Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 174-İki Yıl


Güneş, karanlığın hükümdarlığını sona erdirmek üzereydi, zayıf ince bir çizgi halinde öne çıkan varlığı yavaşça gerçek heybetinin emarelerini gösteriyordu. Orkların çadırları sabahın ilk ışıklarıyla aydınlandığından beri, kabilede sessiz bir telaşın senfonisi çalınmaktaydı.

Ork Stepleri üzerinde, yakın tarihin en kanlı savaşının yaşandığı o lanetli günün üstünden, tam tamına iki yıl dönümü geçmişti. Bugün vaat edilen gündü, yıkıcı savaşın ve takip eden mücadele dolu günlerin bittiğini ilan edercesine, nihayet Buzul Bölge Kabilesinin topraklarına konulan yasak kalkacaktı.

Özellikle, Sangre’nin kaybı ve ardından yaşanan olaylar, orkların hafızasında silinmez bir mühür gibi yer etmişti. Bunlar, her ne kadar konuşulması büyük bir tabu olarak görülse de, dramı bizzat yaşamış bir aile vardı ortada.

Alyon ve soyu, Han’ın olağanüstü performansı dışında büyük bir hezimete uğramıştı, kendisi ölümün eşiğine gelene kadar ezilmiş, biricik kızına neredeyse herkesin gözü önünde tecavüz ediliyordu.

Mora’nın devreye girmesi sonucu savaşı kazanabilmişlerdi belki ama sonrasında gelen acı dolu günlerle yüzleşmeleri esas sınavları olacaktı.

Bitmiş karizması ve iyileştirilmesi gereken ağır yaralı bedeniyle Alyon, altı ay dönümü boyunca çadırından dışarı bir adım dahi atamamıştı. Adeta yaşayan bir ölüydü artık, fiziksel ıstırabının dinerek kendisine geldiği gecenin sabahında, heybetli başının üstündeki tüm saçları beyazlamıştı.

Tek gecede kır saçlı bir ihtiyara dönmüştü Alyon, günde bir, bilemedin iki kere kendisine ait çadırdan dışarı çıkıyordu. Ana Ork Kabilesi’nin lord çadırına adımını dahi atmamıştı, Ork Steplerini özgürleştirme isteğiyle büyük isyanı başlatan adam.

Savaşın detayları diğer kıtalarca bilinmese de sonuçları tahmin etmek güç değildi, Ork Stepleri çoğu organizasyonun gözünde tombul butlara sahip yaralı bir ceylandı, hepsi ondan bir ısırık almak isteyecekti. Bölgedeki iki gücün çarpışması sonrası, çok sürmeden soygunlar ve yağmalar önce tek tük, daha sonra hayatın normal akışıymış gibi sürekli tekrarlanmaya başlayacaktı.

Zor durumlar yeni kahramanlar yaratırdı ve kaderin en büyük acıyı yaşattıkları, bu ateşten gömleği giymek için bir an bile duraksamazdı.

Ataerkilliği doruklarında yaşayan bir toplum olan orklar da bu rolü oynamak, ne tuhaftır ki savaş meydanında kadınlığı yüzünden en ağır aşağılanmalara maruz kalan Yarmagül’e düşecekti.

Babası ve kocası ağır yaralıydı, bunlar yetmezmiş gibi kabilelerinin en iyi savaşçısı, oğlu ile kardeşini alarak ortadan kaybolmuştu.

Nikonya, Parthenia ve Karsak, bu üç şehir için kendi güvenliklerini sağlamak sorun değildi fakat ya ticaret yollarının asayişi ne olacaktı. Kitapkurdu madenleri mühürlemişti, bir gelir kalemi eksilen kabile, topraklarını korumaktaki acizliklerini bahane eden iki şehirden aldıkları vergileri de kaybedince, içine düştüğü dehlizden nasıl çıkacağını bilemez haldeydi.

Önce Karsak bir elçi yollayarak kendi kendilerini vergiden muaf bıraktıklarını açıkladı, bunu öğrenen Gulag çaresiz kalmıştı. Şehir Lordu onun kuklasıydı, isterse bir sözü ile her şeyi yapabilirdi fakat Işığın Toprakları içindeki yüksek bir cemiyetin üyesi olan adamın varlığı buna engel oluyordu.

Onlarda vergi vermeye devam edemezdi, hâkimiyetini kaybetmiş bir güce karşı ısrarla boyun eğmek Godrey’in tabiatına tersti. Değişen durumda aynı hareketi sürdürürse foyaları ortaya çıkar, bunca zaman bin bir emekle inşa ettiği düzen yerle bir olurdu.

Böyle iç karartıcı bir durumda yeni yerleşim alanlarını kurdurarak işe başladı heybetli dişi ork, tabii ki bu kolay olmadı. Büyük savaşa şahit olan bazı savaşçılar onu baştan ciddiye almama hatasına düşecekti, yarım adım dahi geri atmadı Yarmagül, tek tek kendisi infaz etti onları.

Sulhu sağlama konusunda en büyük yardımcısı, trajik olayların yaşandığı meydan muharebesinden hemen önce özgürlüğünü geri kazanan Miloş’tu, Elit On’ un komutanı, emri altındaki savaşçıları ile kalkan tüm başları omuzlarının üstünden alma konusunda tereddüt etmiyordu.

Kabile içi sıkıntılar bittiği an orkların ilk hedefi, oluşan boşluktan istifade ederek topraklarında üsler kuran organizasyonları yok etmek olacaktı. Aşağılanmayı iliklerinde hisseden dişi orkun, esas rengini bulup parlayacağı yerler buralarıydı, adeta bir kâbus gibi çöküyordu eşkıyaların üstüne.

Durmaksızın çatışmaların sürdüğü bir sene boyunca Yarmagül, hem en ön cephede savaşmış hem de Nafız’ın ona verdiği teknik kitabı üstünde deli gibi çalışmıştı.

Elit On’ un başında Miloş, Eski Buzul Bölge savaşçıları ile beraber Çekiçdöven ve emri altındaki savaşçılarıyla dişi ork önlerine kim çıkarsa çıksın cansiperane yüzleştiler. Acı, nefret, hasret ve bilinmezliğin verdiği korkunun baskısı altında küllerinden doğdu Yarmagül, her şey nihayete erdiğinde artık yeni bir isimle çağırılıyordu “Ölümün Rüzgârı”.

Tüm dünyada, Ork Stepleri ile işi olup ta bu ismi bilmeyen bir kişi dahi yoktu, gittiği her yere ölümü de yanında getiren dişi orkun hikâyeleri tüm maceracıların dilindeydi.

Ölümün Rüzgârı, üç yüz kişilik elit bir saldırı takımını tek başına parçalarına ayırdığından beri kıtanın bütünlüğüne yapılan tecavüzler azalmış, yağlı bir but olarak görünen Ork Stepleri tekrardan yağmacılar için tehlikeli bir yer haline gelmişti.

İşte bu yiğit kadın, etraftaki diğer çadırlardan hiçbir farklı olmayan bir tanesinin iki kanatlı kapısını sertçe açtı, sabahın ilk ışıklarının dolduğu bu çadırın içinde kırlaşmış saçları omuzlarına kadar gelmiş, aydınlıktan kaçmak için istem dışı karanlığa doğru kendini atmış bir ork vardı.

“Baba vakit geldi, bugün onlara kavuşacağız!”

Ses çıkarmadı gölgelere saklanmış iri yarı ork, yavaş hareketlerle doğrulurken bunun fiziksel bir sıkıntıdan değil, tamamen ruh halinin onu sürüklediği buhrandan olduğu gözlemlenebiliyordu.

İki sene boyunca olduğu gibi başı yerdeydi yürürken, kimse açıkça onu suçlamasa da orkların gözlerine bakacak cesareti yoktu. Duyduğu en ufak gülüş dahi yüreğine onlarca bıçağın saplanmasını sağlarken, nasıl olurda yüzüstü bıraktığı savaşçıları ile yüzleşebilirdi.

Üzerinde kan kırmızısı bir ork yumruğu işareti olan aracın içinde sadece kızı ve o olacaktı, Çekiçdöven her ihtimale karşı kendisine en sadık savaşçıları ile kabileyi korumak için geride kalırken, Elit On tam kadro bir arkadaki araçta bekliyordu.

Yanına on bin savaşçı aldı Ölümün Rüzgârı, bölgenin içlerine doğru ilerledikçe araçları geride bırakıp, kalan yolu yaya olarak almaları gerekecekti. Ork Stepleri bugünlerde sakindi lakin bir pusu ihtimaline karşı tedbiri elden bırakmak istemedi dişi ork, geçirdiği ıstırap dolu günler onu kılı kırk yaran birine dönüştürmüştü.

Nihayet arzuladıkları yere ulaştıklarında, onları mor bir sisle çevrili halde bekleyen Buzul Bölge Kabilesi karşıladı. Biraz gözlemle sisin dağılmaya başladığını, incelmiş dokusunun içinden uzun süre önce önce terk edilmiş kabilenin yıkık dökük çadırlarını görebiliyorlardı.

Güneş tepeye eriştiğinde mor sisin kapladığı alan yarıya düşmüştü, gün boyu bu süreç aynı hızla sürecekti. Alacakaranlığın yavaşça gecenin siyah kanatlarının altına girdiği anlarda, sisin kalkmadığı tek bir çadır kalmıştı.

Hafif bir morlukla ışıldayan bu yer, sonsuz karların içinde açmış bir menekşe gibi parlıyordu, ısrarla ben buradayım diye bağırıyor olsa da, ona bakanlarda uyandırdığı tek duygu hüzünlü bir iç çekişinin yaverlik ettiği acıydı.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Her şey olması gerektiği gibi: Üzüntülü ve ağır...

Franz Kafka

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1147

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1028

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 623

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 617

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 530

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 310

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13248 Üye Sayısı
  • 392 Seri Sayısı
  • 18107 Bölüm Sayısı


creator
manga tr