Han ama bir annenin evladını tanıması için gözlerinden çok daha fazla güvenebileceği bir yeri, yüreği vardı.

Beşinci adımında, Han’ın ardındaki boyu binlerce adımı bulan bir tepe şiddetle sarsılarak yıkıldı, sanki altındaki yer yarılmış ve o da içine düşmüş gibiydi.

Aslında tam olarak olan buydu. Orkların yeni Lordu annesinin karşısına geldiğinde, eskiden Buzul Bölge Kabilesi’ ne ait olan tüm topraklar sonu görünmeyen bir göçüğe dönüşmüştü.

“Tüm ork ırkı sana müteşekkirdir büyük savaşçı, benim annem olman, taşıyacağım unvanların en yücesidir!”

Han bunları söylerken kalbinin derinliklerinden gelen bir saygı kelimelerine eşlik ediyordu, gözlerinin altından çenesinin iki yanına doğru inen kırmızı dövmeleri bile, bu huşu dolu ortamı bozamıyordu.

Bu dövmeler, sanki akan kanlı gözyaşlarının kurumuş hali gibi görünüyordu; ne bir desen, ne de yazı vardı, sadece kenarları düzgün olmayan iki şeritti yüzündekiler.

“Hoş geldin, Orkların Yüce Lordu!”

Ölümün Rüzgârı kenara çekilip yolu açtığında, Han kendisini bekleyen araca yöneldi. Günün sonunda onlar Ana Ork Kabilesi topraklarına dönerken, omuz omuza vermiş iki ork başka bir hedefe doğru ilerliyordu.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İnsanın elinde kalan tek hak, canı istediği biçimde geberebilmektir.

Stefan Zweig

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1077

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 976

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 819

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 771

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 641

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 582

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 570

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 515

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 484

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 276

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 199

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 107

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 79

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11656 Üye Sayısı
  • 325 Seri Sayısı
  • 16487 Bölüm Sayısı


creator
manga tr