Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 168-Tüm Gücünü Kullanmak


Konuşması biter bitmez hafifçe zıplayarak kendini yerden on adım kadar yukarı çıkardı, şu anda tüm savaş meydanı görüş alanının içindeydi.

Sağ kolunu vücudunun yanına doğru uzattığında hiçlikten gelen bir kılıç elinde belirecekti, gövdesi altın, korumalığı ile kabzası gümüştü bu silahın.

Görünmesinden bir an sonra dört parmak genişliğindeki gövdesi alev almıştı, gözlerini Elit On’a dikmiş sahibinin emri bekliyordu.

‘’Bir grup ezik soylarına bakmadan savaş teknikleri öğrenmeye çalışmış, kendinizle gerçek bir ustanın arasındaki farkı öğrenme vaktiniz geldi!’’

Yavaşça sallanan kılıçtan ayrılan alevler, aşağılayıcı sözlerle beraber simsiyah zırhları kanlarla kaplanmış on savaşçıya doğru yönelmişti. Gelen tek bir saldırı değildi, daha çok iri taneleri ateş parçalarından oluşan bir dolu yağışı gibiydi, kaçacak bir yer bırakmamıştı Elit On’a.

Etraflarında binlerce ork vardı, şüphesiz hepsinin hayatı tehlike altına girmişti fakat şu anlar herkesin kendi canı için endişe duyması gereken zamanlardı.

‘’Toplanın!’’

On savaşçı biraz dağınık olmakla beraber neredeyse aynı yerde duruyordu, aralarında beliren bir orkun komutu ile hemen yan yana geldiler.

Ateş parçaları da eş zamanlı olarak hedefine varmıştı, düştükleri yerlerde derin delikler açıyorlar değdikleri kim varsa küle çeviriyorlardı.

Sadece saydam yeşil renkteki bariyerin içindekilere bir şey olmuyordu, ona vuran ateş parçaları tüm özelliklerini kaybederek hiçliğe karışıyorlardı.

On bir kişi için artık ölüm tehlikesi söz konusu değildi, en azından Asiyürek’in ekipmanının içine depoladığı enerji bitene kadar rahattılar.

‘’Sağ ol komutan, hayatlarımızı sana borçluyuz!’’

Konuşan kişi dokuz numara olacaktı, aşılmaz bir kalkana sahipken bunları söylemesi tuhaf gelebilirdi ama işin aslı tam olarak söylediği gibiydi. Gökten dolu gibi yağan ateş parçacıklarını kalkanıyla engelleyebilirdi lakin şu anki fizik durumu ile buna ne kadar dayanabileceği konusunda emin değildi.

Canları kurtulan Elit On rahatlasa da içleri acı ile kavruluyordu, hemen yanı başlarında feci şekilde ölen soydaşlarının çığlıkları kulaklarındaydı.

Yumruklarını çaresizlikle sıktılar, bu kalkanın içinden çıkarlarsa öleceklerdi, bulundukları yerden saldırmaları da söz konusu değildi, tam anlamıyla saf dışı kalmışlardı.

‘’Böyle bir ekipman nasıl bu topraklarda olabilir, size kimler yardım ediyor?’’

Resbaladizo bütün anormalliklerin ödül zindanlarından geldiği tahmin edemiyordu, onun bakış açısına göre kıtanın dışından bir gücün planıydı tüm yaşananlar.

Düşünceler içine gömüldüğü sırada çokça deneyimlediği bir his sardı kalbini, ölüm tehlikesi altındaydı. Gözlerini kaldırdığında, iki okun ona doğru uçtuğunu neredeyse bedenine saplanacaklarını gördü.

Hemen duruşunu değiştirecekti, yana doğru savrulurken elindeki kılıcı bir oku engellemek için kullandı. En tehlikeli olduğunu düşündüğü oka vurmuştu silahıyla, bu hareketi gözlerinin yuvalarından çıkacak gibi olması ile sonuçlanacaktı.

‘Bunlar Abarran’ın kayıp silahları, Dehşetin Kulesi ve kızı için yaptığı söylenen yay. Nasıl olabilir, o gelen ok saf kan gücü taşıyordu, yoksa düşündüklerim gerçek mi? Bu orkların arkasında Kutsal Kan Tarikatı’mı var?’

Bir göz kırpmasında geçecek süre zarfında tüm ihtimalleri düşünüp kararını vermişti Resbaladizo, önce Vampirik dönüşüm ve sonrasında gördüğü iki yay tek bir adresi işaret etmekteydi.

Siniri buhar olup uçmuştu adeta, gözünün gördüğü her yeri yakma kararından vazgeçiyordu, önceliği bu topraklardan kanıt ve tanıklar toplamak olarak değişmişti.

Beşinci Zebani mevkii ona yetmiyordu, yıllardır aradığı fırsat ayağına kadar gelmişti. Bir taşla iki kuş vuracaktı, hem Birlik’ ten aldığı emir ile Siyahayı’nın tahtını koruyacak hem de kendi tarikatının baş düşmanı olan Kutsal Kan Tarikatı’nın fişini çekecekti.

Birkaç nefes içinde planını yapmıştı bile önce tüm tanıkları yok edecek daha sonra seçtiği iki kişiyi alarak kendi topraklarına dönecekti.

İkinci Ordu’nun işini bitirmişti bile, tek atağı ile on binlerce ork acılar içinde son nefeslerini vermişti. Şimdi sıra yıkık surların içinde kalanlardaydı, hafifçe o yöne doğru süzülürken elindeki kılıca yüklü miktarda enerji yönlendiriyordu.

Bu tavrı, yerde onu izleyen bir kişinin paniğe kapılmasına neden olacaktı. Kan Tanrısı, silahına yönlendirdiği enerji ve cinayet niyeti taşıyan bakışlarından, Resbaladizo’nun niyetini anlamıştı.

Hedefinde, arkadaşı Alyon ve orkların gelecek umudu olan Han’ın da bulunduğu yer vardı. Biraz önceki saldırısını tekrarlarsa tek bir kişinin dahi sağ kalamayacağı kesindi, siyah pelerini havada dalgalanırken sakince süzülen adam acilen engellenmeliydi.

Nafız Beşinci Zebani’yi normal yollarla durduramayacağına kanaat getirmişti, emrindeki savaşçılar yorgun, mekanik aletler işlevsiz durumdaydı.

Gözünün ucuyla Sangre’yi incelediğinde, onun da önceki savaşlardan dolayı birçok yarası olduğunu ve bunların hala kanadığını görüyordu.

Tek hamlede bitirmeliydi bu savaşı, düşmanı gibi o da bir karara varmıştı, hançerlerini geri çekerek tüm enerjisini savaş alanında bir ırmak oluşturmuş kanlara yönlendirdi.

Önce birkaç yerde baloncuklar çıkmaya başladı, birkaç nefes sürmeden bu yerler çoğalarak, sonunda tüm savaş alanı boyunca yayılmış kanların fokurdayarak kaynamasına neden olacaktı.

Damla damla havaya kalkıyordu tüm kanlar, Resbaladizo’nun karşında kümelenmek için emir almış gibiydiler. Bunların tek sebebi yerdeki cılız dişi orktan başkası değildi, daha önce Astute’nin canını almak için kullandığı tekniği devasa bir boyutta tekrarlamaktı amacı.

Tüm olanlar on nefes sürmemişti, havada süzülen beyaz tenli Zebani’nin görüş alanı şu anda kan kırmızısı bir bulutla kaplanmıştı.

‘’Olamaz sen bu tekniği nasıl kullanabilirsin, şerefsizler! Tarikatları dışında birine nasıl olurda gizli sırlarını açarlar!’’

Yavaşça diken şeklini alan kan damlacıklarına bakan Beşinci Zebani öfkeyle haykırıyordu, sonraki an elindeki kılıcın gövdesindeki alevler birkaç katına çıkarak karanlık gecenin içinde göz kamaştırıcı bir şekilde parlamaya başlayacaktı.

Yerde ise Nafız çok zor bir durumdaydı, ilk defa bu kadar büyük çapta bir saldırı için kan tekniği kullanıyordu. Gözleri, kulakları, burnundan sızan kanlara aldırmadan, son hamleyi yapmak için kendini limitlerine kadar zorlamıştı.

‘’Öl!’’

Ufacık açtığı ağzından sadece bu küçük kelime çıkabildi, emri ile beraber kan dikenlerinin hedefi Cehennem Diyarı Kraliyet Ailesinin Beşinci Zebanisi Resbaladizo olacaktı.

Hiç olmadığı kadar ciddi bir ifade takındı beyaz tenli adam, şu anda kılıcı şeklini kaybetmiş sadece alevden oluşan bir form almıştı.

Üstüne doğru uçan kan dikenler neredeyse gözlerinin önündeydi o ise kabzasından iki eli ile yakaladığı kılıcını tamamen arkasına kadar çekmiş bekliyordu.

Son bir nefes kalmıştı çarpışmaya, işte o an tüm gücü ile savurdu alevden oluşan kılıcı Resbaladizo, gökyüzü iki büyük tekniğin düellosuna teslim oluyordu.

Uzun süre birbirlerine direndi bu iki güç, savaş alanındaki tüm orklar ister Alyon isterse Ana Ork Kabilesi güçlerine bağlı olsun hayatları buna bağlıymışçasına izliyorlardı.

Yanlış bir tabir değildi bu, Beşinci Zebani saldırırken dost düşman ayırt etmiyordu, gözünü diktiği alanda kim varsa öldürmek için savuruyordu kılıcını.

Kısa sayılmayacak bir süre boyunca kan kırmızısı bir bulut ile alevlerden oluşan deniz birbirine üstün gelmek için var güçleriyle uğraştılar, en sonunda kulakları sağır edecek patlama gerçekleşti.

Etkisi yerdeki yüzbinlerce kişiyi savurmaya yetecek bu olaydan sonra, yıldızsız karanlık gecenin göğsünde kanlı bir yaranın alevlerinin son çırpınışları kalmıştı.

Onlarda birkaç nefes içinde yok olacaktı, öyle bir sessizlik vardı ki ortamda, orklar yanındakilerin kalp atışlarını dahi duyabiliyordu.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İçinde yaşanılan an, geleceği kemiren geçmiştir.

 Henri Bergson

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1077

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 976

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 819

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 771

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 641

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 582

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 570

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 515

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 484

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 276

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 199

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 107

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 79

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11656 Üye Sayısı
  • 325 Seri Sayısı
  • 16487 Bölüm Sayısı


creator
manga tr