Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 170-#########


Kendinden emin bir şekilde yürümeye devam etti Nafız, yapabileceği tek şeyi yaparak Beşinci Zebaniye teslim olacaktı.

Bu kararı vermesi Resbaladizo’nun yüzünün biçimsiz bir gülümse tarafından kaplanmasına neden olmuştu, elinde bu orkla beraber Cehennem Diyarı’na döndüğü anda uzun yıllardır beklediği ilerlemeyi kaydedebilirdi.

Nafız beyaz tenli adama doğru yürürken alevlerden oluşmuş bir kafesin içinde hapsolmuş Sangre’nin yanından geçmek zorundaydı, bu ne kadar acı verici olursa olsun öğrencisinin çektiği eziyeti bitirmek için en kısa yol buydu.

‘Usta dur!’’

Kan Savaşçısı, bedenini ikiye ayıracakmışçasına ıstıraba neden olan baskıya aldırmadan konuştu, ağzının kenarından ince bir çizgi halinde kanlar sızmaktaydı.

Aynı gün içinde iki kez Vampirik Dönüşüm gerçekleştirdiği yetmemiş gibi, şu anda her nefeste ağır bir işkenceye maruz kalıyordu.

Bu hareketi Beşinci Zebani’nin hiç hoşuna gitmedi, öldürmemek için kontrol altında tuttuğu enerjisini bir kademe daha arttırdı.

Nafız adımlarını hemen hızlandırdı, değer verdiği bir kişinin gereksiz yere eziyet çekmesini istemiyordu. Bedeninde oluşmuş yüklere aldanmadan hızlandı, ne yazık ki tam ateşten kafesin yanından geçerken aynı ses bir daha çaresizlik içinde haykıracaktı.

‘’Usta dur!’’

Sangre çıldırmıştı, hiç bir şeye aldırmadan kor ateşten parmaklıkları iki eli ile kavrayarak zorla parçalamaya çalışıyordu. Olay Nafız’ın üç adım önünde olmaktaydı, yüzünü o yöne döndüğünde iki orkun gözleri bilinçsizce birbirine kitlenecekti.

O anda sanki zaman durmuştu, aslında dişi orkun hafızalarında hızla geriye dönmekteydi, ta ki o güne Kalındiş’in karşısında korkudan titreyerek yere çöktüğü güne kadar gidecekti.

Bu anıdan aklında kalan tek şey, onu almaya gelen orkun söylediği sözlerdi ‘’Korkma, geçti!”

Karanlığın içinde ansızın beliren bir ışık, çölde susuz kalmış birinin karşısına çıkmış vaha gibiydi bu kelimeler, ardından aynı kişi onu kollarından yakaladığı gibi güvenli bir yere taşımıştı.

Neredeyse unutmuş olsa da bu ork sonradan Sangre adını alacak olan kişiydi, Ayıboğan’ın kabilesindeki Levazım Şefi’nin oğluydu.

Bir anda sahne değişiyordu, yer aynıydı hala kabile şefinin çadırındaydılar fakat artık o zayıf dişi ork gitmiş yerine kendisine Kan Tanrısı diyen Nafız gelmişti. Baba oğul boyun eğmiş kaderlerini bekliyorlardı, bu sefer onları ölümün ellerinden alan kendisiydi.

Küçükdomuzcuk ismini en son kullandığı güne gelmişti sırada, başının üstünde tuttuğu koca kayayı ne olursa olsun bırakamayacak gibi duruyordu, yöneltilen hakaretler veya arkadaşlarının gülmelerini umursamadan emirleri uyguluyordu.

Onu tarihteki ikinci Kan Savaşçısı yapan neden buydu, ilkinin içindeki derin şefkat yerine bu sefer söyleneni yapan birini istemişti Kan Tanrısı. İlk yayını eline alması ve düşmanların kalkanını parçaladığında attığı savaş narası sanki kulaklarındaydı Nafız’ın.

Bu kısa birkaç yıl içinde ne kadarda çok olay yaşamışlardı beraber, gözünün önünden film şeridi gibi geçen sahneler bitmeyecek gibiydi.

Dönüşümü sürerken aldığı ilk mağlubiyet ve sonrasında bitmeyen düşmanlığın başladığı Kutsal Topraklar, sanki oradaymış gibi hissediyordu, şu anda boş gözlerle ölümle yaşam arasında kıvranan öğrencisine bakan dişi ork.

Onun ödül zindanından çıkmasını hatırladı aniden, hiç şüphe duymamıştı kendisinden, tek başına girdiği yerden çıkmasını sabırla beklemişti.

Şimdi ise elinde asası ile karşısına çıkmış bir büyücü ile savaşıyordu, Kan Savaşçısının ilk büyük zaferini izlerken nasılda gururla doluydu.

Sahne bir daha değişiyordu, gladyatörlerin konakladığı villanın taş avlusundaydılar. Yaşananları öğrenen Sangre’nin tepkisini hatırladı Nafız, tüm şehri kanla boyamaktan bahsediyordu onu dinleyen zavallı gladyatörlerin korku dolu bakışları altında.

Yanında şaka dahi yapılamıyordu, sadakati o derece fazlaydı ki Şefi’nin biricik torununu bile öldürmek için yanıp tutuştuğu anlar olmuştu.

Bu bağ aralarında günlerce mesafe olsa da bozulmamış, aksine her geçen gün ustası olarak gördüğü dişi orka daha da sadık olmuştu Kan Savaşçısı.

‘’Kararından dönmeyi mi düşünüyorsun ork savaşçısı!’’

Daldığı hayal dünyasından Beşinci Zebani’nin sesi ile uyandı Nafız, tüm bunları hatırlaması belki birkaç nefes sürmüştü ama bu bile beyaz tenli adamın paniğe kapılmasına neden olmuştu.

‘’Beni affet, Sangre!’’

Bu konuştukları son söz olmalıydı, onun her geçen an da uğradığı eziyete son vermeliydi, kızgın ateşlerden oluşan parmaklıkların yaktığı ellerinden gelen koku çoktan yakın çevredeki herkesin burnuna ulaşmıştı.

Gözlerinin içine baktı Kan Savaşçısının, üç adım mesafeden ona gözleri ile yalvaran orka böyle veda ediyordu. Kaderini bir bilinmezin içine atarken yüreğinde en hafif yük yoktu, bu sefer kendisini sevdiklerinin yerine kurban edebilecekti.

Yüzünü Beşinci Zebani’ ye doğru dönerek ilk adımını atmıştı bile, aynı anda yüzüne sıçrayan bir şey olmasaydı durmaya da niyeti yoktu. Eli ile suratına gelen sıvıya bakmak zorunda hissetti kendini Nafız, belki de gördüğü zaman en az şaşıracağı şey vardı parmaklarında şu anda.

Yeni yaşamı boyunca birçok kez onunla yıkandığı kandı bu, yalnızca teninde yarattığı his çok farklıydı sanki adeta değdiği yeri yakıyordu bu sefer.

Aklına ilk gelen ihtimal nedeniyle iki nefes boyunca olduğu yerde çakılı kaldı Nafız, içinden delicesine bunun olmaması için yalvarmaktaydı.

Yavaşça başını az önce vedalaştığı Kan Savaşçısı’na doğru çevirdi sonra, burada tüm ömrü boyunca unutamayacağı bir manzara onu bekliyordu.

O ilk adımını attığında Sangre’ de gözlerini kapamıştı, onun önünde ustasının biri tarafından alıkonulmasını izleyemezdi. Delicesi bağırmak ona kaçmasını söylemek istese de gücü yetmiyordu, buna yüzü de yoktu, onun bilinmezlere doğru yürümesinin en büyük nedeni kendisiydi.

Kaderinin değiştiği o günden sonra kendine tek bir amaç belirlemişti Sangre, ustası olan ork ile beraber omuz omuza savaşmak en büyük arzusu olmuştu. Kendi gücü ve kudreti ile yerini almalıydı onun yanında, verilen armağanı sonuna kadar hak ettiğini kanıtlamalıydı.

Yaşama nedeni bunlar iken, düştüğü durum sonrası tüm zihni düşünce fırtınaları içinde savrulmaktaydı, ne kadar düşünürse düşünsün kendisi yüzünden yanında savaşmak istediği kişinin düşmana teslim olmasına bahane bulamıyordu.

Ustasının attığı ilk adım ile kararını vermişti en sonunda, varlığının yarattığı sorunu çözmek için kalan tüm gücünü yerde duran atma bıçağına odakladı. Bir nefes sonra, sahip olmak için tek başına yüzlerce goblini katlettiği silahı kendi gırtlağını yırtıp atmıştı.

İşte Nafız’ın yüzüne sıçrayan kanların nedeni buydu, düştüğü durumu kendisine yediremeyip canına kıyan öğrencisine aitti onlar.

Bir yanda bıçak diğer yanda Sangre vardı, ikisi de kanla ıslanmış toprakta boyunlarını bükmüş yatıyorlardı. Dizlerinin bağının çözüldüğünü hissetti Nafız, ne olduğunu anlamadan o da yere çökmüştü.

Gözlerini sıkıca kapadı aniden bu gerçek olmamalı diye düşündü, bu sefer farklı olmalıydı

‘’Hayır! Hayır!’’

Dilinde inkâr söylemleri ile kafasını sağa sola sallıyordu, korkudan hala gözlerini açmamıştı az önce şahit olduğu şeyin gerçek olmadığına kendini inandırmaktı amacı.

‘‘Ha! Ha! Ha! Ha! Ha! Ha!’’

‘’Aptal ork, ne acelen vardı ki? Şu çirkin şeyi aldıktan sonra zaten öldürecektim hepinizi!’’

Tüm çabaları boşunaydı, boyun eğdiği düşmanının keyifle tınlayan sesi kulağından girerek beynine bir ok gibi saplanmıştı

Bölüm 170-Sangre'nin Ölümü

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bil ki mutlu son diye bir şey yoktur. Çünkü bir şeyde son varsa orada mutluluk yoktur!

Dostoyevski

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1150

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1028

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 842

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 792

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 313

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 88

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13331 Üye Sayısı
  • 399 Seri Sayısı
  • 18154 Bölüm Sayısı


creator
manga tr